SON DAKİKA

Bedir Haber

Organik Legolar

Organik Legolar
Avatar
Kimyacı( kimyaci@bedirhaber.com )
0 views
02 Şubat 2016 - 10:53

Lego; belli sayıda farklı geometrik şekillerden orijinaline benzer maketler elde etme oyunudur. Karbon (C), hidrojen (H), oksijen (O) ve azot (N) elementleri de organik kimyanın legosu sayılabilir. Çünkü bu dört element bir insan vücudunun yaklaşık olarak % 95’ini teşkil eder. Yani 80 kg olan bir insanın 76 kg’mı bu elementlerden meydana gelmiştir. Geriye kalan %5’lik kısım ise vücudumuzdaki kalsiyum (Ca), flor (F), potasyum (K) gibi diğer elementlerdir.

Bunun farkına varan evrimci zihniyet, legoyu tamamlayabilir miyiz diye düşünmüşler. Konu sonunda bu meseleye tekrar döneceğiz. Şimdi, organik moleküllerin laboratuvar şartlarında üretilmesinden bahsedelim. Bu elementlerin farklı sayılarda ve farklı bağ yapısıyla bağlanmalarından tabiatta ve vücudumuzda pek çok çeşit molekül meydana gelmiştir.

Günümüzde, bilim insanlarının organik kimya laboratuvarlarında tespit ve elde ettiğiyaklaşık 10 milyon çeşit organik madde vardır. Organik bileşiklerin bitki ve hayvanlardan elde edilmesi ve kullanılması çok eskilere dayanır. El-Razî 900’lü yıllarda bitkilerden ilk defa saf alkol elde etmiştir.

Günlük hayatta çok kullanılan aspirin; söğüt yaprağından, penisilin; küflü peynirden elde edilmiştir. Günümüzde sentetik ilaçların yan tesirlerini gören insanoğlu, tekrar bitki kaynaklı ilaçlara dönmektedir. Kimyasal maddeler, 19. yüzyıl başlarında organik ve inorganik diye sınıflandırılmıştır. Organik maddeler, çok kompleks yapıda oldukları ve canlı organizmalarda bulundukları için bunlara “hayatın gücü” denmiştir. Bu maddelerin laboratuvarda kimyasal yollarla elde edilemeyeceği zannedilmiştir. Fakat 1828’de Alman Kimyacı Wöhler, laboratuvarda inorganik madde olan KCN’den organik madde olan üreyi elde etmiştir.

Böylece organik maddelerin de laboratuvarda elde edileceği ispatlanmıştır. Elde edilen ürenin diğer organik bileşiklerden farkı yoktur. Fakat insanlar, bu gerçeği uzun yıllar anlayamamıştır. Organik bileşiklerin sadece canlılarda bulunduğunu ve bu bileşiklerin canlılığa sebep olduklarını zannetmişlerdir. Oysaki canlılarda olan bu maddeler cansızlarda da bulunur. Bu sebeple “hayatın gücü” tabiri yanlış kullanılmıştır. Dolayısıyla bu maddelerin hayatla bir ilgileri yoktur.

Canlılıkta maddi bir sebep aranması yanlıştır. Dalından koparılmamış bir çiçekte bulunan bütün maddeler koparılmış çiçekte de mevcut olmasına rağmen, koparılan çiçekte hayatın olmaması hayatın maddeye bağlı olmadığını gösterir. Çünkü hayat, Allah’ın “Hayy” (hayat veren) isminin bir cilvesidir.

Geçtiğimiz asırda materyalist bilim dünyası, insan güya legosunu tamamlayabilmek için laboratuvar imkânlarını sonuna kadar kullanarak, kimyasal terkipler sonucu, canlı bir hücre yapmak için çok uğraştılar. 1942’de eski Sovyetler Birliğinde, bu iş için hususi bir kimya araştırma merkezi kuruldu. Başına da Rusya’nın en popüler kimyacısı ve evrimci A.I.Oparin getirildi. 20 sene boyunca tüplerin içinde, hayatın temel elementleri olan karbon, hidrojen,oksijen, azot, kükürt, fosfor ile deneyler yapıldı. Bir şey başaramadılar, kendi felsefelerinin iflasını radyodan bütün dünyaya şu şekilde açıkladılar: “Hücrenin meydana gelişi evrim teorisinin en karanlık noktasıdır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA HABERLERİ
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.