Bedir Haber

İslam medeniyetinin kurucu unsuru Ramazan

İslam medeniyetinin kurucu unsuru Ramazan
8 views
16 Mart 2024 - 14:15

Ramazan, İslam medeniyetinin kurucu unsurlarından birisidir. Ramazan orucunun hayatın ve toplumun kılcal damarlarına kadar nüfuz eden bir tabiatı var. Gündelik hayatın eksenine yerleşiyor ve onu yörüngesinde döndürüyor. Yeme içme gibi en tabii ve vazgeçilmez beşeri duruma bile çeki düzen veren Ramazan’ın, hayatın diğer tüm alanlarını etkilemesi gayet doğal.

Bu mübarek ayın Müslüman toplumlara vurduğu damga o kadar kalıcı ki, Müslüman toplumların dine en uzak kesimleri bile çok ya da az onun etkisine girmekten geri duramıyor. Adeta Ramazan her kesimin hayatına bir biçimde sokuluyor… Giriyor ve “Ben geldim!” diyerek kendini hissettiriyor.

Aziz müminler…

Ramazan’dan ne beklerseniz, onu elde edersiniz. Ramazan’a festival gözüyle bakanlar, direkler arası eğlence fasıllarında olduğu gibi Ramazan’dan haz devşirirler. Eğlence ve festival havasında karşıladıkları Ramazan’dan geriye, haz ve neşeleri kalır.

 

Ramazan’a Kur’an vahyini bize armağan eden ilahi bir zaman olarak bakanlar ise, Ramazan’ı “kamil, derinlikli insan”ın oluşturulmasında bulunmaz bir fırsat bilirler. Kamil insan; yani yemek, yatak, abdest ve iş arasında bir varlık olmaya razı olmayan insan. Fiyatı değil değeri olan insan… Ramazan onlar için; yüreklerinin yıkılan yerlerini yapmak, akıllarının tahrip olan yerlerini tamir etmek, iç dünyalarının hava kaçıran yerlerini tıkamak, bilinçlerinin bozulan yerlerini onarmak, iradelerinin kaybolan kısmını kazanmak, şahsiyetlerinin eksilen yerlerini tamamlamak için bir fırsattır.

Değerli kardeşlerim!

Ve İnsan, Aldanır, aldatır… “unutkan varlık”. Kendini unutur, sorumluluğunu unutur, nerden geldiğini, konumunu unutur, değerini ve haddini unutur. İslenir, paslanır, kirlenir, aşınır. Dolayısıyla insanın da yıllık bir bakıma ihtiyacı vardır. Dahası, acıkan ruhlar doyurulmazsa, manevi ölümler başlar. İnsana midesinin açlığını haber veren enzimlerdir. Mide boş kaldığını bu enzimler aracılığıyla beyne iletir. İnsan aç olduğunu fark ederek yiyecek arayışına girer. Fakat insan, ruhun açlığından, midenin açlığı kadar kolay haberdar olamaz. Çünkü ruhun enzimleri yoktur. Bir çokları ruhlarının açlığından, manevi bir ölümle burun buruna geldikleri halde dahi haberdar değildirler. Kur’an’ın bir tabiri vardır: “Giydirilmiş kalaslar”. Kur’an bu tabiri; günahlarla içi boşalmış, dışı içinden daha değerli hale gelmiş, ağaçlar gibi içinden çürümüş insan tipleri için kullanır. وَاِذَا رَاَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ اَجْسَامُهُمْۜ وَاِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْۜ كَاَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌۜ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْۜ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ ‘’ Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider; konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin: oysaki elbise giydirilmiş kalas gibidir onlar. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar; onlar kökten düşmandırlar: artık onlara karşı dikkatli ol! Allah kahretsin onları: Nasıl da savruluyorlar!’’(Münafikun, 4) Evi, arabası, elbisesi kendisinden pahalı tipler, içini satıp dışına yedirmiş sözde insanlar onlar. İşte Ramazan, insanın içinin boşalmasına karşı alınmış ilahi tedbirlerden sadece biridir. İnsanlara dış dünyalarını bir süreliğine iç dünyalarının arkasına atmalarını telkin eder. Ruh bakımını, beden bakımından öne almalarını telkin eder.

 

Sosyal olarak Ramazan, insanın sahip olduklarının Allah tarafından ona sınav için emanet edilmiş değerler olduğunu hatırlatır. Paylaşabilenler, egonun dışına çıkabilenler, bu sınavı kazananlardır. Gönlünü Ramazan’a açanlar, gönlünü, elini ve evinin kapısını da yoksula açar. İşte Ramazan, bütün bu boyutlarıyla, insanlığa açılmış ilahi bir kredidir. Bu krediyi kimileri har vurup harman savururcasına harcayıp tüketir. Kimileri de alır ve onu katlayarak artan manevi bir sermaye haline getirir. Yıpranan, yoksullaşan iç dünyasını onunla zenginleştirir.

 

Ramazan, kulun; Kimlik ve kişiliğini geliştirir. Duruşunu güçlendirir… Duygu ve düşünce katsayısını yükseltir. Müslümanlar, her Ramazan’ı toplumlarının yaralarını sarmak için bir seferberlik zamanı bilmişlerdir. Zekât, fitre, sadaka ve kumaanya ile sadece aç ve açıkların yardımına değil, aynı zamanda din ve iman bakımından da fakirleşmiş insanlarının yardımına koşmuşlardır. Çünkü İnanç yoksullaşması, maddi yoksulluktan çok daha kötü sonuçlar üretir. Uluslararası kuruluşlardan karşılıksız yardım alabilirsiniz. Fakat din, iman ve samimiyet fukaralığına duçar olmuşsanız, hangi uluslararası kurumun kapısını çalacaksınız? İnanç ve samimiyet yoksulluğunu ancak, iman, ahlâk ve erdem zenginliğiyle yenebilirsiniz. İşte Ramazan, o zenginliğin kaynaklarından biridir.

Ramazan, ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı, diğer ayların ruhta bıraktığı kiri, isi, pası ve kindarlığı, samimiyetsizliği temizlemek için yüreğin bakıma alınmasıdır.

Aziz müminler!

Oruç, Kur’an dilindeki savm’ın karşılığıdır. Savm, en büyük Arap dil ansiklopedilerinin verdiği bilgiye göre ‘terk’ ve ‘direnç’ manasıyla sabır anlamlarına gelmektedir. Savm’ın kök anlamlarından yola çıkarak, orucun ‘tutmak’ ve ‘bırakmak’ gibi birbirine zıt iki anlamı birden taşıyan bir ibadet olduğunu kolayca anlayabiliriz. Orucun amacı da, bu anlamın insan hayatında aktif hale gelmesini sağlamaktır: ‘Tutmaya değer olanları tutmak’ ve ‘bırakılması gerekli ve yararlı olanları bırakmak.’ Orucu emreden Kur’an ayetinin, bu emrin gerekçesi olan şu hitapla bitmesi yukarıdaki sonuçla bire bir örtüşmektedir: يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ“Ey îman edenler! Oruç, tıpkı sizden öncekilere olduğu gibi size de farz kılındı; belki bu sayede takvaya erersiniz.” “Ey îman edenler!” diye başlayan bu âyet, adeta “iman” iddiasında bulunanları iddialarını hakiki orucu tutarak ispata çağırıyor. Umulur ki sakınır/korunursunuz.” Çünkü sonuçta, yalnızca “sakınanlar korunurlar”. Ancak “terk etmeyi” bilenler “direnebilirler”. Kalıcı ve iyi bir şeyler “tutmak” için, geçici ve kötü şeyleri “bırakmak” şarttır. Bazen “tutabileceğiniz” şeylerin sayısı, “bırakabileceğiniz” şeylerle orantılıdır. Terk etmeden elde etmeyi istemek, bedel ödemeden kazanmakla aynı anlamı taşır. Tuttuğunuzun kendi amacını sizde gerçekleştirmesi, neleri bırakabileceğinize bağlıdır. Korunmanız, sadece Allah bilinciyle sakınmalarınızın bir ödülü olacaktır. Ramazan ilahi bir gündemdir. Tüm sahte gündemlerin ortasına, karanlığın ortasına düşen bir ‘ışık topu’ gibi düşer. Bu ilahi gündemden ancak gönlü, gözü hakka açık olanlar istifade eder.

Değerli kardeşlerim!

Ramazan, ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı aydır. Yüreğinin çeperlerine tutunarak kendine doğru tırmanmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır Ramazan. Umutların kuşlar gibi göç ettiği, geleceğin tüm baharlarının gıyabında ölüme mahkum edildiği,

gül yüzlü ‘’YÂRİN’’ güzel kokusuna kurşunlar sıkıldığı,

ak saçlı sevdaların intihar eden yunuslar gibi kıyılara vurduğu,

ihanet kasırgalarının mamur yürekleri harabeye çevirdiği,

güneşe karşı uluyanların terör estirdiği bir zaman ve mekanda Ramazan sadece bir imkan değil bin imkandır. Ramazan tarassut için oda oda dolaşıp gönül kıranların değil, mukabele, muavenet, kumanya, teravih ve iftarı ile gönül yapanların ayıdır…

 

Ramazan’ı “beslenme festivaline” dönüştürmek, bu imkanı israf etmekten başka bir şey değildir. Ramazan’ı festivale dönüştürenler orucu diyete, ibadeti adete dönüştürürler. İbadeti adete dönüştürenlerin kaçınılmaz olarak yaptıkları ikinci yanlış “adeti ibadete” dönüştürmektir. Toplumsal çürüme ve sosyal çözülmeden rahatsız olanlar, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp çözümün bir parçası olmak istiyorlarsa, tıpkı Hz. Peygamber’in yaptığı gibi, önce kendileriyle tanış olacakları, biliş olacakları bir hizmete “hicret” etmek durumundadırlar. İşte Ramazan, kalbi ölmemiş, selim akıl sahiplerine böyle bir “hicret” için adeta bulunmaz bir “Hira”dır.

 

Kendi şahsiyetini yeniden yoğuracak ve doğuracak bir varlık sancısının gül yüzlü meyvelerine en güzel ebeliği ancak Ramazan yapabilir. Oruç tutmakla iş bitmemektedir, asıl yapılması gereken orucun başını dik tutmaktır. Orucun başı, haram yiyerek beslenen haramzadelere ve haramilere inat, helalin, hakkın, adaletin, hakka hizmetin ısrarlı temsilcisi olmakla dik tutulur. Haramilerin gasp ettiği öz kaynaklarının, gasıpların elinden alınarak mazlumlara iade etme azminin orucun tamamlayıcı bir boyutu olduğuna inanarak dik tutulur.

Orucun başı, yüreğinizi paylaştığınız gibi sofranızı ve ekmeğinizi; mağdurlarla, yoksullarla, evsiz, işsiz ve aşsızlarla, muavenetle paylaşarak dik tutulur. Her gün iftarda ve sahurda yemeyi düşündüğünüz çeşitli yiyeceklerin bedelini iman ve özgürlük mücadelesi veren gönül coğrafyamızın sakinlerine ayırıp, kumanyaya ayırdım diyerek, orta sınıf bir insanın standardına razı olmakla dik tutulur. Orucun başı, yeryüzünün tüm açlarını, açıklarını, mazlumlarını, mağdurlarını yüreğinize alıp, onlara donattığınız gönül sofranızı iç geçirerek izlerken açlığınızı unuttuğunuz zaman dik tutulur. Siz orucun başını dik tutarsanız, elbet oruç da sizin başınızı dik tutacaktır. Orucun başını dik tutanların ve başını oruçla dik tutanların Ramazan’ı bereketli olsun. Bu vesileyle, Rabbimizden hep hoş gelen Ramazan’ın bizleri hoş bulmasını, dolu bırakmasını temenni ederim…

Derleyen

Erdal Atak

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno