Bedir Haber

TOPLUM HIZLA MANKURTLAŞTIRILIYOR MEDYA VE ADALET SİSTEMİ SİYASALLAŞTIRARAK…

TOPLUM HIZLA MANKURTLAŞTIRILIYOR MEDYA VE ADALET SİSTEMİ SİYASALLAŞTIRARAK…
Avatar
Abdurrahman koyuncu( abdurrahmankoyuncu@bedirhaber.com )
166 views
02 Ocak 2020 - 21:33

Mankurtlaştırma, ruhu taşıyanlar her zaman dirilmeye hazırdır. Çünkü mankurtlaşma; uygun zaman ve ortamı yakaladıkları anda yeniden canlanıp, etrafa dehşet saçacak, kronikleşmiş, korkunç bir hastalıktır. Orta Asya’da başlatılan bu işkence yöntemi, yaşadığımız devirde şekli değiştirilerek uygulanması bir hayli artmış ve mankurtlaştırarak ehil hale getirilme yöntemlerinin en etkili silahı da medya olmuştur.
Medya maşasını kullanıp, yalan ve iftiralarla toplumun manevi degerlerini ayaklar altına alarak, herşeyi tersinden göstererek, hayali efsaneler üreterek toplumun hafızası ile oynuyorlar.
Mankurtlaştırma usülü ile hafızaları silip; değerlerini unutmuş, yozlaşmış, güce biat eden bir toplum oluşturma çabası hızla gerçekleştirilmektedir.
Bu hal ve durum gün geçtikçe netleşiyor; toplum iyice tepkisiz hale gelmiş durumda…
Peki bunu kimler yapıyor?
Tabiiki devlet gücünü elinde bulunduranlar! Her zaman bu enformasyon yalanları ile toplumları bölmüş, parçalamışlar. Zayıf düşen halk kitlelerini kendilerine köle yaparak, kendi saltanatlarını korumayı başarmışlar.
Devri kapananların yerine geçen tiranlar, ramsesler, firavunlar, krallar, decaller, süfyanların hepsi de geçmişte üretilen efsane yalanların yenilerini uydurarak, zavallı halka aynı zalimlikleri etmiş ve etmeye devam ediyorlar ve günümüzde de sayıları hiç az degil!
2018 yılı “Dünya Özgürlüklerinin Değerlendirmesinde” çıkan sonuç ortada: 195 ülkedeki temel hak ve özgürlüklerin değerlendirildiği listede, dünya üzerinde 86 ülke (yüzde 44) özgür olarak açıklanırken, 59 ülke (yüzde 30) kısmen özgür ve 50 ülke (yüzde 26) ise ‘özgür değil’ olarak belirtildi.
Türkiye 195 ülke arasında 114’üncü sırada yer alırken, bu listenin sonuncuları müslüman ülkeler olurken, birincileri de batılı ülkeler yani demokrasi ile yönetilen ülkeler oldu. Düşündürücü değil mi?
Aynı zamanda Türkiye’nin geçmiş yıllara göre durumunun ‘kötüye gittiği’ gösteriliyor raporda.
Demokrasi ile yönetilen ülkeleri bir kenara koyalım. Çünkü onlar mankurtlaştırma sistemini çöpe atarak, siyasi liderlere biatı çoktan bırakmış demokrasi ile halk kendi kendini yönetmeye başladıklarından beri iktisadi bağımsızlıklarını sağlamışlar.
Hiç bir ülke, hiç bir millet İktisadi bağımsızlığını sağlamadan
tam bağımsızlıktan söz edemez.
Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden
rahat yaşamayı adet etmiş ülkeler; önce haysiyetlerini, sonra istikballerini, daha sonra da istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar. Çünkü ülke olarak kendi ürettiğin endüstrin yoksa, enerji kaynaklarını çıkarıp kullanılabilir enerjiye dönüştüremiyorsan, tarımını geliştirip üretim fazlanı ihraç edemiyorsan, teknolojin yoksa, tüm ihtiyaçlarını ithal etme durumunda isen; daima muhtaç durumdasın ve birilerine bağımlı olarak yaşama mecburiyetindesindir. Peki halklarını ve ülkelerini bu duruma düşürenler kimlerdir?
Elbetteki monarşi ve totaliter rejimlerden beslenen tiranlardır. Bu tiranlar hiç gözlerini kırpmadan halklara çok acılar, zülümler, işkenceler çektirirler. Göçlerle halkları dağıtarak, asimile ederek, toplumun demografik yapısı ile oynayarak, halkların hafızalarını silerek mankurtlaştırmaya tabi tutarlar. Hükmettikleri toplumları hiç bir zaman rahat bırakmamışlardır. Her devirde onları mankurtlaştırarak tepkisiz hale getirmişler.
Çeşitli entrikalarla bu siyasi tiranlardan ancak demokrasi yolu ile kurtulur insanlık, yoksa tiranlar din dahil her argümanı koltukta kalma uğruna kullanıyorlar rönasanstan öncede batı entellektülelleri bunlara tiran ismini vermişti toplumu kesip biçip mankurt sistemi dahil her kötülüğün yolu bunlar için mübah olduğunu yazmışlar. aristo, eflatun, farabi, gazali, gibilerde bunların hışmına uğramışlar.

Cengiz Aytmatov bir hikâye anlatır: Sarı Özek’i işgal eden düşmanlar tutsaklara korkunç işkenceler yaparlarmış. İnsanın hafızasını yitirmesine, deli olmasına yol açan bir işkence usulleri varmış. Önce esirin başını kazır, saçları tek tek kökünden çıkarırlarmış. Bunu yaparken usta bir kasap oracıkta bir deveyi yatırıp keser, derisini yüzermiş. Sonra bu deriyi parçalara ayırır, taze taze esirin kan içinde olan kazınmış başına sımsıkı sararlarmış. Böyle bir işkenceye maruz kalan tutsak ya acılar içinde kıvranarak ölür, ya da hafızasını tamamen yitiren, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan bir “mankurt”, yani geçmişini bilmeyen bir köle olurmuş. Bundan sonra deri geçirilen tutsağın boynuna başını yere sürtmesin diye bir kütük ya da tahta bağlar, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye uzak, ıssız bir yere götürürler, elleri ayakları bağlı, aç susuz güneşin altında öylece birkaç gün bırakırlarmış. Sarı Özek’in kızgın güneşine “mankurt” olmaları için bırakılan tutsakların çoğu ölür, beş-altı kişiden ancak bir ya da ikisi sağ kalırmış. Onları öldüren açlık ya da susuzluk değil, başlarına geçirilen soğumamış deve derisinin güneşte kuruyup büzülmesi, başlarını mengene gibi sıkıp dayanılmaz acılar vermesiymiş. Bu dayanılmaz acılar sonunda tutsak ya ölür, ya da aklını hafızasını yitirirmiş. Bir “mankurt” kim olduğunu, hangi soydan, hangi kabileden geldiğini, anasını babasını bilmezmiş. İnsan olduğunun bile farkında değilmiş. “Mankurt” olmak için deve derisi şart değildir. Geçmişine, kültürüne, kendi köklerine yabancılaşan diğer bir deyişle ötekileşen bireyler mankurtlaşırlar.
Evet bu hikayede olduğu gibi maalesef totaliter rejimlerde ve şu an müslüman aleminde de; baskı, zulüm, işkence, hapis, fişleme ve en ağırı da meda eliyle, kutuplaştırarak ve dahi ötekileştirerek; şeytanlaştırma politikaları ile insanları işinden atarak, görevinden alarak, fabrikalarına el koyarak, devletin en etkili maliye memurlarını, ötekileştirdikleri kesimin üzerine saldırtarak; hapishanelerin kapasitesinin üzerinde üç katı kadar insanlar doldurarak toplumda dehşet bir mankurtlaşma devam etmektedir. Arif Nihat Asya’nın dediği gibi:
Yeryüzünde, riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor..
Diller, sayfalar, satırlar
“Ebu Leheb öldü”diyorlar:
Ebu Leheb ölmedi, ya MUHAMMED;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!
Neler duydu şu dünyada.
Evet Sarı Özeki’nin mankurtlaştırma zülmü kıtaları sarmış durumda! Özellikle müslüman alemini; Çin’de Doğu Türkistanla birlikte, Mianmar, Mısır, İran, Pakistan, Irak, Suriye, Türkiye, Fas, Tunus, Yemen, Arap alemi; Pasifik’te Bangladeş, Endonezya, Malezya… Her yerde zülüm, işkence..Asırlar öncesinden hiç farkı yok… Sadece isimler degişik ve araçlar farklı. Deve derisi yerine; tv, gazete medyası ve android telefonlar yetiyor. Mankurtçuların iftira ve yalanlarını işkenceye çevirmeye; insanların hayatlarını söndürmeye bu araçlarla devam ediliyor. Özgür düşüncelerini paylaşanlar yandı! Ya işinden oluyor ya da direkt bir savcı iki polisle hakkında dava açılıp,zindana gönderiliyor. Bunun binlercesi ve daha niceleri yaşanıyor bu ülkelerde!

İşte mankurt araç ve gereçleri bunlar! Bana, sana ve bize; hepimize bir hatırlatma! Hiç şüphe olmasın ki tarih; düşünceye uygulanan mankurt işkence ve zulümlerini unutmayacak…
Kalın sağlıcakla…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno