Bedir Haber

TÜRKİYE’DE SİGARA VE DUMANSIZ HAVA SAHASI ÜRÜNLERİNİN SERÜVENİ

TÜRKİYE’DE SİGARA VE DUMANSIZ HAVA SAHASI ÜRÜNLERİNİN SERÜVENİ
Mustafa Solmaz( mustafa.solmaz@bedirhaber.com )
230 views
02 Eylül 2019 - 23:24

Sigara başta olmak üzere tütün kullanımını azaltmak için Sn.Cumhurbaşkanımızın yıllardır verdiği mücadele hepimizin malumu. Bir süredir bazı ilahiyatçıların da (Prof.Dr.Faruk Beşer,Prof.Dr.Cevat Akşit) sigaraya kesin olarak ‘HARAM’ dediklerini de duyduk.Ancak geçtiğimiz aylarda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Ali Erbaş’ın da sigara kesin olarak ‘haram’ demesiyle konu farklı bir yere taşınsa da artık kesin olarak biliyoruz ki hem israf yönünden hem de sağlık açısından zararları bakımından sigaraya haram demek elbette mümkündür. Kendilerine bir fetva olarak ‘mekruh’ diyenlerin genelinin de sigara içtikleri göz önüne alınırsa bunun mekruhluk yönü kalmamıştır. ‘Soğan ve sarımsak yiyenlerin dahi mescide yaklaşmamasını’ emreden Hz.Peygamberimiz, acaba hem mala hem de cana onca zararına rağmen sigaraya ne derdi?
Bu uzun yazımda sigaranın dini boyutundan çok;dünyada ve ülkemizdeki yol açtığı felaketler,etkin mücadele,çıkarılan yasaların sonuçları üzerinde duracağım.

Öncelikle ülkemizde sigara yasağına neden ihtiyaç duyulduğu konusuna değinelim.Her yasanın bir ana fikri,gayesi,mantığı var.Tütün, yaklaşık 100 yıl içerisinde baktığımız zaman insanoğluna bu kadar zarar veren bir başka madde hatta hiç bir kitle imha silahı yoktur.Buna atom bombası dahil.Yurtdışı sermayeli olması bakımından bir nevi ‘kızılderilinin beyaz adamdan intikamı’ diyebiliriz.Şimdi düşünün her gün 300 kişinin yılda 100 binin üzerinde insanın öldüğünü.Bunların 10-15 bini pasif içici.Belki birkaç bini çocuk, masum, anne karnında yavru, bunlar zehirleniyorlar ve beklenenden erken ölüyorlar.İnsan sağlığı birinci etken.Yani kişiye verdiği zarar,çevresine verdiği zarar,arkadaşlarına,eşine,hamile olan kişilerin karnındaki bebeğe dahi zarar veren bir madde.Toplumda belki çok göz ardı ediliyor ancak;insan sağlığı elbette ki daha önemli ama bütün yangınların en az yarısı sigaraya bağlı.Sigara içerken araç kullananların yaptığı kazalar ve onların sebep olduğu ölümler,yaralanmalar…Genel itibariyle baktığımız zaman insanoğluna bu kadar zarar veren,bu kadar felakete sürükleyen bizatihi insanın kendi parasıyla aldığı bir felaket yok.İnsan kendi cebindeki parayla kendine atom bombaları atıyor ve sonunda bakıyorsunuz ki yılda 100 binden fazla insan sadece Türkiye’de ölmüş.Yılda dünyada 8 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklardan ölüyor veya beklenenden erken ölüyor. Akciğer kanserlerine baktığımız zaman birinci etken,kalp damar hastalıklarına baktığın zaman önlenebilir birinci etken,bacak kesilmesi ve kangren,beyinden felç olan,yatalak olan hastalar vs.nedeniyle hem insan kaybı hem de işgücü kayıpları…Bunların hesabı yok.Bu kadar büyük bir felaket ile karşı karşıyayız.İşte dumansız hava sahası yasasının çıkmasının en önemli etkenleri de bunlar. Peki bu kadar zarar ve ziyan veren madde ile ülkeleri,gençleri,ekonomileri,nesilleri felakete sürüklemek isteyenler kimler?Elbette ‘sigara kartelleri’
Yıllarca sigara reklamlarında,markalarında doktorlar oynamış,pek çok hekim sigara ile ilgili makaleler kalem almış.Faydaları olmasa da en azından zararsızlığı üzerine. Amerika’lı doktorları Türkiye’de oynatmışlar satışlar artsın diye.Her kesimi emelleri için kullanmışlar.Türkiye’de 1934 yılında meclise verilen ve kabul edilen bir kanun şöyle diyor: ‘hastalara tabip tarafından yazılan miktarda sigara verilir’ diyor; ‘verilebilir’ demiyor ‘verilir’ diyor.Tabip hastaya sigara veriyor ama o dönemde sigaranın bu kadar insan sağlığına zararı bilinmiyor yani tek affedilir tarafı bu.İçinde fare zehiri dahil pek çok 4000 çeşit zararlının olduğu böyle bir maddeyi biz reçete etmişiz zamanında insanlara.Peki 1934’te yürürlüğe giren kanun ne zaman kaldırıldı yürürlükten?2007’de ☺
İlk yıllarda sigaranın zararları bu kadar bilinmediği için biraz da sektörün işine geldiği,tütün kartellerinin de işine geldiği için doktorları da hemşireleri de öğretmenleri de subayları da polisleri de herkesi kullanmışlar ve herkesin adına sigara paketleri çıkmış,meclisin adına,subay adına,astsubay adına,ilçeler adına, kahramanlarımızın adına, andığımız günler (Cumhuriyet) adına sigara çıkmış.Karteller nasıl satış yapabileceklerse o şekilde kullanmışlar insanları.Ülkemizdeki aslında bir ‘tütün salgını’,bir salgın olarak ben bunu değerlendiriyorum ve görerek bulaşan bir salgın hastalık olarak tanımlıyorum tütünün kullanımını. Çünkü kişiler daha çok birbirlerini görerek ve meraktan başlıyorlar.Malum bütün Türkiye gençleri,ülkemizin sevgili yavruları 20 yaşında askere gider ve eski askerlik şimdiki gibi bedelli veya kısa süreli değil 2 yıl kadar olanlar da vardı.1935 yılında ‘kuvvetli tayin kanunu’ yani askerin iyi beslenmesine kuvvetli beslenmesine yönelik bir kanun çıkıyor. Orada ‘tütün içenlere 10 grama kadar tütün verilebilir,sigara verilebilir’ diyor.1954’te yeni bir kanun çıkıyor,bu yetmemiş olacak ki kanun diyor ki ‘tütün içsin içmesin bütün askere günde 10 gram yani 10 adet sigara verilir’ ve ‘bu mübadele edilemez’ diyor.Yani bir başka şeyle bisküviyle,çorapla,ekmekle değiştiremezsin.O sigarayı alacaksın mutlaka.İçersen içtin kendini zehirledin,etrafını zehirledin.İçmedin memleketine yolla ailelerinizi,bir arkadaşınızı zehirle.Asker ocağında herkese tanıtılmıştır sigara.Kötü tarafı şu; yurdun dört bir tarafından herkes asker ocağına gidiyor 20 yaşında.Evet o gençler içerse kendileri alıyorlar,ulaşıyorlar.İçmezlerse kendi ailelerine bunu hediye olarak yollayıp bulaştırıyorlar.Ülkemizdeki tütün salgınının başlangıcı 1935.Sigara evlerde ikram edilir hale gelmişti.1954’te çıkan bu kanun ülke sathini tamamen zehire buladı.1981’e kadar bu kanun yürürlükte kaldı.Kaç nesil zehirlendi?Köylere kadar ulaştı,bulaştı ve oralarda ne kadar akciğer kanseri ne kadar gırtlak kanseri ne kadar kalp hastası çıktığını biz geriye dönüp kayıtlarımıza baktığımız zaman o dönemlerden sonra akciğer kanseri sayılarımız dramatik bir şekilde yükselmiş.Kalp damar hastalıklarında,akciğer kanserlerinde ve bütün kanser türlerinde biz kendi cebimizde ki parayla satın almaya o dönemlerden başladık.Ve o bir salgın halde yılda 100.000 kişiden fazla insanımızı öldürecek kadar büyük bir boyuta ulaştı.Tüm bunlar göz önüne alındığında dumansız hava sahası kanunun çıkarılma sebebi daha iyi anlaşılacaktır. Kanunun çıkma aşamasındaa hiç kimse itiraz etmemiş.Bütün partiler desteklemiş,sigara içenler de desteklemiş.Sadece 2 milletvekili ret oyu vermiş.Basın,üniversiteler,STK’lar ve her kesim destekledi kanunu.

Bazı araştırmacılar ‘ölse sorun değil kanser olsa devlete yük oluyor,ilaç masrafından dolayı’ diyorlar.Herşey bir yana sevmeye kıyamadığımız yavrunuzu zehirliyorsunuz farkında değilsiniz.Daha da ilginç olan şudur ki kahvede sigara içip ceketlerine sinen,o koku dediğimiz partikülleri eve getirip ceketi duvara astığınızda kundaktaki bebek zehirleniyor.

‘Niye engellemek istiyoruz?Varsın içsin insanlar.’ denilebilir ama öyle değil.İnsani,vicdani bir sorumluluktur hele hekim olan için mutlak bir sorumluluktur.
Yasanın çıkmasının üzerinden 10 sene geçti peki etkisi ne oldu? Yasanın etkisi veya uygulanamamasındaki sebebini,4.Murat’ın tütünü yasaklamasının gerekçesi ve uygulanamamasının sebebini görerek daha iyi anlayacağız; ‘Daha önce defalarca gönderdiğim emirler ile halkın çalışmasını engelleyen (bakınız gerekçelerden birisi bu,çünkü uzun sürede içiliyor.Elde sigara yok o zamanlar,oturarak içiliyor),kazançlarını yok eden ve çeşitli yangınlara ve fenalıkları sebep olan tütünün zararlarının ortadan kaldırılması devletin önemli işlerindendir.Bu sebeple tütün satışı ve ziraati yasaklanmıştır.Bu yasak emrime rağmen kadıların kayıtsızlığı ve işi önemsememeleri ile gönderilen memurların ihmal ve açgözlülükleri yasağı ihmal etmektedir.’ 4.Murat’ın da söylediği gibi bu işte denetim olmalı. Bugün de biz aynısını söylüyoruz yani 2008’de çıkan ve 2009’da tümüyle yürürlüğe giren kanun ile ciddi şekilde bütün kullanım oranları azaldı ve bunun sağlığa olumlu yansımalarını gördük. İstatistiklere göre bu tarihten itibaren bazı sigara kaynaklı hastalıklar ciddi şekilde azaldı. Sonra ne oldu? Denetim mekanizmasındaki gevşeme mi diyelim veya bazı yanlış uygulamalar mı bilinmez, belki de ikisi de. Tütün kullanımı oranları 2012’den itibaren yükselmeye başladı.

Türkiye’de kadınlarda ve özellikle gençlerde sigara kullanım sıklığı ciddi şekilde erkeklere oranla artmakta ve bugün nargile tüketimi bundan çok daha fazla.2012’ye oranla 2016’daki sigara kullanımının artışının sebebi kadınlardır. Daha kötüsü özellikle 15-24 yaş arasındaki gençlerde bu artış %200,kadınlarda ise %300’e varıyor.

Türkiye’de sevindirici bir haber olarak 13-15 yaş grubunda bir düşüş görüldü. Buradaki esas sebep Türkiye 2018 ve 2012 arasında dünya rekoru kırdı yani 4 yılda sigara içme oranları yüzde 13.7 oranında düşüş aldı. Dünyada bunu becerebilen başka bir ülke yok. Bu düşüşün sebebi çocuklara,gençlere sigarayı bıraktırmak değil daha çok sigaraya başlatmama çabasıdır. İşte burada sigara firmaları taktik değiştirdi. Değiştirmenin sonucunda da sigara reklamı veremeseler de sigaraların çeşitlerini,ürünlerini arttırdılar. Daha çok çocuk ve gençlere yöneldiler. Üniversite öğrencilerine yönelik bir takım kampanyalar düzenlemeye başladılar. Üniversite öğrencileri için sigara firmalarının fabrikalarına gezi düzenlediler ve de daha çok Türkiye’de bu kaçak sigara oyunu tekrar oynanmaya başladı.Sigaradaki düşüş sebebiyle kaçakçılığın artması üzerine sigara firmaları bakanlarla toplantı yaptılar.Halbuki kaçakçılık uygulamasının birçoğunun sigara firmaları tarafından yaptırıldığı veya finanse edildiği ortaya çıkarıldı.Maalesef sigara ile mücadele etmesi gereken kamu görevlilerinin bir çoğu da sigara içiyor.Hatta kaçak sigara kullanıyor ve yahut tedarik ediyor.Hatta kamu kurumlarının pek çoğunda da sigara içilebilir hale geldi Bunun tek çözümü de denetimin arttırılması.Eğer denetim arttırılmazsa sonuç daha da kötü yerlere gidebilir.
2008 ile 2012 arasındaki tütün içmedeki düşüşün sebebi;uygulanan mali politikalar ile sigaraya yapılan zamlardır.Sigara ile en etkili yöntem fiyatlarının artırılmasıdır.Yapılan araştırmalara göre bu zamlarla dahi Türkiye dünyada en ucuz sigara fiyatlarının uygulandığı ülkelerden başta geliyor.

Yukarıdaki tabloya göre Avustralya’da bir paket sigara neredeyse 100 liradan fazla .Türkiye,Endonezya ve Rusya dünyada en ucuz sigaranın satıldığı ülkeler.

Yukarıdaki tabloya göre Türkiye dünyada en çok sigara içen 4.ülke.

Yukarıdaki tabloya göre akciğer kanserinde erkekler arasında dünyada en çok ölümün görüldüğü ülke Türkiye. SSK’nın yıllık sigara kaynaklı hastalıklara harcadığı toplam para 5 milyar TL’dir.Sigaranın maliyeti,ilaçlanması ve tedavi ilaçları hesaba katıldığında Türkiye’ye yıllık maliyeti 18 milyar TL olduğu hesaplanmıştır.Aslında sigara üreticileri sigara sattıkları insanlardan değil sigara sebebiyle insanların hastalıklı hale gelmesinden ve bu tedavi sürecinden para kazanmanın derdindeler.Çünkü bakıldığında sigara üreticilerinin tamamı sigara kaynaklı hastalıkların da ilaç tedarikçileri arasında yer alıyor.Dolayısıyla hem sigara üretiyor bundan para kazanıyor hem de sigara sebebiyle ölmeyip de adeta yatalak olup sürünen insanlara verdikleri tedavi ilaçlarından para kazanıyor.Bir nevi sigara satıyor ilaç satıyor tomografi satıyor emar cihazı satıyor.Bu ülkeler sigara ile hem hastalık satıyor hem de tedavisini satıyor ve her halükarda kazanıyorlar.Sigara pek çok bağımlılığın başlangıç noktasını oluşturması açısından da tehlikeli bir maddedir

TÜTÜNE BAĞLI HASTALIKLAR
Sigara,akciğer kanserine sebep olan çok tehlikeli bir maddedir.

Sigara dumanında yaklaşık olarak en az 4 binden fazla zararlı madde var.Bunların en az 50’si direkt olarak kanserojen madde olarak vücuda girmektedir.Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere tüp gazın da kullanılan gaz,evlerde kullanılan doğalgaz,pillerin yapımında kullanılan kimyasal madde,roket yakıtı olarak kullanılan kimyasal.Kansere direkt olarak neden olan en önemli maddeler ise nikotin,karbonmonoksit ve katran.Bu 3 madde sigarada yoğun olarak bulunmaktadır.Sigarayı içimize çektiğimiz de yaklaşık 10 saniyede nikotin beyne gitmektedir.Beyinde ise depomin denilen insana haz ve keyif veren,sıkıntısını gideren, konsantrasyon gücünü arttıran bir takım maddelerin salınmasına neden oluyor.Madde çok kısa bir sürede kan dolaşımında hızla artmaktadır.Anne sigara içiyor ise bu bebeğe de geçmektedir. Vücuttaki nikotin azaldığında beyin tekrar o hazzı yaşamak için nikotine ihtiyaç duyuyor.Sürekli sigara içildiğinde haz veren depomin maddesi kanda sürekli dolaşmakta ve insan da ihtiyaç duymaktadır.Sigara bağımlılığının esas sebebi işte bu maddedir.Vücut esasen nikotine bağımlı hale gelmiştir .Diğer zararlı maddeler nikotinle beraber tükettiğimiz maddelerdir.İşte bu nikotin bağımlılığı uyuşturucu ve esrar bağımlılığı kadar kuvvetlidir çünkü hem fiziksel bağımlılık hem de davranışsal bağımlılık yapmaktadır.Karbonmonoksit ise diğer bir maddedir.Sigara içen biri adeta burnunu araç egzozuna dayayıp nefes almış gibi zararlı maddeyi vücuda almaktadır.Bu madde vücutta olduğu sürece oksijen miktarı azalmakta ve vücut organları ciddi anlamda oksijen eksikliği hissetmektedir .Bu eksiklik sebebiyle insan kısa süreli baş ağrısı çekmekte ve uzun vadede bütün organlara zarar söz konusudur. Bizzat kansere sebep olan madde ise katrandır.

Dünya Sağlık Örgütünün 2008 yılında (aşağıdaki tablo) en sık görülen ilk 8 ölüm nedeninden 6 tanesi direkt sigara kaynaklıdır.Kalp hastalığı,kalp krizi,inmeler,alt solunum yolu rahatsızlıkları,akciğer hastalığı,tüberküloz ve akciğer kanseri.Bunlar direkt sigara kaynaklıdır.

Bunun dışında aşağıdaki tabloda da görüldüğü üzere vücuttaki bütün organların kanserine sebep olan en başlıca sebep sigara içmektir.

Mesela ağız boşluğu,dudak,gırtlak.yemek borusu,mide,kalın bağırsak,böbrek, pankreas,kadınlarda meme,erkek ve kadınlarda mesane kanseri vb.hastalıklar sigara içen ve içmeyenlere göre ciddi farklar oluşturmaktadır.
Akciğer riskleri konusundaki (yukarıdaki tabloda görülen) çalışmalar ilk defa Koah çalışmaları ile belirlenmiştir.İlk defa 1950’li yıllarda bir İngiliz doktoru Richard Doll şöyle bir çalışma yapmış;35000 tane doktoru yıllar boyu izlemiş;2 yıl,10 yıl,20 yıl,30 yıl ve bu en son 2006 yılına kadar izlenilmiş ve görülmüş ki hiç sigara içmeyenlerin ölüm riskini %1 olarak kabul edersek;20.yılda,eğer 10 tanenin altında günde sigara içiliyorsa bu risk 4 katına çıkıyor,bir paket sigara içiyorsanız 10 katına çıkıyor,bir paketin üzerinde içiyorsanız yaklaşık 40 katına çıkıyor akciğer kanseri açısından.

Üstteki tabloda da dünyanın çeşitli ülkelerinde akciğer kanserinin görülme sıklığı ve ölüm hızlarını görüyoruz. Dünya genelinde sigara kaynaklı akciğer kanseri görülme oranı erkeklerde %34,kadınlarda %13.Bölgelere göre baktığımızda ise en fazla Orta ve Doğu Avrupa,daha sonra Doğu Asya,en az oran ise Orta Amerika ve Doğu Afrika ülkeleridir.

Üstteki tabloya göre 2010-2014 arasında tütün kullanımının azalmasına göre kanser olma oranları da azalmıştır.Tabloya göre erkeklerde sigara kullanımı azalmakta ancak kadınlarda sigara kullanma oranı artmakta ve buna bağlı olarak kansere yakalanma riski de artmaktadır.
Elbette ‘akciğer kanserine sigara içmeyenler yakalanmaz’ diye bir tabiri kullanamayız ancak yapılan araştırmalar ve çalışmalar gösteriyor ki akciğer kanserinden vefat eden insanların çoğunun sigara içtiği ve bunun neticesinde kansere yakalandığı ortaya konulmuştur.Yapılan araştırmalara göre akciğer kanserine yakalananların %90’ı sigara içmektedir.Sigaranın en doğalından en fazla endüstriye girmiş olanına kadar tüm çeşitleri kansere sebep olmaktadır. Sigarada bağımlılığa sebep olan madde nikotindir. Hangi çeşidi olursa olsun sigaranın hepsinde ki zararlı maddeler ve oranları aynıdır,ister ‘light’ olsun ister ‘mentollü’ olsun ister normali farketmez, hepsi de aynıdır.Çünkü sigaralar yapay akciğer makinelerine takılıyor ve ölçüm yapılıyor. Çıkan sonuca göre sigaralardaki karbonmonoksit ve nikotin oranları aynıdır. Sigara çeşitliliğinin fazla olmasının sebebi üreticilerin bir nevi pazarlama ve piyasayı elinde tutma şeklidir.

Koah hastalığının en büyük nedeni sigaradır. Bugün Türkiye’de 5 milyon kadar Koah hastası bulunmaktadır
Sigaranın Kardiyolojik Zararları
Sigara kalp hastalıkları ve kalp krizinin de en önemli sebebidir. Kardiyolog araştırmalarına göre sigara insan damarlarına zarar vermekte ve gözle görülemeyen mikrobik delikler açmaktadır. Şöyle ki; Damarlarımızın içi endotel denilen bir yapıyla örülüdür, bu yapı nikotinin etkisiyle hasara uğramakta, kanda pıhtılaşmaya sebep olmaktadır. Vücutta nereye hasar verirse ona göre hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Mesela kalp damarını tıkıyorsa kalp krizine sebep olmaktadır,bacak damarını tıkıyorsa kangrene sebep olmaktadır,beyin damarını tıkarsa felce sebep olmaktadır. İnsanlardaki üreme fonksiyonunu da bozmaktadır. Dolayısıyla sigara damar yoluyla vücuttaki bütün organlara zarar vermektedir. Damar nereye ulaşıyorsa sigara ile birlikte zehir de oraya ulaşmaktadır. Kalp damar rahatsızlıklarının en başlıca sebebi bu yüzden sigaradır. Tıp kitaplarında geçtiğine göre tütün kullanımına bağlı kalp rahatsızlıklarında sigara kullanma oranı veya sıklığının yaşla bir ilgisi bulunmamaktadır yani sigara içilen ilk seferde de kalp rahatsızlığı riski fazladır yıllarca içende de kalp rahatsızlığı riski fazladır. Dolayısıyla her an kalp krizi geçirme riski sigara içen bir bireyde mevcuttur. Sigaradaki nikotin iştah bastırıcı bir özelliğe sahip olduğundan sigara içen birey her içtiğinde bu iştahını bastırıyor,sigarayı bıraktığında ise iştah sebebiyle kendini yemeğe verdiği için kilo alıyor. Dolayısıyla sigara bırakınca kilo almanın sebebi nikotine duyulan ihtiyaçtır. İnsan bu ihtiyacını yemek yiyerek karşılıyor ve sonucunda kilo alıyor kilo almamak için de çeşitli sportif faaliyetlere yönelmesi gerekiyor. Sigaradaki nikotin oranlarının en yüksek olup olmaması fark etmez,nihayetinde zehir aynı zehir.Dolayısıyla öldürücü madde aynı maddedir.Ayrıca kişilerin vücutlarının bu zehirlere vereceği reaksiyonlar da farklıdır.Kimine aniden zarar verebilir kimine zamanla zarar verebilir.Sonuçta bu zehirli madde,içen şahsa zarar verecektir.

NARGİLE
Sigara yasağı kanunu ilk çıktığında nargilenin de bir tütün ürünü olarak yasaklanacağı belirtilmişti fakat nargilenin çeşitli türlerinin çıkarılmasıyla bir nevi aldatmaca senaryo kuruldu. 2013 yılında kanuna ilave edilerek ‘meyveli de olsa şekerli de olsa içindeki muhtevaya bakmaksızın bu kanun açısından tütün ürünü sayılır’. Nargilenin ayrıca bir kötülüğü şudur ki; ‘sudan geçtiği için zararın azaldığı’ yönündeki algı gerçek değildir. Zira zehir aynı zehir olarak sudan geçtiği için akciğerin daha da derinlerine ve ince noktalarına temas etmektedir. Çünkü sudan geçen zehir soğuduğu için insan onu daha derinine çekebilmektedir. Ayrıca nargilenin içine ne konulduğu belli değildir;uyuşturucu,esrar,eroin vb.ürünlerde bu karışımlara konulabilmekte ve insan bunu anlayamamaktadır.Bu yolla çocuklara dahi zehir ulaştırılmaktadır.Nargile ile AIDS hastalığının dahi bulaşma riski vardır.Tüberküloz ve çeşitli viral hastalıkların da bulaştığı görülmüştür.Diğer bir nokta ise nargilehane yazarak kapalı alanda asla tütün ürünü kullanılamaz.Bir nargile yaklaşık 5-10 paket sigaraya eşittir.Bu tür mekanlarda 5-10 paket sigaraya eşdeğer zarar veren nargile içilmekte ancak sigara içilmemektedir. İşte bu yolla kişiler kandırılmakda ve zehir satılmaktadır.Nargilenin yasa gereği kapalı alanlarda içilmesi suçtur.18 yaşından küçüklere satılması halinde hapis cezası gerektiren bir suçtur,çocuklara açık alanda dahi satılamaz.Nargile ancak açık alanda ve 18 yaşını dolduranlara satılabilir.Nargilenin en büyük tehlikesi içerisine hangi tür maddelerin konulduğunun bilmemesidir. Dolayısıyla bunların ve işletmelerin çok sıkı bir denetimden geçirilmesi gerekmektedir.Bu tür kapalı mekanlarda nargile içilmesine ruhsat da verilmemelidir.Özellikle valilik ve kaymakamlıkların bu konuda hassas olmaları ve bağımlılıkla mücadele kapsamında bu tür mekanlara da denetim uygulamaları gerekir çünkü bunun sınırı kanunda çizilmiştir.

PURO
Toplumumuzda puronun daha az zararlı olduğu yaygın bir kanı olarak dile getirilmektedir ancak öyle değildir. Çünkü sigaradan iki türlü duman çıkıyor;bir tanesi içtiğiniz zaman ciğerlerimize çektiğimiz duman bir tanesi de yanarken çıkan duman.Aslında yanarken çıkan duman içe çekilen dumandan daha zararlıdır çünkü filtre ile sigara içtiğinizde zehrin bir kısmı filtre tarafından süzülüyor ama yandaki duman direkt solunuyor.Yanan sigaradan çıkan duman içilenden daha zararlıdır.Puro da ise hiçbir filtre olmadığından hem kendisi hem de dumanı daha da zararlıdır.Pasif içici olan kişiler bu yüzden daha tehlikeli bir durumdalar.Bir aile içinde yaşayan kişilerden tüm aile içmese de içenden daha fazla zehir solunmuş oluyor.Sigara içenlerde ortaya çıkan hastalıklar pasif içici olan kişilerde de aynen görülmektedir.
ELEKTRONİK SİGARA VE ISITILMIŞ SİGARA

Elektronik sigaranın içerisindeki maddelerin çoğu organik diye satılmaktadır.Oysa bu maddeler ısıtılarak ve duman haline getirilerek organiklikten çıkıp zehir halini almaktadır.Tarım Bakanlığı bu maddelerin orijinaline izin verse de ısıtılmış ve hal değiştirenlerine izin vermemektedir.
Amerika’da Jolly adı verilen flash belleğe benzer bir elektronik sigara bulunmaktadır ancak zararından dolayı Amerika’da sırf bu yüzden okullara flash bellek alınmamaktadır. Son 1 yılda bu madde ile çocuklara ulaşan sigara oranı %75’i bulmuştur. Türkiye’ye ithali yasak olsa da bazı internet siteleri aracılığıyla satışı bulunmaktadır.

Çünkü sigara kartelleri (firma,üretici,pazarlamacı) baktılar ki sigara tüketimi azalıyor başka bir şekilde bağımlılığı pazarlamaya çalışıyorlar.Sigara satışı azaldığı için firmaların borsadaki hisseleri de düştüğünden dolayı bir şekilde hisseleri yükseltmek için bu tür farklı alanlara yöneldiler.

Yukarıda yazılı olan elektronik sigara içindeki maddeler yandığı ve buhar olduğu zaman aşırı miktarda kanserojen maddeler üretmektedir

Türkiye, 2013 yılında kanuna bir madde ekleyerek ‘tütün içermeyen ancak tütün mamulü taklit eder tarzda kullanılan her türlü nargile ve sigara tütün ürünü kabul edilir’ demiştir. Dolayısıyla bu madde ile elektronik sigara da tütün kabul edilmiş ve kapalı alanda içilmesi yasaklanmıştır. Yasa gereği normal sigara nerede ve hangi şartlarda kullanılabiliyorsa nargile ve elektronik sigara da oralarda kullanılabilir.

Bu sigara normalde ilk başta sanki sigara bağımlılığının tedavisi gibi bir farklı seçenek olarak çıktı ancak ne yazık ki bizzat kendisi verdiği nikotin oranından dolayı bağımlılık yapmaktadır. Yani nikotin ne şekilde vücuda girerse girsin bağımlılık yapmaktadır. Hiç sigara içmeyen birisinin e-sigara ile tanışması onun normal sigaraya başlamasına da sebep olmaktadır. Ne yazık ki e-sigaradan normal sigaraya geçiş oranı fazladır.

Yakılmayan ve sadece ısıtılan sigara denilen maddeyi yukarıda görüyoruz. Bu da ayrı bir aldatmacadır. Çünkü başta zararlı maddeler vücuda girmiyor gözükse de bu madde ile alınan zehirlerin ancak 1-2 yıl sonra kendini gösterdiği ortaya çıkmıştır.Nitekim sigaranın dahi tüm zararları yıllar sonra ortaya çıkmıştır.Bu tür elektronik maddelerin zararları belki de yine yıllar sonra ortaya çıkacaktır.

Bu tür cihazların normal sigara ile aynı oranda zehir verdiği açıktır. Zira bu cihazları üreten de aynı sigara firmalarıdır. Bir nevi ‘onu içmezsen bunu iç,onunla zehirlenmezsen bununla zehirlen’ denmektedir.Hepsinin ortak amacı bir piyasa oluşturup bunun aracılığı ile para kazanmaktır.Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın destekleriyle elektronik sigarayı da tütün yasağına dahil etmiştir.Yapılan araştırmalar gösteriyor ki elektronik sigaranın tam olarak tüm zararları önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale gelecektir.

SİGARA YASAĞINA UYULUYOR MU?
Sigara en çok nerede içiliyor dersiniz? Kanunun çıkmasına öncülük eden milletvekili ve sağlık profosörünün ifadesiyle ‘kanunu çıkaran milletvekillerinin odasında,emniyet binalarında ve adalet saraylarında’. Biz toplum olarak buraları kahvehaneler kadar dumansız hale getirebilirsek bu işi çözmüş oluruz.Köydeki amcamızın gittiği kahvehanede sigara içilmiyor ancak kravatlı kişilerin gittiği yerlerde sigara kullanımı bir hayli fazla.Ayrıca açık alanlarda dahi insanlar sigaradan rahatsız olmaktadır.Çünkü işletmeler açılır/kapanır mekanlar yaptılar. Kanunen bu mümkün değil aslında.Fakat uygulamada eksikliğimiz var.Oysa 2009 Avrupa Birliği direktifine göre bu tür açılır/kapanır mekanların kapalı mekan statüsünde olması gerekmektedir.Bizim kanunumuz da bunu dile getirmektedir ancak uygulanmamaktadır.Biz bunu uygulamalı ve açık alanlarda da %30 oranında bir mekan belirleyerek oralarda sigara içilmesini sağlamalıyız. Etrafımıza baktığımızda mekanların en güzel yerleri ve kullanıma açık yerleri sigaraya tahsis edilmiş durumda.Oysa sigarayı özendirecek davranışlardan çok sigaradan uzaklaştıracak davranışlarda bulunmalıyız.Bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli ve ciddi bir denetim sistemi kurulmalıdır.Aslında kanunun çıktığı yıl fahri müfettişlik sistemi ile sigara mekanlarının vatandaşlar tarafından denetlenmesi için önerge verilmişti ancak İçişleri Bakanlığının Fahri müfettişlik sisteminin yarattığı bazı olumsuz olaylardan dolayı olumsuz görüşünden hareketle bu önerge geri çekildi.Kesilen cezalar ve mekan kapatma cezaları uygulanmıyor, bir şekilde ‘sümenaltı’ ediliyor. İşte bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Cezai uygulamalar sonraya bırakılmadan hemen uygulanmalı.Şu anda Sağlık Bakanlığı’nın bu yönde bir çalışması da var.

Kanun sağlıklı şekilde uygulanmadığında da kanuna uyan esnaf zarar etmekte,yasağa uymayıp yasağı delenler ise bir zarar görmemektedir.Dolayısıyla kanunların uygulanması eşit ve adaletli şekilde yapıldığında kanuna uyan esnaf karlı çıkacaktır. Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun resmi verilerine göre kapanan ve açılan müessese sayıları aşağıdaki 2 görselde olduğu gibidir;

Sigara yasağından dolayı zarar veya kar elde etmek gibi bir bakış açısıyla çalışmak esnaf açısından doğru değildir. Çünkü sigara yasağı kanunu Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.

Türkiye’den önce İrlanda ve İngiltere’de uygulanan yasak Türkiye’de uygulanması ile birlikte 49 ülkede yaygınlaştı ve şu anda 1.3 milyar insanı koruyor.Bu ülkelerin hiçbirinde sırf yasaktan dolayı kar-zarar eden herhangi bir esnaf bulunmamaktadır.

Bazı ülkelerde caddelerde ve hatta kişilerin kendi dairelerinde veyahut pencerelerinde dahi sigara içilmesi yasak.Hatta Afrika ülkelerinde park ve bahçelerde,yollarda,sokaklarda sigara içilmiyor.Oysa ülkemizde ne yazık ki bırakın başka yeri çocuk parklarında dahi sigara içiliyor. Bu da bir suçtur ve cezası vardır.Ukraynalı yetkililer Türkiye’den aldıkları kanunu çok güzel şekilde uyguladıkları için orada apartman dairelerinde dahi sigara içilmesi yasak ve bu kanuna uyuluyor.Oysa Türkiye’de güçlü mekanlara ceza kesilmezken küçük esnafa ceza kesilmektedir.Bu kanun İrlanda’da ilk çıktığında ilk cezayı bir milletvekiline kesmişlerdi.Türkiye’de denetleme sisteminin iyi çalışmamasından dolayı ihmaller oluşmaktadır ve bu ihmaller insanların sağlığına ciddi zararlar vermektedir.Yeşil dedektör uygulaması ile aslında güzel bir uygulama hayata geçti fakat kesilen cezalar yine de adaletli olmadığı için bu konuda farklı bakanlıkların işbirliği ve desteğine ihtiyaç duyulmaktadır.Çünkü sadece Sağlık Bakanlığı’nın 3500 denetçisi ile tütün yasağının önüne geçilemez.Sağlık Bakanlığı’nın çalışanlarının gayreti takdire şayan olmakla birlikte maalesef gittikleri ve denetledikleri mekanlarda şiddete maruz kaldıklarını görüyoruz.

BU KANUN ÇIKTIKTAN SONRA…
Kanun çıktıktan 1 yıl sonra İstanbul’daki 10 büyük Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastanesi’nin acillerine müracaat eden hastalar listelendi.Bir önceki yıla mukayese edildi;astım krizlerinde %25 civarında azalma oldu,kalp krizinden müracaat edenlerde %35 azalma oldu,çocuk hastalıklarında %20 civarında azalma oldu.Genelde ise tüm hastalıklarda %30 civarında azalma görüldü. Akciğer kanserinde olan azalmalar ise hemen bir yılda gözükmemekde,5 yıldan sonra ortaya çıkmaktadır.Bu yüzden sigara kullanımının yükselmesi ilerleyen yıllarda genel olarak akciğer kanserlerinde artışa ve ölümlere neden olacaktır. Sigara kullanımını unutkanlık hastalığının da başlıca sebeplerindendir.Sigaranın içerisindeki hiç bir maddenin kişiye faydası yoktur. Tıbben anlaşılmıştır ki sigaradaki maddelerin orijinal hallerinin bazısının çok ender hastalıklarda kullanıldığı görülmektedir. Nikotin maddesi patlıcangiller familyasından bir bitkinin adıdır ancak patlıcandaki nikotinin insana zarar verebilmesi için bir kamyon patlıcan yenilmesi gerekir.Ancak sigaradaki zarar ise yanma sonucu ortaya çıkan bir zehirden dolayıdır.

Bir paket sigara ayda yaklaşık 400 lira etmektedir.Çocuğuna bir ayakkabı veya giysi alamayan,maddi durumu iyi olmayan birinin bu parayı,asgari ücretin %25’ini sigaraya vermesi gerçekten içler acısıdır.Bu tür bir kişinin 10 yılda sigaraya harcadığı miktar 160.000 TL’dir.Çoluk çocuğunun nafakasını sigaraya vermek israfa girdiğinden dolayı haram,çevreyi kirletmek ve diğer insanlara zarar vermek de ayrıca günahtır.

DÜNYADA SİGARA İLE MÜCADELE

Dünyadaki tüm ülkelerde sigara içme oranı %15’lere doğru azalmaya başladı. Ancak bu oranın içine elektronik sigara girmemektedir. Türkiye 2008’den itibaren vergi ve zamlarla mücadele ile sigarayı kullanımını azaltma yönünde önemli bir adım atmıştır.Halk bilgilendirilmiş ve çeşitli etkinlik,tanıtım ve reklamlarla bilinçlendirilmiş,bu yolla sigara kullanım oranı durdurulmuş hatta sigara bırakanların oranı da yükselmiştir.Ancak 2013’ten itibaren yasak ve denetimlerin gevşemesi ile bu oranlar yükselmeye başlamıştır.Eğer 2008’deki iyi tabloyu koruyabilseydik sigara kullanım oranı Türkiye’de yüzde 15’e inebilirdi.Dünyadaki tüm ülkelerin ortak hedefi sigara içme oranını %5’e düşürmek.Hatta bazı ülkeler (Türkmenistan gibi) 2020 yılında ülkeye sigara sokulmasını tamamen yasaklayacak.Finlandiya ise 2030’da yasaklayacak. Singapur’da ise 2000 yılından sonra doğanlara sigara satışı yasaktır.Bir anda yasaklamak imkansız olacaktır.Zira bu,kaçakçılığı sürükleyecektir.Bir yandan kaçakçılıkla mücadele bir yandan da yasaklarla birlikte sigara içme oranı %5 e düştüğünde sigara tamamen yasaklanabilir hale zaten gelecektir.Çeşitli uygulamalarla sigara toplumdan uzaklaştırılmalıdır. Mesela İngiltere’de sigaralar kapalı dolaplarda,çocukların görmeyeceği yerlerde saklanmaktadır. Yine sigara kullanılan alanların azaltılması da başka bir önlemdir.Yine düz paket uygulaması ile reklamsız paketlerle sigara satışı da başka bir önlemdir.2008’deki gibi sigara fiyatlarını arttırarak,kapalı alanlardaki denetimi sıkılaştırarak ve bilinçlendirme ile insanlara ulaşarak önlemler alınabilir.
En başta gelen önlem ise bırakmıyorsa bile çocuk ve gençleri sigaraya başlatmamak üzere kurulmalıdır.Sigara alımlarında kredi kartı kullanımını yasaklamak,sigara fiyatlarını enflasyon paketinden çıkarmak da alınabilecek önlemler arasındadır.Sigaranın Türkiye’ye yıllık maliyeti 20 milyar dolardır.Bu para tamamen Amerika’ya gitmekte ve sonuçta verdiğimiz paralarla alınan silahları sınırımızda bize karşı doğrultmaktadırlar. Sigaraya verilen her kuruş bize atılan bir mermidir.Yine kaçak sigara alanlar terör örgütlerine direkt yardım yapmaktadır.Her içilen sigara ve verilen para direkt veya endirekt olarak Türkiye’ye zarardır.

TEDAVİLER
Sigara bırakma tedavileri %30 civarında başarılıdır.En başta beyinde/insan iradesi ile bırakılmalıdır.Ardından ilaç tedavileri ardından davranışsal tedaviler gelmektedir. Bir döneme kadar Sağlık Bakanlığı ilaçları karşılasa da artık insanlar kendileri ilaçları karşılıyor.1 yıl süren tedavi sonucunda büyük oranda kişi sigarayı bırakıyor.

{Bu yazımın hazırlık aşasında veri, analiz ve istatistiklerinden yararlandığım; Prof.Dr.Cevdet Erdöl (Dumansız Hava sahası yasağının mimarı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü)’e ,Doç.Dr.Toker Ergüler (Dünya Sağlık Örgütü bulaşıcı olmayan hastalıklar programı sorumlusu)’e ve Prof.Dr. Filiz Koşar (Türkiye solunum araştırmaları derneği 2. Başkanı,Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi,Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı)’a teşekkürlerimi sunuyorum.}

Sigara başta olmak üzere tütün kullanımını azaltmak için Sn.Cumhurbaşkanımızın yıllardır verdiği mücadele hepimizin malumu. Bir süredir bazı ilahiyatçıların da (Prof.Dr.Faruk Beşer,Prof.Dr.Cevat Akşit) sigaraya kesin olarak ‘HARAM’ dediklerini de duyduk.Ancak geçtiğimiz aylarda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Ali Erbaş’ın da sigara kesin olarak ‘haram’ demesiyle konu farklı bir yere taşınsa da artık kesin olarak biliyoruz ki hem israf yönünden hem de sağlık açısından zararları bakımından sigaraya haram demek elbette mümkündür. Kendilerine bir fetva olarak ‘mekruh’ diyenlerin genelinin de sigara içtikleri göz önüne alınırsa bunun mekruhluk yönü kalmamıştır. ‘Soğan ve sarımsak yiyenlerin dahi mescide yaklaşmamasını’ emreden Hz.Peygamberimiz, acaba hem mala hem de cana onca zararına rağmen sigaraya ne derdi?
Bu uzun yazımda sigaranın dini boyutundan çok;dünyada ve ülkemizdeki yol açtığı felaketler,etkin mücadele,çıkarılan yasaların sonuçları üzerinde duracağım.

Öncelikle ülkemizde sigara yasağına neden ihtiyaç duyulduğu konusuna değinelim.Her yasanın bir ana fikri,gayesi,mantığı var.Tütün, yaklaşık 100 yıl içerisinde baktığımız zaman insanoğluna bu kadar zarar veren bir başka madde hatta hiç bir kitle imha silahı yoktur.Buna atom bombası dahil.Yurtdışı sermayeli olması bakımından bir nevi ‘kızılderilinin beyaz adamdan intikamı’ diyebiliriz.Şimdi düşünün her gün 300 kişinin yılda 100 binin üzerinde insanın öldüğünü.Bunların 10-15 bini pasif içici.Belki birkaç bini çocuk, masum, anne karnında yavru, bunlar zehirleniyorlar ve beklenenden erken ölüyorlar.İnsan sağlığı birinci etken.Yani kişiye verdiği zarar,çevresine verdiği zarar,arkadaşlarına,eşine,hamile olan kişilerin karnındaki bebeğe dahi zarar veren bir madde.Toplumda belki çok göz ardı ediliyor ancak;insan sağlığı elbette ki daha önemli ama bütün yangınların en az yarısı sigaraya bağlı.Sigara içerken araç kullananların yaptığı kazalar ve onların sebep olduğu ölümler,yaralanmalar…Genel itibariyle baktığımız zaman insanoğluna bu kadar zarar veren,bu kadar felakete sürükleyen bizatihi insanın kendi parasıyla aldığı bir felaket yok.İnsan kendi cebindeki parayla kendine atom bombaları atıyor ve sonunda bakıyorsunuz ki yılda 100 binden fazla insan sadece Türkiye’de ölmüş.Yılda dünyada 8 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklardan ölüyor veya beklenenden erken ölüyor. Akciğer kanserlerine baktığımız zaman birinci etken,kalp damar hastalıklarına baktığın zaman önlenebilir birinci etken,bacak kesilmesi ve kangren,beyinden felç olan,yatalak olan hastalar vs.nedeniyle hem insan kaybı hem de işgücü kayıpları…Bunların hesabı yok.Bu kadar büyük bir felaket ile karşı karşıyayız.İşte dumansız hava sahası yasasının çıkmasının en önemli etkenleri de bunlar. Peki bu kadar zarar ve ziyan veren madde ile ülkeleri,gençleri,ekonomileri,nesilleri felakete sürüklemek isteyenler kimler?Elbette ‘sigara kartelleri’
Yıllarca sigara reklamlarında,markalarında doktorlar oynamış,pek çok hekim sigara ile ilgili makaleler kalem almış.Faydaları olmasa da en azından zararsızlığı üzerine. Amerika’lı doktorları Türkiye’de oynatmışlar satışlar artsın diye.Her kesimi emelleri için kullanmışlar.Türkiye’de 1934 yılında meclise verilen ve kabul edilen bir kanun şöyle diyor: ‘hastalara tabip tarafından yazılan miktarda sigara verilir’ diyor; ‘verilebilir’ demiyor ‘verilir’ diyor.Tabip hastaya sigara veriyor ama o dönemde sigaranın bu kadar insan sağlığına zararı bilinmiyor yani tek affedilir tarafı bu.İçinde fare zehiri dahil pek çok 4000 çeşit zararlının olduğu böyle bir maddeyi biz reçete etmişiz zamanında insanlara.Peki 1934’te yürürlüğe giren kanun ne zaman kaldırıldı yürürlükten?2007’de ☺
İlk yıllarda sigaranın zararları bu kadar bilinmediği için biraz da sektörün işine geldiği,tütün kartellerinin de işine geldiği için doktorları da hemşireleri de öğretmenleri de subayları da polisleri de herkesi kullanmışlar ve herkesin adına sigara paketleri çıkmış,meclisin adına,subay adına,astsubay adına,ilçeler adına, kahramanlarımızın adına, andığımız günler (Cumhuriyet) adına sigara çıkmış.Karteller nasıl satış yapabileceklerse o şekilde kullanmışlar insanları.Ülkemizdeki aslında bir ‘tütün salgını’,bir salgın olarak ben bunu değerlendiriyorum ve görerek bulaşan bir salgın hastalık olarak tanımlıyorum tütünün kullanımını. Çünkü kişiler daha çok birbirlerini görerek ve meraktan başlıyorlar.Malum bütün Türkiye gençleri,ülkemizin sevgili yavruları 20 yaşında askere gider ve eski askerlik şimdiki gibi bedelli veya kısa süreli değil 2 yıl kadar olanlar da vardı.1935 yılında ‘kuvvetli tayin kanunu’ yani askerin iyi beslenmesine kuvvetli beslenmesine yönelik bir kanun çıkıyor. Orada ‘tütün içenlere 10 grama kadar tütün verilebilir,sigara verilebilir’ diyor.1954’te yeni bir kanun çıkıyor,bu yetmemiş olacak ki kanun diyor ki ‘tütün içsin içmesin bütün askere günde 10 gram yani 10 adet sigara verilir’ ve ‘bu mübadele edilemez’ diyor.Yani bir başka şeyle bisküviyle,çorapla,ekmekle değiştiremezsin.O sigarayı alacaksın mutlaka.İçersen içtin kendini zehirledin,etrafını zehirledin.İçmedin memleketine yolla ailelerinizi,bir arkadaşınızı zehirle.Asker ocağında herkese tanıtılmıştır sigara.Kötü tarafı şu; yurdun dört bir tarafından herkes asker ocağına gidiyor 20 yaşında.Evet o gençler içerse kendileri alıyorlar,ulaşıyorlar.İçmezlerse kendi ailelerine bunu hediye olarak yollayıp bulaştırıyorlar.Ülkemizdeki tütün salgınının başlangıcı 1935.Sigara evlerde ikram edilir hale gelmişti.1954’te çıkan bu kanun ülke sathini tamamen zehire buladı.1981’e kadar bu kanun yürürlükte kaldı.Kaç nesil zehirlendi?Köylere kadar ulaştı,bulaştı ve oralarda ne kadar akciğer kanseri ne kadar gırtlak kanseri ne kadar kalp hastası çıktığını biz geriye dönüp kayıtlarımıza baktığımız zaman o dönemlerden sonra akciğer kanseri sayılarımız dramatik bir şekilde yükselmiş.Kalp damar hastalıklarında,akciğer kanserlerinde ve bütün kanser türlerinde biz kendi cebimizde ki parayla satın almaya o dönemlerden başladık.Ve o bir salgın halde yılda 100.000 kişiden fazla insanımızı öldürecek kadar büyük bir boyuta ulaştı.Tüm bunlar göz önüne alındığında dumansız hava sahası kanunun çıkarılma sebebi daha iyi anlaşılacaktır. Kanunun çıkma aşamasındaa hiç kimse itiraz etmemiş.Bütün partiler desteklemiş,sigara içenler de desteklemiş.Sadece 2 milletvekili ret oyu vermiş.Basın,üniversiteler,STK’lar ve her kesim destekledi kanunu.

Bazı araştırmacılar ‘ölse sorun değil kanser olsa devlete yük oluyor,ilaç masrafından dolayı’ diyorlar.Herşey bir yana sevmeye kıyamadığımız yavrunuzu zehirliyorsunuz farkında değilsiniz.Daha da ilginç olan şudur ki kahvede sigara içip ceketlerine sinen,o koku dediğimiz partikülleri eve getirip ceketi duvara astığınızda kundaktaki bebek zehirleniyor.

‘Niye engellemek istiyoruz?Varsın içsin insanlar.’ denilebilir ama öyle değil.İnsani,vicdani bir sorumluluktur hele hekim olan için mutlak bir sorumluluktur.
Yasanın çıkmasının üzerinden 10 sene geçti peki etkisi ne oldu? Yasanın etkisi veya uygulanamamasındaki sebebini,4.Murat’ın tütünü yasaklamasının gerekçesi ve uygulanamamasının sebebini görerek daha iyi anlayacağız; ‘Daha önce defalarca gönderdiğim emirler ile halkın çalışmasını engelleyen (bakınız gerekçelerden birisi bu,çünkü uzun sürede içiliyor.Elde sigara yok o zamanlar,oturarak içiliyor),kazançlarını yok eden ve çeşitli yangınlara ve fenalıkları sebep olan tütünün zararlarının ortadan kaldırılması devletin önemli işlerindendir.Bu sebeple tütün satışı ve ziraati yasaklanmıştır.Bu yasak emrime rağmen kadıların kayıtsızlığı ve işi önemsememeleri ile gönderilen memurların ihmal ve açgözlülükleri yasağı ihmal etmektedir.’ 4.Murat’ın da söylediği gibi bu işte denetim olmalı. Bugün de biz aynısını söylüyoruz yani 2008’de çıkan ve 2009’da tümüyle yürürlüğe giren kanun ile ciddi şekilde bütün kullanım oranları azaldı ve bunun sağlığa olumlu yansımalarını gördük. İstatistiklere göre bu tarihten itibaren bazı sigara kaynaklı hastalıklar ciddi şekilde azaldı. Sonra ne oldu? Denetim mekanizmasındaki gevşeme mi diyelim veya bazı yanlış uygulamalar mı bilinmez, belki de ikisi de. Tütün kullanımı oranları 2012’den itibaren yükselmeye başladı.

Türkiye’de kadınlarda ve özellikle gençlerde sigara kullanım sıklığı ciddi şekilde erkeklere oranla artmakta ve bugün nargile tüketimi bundan çok daha fazla.2012’ye oranla 2016’daki sigara kullanımının artışının sebebi kadınlardır. Daha kötüsü özellikle 15-24 yaş arasındaki gençlerde bu artış %200,kadınlarda ise %300’e varıyor.

Türkiye’de sevindirici bir haber olarak 13-15 yaş grubunda bir düşüş görüldü. Buradaki esas sebep Türkiye 2018 ve 2012 arasında dünya rekoru kırdı yani 4 yılda sigara içme oranları yüzde 13.7 oranında düşüş aldı. Dünyada bunu becerebilen başka bir ülke yok. Bu düşüşün sebebi çocuklara,gençlere sigarayı bıraktırmak değil daha çok sigaraya başlatmama çabasıdır. İşte burada sigara firmaları taktik değiştirdi. Değiştirmenin sonucunda da sigara reklamı veremeseler de sigaraların çeşitlerini,ürünlerini arttırdılar. Daha çok çocuk ve gençlere yöneldiler. Üniversite öğrencilerine yönelik bir takım kampanyalar düzenlemeye başladılar. Üniversite öğrencileri için sigara firmalarının fabrikalarına gezi düzenlediler ve de daha çok Türkiye’de bu kaçak sigara oyunu tekrar oynanmaya başladı.Sigaradaki düşüş sebebiyle kaçakçılığın artması üzerine sigara firmaları bakanlarla toplantı yaptılar.Halbuki kaçakçılık uygulamasının birçoğunun sigara firmaları tarafından yaptırıldığı veya finanse edildiği ortaya çıkarıldı.Maalesef sigara ile mücadele etmesi gereken kamu görevlilerinin bir çoğu da sigara içiyor.Hatta kaçak sigara kullanıyor ve yahut tedarik ediyor.Hatta kamu kurumlarının pek çoğunda da sigara içilebilir hale geldi Bunun tek çözümü de denetimin arttırılması.Eğer denetim arttırılmazsa sonuç daha da kötü yerlere gidebilir.
2008 ile 2012 arasındaki tütün içmedeki düşüşün sebebi;uygulanan mali politikalar ile sigaraya yapılan zamlardır.Sigara ile en etkili yöntem fiyatlarının artırılmasıdır.Yapılan araştırmalara göre bu zamlarla dahi Türkiye dünyada en ucuz sigara fiyatlarının uygulandığı ülkelerden başta geliyor.

Yukarıdaki tabloya göre Avustralya’da bir paket sigara neredeyse 100 liradan fazla .Türkiye,Endonezya ve Rusya dünyada en ucuz sigaranın satıldığı ülkeler.

Yukarıdaki tabloya göre Türkiye dünyada en çok sigara içen 4.ülke.

Yukarıdaki tabloya göre akciğer kanserinde erkekler arasında dünyada en çok ölümün görüldüğü ülke Türkiye. SSK’nın yıllık sigara kaynaklı hastalıklara harcadığı toplam para 5 milyar TL’dir.Sigaranın maliyeti,ilaçlanması ve tedavi ilaçları hesaba katıldığında Türkiye’ye yıllık maliyeti 18 milyar TL olduğu hesaplanmıştır.Aslında sigara üreticileri sigara sattıkları insanlardan değil sigara sebebiyle insanların hastalıklı hale gelmesinden ve bu tedavi sürecinden para kazanmanın derdindeler.Çünkü bakıldığında sigara üreticilerinin tamamı sigara kaynaklı hastalıkların da ilaç tedarikçileri arasında yer alıyor.Dolayısıyla hem sigara üretiyor bundan para kazanıyor hem de sigara sebebiyle ölmeyip de adeta yatalak olup sürünen insanlara verdikleri tedavi ilaçlarından para kazanıyor.Bir nevi sigara satıyor ilaç satıyor tomografi satıyor emar cihazı satıyor.Bu ülkeler sigara ile hem hastalık satıyor hem de tedavisini satıyor ve her halükarda kazanıyorlar.Sigara pek çok bağımlılığın başlangıç noktasını oluşturması açısından da tehlikeli bir maddedir

TÜTÜNE BAĞLI HASTALIKLAR
Sigara,akciğer kanserine sebep olan çok tehlikeli bir maddedir.

Sigara dumanında yaklaşık olarak en az 4 binden fazla zararlı madde var.Bunların en az 50’si direkt olarak kanserojen madde olarak vücuda girmektedir.Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere tüp gazın da kullanılan gaz,evlerde kullanılan doğalgaz,pillerin yapımında kullanılan kimyasal madde,roket yakıtı olarak kullanılan kimyasal.Kansere direkt olarak neden olan en önemli maddeler ise nikotin,karbonmonoksit ve katran.Bu 3 madde sigarada yoğun olarak bulunmaktadır.Sigarayı içimize çektiğimiz de yaklaşık 10 saniyede nikotin beyne gitmektedir.Beyinde ise depomin denilen insana haz ve keyif veren,sıkıntısını gideren, konsantrasyon gücünü arttıran bir takım maddelerin salınmasına neden oluyor.Madde çok kısa bir sürede kan dolaşımında hızla artmaktadır.Anne sigara içiyor ise bu bebeğe de geçmektedir. Vücuttaki nikotin azaldığında beyin tekrar o hazzı yaşamak için nikotine ihtiyaç duyuyor.Sürekli sigara içildiğinde haz veren depomin maddesi kanda sürekli dolaşmakta ve insan da ihtiyaç duymaktadır.Sigara bağımlılığının esas sebebi işte bu maddedir.Vücut esasen nikotine bağımlı hale gelmiştir .Diğer zararlı maddeler nikotinle beraber tükettiğimiz maddelerdir.İşte bu nikotin bağımlılığı uyuşturucu ve esrar bağımlılığı kadar kuvvetlidir çünkü hem fiziksel bağımlılık hem de davranışsal bağımlılık yapmaktadır.Karbonmonoksit ise diğer bir maddedir.Sigara içen biri adeta burnunu araç egzozuna dayayıp nefes almış gibi zararlı maddeyi vücuda almaktadır.Bu madde vücutta olduğu sürece oksijen miktarı azalmakta ve vücut organları ciddi anlamda oksijen eksikliği hissetmektedir .Bu eksiklik sebebiyle insan kısa süreli baş ağrısı çekmekte ve uzun vadede bütün organlara zarar söz konusudur. Bizzat kansere sebep olan madde ise katrandır.

Dünya Sağlık Örgütünün 2008 yılında (aşağıdaki tablo) en sık görülen ilk 8 ölüm nedeninden 6 tanesi direkt sigara kaynaklıdır.Kalp hastalığı,kalp krizi,inmeler,alt solunum yolu rahatsızlıkları,akciğer hastalığı,tüberküloz ve akciğer kanseri.Bunlar direkt sigara kaynaklıdır.

Bunun dışında aşağıdaki tabloda da görüldüğü üzere vücuttaki bütün organların kanserine sebep olan en başlıca sebep sigara içmektir.

Mesela ağız boşluğu,dudak,gırtlak.yemek borusu,mide,kalın bağırsak,böbrek, pankreas,kadınlarda meme,erkek ve kadınlarda mesane kanseri vb.hastalıklar sigara içen ve içmeyenlere göre ciddi farklar oluşturmaktadır.
Akciğer riskleri konusundaki (yukarıdaki tabloda görülen) çalışmalar ilk defa Koah çalışmaları ile belirlenmiştir.İlk defa 1950’li yıllarda bir İngiliz doktoru Richard Doll şöyle bir çalışma yapmış;35000 tane doktoru yıllar boyu izlemiş;2 yıl,10 yıl,20 yıl,30 yıl ve bu en son 2006 yılına kadar izlenilmiş ve görülmüş ki hiç sigara içmeyenlerin ölüm riskini %1 olarak kabul edersek;20.yılda,eğer 10 tanenin altında günde sigara içiliyorsa bu risk 4 katına çıkıyor,bir paket sigara içiyorsanız 10 katına çıkıyor,bir paketin üzerinde içiyorsanız yaklaşık 40 katına çıkıyor akciğer kanseri açısından.

Üstteki tabloda da dünyanın çeşitli ülkelerinde akciğer kanserinin görülme sıklığı ve ölüm hızlarını görüyoruz. Dünya genelinde sigara kaynaklı akciğer kanseri görülme oranı erkeklerde %34,kadınlarda %13.Bölgelere göre baktığımızda ise en fazla Orta ve Doğu Avrupa,daha sonra Doğu Asya,en az oran ise Orta Amerika ve Doğu Afrika ülkeleridir.

Üstteki tabloya göre 2010-2014 arasında tütün kullanımının azalmasına göre kanser olma oranları da azalmıştır.Tabloya göre erkeklerde sigara kullanımı azalmakta ancak kadınlarda sigara kullanma oranı artmakta ve buna bağlı olarak kansere yakalanma riski de artmaktadır.
Elbette ‘akciğer kanserine sigara içmeyenler yakalanmaz’ diye bir tabiri kullanamayız ancak yapılan araştırmalar ve çalışmalar gösteriyor ki akciğer kanserinden vefat eden insanların çoğunun sigara içtiği ve bunun neticesinde kansere yakalandığı ortaya konulmuştur.Yapılan araştırmalara göre akciğer kanserine yakalananların %90’ı sigara içmektedir.Sigaranın en doğalından en fazla endüstriye girmiş olanına kadar tüm çeşitleri kansere sebep olmaktadır. Sigarada bağımlılığa sebep olan madde nikotindir. Hangi çeşidi olursa olsun sigaranın hepsinde ki zararlı maddeler ve oranları aynıdır,ister ‘light’ olsun ister ‘mentollü’ olsun ister normali farketmez, hepsi de aynıdır.Çünkü sigaralar yapay akciğer makinelerine takılıyor ve ölçüm yapılıyor. Çıkan sonuca göre sigaralardaki karbonmonoksit ve nikotin oranları aynıdır. Sigara çeşitliliğinin fazla olmasının sebebi üreticilerin bir nevi pazarlama ve piyasayı elinde tutma şeklidir.

Koah hastalığının en büyük nedeni sigaradır. Bugün Türkiye’de 5 milyon kadar Koah hastası bulunmaktadır
Sigaranın Kardiyolojik Zararları
Sigara kalp hastalıkları ve kalp krizinin de en önemli sebebidir. Kardiyolog araştırmalarına göre sigara insan damarlarına zarar vermekte ve gözle görülemeyen mikrobik delikler açmaktadır. Şöyle ki; Damarlarımızın içi endotel denilen bir yapıyla örülüdür, bu yapı nikotinin etkisiyle hasara uğramakta, kanda pıhtılaşmaya sebep olmaktadır. Vücutta nereye hasar verirse ona göre hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Mesela kalp damarını tıkıyorsa kalp krizine sebep olmaktadır,bacak damarını tıkıyorsa kangrene sebep olmaktadır,beyin damarını tıkarsa felce sebep olmaktadır. İnsanlardaki üreme fonksiyonunu da bozmaktadır. Dolayısıyla sigara damar yoluyla vücuttaki bütün organlara zarar vermektedir. Damar nereye ulaşıyorsa sigara ile birlikte zehir de oraya ulaşmaktadır. Kalp damar rahatsızlıklarının en başlıca sebebi bu yüzden sigaradır. Tıp kitaplarında geçtiğine göre tütün kullanımına bağlı kalp rahatsızlıklarında sigara kullanma oranı veya sıklığının yaşla bir ilgisi bulunmamaktadır yani sigara içilen ilk seferde de kalp rahatsızlığı riski fazladır yıllarca içende de kalp rahatsızlığı riski fazladır. Dolayısıyla her an kalp krizi geçirme riski sigara içen bir bireyde mevcuttur. Sigaradaki nikotin iştah bastırıcı bir özelliğe sahip olduğundan sigara içen birey her içtiğinde bu iştahını bastırıyor,sigarayı bıraktığında ise iştah sebebiyle kendini yemeğe verdiği için kilo alıyor. Dolayısıyla sigara bırakınca kilo almanın sebebi nikotine duyulan ihtiyaçtır. İnsan bu ihtiyacını yemek yiyerek karşılıyor ve sonucunda kilo alıyor kilo almamak için de çeşitli sportif faaliyetlere yönelmesi gerekiyor. Sigaradaki nikotin oranlarının en yüksek olup olmaması fark etmez,nihayetinde zehir aynı zehir.Dolayısıyla öldürücü madde aynı maddedir.Ayrıca kişilerin vücutlarının bu zehirlere vereceği reaksiyonlar da farklıdır.Kimine aniden zarar verebilir kimine zamanla zarar verebilir.Sonuçta bu zehirli madde,içen şahsa zarar verecektir.

NARGİLE
Sigara yasağı kanunu ilk çıktığında nargilenin de bir tütün ürünü olarak yasaklanacağı belirtilmişti fakat nargilenin çeşitli türlerinin çıkarılmasıyla bir nevi aldatmaca senaryo kuruldu. 2013 yılında kanuna ilave edilerek ‘meyveli de olsa şekerli de olsa içindeki muhtevaya bakmaksızın bu kanun açısından tütün ürünü sayılır’. Nargilenin ayrıca bir kötülüğü şudur ki; ‘sudan geçtiği için zararın azaldığı’ yönündeki algı gerçek değildir. Zira zehir aynı zehir olarak sudan geçtiği için akciğerin daha da derinlerine ve ince noktalarına temas etmektedir. Çünkü sudan geçen zehir soğuduğu için insan onu daha derinine çekebilmektedir. Ayrıca nargilenin içine ne konulduğu belli değildir;uyuşturucu,esrar,eroin vb.ürünlerde bu karışımlara konulabilmekte ve insan bunu anlayamamaktadır.Bu yolla çocuklara dahi zehir ulaştırılmaktadır.Nargile ile AIDS hastalığının dahi bulaşma riski vardır.Tüberküloz ve çeşitli viral hastalıkların da bulaştığı görülmüştür.Diğer bir nokta ise nargilehane yazarak kapalı alanda asla tütün ürünü kullanılamaz.Bir nargile yaklaşık 5-10 paket sigaraya eşittir.Bu tür mekanlarda 5-10 paket sigaraya eşdeğer zarar veren nargile içilmekte ancak sigara içilmemektedir. İşte bu yolla kişiler kandırılmakda ve zehir satılmaktadır.Nargilenin yasa gereği kapalı alanlarda içilmesi suçtur.18 yaşından küçüklere satılması halinde hapis cezası gerektiren bir suçtur,çocuklara açık alanda dahi satılamaz.Nargile ancak açık alanda ve 18 yaşını dolduranlara satılabilir.Nargilenin en büyük tehlikesi içerisine hangi tür maddelerin konulduğunun bilmemesidir. Dolayısıyla bunların ve işletmelerin çok sıkı bir denetimden geçirilmesi gerekmektedir.Bu tür kapalı mekanlarda nargile içilmesine ruhsat da verilmemelidir.Özellikle valilik ve kaymakamlıkların bu konuda hassas olmaları ve bağımlılıkla mücadele kapsamında bu tür mekanlara da denetim uygulamaları gerekir çünkü bunun sınırı kanunda çizilmiştir.

PURO
Toplumumuzda puronun daha az zararlı olduğu yaygın bir kanı olarak dile getirilmektedir ancak öyle değildir. Çünkü sigaradan iki türlü duman çıkıyor;bir tanesi içtiğiniz zaman ciğerlerimize çektiğimiz duman bir tanesi de yanarken çıkan duman.Aslında yanarken çıkan duman içe çekilen dumandan daha zararlıdır çünkü filtre ile sigara içtiğinizde zehrin bir kısmı filtre tarafından süzülüyor ama yandaki duman direkt solunuyor.Yanan sigaradan çıkan duman içilenden daha zararlıdır.Puro da ise hiçbir filtre olmadığından hem kendisi hem de dumanı daha da zararlıdır.Pasif içici olan kişiler bu yüzden daha tehlikeli bir durumdalar.Bir aile içinde yaşayan kişilerden tüm aile içmese de içenden daha fazla zehir solunmuş oluyor.Sigara içenlerde ortaya çıkan hastalıklar pasif içici olan kişilerde de aynen görülmektedir.
ELEKTRONİK SİGARA VE ISITILMIŞ SİGARA

Elektronik sigaranın içerisindeki maddelerin çoğu organik diye satılmaktadır.Oysa bu maddeler ısıtılarak ve duman haline getirilerek organiklikten çıkıp zehir halini almaktadır.Tarım Bakanlığı bu maddelerin orijinaline izin verse de ısıtılmış ve hal değiştirenlerine izin vermemektedir.
Amerika’da Jolly adı verilen flash belleğe benzer bir elektronik sigara bulunmaktadır ancak zararından dolayı Amerika’da sırf bu yüzden okullara flash bellek alınmamaktadır. Son 1 yılda bu madde ile çocuklara ulaşan sigara oranı %75’i bulmuştur. Türkiye’ye ithali yasak olsa da bazı internet siteleri aracılığıyla satışı bulunmaktadır.

Çünkü sigara kartelleri (firma,üretici,pazarlamacı) baktılar ki sigara tüketimi azalıyor başka bir şekilde bağımlılığı pazarlamaya çalışıyorlar.Sigara satışı azaldığı için firmaların borsadaki hisseleri de düştüğünden dolayı bir şekilde hisseleri yükseltmek için bu tür farklı alanlara yöneldiler.

Yukarıda yazılı olan elektronik sigara içindeki maddeler yandığı ve buhar olduğu zaman aşırı miktarda kanserojen maddeler üretmektedir

Türkiye, 2013 yılında kanuna bir madde ekleyerek ‘tütün içermeyen ancak tütün mamulü taklit eder tarzda kullanılan her türlü nargile ve sigara tütün ürünü kabul edilir’ demiştir. Dolayısıyla bu madde ile elektronik sigara da tütün kabul edilmiş ve kapalı alanda içilmesi yasaklanmıştır. Yasa gereği normal sigara nerede ve hangi şartlarda kullanılabiliyorsa nargile ve elektronik sigara da oralarda kullanılabilir.

Bu sigara normalde ilk başta sanki sigara bağımlılığının tedavisi gibi bir farklı seçenek olarak çıktı ancak ne yazık ki bizzat kendisi verdiği nikotin oranından dolayı bağımlılık yapmaktadır. Yani nikotin ne şekilde vücuda girerse girsin bağımlılık yapmaktadır. Hiç sigara içmeyen birisinin e-sigara ile tanışması onun normal sigaraya başlamasına da sebep olmaktadır. Ne yazık ki e-sigaradan normal sigaraya geçiş oranı fazladır.

Yakılmayan ve sadece ısıtılan sigara denilen maddeyi yukarıda görüyoruz. Bu da ayrı bir aldatmacadır. Çünkü başta zararlı maddeler vücuda girmiyor gözükse de bu madde ile alınan zehirlerin ancak 1-2 yıl sonra kendini gösterdiği ortaya çıkmıştır.Nitekim sigaranın dahi tüm zararları yıllar sonra ortaya çıkmıştır.Bu tür elektronik maddelerin zararları belki de yine yıllar sonra ortaya çıkacaktır.

Bu tür cihazların normal sigara ile aynı oranda zehir verdiği açıktır. Zira bu cihazları üreten de aynı sigara firmalarıdır. Bir nevi ‘onu içmezsen bunu iç,onunla zehirlenmezsen bununla zehirlen’ denmektedir.Hepsinin ortak amacı bir piyasa oluşturup bunun aracılığı ile para kazanmaktır.Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın destekleriyle elektronik sigarayı da tütün yasağına dahil etmiştir.Yapılan araştırmalar gösteriyor ki elektronik sigaranın tam olarak tüm zararları önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale gelecektir.

SİGARA YASAĞINA UYULUYOR MU?
Sigara en çok nerede içiliyor dersiniz? Kanunun çıkmasına öncülük eden milletvekili ve sağlık profosörünün ifadesiyle ‘kanunu çıkaran milletvekillerinin odasında,emniyet binalarında ve adalet saraylarında’. Biz toplum olarak buraları kahvehaneler kadar dumansız hale getirebilirsek bu işi çözmüş oluruz.Köydeki amcamızın gittiği kahvehanede sigara içilmiyor ancak kravatlı kişilerin gittiği yerlerde sigara kullanımı bir hayli fazla.Ayrıca açık alanlarda dahi insanlar sigaradan rahatsız olmaktadır.Çünkü işletmeler açılır/kapanır mekanlar yaptılar. Kanunen bu mümkün değil aslında.Fakat uygulamada eksikliğimiz var.Oysa 2009 Avrupa Birliği direktifine göre bu tür açılır/kapanır mekanların kapalı mekan statüsünde olması gerekmektedir.Bizim kanunumuz da bunu dile getirmektedir ancak uygulanmamaktadır.Biz bunu uygulamalı ve açık alanlarda da %30 oranında bir mekan belirleyerek oralarda sigara içilmesini sağlamalıyız. Etrafımıza baktığımızda mekanların en güzel yerleri ve kullanıma açık yerleri sigaraya tahsis edilmiş durumda.Oysa sigarayı özendirecek davranışlardan çok sigaradan uzaklaştıracak davranışlarda bulunmalıyız.Bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli ve ciddi bir denetim sistemi kurulmalıdır.Aslında kanunun çıktığı yıl fahri müfettişlik sistemi ile sigara mekanlarının vatandaşlar tarafından denetlenmesi için önerge verilmişti ancak İçişleri Bakanlığının Fahri müfettişlik sisteminin yarattığı bazı olumsuz olaylardan dolayı olumsuz görüşünden hareketle bu önerge geri çekildi.Kesilen cezalar ve mekan kapatma cezaları uygulanmıyor, bir şekilde ‘sümenaltı’ ediliyor. İşte bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Cezai uygulamalar sonraya bırakılmadan hemen uygulanmalı.Şu anda Sağlık Bakanlığı’nın bu yönde bir çalışması da var.

Kanun sağlıklı şekilde uygulanmadığında da kanuna uyan esnaf zarar etmekte,yasağa uymayıp yasağı delenler ise bir zarar görmemektedir.Dolayısıyla kanunların uygulanması eşit ve adaletli şekilde yapıldığında kanuna uyan esnaf karlı çıkacaktır. Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun resmi verilerine göre kapanan ve açılan müessese sayıları aşağıdaki 2 görselde olduğu gibidir;

Sigara yasağından dolayı zarar veya kar elde etmek gibi bir bakış açısıyla çalışmak esnaf açısından doğru değildir. Çünkü sigara yasağı kanunu Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.

Türkiye’den önce İrlanda ve İngiltere’de uygulanan yasak Türkiye’de uygulanması ile birlikte 49 ülkede yaygınlaştı ve şu anda 1.3 milyar insanı koruyor.Bu ülkelerin hiçbirinde sırf yasaktan dolayı kar-zarar eden herhangi bir esnaf bulunmamaktadır.

Bazı ülkelerde caddelerde ve hatta kişilerin kendi dairelerinde veyahut pencerelerinde dahi sigara içilmesi yasak.Hatta Afrika ülkelerinde park ve bahçelerde,yollarda,sokaklarda sigara içilmiyor.Oysa ülkemizde ne yazık ki bırakın başka yeri çocuk parklarında dahi sigara içiliyor. Bu da bir suçtur ve cezası vardır.Ukraynalı yetkililer Türkiye’den aldıkları kanunu çok güzel şekilde uyguladıkları için orada apartman dairelerinde dahi sigara içilmesi yasak ve bu kanuna uyuluyor.Oysa Türkiye’de güçlü mekanlara ceza kesilmezken küçük esnafa ceza kesilmektedir.Bu kanun İrlanda’da ilk çıktığında ilk cezayı bir milletvekiline kesmişlerdi.Türkiye’de denetleme sisteminin iyi çalışmamasından dolayı ihmaller oluşmaktadır ve bu ihmaller insanların sağlığına ciddi zararlar vermektedir.Yeşil dedektör uygulaması ile aslında güzel bir uygulama hayata geçti fakat kesilen cezalar yine de adaletli olmadığı için bu konuda farklı bakanlıkların işbirliği ve desteğine ihtiyaç duyulmaktadır.Çünkü sadece Sağlık Bakanlığı’nın 3500 denetçisi ile tütün yasağının önüne geçilemez.Sağlık Bakanlığı’nın çalışanlarının gayreti takdire şayan olmakla birlikte maalesef gittikleri ve denetledikleri mekanlarda şiddete maruz kaldıklarını görüyoruz.

BU KANUN ÇIKTIKTAN SONRA…
Kanun çıktıktan 1 yıl sonra İstanbul’daki 10 büyük Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastanesi’nin acillerine müracaat eden hastalar listelendi.Bir önceki yıla mukayese edildi;astım krizlerinde %25 civarında azalma oldu,kalp krizinden müracaat edenlerde %35 azalma oldu,çocuk hastalıklarında %20 civarında azalma oldu.Genelde ise tüm hastalıklarda %30 civarında azalma görüldü. Akciğer kanserinde olan azalmalar ise hemen bir yılda gözükmemekde,5 yıldan sonra ortaya çıkmaktadır.Bu yüzden sigara kullanımının yükselmesi ilerleyen yıllarda genel olarak akciğer kanserlerinde artışa ve ölümlere neden olacaktır. Sigara kullanımını unutkanlık hastalığının da başlıca sebeplerindendir.Sigaranın içerisindeki hiç bir maddenin kişiye faydası yoktur. Tıbben anlaşılmıştır ki sigaradaki maddelerin orijinal hallerinin bazısının çok ender hastalıklarda kullanıldığı görülmektedir. Nikotin maddesi patlıcangiller familyasından bir bitkinin adıdır ancak patlıcandaki nikotinin insana zarar verebilmesi için bir kamyon patlıcan yenilmesi gerekir.Ancak sigaradaki zarar ise yanma sonucu ortaya çıkan bir zehirden dolayıdır.

Bir paket sigara ayda yaklaşık 400 lira etmektedir.Çocuğuna bir ayakkabı veya giysi alamayan,maddi durumu iyi olmayan birinin bu parayı,asgari ücretin %25’ini sigaraya vermesi gerçekten içler acısıdır.Bu tür bir kişinin 10 yılda sigaraya harcadığı miktar 160.000 TL’dir.Çoluk çocuğunun nafakasını sigaraya vermek israfa girdiğinden dolayı haram,çevreyi kirletmek ve diğer insanlara zarar vermek de ayrıca günahtır.

DÜNYADA SİGARA İLE MÜCADELE

Dünyadaki tüm ülkelerde sigara içme oranı %15’lere doğru azalmaya başladı. Ancak bu oranın içine elektronik sigara girmemektedir. Türkiye 2008’den itibaren vergi ve zamlarla mücadele ile sigarayı kullanımını azaltma yönünde önemli bir adım atmıştır.Halk bilgilendirilmiş ve çeşitli etkinlik,tanıtım ve reklamlarla bilinçlendirilmiş,bu yolla sigara kullanım oranı durdurulmuş hatta sigara bırakanların oranı da yükselmiştir.Ancak 2013’ten itibaren yasak ve denetimlerin gevşemesi ile bu oranlar yükselmeye başlamıştır.Eğer 2008’deki iyi tabloyu koruyabilseydik sigara kullanım oranı Türkiye’de yüzde 15’e inebilirdi.Dünyadaki tüm ülkelerin ortak hedefi sigara içme oranını %5’e düşürmek.Hatta bazı ülkeler (Türkmenistan gibi) 2020 yılında ülkeye sigara sokulmasını tamamen yasaklayacak.Finlandiya ise 2030’da yasaklayacak. Singapur’da ise 2000 yılından sonra doğanlara sigara satışı yasaktır.Bir anda yasaklamak imkansız olacaktır.Zira bu,kaçakçılığı sürükleyecektir.Bir yandan kaçakçılıkla mücadele bir yandan da yasaklarla birlikte sigara içme oranı %5 e düştüğünde sigara tamamen yasaklanabilir hale zaten gelecektir.Çeşitli uygulamalarla sigara toplumdan uzaklaştırılmalıdır. Mesela İngiltere’de sigaralar kapalı dolaplarda,çocukların görmeyeceği yerlerde saklanmaktadır. Yine sigara kullanılan alanların azaltılması da başka bir önlemdir.Yine düz paket uygulaması ile reklamsız paketlerle sigara satışı da başka bir önlemdir.2008’deki gibi sigara fiyatlarını arttırarak,kapalı alanlardaki denetimi sıkılaştırarak ve bilinçlendirme ile insanlara ulaşarak önlemler alınabilir.
En başta gelen önlem ise bırakmıyorsa bile çocuk ve gençleri sigaraya başlatmamak üzere kurulmalıdır.Sigara alımlarında kredi kartı kullanımını yasaklamak,sigara fiyatlarını enflasyon paketinden çıkarmak da alınabilecek önlemler arasındadır.Sigaranın Türkiye’ye yıllık maliyeti 20 milyar dolardır.Bu para tamamen Amerika’ya gitmekte ve sonuçta verdiğimiz paralarla alınan silahları sınırımızda bize karşı doğrultmaktadırlar. Sigaraya verilen her kuruş bize atılan bir mermidir.Yine kaçak sigara alanlar terör örgütlerine direkt yardım yapmaktadır.Her içilen sigara ve verilen para direkt veya endirekt olarak Türkiye’ye zarardır.

TEDAVİLER
Sigara bırakma tedavileri %30 civarında başarılıdır.En başta beyinde/insan iradesi ile bırakılmalıdır.Ardından ilaç tedavileri ardından davranışsal tedaviler gelmektedir. Bir döneme kadar Sağlık Bakanlığı ilaçları karşılasa da artık insanlar kendileri ilaçları karşılıyor.1 yıl süren tedavi sonucunda büyük oranda kişi sigarayı bırakıyor.

{Bu yazımın hazırlık aşasında veri, analiz ve istatistiklerinden yararlandığım; Prof.Dr.Cevdet Erdöl (Dumansız Hava sahası yasağının mimarı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü)’e ,Doç.Dr.Toker Ergüler (Dünya Sağlık Örgütü bulaşıcı olmayan hastalıklar programı sorumlusu)’e ve Prof.Dr. Filiz Koşar (Türkiye solunum araştırmaları derneği 2. Başkanı,Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi,Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı)’a teşekkürlerimi sunuyorum.}

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno