Bedir Haber

Zalimler için yaşasın Cehennem…!

Zalimler için yaşasın Cehennem…!
Bünyamin koca
Bünyamin koca( Bkoca0355@bedirhaber.com )
130 views
10 Ağustos 2020 - 9:33


Ebu cehiller ölmedi , Firavunlar yaşıyor. Dünyanın her yerinde Müslümanlar katlediliyor! Kıyamet yaklaşıyor Herkes safını apaçık belli ediyor.. 
Kadın, kız, çoluk, çocuk, yaşlı, ihtiyar demeden masum, silâhsız ve savunmasız insanları evinden, barkından etme, yollara dökme ve öldürme işi, kimden kime olursa olsun, ister devlet yapsın, ister terör örgütü yapsın, zulümdür, vahşettir, gaddarliktir.
Arakan’da Budist zulmü, Çin’de Komünist zulmü, Filistin’de Siyonist zulmü… Haydi, bunlar gâvur! Yemen’de, Suriye’de savunmasız, korumasız, silâhsız masum halka ölüm kusturan Müslüman aktörlere ne dersiniz?Dünyada bunca Müslüman kıyımı varken ve devam ediyorken sessiz kalan Müslüman kamuoyuna ne dersiniz?Peki Sözde prof olan ilahiyatçı ve din adamlarına ne denir.Bir Âlem-i İslâm’da Hıristiyan UNİCEF kadar sesini yükseltecek bir STK yok muAllah aşkına?
Suriye’de, Mısır’da, Gazze’de, Filistin’de, Türkiyede, Afganistan’da, Irak’ta akan kan ve gözyaşına sebebiyet verenler, destek olanlar, mâni olabilecekken seslerini çıkarmayanlar, zâlimlere hâmî kesilenler; hepsi sorulduğunda doğru, iyi, faydalı işler yaptıklarını söyleyeceklerdir.

Her biri, birtakım meşrûiyet sebepleri sıralayacaktır. Fakat bunların hiçbiri, hakkı yaşamak uğruna verdiği mücadelede şehîd edilen mazlumların ve zehirli gazlarla şehîd edilmiş bebeklerin katlini ne bu dünyada, ne de mahkeme-i kübrâda îzah edemeyecektir.

Kendileri döktükleri kan göllerinin girdapları içinde boğulmaya mahkûm olacaklardır.

Mahkeme-i Kübrâ…

Bir sahne geliyor gözümün önüne.Hani o kimsenin kaçacak yer bulamadığı GÜN var ya.Hani hamile olan kadının çocuğunu düşüreceği , Korkudan sinelerin çatladığı işte o GÜN şeytan ve orduları kaçacak delik arayacak lakin bulamayacak.İşte o gün herkese yaptıkları eksiksiz verilir.
Allah, O gün kul  haklarını kendisi asla affetmez.  Hakkı, hak sahibine bırakır.  Zâlimler, o gün, insafsızca zulmettikleri mazlumların insafına kalırlar. Verecek sâlih amelleri de olmadığı için, mazlumların günahlarını dahî yüklenirler.

İşte O günden Allah’a sığınıyorum… Mahşer yeri kurulur. Mazlumun ahı zalimden sorulur, Zalimin kalbine ateş sarılır ,  zulüm eden elleri kurur!  Evet Ebu cehillerin ve zalimlerin elleri kurusun! ..  Hz.Muhammedin (sav) başına işkembeler atanlar ağlasın şimdi , Said Nursi’yi (r.a) hapislere atanlar ağlasın şimdi , Müslümanlara zulmeden , yakan , yıkan , öldüren , süründürenler, dar ağacında sallandıranlar ağlasın şimdi.. 
Toprak o gün bağrında ne varsa dışarı atacak. Güneş dürülecek , Ay yarılacak.. Yer yüzü gökyüzü bir.  Denizler alev alev yanacak.. .  Allah’ın adaleti insanlarınkine benzemez , tartı milim şaşmaz .


O gün söz mazlumlarda olacaktır. Âyet-i kerîmede buyurulur:

“…Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda,

(Zulümlerin, haksızlıkların, iyi ve kötü, küçük ve büyük bütün amellerin yazılı olduğu) defterler açıldığında,

Gökyüzü sıyrılıp alındığında,

Cehennem tutuşturuldu ğunda ve cennet yaklaştırıldığında,

Kişi  (ebedî hayatı için)  neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır!”  (et-Tekvîr, 8-14)

O gün heybesinden zulüm çıkanların ebedî hayatları kararacaktır. 

Allah âdildir, mazlum kulları adına intikam alandır. Bu cihanda mazlumun dünyasını karartan, evlâtları yetim, eşleri dul bırakan, gaddar ve cânîlerin âhiretlerini elbette karartacaktır.

Kibre, adâvete, husûmete, hırsa kapılan zâlimin gözünü karartır. Yaptıklarının yanına kâr kalacağını sanarak, deryayı damla ile değişir. Basîret ve iz‘andan mahrum o hamâkat karanlığında bâkî ve ulvîyi bırakıp, fânî ve süflîyi alır.

Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurur:

“Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyâmet gününde zâlime zifirî karanlık olacaktır.    Açgözlülükten de sakınınız. Çünkü açgözlülük sizden önceki ümmetleri helâk etmiş; onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helâl saymaya sevk etmiştir.”  (Müslim, Birr, 56)

Hazret-i Mevlânâ da bu hadîs-i şerîfe işaretle zâlime şöyle seslenir:

“Bütün âlimler; «Zâlimlerin zulmü karanlık bir kuyudur.» demişlerdir.

Her kim daha fazla zâlimse, kuyusu daha korkunçtur, daha karanlıktır. İlâhî adâlet; «Betere beter ceza!» buyurmuştur.

   Ey zâlim…

Sen, zulmünle bir kuyu kazmadasın ama, şunu bil ki: O kuyuyu kendin için kazıyorsun. İpek böceği gibi, kendi etrafını örme, kendin için bir kuyu kazacaksan bâri, boyuna göre kaz.

Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan

gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. 
Başları yukarıya kalkık, bakışları bir noktaya sabitlenmiş, zihinleri bomboş kalmış olarak toplanma yerine koşarlar.

[İbrahim suresi 42- 43 ]


“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!” şeklinde çevirdiğimiz cümledeki zalimler –kavram olarak– Hz. Peygamber zamanının müşriklerini de içine almaktadır. Nitekim Lokmân aleyhisselâm da şirkin büyük bir zulüm olduğunu ifade etmiştir (Lokmân 31/13). Bununla birlikte müşriklerin dışındaki zalimleri de kapsamasına bir engel yoktur. Bu sebeple bazı müfessirler bu âyetin mazlumlar için bir teselli, zalimler için bir tehdit ifade ettiğini söylemişlerdir (Râzî, XIX, 141; İbn Âşûr, XIII, 246). Allah Teâlâ’nın, zalimleri yaptıklarından dolayı hemen cezalandırmayıp onlara mühlet vermesi, zalimin yaptıklarından habersiz veya zulme razı olduğu yahut zalimi cezalandırmaktan âciz bulunduğu için değil, onlara tövbe etme imkânı tanımak, tövbe etmedikleri takdirde âhirette gereken cezayı vermek içindir. Nitekim âyetler zalimlerin âhiretteki durumlarını tasvir etmekte ve oradaki cezanın daha şiddetli olacağını göstermektedir.

Cehenneme gidenler dünyadaki çirkin söz, tavır ve fiillerine karşılık gelen cezaları çehrelerinden taniyacaklar.Bütün zalimler, işledikleri zulumlerin birer nüve olmaktan çıkıp azabin değişik parçalarını oluşturmak üzere önlerine döküldüğünü müşahede edecekler:Bu alev falan küfür sözümün meyvesi…Bu hicran filan muşrikçe davranişimin yansıması…Bu nedamet ve ızdırap şu zalimce tavrimin izdüşümü…! diyecek ve kurani kerimde mahşer gününe ait bir tablo anlatılırken; 

“Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!” (Nebe, 78/40) çığlıklarıyla inleyecekler.
“Eyvah! Keşke verilmez olaydı bu defterim! Keşke hesabımı bilmez olaydım! N’olurdu, ölüm her şeyi bitirmiş olaydı! Servetim, malım bana fayda etmedi! Bütün gücüm, iktidarım yok olup gitti!” (Hakka, 69/25-29) sözleriyle ağıtlar yakacaklar.
*“Keşke”ler çok ve çeşitlidir. Bazıları da ötede “Keşke Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali (radiyallahu anhüm ecmaîn) gibi yaşasaydım; keşke elimin altındaki imkanları değerlendirme ve zühtten ayrılmama hususlarında onların çizgisini takip edebilseydim!” diye inleyeceklerdir. O gün zâlim pişmanlıktan ellerinin üzerini ısıracak ve şöyle diyecek: “Eyvâh! Keşke dünyada Peygamber’le beraber bir yol tutsaydım!” “Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim!”“Vallahi, ikaz ve öğütlerle dolu olan Kur’an tam da bana ulaş­mış­ken, beni onu anlayıp gereğini yapmaktan o uzaklaştırdı.” Şeytan insanı işte böyle uçuruma sürükler, işte böyle yapayalnız yüzüstü bırakır.{ Furkan Süresi : 27,28,29 }

Dünya hayatında iman yerine küfrü, kulluk yerine isyanı tercih ederek ve Peygamber (s.a.s.)’in davetine sırt çevirerek en büyük zulmü işlemiş kimseler kıyâmet günü çok pişman olacaklar, üzülüp kederlenecekler ve pişmanlıklarından ellerini ısıracaklardır. Burada “elleri ısırmak” ifadesi duyulan pişmanlığın derecesini göstermektedir. Yaşarken Peygamber’in yanında bir yol tutmuş; ona iman ve itaat ederek bir ömür sürmüş olmayı isteyecekler. Âhlar, vâhlar, keşkeler birbirini kovalayacak. Kur’an ve Peygamber düşmanlarını dost edinmiş olmamayı çok arzulayacaklar. Çünkü kendilerini Kur’an’dan, Peygamber’den ve bunların öğrettiği şekilde Allah’ı zikirden alıkoyan onlar olmuştu.Fakat bu pişmanlıkların bir faydası olmayacak. Mahşerin sert ve belâlı dalgaları içinde Allah’ın rahmetinden ümidini kesmiş, yapayalnız ve yardımcısız bir halde kalacaklardır. Zaten şeytanın istediği de önce insanı Allah’a kulluk ve şükür yolundan saptırmak, sonra da onu böyle yalnız, yardımcısız, yüzüstü bırakmaktır.
“Keşke” dememek için insan şu sözlerin hakikatine uygun bir ömür sürmelidir: “Yâdında mı doğduğun günler / Sen ağlardın gülerdi hep âlem / Öyle bir ömür geçir ki, olsun / Mevtin sana hande, halka mâtem.”

O halde insan dünyada kimleri dost edindiğine, kimlerle birlikte bulunduğuna ve kimlerin izinden yürüdüğüne dikkat etmelidir. 
Resûlullah (s.a.s.)’in bu yöndeki tavsiyeleri ne kadar güzeldir:
“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir ya  sen satın alırsın, ya da hiç değilse onunla beraber olduğun sürece güzel koku koklamış olursun.  Körük çeken kimse ise, ya  elbiseni yakar ya da en azından körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.” (Buhârî, Büyû’ 38; Müslim, Birr 146)
Resûlullah (s.a.s.)’e: “Ey Al­lah’ın Rasûlü!  Kendileriyle oturup kalktıklarımızın en hayırlıları kimlerdir?” diye soruldu. Efendimiz ( s.a.s.) şöyle buyurdu:  “Kendisini gördüğünüz vakit size Allah’ı hatırlatan, konuşması ilminizi arttıran, ameli de size âhireti hatırlatan kimsedir.” 
(Heysemî, Mecma‘u’z-zevâid, X, 226)

Milleti imansızlığa, ateşe, cehenneme, sapkınlığa sürükleyen zaten zalimlerdir. Dolayısı ile zulmü terk etmeyip hayatının son anına kadar zulmünde ısrar edenlere şefkat nazarı ile bakılmaz, onlara acınmaz.
Mesela Lenin, Stalin, Hitler, Mussoluni, Nemrut, Firavun, Şeddad gibi zalim ve kafirlere şefkat nazarı ile bakmak, ayrıca bir sapkınlık, yoldan çıkmışlıktır. 
Ustadimizin &Zalimler için yaşasın cehennem!& sözü bunlar gibi zalimleredir.
Hitlere şefkat nazarı ile bakmak, Hitlerin katlettiği binlerce masum ve mazluma karşı bir zulüm bir ihanet bir haksızlıktır. Allah’ın şefkati sonsuz olmasına rağmen, Allah böyle zalim ve kafirleri ebedi cehenneme atıyor. Demek böyle zalimler hakkında &yaşasın cehennem& demek, Allah’ın sonsuz adalet ve gazabına uygun bir söz oluyor.

Allah, zâlimlere hidâyet etmez! Zâlim, zulmünde devam ettikçe; hidâyetten mahrum kalır, rahmetten uzaklaşır. İşlediği her zulüm, onu sapıklık ve hüsran bataklığına daha da gömer.

 

Selâm ve dua ile…
Bünyamin Koca

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno

dedektiflik bürosu