Bedir Haber

Şeâir Kıvâmında Dindarlık

Şeâir Kıvâmında Dindarlık
Refik KANLICA( refik.kanlica@bedirhaber.com )
182 views
08 Ekim 2014 - 6:46

Devirler dönemler hep insanın fâniliğini haykırır. Değişmeyen ebedî hakîkat vahiy ve bu vahyin yaşanan örnekliği sünnet-i seniyyedir.

Dînî algı ve yaşayışlarımız, bu iki hakîkate hizmetleri ölçüsünde bir kıvâm ifade eder. Kitâb ve sünnetin değer ölçüsü şeklinde hayatta karşılık bulması ise dini terminolojinin muhâfazasına bağlıdır. **”Dindar nesiller” **beklentisinin dînî kavramlara ecnebî meflûc zihinlerde teşekkül edemeyeceği âşikârdır.

“Allah’a kulluk etmeye vesile olan, saygı gösterilmesi ve korunması gereken belli ibadet, işaret ve semboller” (DİA:39,123) anlamındaki **”şiâr”** kelimesinin çoğulu olan** “şeâir” ** İslâm irfânının köşe taşı kavramlarındandır.

Kur’ân-ı Kerîm’de hac veya umre münâsebetiyle aralarında yürünen Safâ ve Merve, hacıların Arafat’tan sonra gittikleri Müzdelife (meş‘arü’l-harâm), kurbân edilecek hayvanlar, şeâir olarak ele alınmış, bu sembollere saygı teşvîk edilmiştir. **”Artık kim Allah’ın şeâirini ta’zîm ederse, şüphe yok ki bu, kalblerin takvâsındandır.” **(Hac, 22/32)  Hadislerde de hac ibâdeti sırasında yüksek sesle söylenen **“telbiye”** (Müsned, II, 325; V, 192) gibi haccın menâsiki yanında ezan, cemaatle namaz, cuma ve bayram namazları, camiler ve minareler de dinin şiârlarından sayılmıştır. (Hak Dini, I, 554).

Bir müslümânın dindarlık kıvâmı, şeâire durduğu mesâfe kadardır. Şuurumuzun keskinliği şeâir bilincimizin keskinliğidir.

Şiârı olmayanın dînî hisleri de muvakkat lezzet oyuncaklarından ibaret kalır.

Şeâir potasında erimeyen kimse îmânın tadını almakta zorlanır.

Dindarlık serâpâ saygıdır çünkü.. Takvâdır, vera’dır. Enfüsî vüs’atin âfâkî düzlemde izhârıdır.

Şeâir farkındalığı diyebileceğimiz **”diyânet”** kelimesini **”din”** kelimesinden ayıran unsur, dini temsil edebilme melekesidir

Kendisinde irâdî bir tercih olarak dinin tüm kuşatıcılığı sergilenen kimseler ancak dini diyânet mertebesinde yaşayabilirler.

Bundandır ictimâî yönü ağır basan ibâdetlerin şeâir olarak adlandırılması..

Bundandır ma’bedin ubûdiyetteki vazgeçilemez fonksiyonu; bundandır cemaatin ümmetin icmâsındaki önemli rolü..

Bundandır ulûm-ı islâmiyenin gerek şer’î planda gerek kozmik anlamda tahsîl edildiği mekânların mihver ehemmiyeti..

Bu yüzden ki Suffe şeâirdir.. Zira Ebû Hüreyreler çilesidir. Zeyd b.Sâbitler cehdidir. Ma’rûfu emredip münkeri nehyedebilme anahtarı olarak yabancı bir dili İbrâniceyi on beş gün gibi kısa bir sürede öğrenme hızıdır.

Bundandır Suffe’de yetişenlerin fütûhât-ı islâmiyenin akıncı birliği olarak cihânı aydınlatmaları. Her yerde suffe halkası oluşturup ümmete Buhârîler, Müslimler, Tirmizîler hediye etmeleri. Kıtalar arası ilmî yolculuklarda (er-rıhle fî talebi’l-hadis) solmak üzere olan hanîf ağacını nebevî huzûr aşısı ile diriltmeleri..

İbâdet ritüelleri yanında dini değerlerin epistemolojik boyutuna kılı kırk yaran fedâkarlıklarla hizmet eden ulemâ ve urefâya hürmet de şeâirdir. “Âlimin ölümünü âlemin ölümü” sayan bir cemiyet, bu hassâsiyeti sadece mezarlık ulemâsına layık görmüşse dirilmesi mümkün görünmeyen bir gaflet ölümüne yuvarlanmış demektir.

Yaşayan ârifleri, yaşayan âlimleri takdir hislerimiz, şeâirimizden nasibimizi belirler.

Mazîdeki suffeler ile övünüp, aynı zamanda İslâmın büyük bir şiârı olan bayramda bugünün suffelerine diş bilemek, dindar kimselerdeki i’tikâdi boşluğa tekâbül etmektedir.

İnanç bağlamında bir sebâtı yakalamayan fertler ne yazık ki amel boyutundaki göz kamaştıran eylemlerini dindarlık zannetmektedirler. Bu, zalim bir yozlaşma refleksinden başka bir şey değildir. Unutulmamalıdır ki insan en çok kendisine zulmeder.

Tarih, şeâiri kendi kâzib kaleminin mürekkebi sanan zâlim aydınlar çöplüğüdür.

Ve tarih çöplüğü, şeâir denilen saygı köşkünü Bel’am halayıklarının balyozlarıyla târumâr eden Babil sarhoşlarıyla da doludur.

Daha ziyade hac ve Hicâz motifleri çerçevesinde ele alınan şeâir konusunun** “göklerin ve yerin melekûtu  kendisine gösterilen”** (En’âm, 6/75) bir nebi olan Hz. İbrâhim ile anılması da meselenin başka bir boyutudur.

Diğer yandan şeâir kelimesiyle aynı kökten gelen Şuarâ suresindeki Hz. İbrâhim’in duâsı , konunun nirengi noktasını teşkil etmektedir. **”Ve sonrakiler arasında benim için bir yâd-ı cemil ( hayırla anılmayı) nâsip eyle.”** (Şuarâ, 26/84)

Buradan anlıyoruz ki şeâirin bir anlamı da yapıp eylediklerimizin Hakkın inâyetiyle bekâya mîrâs olarak kalmasıdır.

Gün,** “İbrâhimî yâd-ı cemiller” **ile **”kurusun eli Ebu Leheb’in”** tehditleriyle anılmak arasındaki ontolojik tercihi yapma günüdür.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno