bodrum rus escorteskort izmir

Bedir Haber

The particular huge aspect will be the good thing about replica watches .

yabancı dizi izle

Sakarya Türküsü Üzerine

Sakarya Türküsü Üzerine
Avatar
İzzet ÖZCANOĞLU( izzet.ozcanoglu@bedirhaber.com )
86 views
28 Mayıs 2015 - 6:49

Son dönem şiirimizin en büyük şairlerinden Necip Fazıl Kısakürek, aramızdan otuz iki yıl önce ayrıldı.Ardından Necip Fazıl ismini sonsuza kadar yaşatacak her daim istifade edeceğimiz çok güzel eserler bırakarak sonsuzluğa hicret etti.Bu yazımızda onun şiir yönünü belki de en bilinen şiirlerinden Sakarya Türküsü eserini inceleyerek anlatmaya çalışacağız.

Pek çok şiir yazmalarına karşın bazı şairlerimizin özdeşleştiği şiirleri vardır. Şairin adını duyunca direkt o şiir aklınıza gelir. Fuzuli denince Su Kasidesi’nin, Baki denince Kanuni Mersiyesi’nin, Namık Kemal denince Hürriyet Kasidesi’nin, Mehmet Akif denince İstiklal Marşı’nın, Arif Nihat Asya denince Bayrak şiirinin akla gelmesi gibi. Necip Fazıl denince benim aklıma ilk Sakarya Türküsü adlı şiiri gelir. İlk bu şiirle duymuştum Necip Fazıl ismini. Türk edebiyatının en güzel şiirlerindendir Sakarya Türküsü. Daha ilk mısralarında hissettirir ahenk olarak üst düzey bir şiir olduğunu. Şair bu ahenk zenginliğini tempoyu hiç düşürmeden son mısraya kadar devam ettirir. Öyle ki bazı ikiliklerde söyleyiş güzelliğinin zirvesine taşır okuru. Aşağıdaki mısralar bu söylediklerimize güzel bir örnektir:

Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

Ahenk unsurları dedim de, nedir ahenk unsurları? Vezin (Ölçü), kafiye (Uyak), redif, Aliterasyon, Asonans. Sakarya Türküsünde ahenk unsurlarının hemen hepsinin hem de çok başarılı bir şekilde uygulandığını görmekteyiz. Şiirimizin vezni on dörtlü hece ölçüsü. En başından en sonuna kadar mısra sonlarındaki zengin ses benzerlikleri dikkatimizi çeker. Sesli harflerin tekrarına dayanan asonans sanatı ile sessiz harflerin tekrarına dayanan aliterasyon sanatı hemen her ikilikte vardır. Mesela, Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler ikiliğinde her iki mısrada beşer tane geçen “e” harfi ile asonans dörder tane geçen “r” harfi ile aliterasyon yapılmıştır. Örnekler çoğaltıldığında görülecektir ki şair ahenk unsurlarını şiire ustaca serpiştirmiştir. Peki, imge açısından nasıldır Sakarya Türküsü? Örneklere geçmeden önce imge nedir sorusunu cevaplayalım. İmge; sınırsız olan duygularımızın, hayallerimizin, düşüncelerimizin anlatımı için sınırlı olan kelimelere yeni anlamlar yükleme işidir. Mesela toprak yol dediğinizde her iki kelimeyi günlük dilde aynı bağlamda kullanabilirsiniz ama hicranlı yol dediğinizde her iki kelimeyi aynı bağlamda kullanamazsınız. Kelimelerden biri diğerini çağrıştırmaz. Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü imge açısından oldukça zengin bir şiirdir. Her mısrasında imgeler vardır dersek mübalağa etmiş olmayız. Biz birkaç örnekle iktifa edelim: İnsanın, tarihin, yıldızın, fikrin su misali kıvrım kıvrım akması; Sakarya’nın yokuş çıkması; mermerlerin nabzında tekbirlerin çarpması; gecelerin kandillere katran dökmesi; akrebin kıskacında yoğrulan kader gibi. Peki, örneklerini vermeye çalıştığımız ahenk unsurları şiiri muhteva (içerik) açısından geriletmiş mi? Mesela şair her mısrayı on dörtlü hece ölçüsüne uyduracağım diye anlamdan taviz verdiği olmuş mu? Şiir okuruna, şair bu şiirde zorlanmış dedirten mısralar var mı? Bu şiire insafla bakan herkes şiirin çok güzel olduğunda hemfikir olacaktır. Necip Fazıl bu şiirde ve diğer şiirlerinde lafzı manaya, manayı da lafza feda etmemiştir.

Necip Fazıl Çile adlı şiir kitabında nasıl şair olduğunu şöyle anlatır: “Şairliğim on iki yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır: Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim… Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde… Haberi veren annem, bir ân için gözlerimin içini tarayıp: – Senin dedi: şair olmanı ne kadar isterdim! Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi… Gözlerim, hastane odasının penceresinde savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim: – Şair olacağım! Ve oldum.” İyi ki şair olmuşsun Sultan-uş Şuara, iyi ki annenin temennileri gerçekleşmiş büyük üstat. Senin şiirin tatsız tuzsuz, yok oluşa doğru giden Türk şiirinin yok olmayacağının bir ispatı oldu. Sözlerimi senin harika şiirlerinden biriyle bitirmek istiyorum -ki okurun kulaklarının pası silinsin-.

### ŞARKIMIZ
Kırılır da bir gün bütün dişliler,
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim
Gökten bir el yaşlı gözleri siler.
Şenlenir evimiz barkımız bizim.

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze.
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze.
Sapan taşlarının yanında füze,
Başka âlemlerle farkımız bizim.

Kurtulur dil, tarih, ahlâk ve iman.
Görürler nasılmış neymiş kahraman.
Yer ve gök su vermem dediği zaman
Her tarlayı sular arkımız bizim.

Gideriz nur yolu izde gideriz.
Taş bağırda, sular dizde, gideriz
Bir gün akşam olur, biz de gideriz.
Kalır dudaklarda şarkımız bizim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno