Bedir Haber

ÜLKEDE ADİL YÖNETİM OLMAYINCA KALKINMA BEKLEMEK SAFDİLLİKTİR.

ÜLKEDE ADİL YÖNETİM OLMAYINCA KALKINMA BEKLEMEK SAFDİLLİKTİR.
Abdurrahman koyuncu( abdurrahmankoyuncu@bedirhaber.com )
40 views
24 Kasım 2021 - 19:36

İnsanoğlu varolduğu gündenberi yanlız olmayı, izole olmayı fıtrata aykırı bulmuş, bu tür durumları güçsüzlük, zayıflık veyahut sorun olarak nitelendirmiştir. Bundan dolayı birlikte yaşamak, yerleşik düzende bulunmak kaçınılmaz olmuştur. Sonuçta bu düzen, toplumları meydana getirmiştir. Birçok insanın farklı görüş, kültür ve anlayışta olmasına rağmen iç içe, karşılıklı etkileşim hâlinde bulunarak yaşama gayreti adalet kavramını işleyişte mecburi kılar. Her birey,doğumdan yaşama kadarki serüveninde temel hak ve özgürlüklerini en ufak bir pürüze maruz bırakmadan edinmek ister. Bir yanda doğuştan gelen farklılıklar, diğer yanda ise beraber yaşama zorunluluğu insanoğlunu doğru işleyen bir mekanizma oluşturmaya sürükler.En nihayetinde; kurallar bütünü yasalar, yönetim, bürokrasi, devlet vs.gibi kavramlar insan hayatında yerini bulmuştur. Sistemin, çalışmasını bir yönetime bağlaması mecburidir.Tarih boyu sayısız yönetim şekli denenmiş, günümüz çoğulcu demokrasisi çoğu millette en son çare olarak görülmüştür.

Yönetimin halkın elinde olduğu ve her bireyin ırkı,rengi,dili,dini,ekonomik durumu vs. vs. ne olursa olsun devlet organına eşit mesafede bulunduğu sistem olarak bildiğimiz demokrasi; bugün çoğu yerde denense de, belirli yerler dışında tam anlamı ile sağlanamamakta. Özellikle nüfus artış hızı yüksek, ekonomik problemleri mevcut üçüncü dünya ülkeleri bu bahsin başını çekiyor. Bu nev’i coğrafyalarda halk kitle hâlinde yönlendirilebiliyor. Liyâkât değil iktidar sahiplerine sadâkât aranıyor. Yandaş yazılı ve sözlü basın, görsel medya, sözde aydın kesim; tam anlamıyla halkı bir noktada konsolide edip yönetimin sorgulanma riskini ortadan kaldırma amacı taşıyor. Devletin önemli makamlarını işgal eden siyasi atanmışlar, zamanla devleti kendi babalarının bitmez tükenmez çiftlikleri olarak görmeye başlıyorlar. Devleti devlet yapan; hayatları boyunca devletin, milletin, bütün yükünü omuzlarında taşıyan diğer kadroları da kendi işçileri gibi görmeye başlıyorlar. Kendilerini de kimsenin denetleyemeyeceği sarhoşluğuna kapılıyorlar. Böylece “kast” kendiliğinden meydana geliyor. Liyâkât bu mekanizmayı çökerteceğinden sâdâkât üzerinde buluşuyorlar ve neticede ‘Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü için geldik’ diyenler kendilerini yalanlamış oluyorlar.

İstenilen şekilde istenilen yere doğru yönlendirilen halk, zaman içerisinde bulunduğu zor şartları standart kabul ediyor ve kötüleşmeye karşı negatif manada bir bağışıklık kazanıyor.Geriye doğru gidiş karşısında insanlar uyanamıyor bile. Çünkü iktidar sahipleri, kendi tabanlarına verdikleri reçetenin etkisi ile uzun soluklu kalabiliyor. Bahsettiğimiz türdeki sistemlerde,

Firavun, Nemrud,Yezid,Hitler, Stalin,Mao,Çavuşesko,Saddam,Kaddafi gibi örneklerin oluşması kaçınılmazdır.Bazen birkaç kuşak aynı sahip tarafından yönetiliyor. Her yerde demokrasi türküleri çağırılsa da , özünde apaçık diktatörlük rejimi yaşanıyor.

Bazense bu çeşit yönetimler, hüküm sürme yetisinde zayıflık yaşayabiliyorlar.Dolayısıyla belirli oluşumları veya toplulukları güçlerine alet etmek işlerine geliyor. Vatandaşın majörüne hitap etme adına “dini ortak payda ” dikkatlerinden kaçmaz ve kullanmaktan çekinmezler..Aksine
dini oluşumlar ise; genel itibari ile maddi amaçlar gütmezler.Bu tür amaçları sığ bulurlar. Öte yandan, siyasi oluşumların ise ana gâyesi; iktidar olabilmektir.Meydana geldikleri toplumları görüşleri doğrultusunda yönlendirmek isterler. Manevi ya da dinsel bir hedef belirlemezler. Yakın tarihimizde,Türkiye’de Gülen cemaatı. AKP’ye gönüllü desteğinin sonucunda dolayı masum insanların başına gelenleri hep birlikte görüyoruz. Birçok çelişki var.Yıllarca “türban”, “sağcılık”,”mağdur olma” argümanlarını öne süren AKP, tutarsız bir duruş ile kendine muhallefet eden her gurubu oluşumu toptan hedef alıyor. Halbuki geçmişte kendi taraftarları aynı şekilde bir tutuma maruz kaldığında yerlerinde duramıyorlardı. Binlerce masum insan AKP’nin inisiyatifi ile hapislerde, yurtdışında veya işinden, sağlığından,
malından, yurdundan olmuş.
Ve daha niceleri…Halbuki iktidarların günahından da sevabından da kendileri sorumludur. Yetkisi olmayandan hesap sorulmaz. Dolayısıyla devletteki başarıları, zaafiyetleri konuşulacaksa ilk masaya oturtulacak olan bugünkü iktidar sahipleridir. Ama her nedense, onlar kandırılmış vatan sevdalıları oluveriyorlar. Bu tarafta; kundakta bebekler, hamile kadınlar, börek açıp satan ev hanımları, 80 küsur yaşındaki amca ise terörist kabul ediliyor.

Her koyun kendi bacağından asılır.Ama âdil bir sistemde..
Anlaşılıyor ki geniş toplumun huzur ve sükunu,refahı, hayatın pürüzsüz akışı sadece ve sadece adalet ile sağlanabilir.Gerçek adalet demek, hayat demektir. Hiçbir hakkın karşılıksız kalmadığı yarınlara..
Sağlıcakla kalın..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno