SON DAKİKA

Bedir Haber

Hz. Yusuf ile Züleyha Nikâh kıymış mıdır?

Yusuf aleyhisselam ile Züleyha validemiz nikâh kıymışmıdır? Sizler için araştırdık.

Hz. Yusuf ile Züleyha Nikâh kıymış mıdır?
624 okuma
08 Aralık 2014 - 15:00

Züleyha validemizin âkıbeti ve Hz. Yusuf’la evlenip evlenmediği Kur’ân-ı Kerim’de sarahaten yer almadığı gibi, Rasûlullah Efendimimizin (s.a.v.) hadislerinde de geçmez.

Fakat her ne kadar muasır müverrih ve müevviller, kendilerine göre bir takım gerekçelerle -ki bunlar da geçerli mucip sebepler değildir- evlendiklerini kabul etmeseler de, ana kaynaklarımızdan Taberî Tarihi ve İbn Esîr’in el-Kâmil gibi İslam tarihine dair eserlerde şu bilgilere yer verilir:

Züleyha’nın kocası ölünce, Mısır kralı, onu Hz. Yusuf ile evlendirir. Bu esnada Hz. Yusuf ile Züleyha arasında şöyle bir muhavere / konuşma geçer:

**Yusuf aleyhisselam hanımı Hz. Züleyha’ya:**

– “Senin vaktiyle benden istemiş olduğun şeyden, böylesi daha hayırlı değil midir?” der. **Züleyha:**

– “Ey dost! Beni kınama! Gördüğün gibi ben devlet ve dünya nimetleri içinde yaşayan güzel bir kadındım. Eşimin ise kadınlarla teması yoktu. Allah seni, olduğun gibi çok güzel yaratmıştı. Gördüğün gibi nefsim de bana baskın gelmişti” der.

Yine bu kaynaklarda verilen bilgiye göre, Yusuf aleyhisselam Züleyha validemizi bâkire olarak bulmuştur. Kıssalara göre Züleyha, Allah Teala’nın bir lütfu olarak yeniden gençlik günlerine dönmüştü.. Bu evlilikten iki de oğulları olmuştur.** [Bkz. Elmalı’lı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Eser Kitabevi, İstanbul, 1971, IV, 2879]**

Züleyha validemiz Allah Teala tarafından affedilmiş olmalı ki, Yusuf aleyhisselâm gibi bir peygamberin hanımı olmuştur. Âyette yer aldığına göre, eşi, malum hadiseye şahit olduğunda Züleyha’ya, Allah’tan af dilemesini söyler ki, tevbe ettiği anlaşılıyor. **[Bkz. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, 1, 298; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târih Tercümesi, s. 136]**

Görüldüğü üzere Yusuf aleyhisselam hanımı Hz. Züleyha’ya, “Senin vaktiyle benden istemiş olduğun şeyden, böylesi daha hayırlı değil midir?” diyor.

“Vaktiyle benden istemiş olduğun şeyden” kastı, sifahtır, yani Züleyha validemizin nikâhsız olarak tahayyül ve tasavvur ettiği münasebettir. Daha sonra evlenmelerinde ise, nikâh muamelesinin olmadığını düşünmek imkânsız. Çünkü zina, ilk insan ilk peygamber atamız Hz. Âdem’den Efendimiz’e (aleyhimüsselâm) gelinceye kadar bütün peygamberlerin şeriatlarında haramdır. Onun içindir ki, zinanın helâl-meşru olmasını temenni etmek bile yasaktır, Allah korusun insanı dinden çıkarır. Bu sebeple onların nikâhsızlığını bırakınız konuşmak, düşünmek dahi abestir.

Ayrıca Züleyha validemizin de, “Ey dost! Beni kınama! Gördüğün gibi ben devlet ve dünya nimetleri içinde yaşayan güzel bir kadındım. Eşimin ise kadınlarla teması yoktu. Allah seni, olduğun gibi çok güzel yaratmıştı. Gördüğün gibi nefsim de bana baskın gelmişti” demesinden, önceki tavrın-tarzın yanlışlığı, dolayısiyle hâlihazır durumun da doğruluğu-meşruluğu, yani nikâh üzere oldukları anlaşılmış oluyor.

**
Mesnevi’den Yusuf Züleyha Kıssası**

“Yûsuf yüzünde ne gördü Züleyhâ,

İşi efgân oluptur aşk elinden” beyitiyle ifâde eder.

“Züleyhâ öyle bir hâle gelmişti ki, çörek otundan öd ağacına dek, her şeyin adı Yûsuf idi ona göre. 
Yûsuf’un adını başka adlarda gizlemişti. Mahremlerine de bu sırrı söylemişti.

‘Mum ateşten yumuşadı’ dese, ‘sevgili bize alıştı, yüz verdi’ demiş olurdu.

‘Bakın, ay doğdu’ dese, ‘o söğüt ağacı yeşerdi’ dese…

‘Yapraklar ne güzel oynamada’ dese, ‘çörek otu ne hoş yanmada’ dese…

‘Gül, bülbüle sır söyledi’ dese, ‘pâdişah, sevgilisine sır söyledi’ dese…

‘Bahtımız ne de kutlu’ dese, ‘kilimi, halıyı çırpın’ dese…

‘Sucu su getirdi’ dese, ‘güneş doğdu’ dese…

‘Dün gece bir tencere yemek pişirdiler, yemek pek de güzel pişti’ dese…

‘Ekmekler tatsız, tuzsuz’ dese; ‘felek tersine dönüyor’ dese…

‘Başım ağrıyor’ dese ‘başımın ağrısı geçti’ dese… hep ayrı anlamları vardı bu sözlerin.

Birini övse onu/Yûsuf’u överdi. Birinden şikâyet etse, onun ayrılığını söylemiş olurdu.

Yüzbinlerce şeyin adını ansa, maksadı da Yûsuf’tu onun, dileği de Yûsuf.

Aç olsa, onun adını andı mı, o adla doyardı, o kadehle sarhoş olurdu.

Susuzluğu bile onun adını andı mı geçerdi. Yûsuf’un adı gizli bir şerbet olmuştu ona.

Bir derdi olsa, o yüce adı andı mı, derdi hemencecik geçerdi.

Kışın o ad kürk olurdu ona… Aşkta sevgilinin adı bunu yapar, bunu!…”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA HABERLERİ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.