40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
02:00
Tarih boyunca bazı toplantılar vardır ki, yalnızca alındığı çağın değil, sonraki yüzyılların da kaderini belirler. İznik Konsili işte böyle bir olaydır. MS 325 yılında Roma İmparatoru I. Konstantinos’un çağrısıyla İznik’te yapılan bu toplantı, Hıristiyanlığın inanç yapısını şekillendiren ilk büyük dönüm noktasıdır.
İlk defa bu konsilde Hıristiyanlık adına “doğru inanç” resmî şekilde tanımlanmış ve farklı düşünenler din dışı ilan edilmiştir. Bu yönüyle İznik Konsili sadece bir dinî toplantı değil, aynı zamanda inancın devlet gücüyle birleştiği tarihî bir kırılma ânıdır.
İlk Hıristiyanlar için en sarsıcı soru şuydu:
Îsâ sadece bir peygamber miydi, Tanrı’nın oğlu muydu, yoksa Tanrı’nın kendisi miydi?
Bu soru sıradan bir felsefî tartışma değildi; insanların iman anlayışı, ibadet şekli ve kurtuluş düşüncesi bu soruya verilen cevaba göre şekilleniyordu.
Bazı gruplar Îsâ’yı sadece insan kabul ediyor, bazıları ise onun gerçekte insan olmadığını söylüyordu. Bir kesim de onun hem Tanrı hem insan olduğunu savunuyordu. Bu görüş karmaşası zamanla kiliseleri ayrılığın eşiğine getirdi.
İlk dönemlerde saf tevhid anlayışına yakın olan Hıristiyanlık, zamanla Yunan felsefesinin etkisiyle değişmeye başladı. “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” anlayışı ortaya çıktı. Fakat şu soru cevaplandırılamıyordu:
Üç şey varsa Tanrı nasıl bir olabilir?
İşte bu fikir karmaşası büyük ayrılıkların kapısını araladı.
Bu tartışmanın merkezine oturan kişi, Mısırlı rahip Arius olmuştur.
Arius’a göre:
Basitçe söylemek gerekirse Arius, tevhidi korumaya çalışıyor, fakat kilisenin geliştirdiği yeni inancı reddediyordu.
İskenderiye piskoposu Alexander, Arius’un bu görüşlerini yıkıcı bulmuş, onu defalarca uyarmış fakat sonuç alamamıştı. En sonunda Arius’u kiliseden aforoz etti.
Ancak Arius yalnız değildi. Özellikle güçlü bir piskopos olan Nikomedialı Eusebius, onun görüşlerini savunuyordu. Zamanla tartışma, Doğu Roma’daki kiliselerin çoğunu içine çeken büyük bir krize dönüşmüştü.
Roma İmparatorluğu için dinî bölünme, siyasî dağılma demekti. Bu yüzden İmparator I. Konstantinos, meseleyi yalnızca dinî değil devlet meselesi olarak gördü.
Önce uzlaştırıcı olarak Kurtuba piskoposu Hosius’u gönderdi. Fakat sonuç alınamayınca kesin çözüm için büyük bir konsil düzenlenmesini emretti.
MS 325 yazında İznik’te imparatorluğun her köşesinden yaklaşık 300 piskopos toplandı. Saray salonları günlerce tartışmalara sahne oldu.
Bir tarafta:
Diğer tarafta:
Her iki taraf da geri adım atmıyordu. Çünkü mesele iman meselesiydi.
Uzun tartışmalar sonunda bir inanç metni hazırlandı. Bu metinde şu ifadeler yer alıyordu:
Bu ifadeler açıkça Arius’un öğretilerini yanlış ilan ediyordu.
Arius ve bazı piskoposlar metni imzalamadı. Bunun üzerine:
İznik’te sadece teoloji konuşulmadı:
Böylece Hıristiyanlık yalnızca inanç değil, kurumsal bir yapı kazanmış oldu.
Konsil kâğıt üzerinde başarıyla sonuçlandı. Fakat:
Ariusçuluk, yüzyıllarca etkisini sürdürdü.
Sonraki konsiller:
bugün okunan “İznik-İstanbul İman Akîdesi”nin son şeklini vermiştir.
İslâm düşüncesinde İznik Konsili genellikle bir “siyaset eliyle inanç şekillendirme” örneği olarak görülmüştür.
Örneğin:
Arius’un görüşlerini tevhid anlayışına yakın bulmuş, konsili inancı bozucu bir müdahale olarak değerlendirmişlerdir.
İznik Konsili sadece bir inanç toplantısı değildir.
O, gücün inanca yön verdiği, muhalif seslerin dışlandığı ve inançla siyasetin birleştiği büyük bir tarih sahnesidir.
Bugün Hıristiyanlık adına söylenen pek çok sözün izi, İznik’te atılan adımlara kadar uzanır.
Bu yüzden İznik:
Geçmişte kalmış bir olay değil,
Hâlâ yaşayan bir tarihtir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan