Bedir Haber

Okuduklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var: AYŞE ŞASA

Okuduklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var: AYŞE ŞASA
Güzide Yazar( guzide.yazar@bedirhaber.com )
727 views
09 Mayıs 2016 - 7:20

Bir kitap, bir başka yazara ya da esere yelken açtırıyorsa bir nevi mürşit, bir çeşit yol göstericidir. Ayşe Şasa, bu derinlikten izler yakaladığım bir yazar. Mülakat niteliğinde hazırlanmış Bir Ruh Macerası eserinde ilk dikkatimi çeken nokta, Edebiyat Fakültesi yıllarında okuduğum ama aldığım lezzeti paylaşacağım bir Allah’ın kulu bulamadığım Ahmet Yüksel Özemre’nin Üsküdar’da Bir Attar Dükkânını okumuş olması ve hakkındaki yorumdu. Bu eser hakkında Şasa’nın, “Pes tonda harikulade bir üslupla yazılmış bu çağdaş menakıpnamenin sayfaları arasında gezinirken, insan sık sık heyecanla, huşuyla ürperiyor; bu eserle birlikte, Üsküdar nam İstanbul semtinin semada bir burç olup ebedileştiğini hissediyor. Attar dükkânının meşayihi, arifleri, dostlar halkası ve mübarek meczupları – o ölümsüz ruhlar- kalbimizin toprağında ayrı bir hayat kazanıp hayatımızdaki yerine, durumuna göre, hikmetlerini fısıldamaya devam ediyor. Üsküdar’daki atar dükkânı, gelecekteki altın çağda nice kuşakları irşada hazırlanıyor.” yorumu Albert Einstein’in “Buldum!” sözündeki hazzı duyumsatmıştı. Adeta yıllarca taşıdığım içimdeki düğümlerden biri bu yorumdaki estetik duyarlılıkla çözülüvermişti.

Ayşe Şasa, kendi ifadesiyle “Türkiye’deki modern kesimin bir prototipi”dir. Ülkemiz insanı olmakla beraber bir devrin kimliksizleşmesinde, özün anlaşıl/a/mamasında da onun hayatı önemli ibretlerle ve örneklerle doludur. Hayatına dair özentili paylaşımlar, Tanzimat’tan günümüze dek yansıyan sözüm ona aydın kesimin hali pürmelaline keskin bir ayna tutar.
Sanatçı, iyi niyetli ancak ziyadesiyle Batı özentili bir anne babanın ilk evladı olarak dünyaya gelir. Ebeveyn sevgisinden uzak büyümüş; Yahudi dönmesi ve Hıristiyan dadıların elinde insafsız bir eğitim sisteminden geçirilmiş, insaniyetin asıl muhtaç olduğu değerlere bigâne, maneviyattan yoksun ama maddi olarak çok zengin bir ortamda yetişmiştir. Devrin meşhur sosyetesi olan anne ve baba, bir dönem başbakanlığı yapmış büyük dayı Rauf Orbay… Tüm bunlara rağmen değerlerinden, manevi köklerinden uzaklaştırılmış ve bunun bedelini çok ağır ödemiş, önemli bir mütefekkir ve sanatçıdır Ayşe Şasa. Mimarlık üzerine eğitim almış, sinemacılıkta karar kılmış. İkinci evliliğini ünlü yönetmen Atıf Yılmaz’la yapmış; Kemal Tahir’i babası yerine koymuş ve kendisinden çok istifade etmiş, pek çok senaryoya imza atmış bir sinemacı. Ancak otuzlu yaşlarında çok ciddi psikolojik sıkıntılar yaşamış ve yıllarca süren bu sıkıntılardan harikulade bir şekilde tasavvufi terbiye ile kurtulabilmiş bir bahtiyar. Yıllarca kendi kültüründen uzak kalmış olmanın acısını satırlarında buram buram yansıtan Ayşe Şasa’nın Bir Ruh Macerası ve Delilik Ülkesinden Notlar adlı eserlerini okuyunca onun bakış açısıyla Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ını, Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Muhyiddin İbn Arabi’nin Füsusü’l-Hikem’ini, Muhyiddin Şekur’un daha sonraları Şasa’nın Türkçe çevirisine de bizzat takdim yazısı yazdığı Su Üstüne Yazı Yazmak’ı tekrar tekrar okuma arzusunu duymamanız mümkün değil. Özellikle Füsusü’l-Hikem’in “hay” tecellilerinin asırlar öncesinden Şasa’ya ulaşıp ince ve derin yaralarına merhem oluşuna satır aralarında şahit olup hayret makamına ermemek ve de mümin olmanın şükrünü eda etmemek adeta imkânsız.

Ayşe Şasa, kendi kültüründen uzak kalmış olmanın ve okuduğu Amerikan okullarının divan edebiyatı ve tasavvuf gibi elmaslar değerindeki kıymetlerimizden zaruri bihaberliğini yer yer hüzünle yansıtıyor eserlerine. Bununla beraber daha sonrasında aydınlanmış dünyası ile batı ve dünya edebiyatı ile sinema ürünlerine sentezleyerek bakmayı da biliyor.
Bir Ruh Macerası, Delilik Ülkesinden Notlar ve Şebek Romanı okumalarımda Ayşe Şasa’nın demime ve dimağıma üflediği çok önemli bir gerçek vardı. Şairin “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.” dizesinden mülhem, okuduklarımdan öğrendiğim bir şey var, demekten kendimi alamıyorum. Bütün okumaların sonunda da –ister yatay okuyun ister dikey- hakikatlere açılan kapılar, hakikatler var. Doğru yapılan her okuma insanı hakikate ulaştırır. “Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim.” ifadesindeki müthiş sır, kâmil insan olma yolunda hakikat arayışının ulaşacağı son noktayı işaret ediyor. Ayşe Şasa da eline hakikat anahtarını geçirdikten sonra geçmişe dönük okumalarını, bu aydınlık çerçevede tekrar değerlendirmeyi bilmiş önemli bir hakikat yolcusu ve belki de bütün anlamlarıyla birlikte uzun, zorlu bir tünel sonrası zifiri karanlıktan hakikate ulaşmış gerçek bir aydın.
Ayşe Şasa, bu geriye dönük zihin okumalarında hangi yazar ve eserlere değiniyor derseniz Kafka’nın ünlü karakteri Gregor Samsa’sından, StanleyKubrick’in ünlü filmi 2001’in son karelerine; SylviaPlath’ın Sırça Fanus’undanCamus’nünSisipheEfsanesi’ne; Sartre’ın Çıkmaz Sokak’ından Kafka’nın ultra sadomazoşist Ceza Sömürgesi’ne; AnthonyGiddens’ın Modernliğin Sonuçları’ndan T. S. Eliot’ın Çorak Ülke’sine birçok okumayla alakalı müthiş sentezlere ulaşırsınız. Kemal Tahir’i dinlediği “Barış” konulu bir konferansla ilgili paylaşımları da hayli enteresan:”…aralarında yabancı konuklarında bulunduğu bir toplantıda …sırtını verdiği değerlerden söz ederken mistik bir heyecanı yansıyordu. Son üç yüz yıldır dünyada barışı sürekli ihlal edenlerin bizler değil Batılılar olduğunu anlattıktan sonra şöyle demişti:’Bizler şamar yemiş bir büyük devletin adamlarıyız. Şamar yememiş birtakım büyük devletlerin bizim tecrübelerimize ihtiyaçları var.” Kemal Tahir’in de kolay rastlanmayacak hususiyetleri ve bambaşka yönlerini Şasa’da keşfetmek mümkün.
Ayşe Şasa, günlerden birinde otuz beş kırk yıldır görüşmediği bir gençlik arkadaşıyla karşılaşmasını ve birbirlerini manidar bir şekilde süzdüklerini ve konuşma boyunca ittifak ettikleri tek sözün “Bize hiçbir şey öğretmediler.” sükûnlu çığlığı olduğunu ifade ediyor. Değerlerinden bunca yoksun bir devrin, bu mahrumiyetlerden kısmen kurtulabilmiş ve bunu ibretiâlem olsun diye sıkıntılarına rağmen son derece mahir kalemiyle yansıtabilmiş ender kalemlerden biri Ayşe Şasa.
Ayşe Şasa’ya dair anlatılacaklar bunlarla sınırlı değil. Hele hastalığının yoğun bir aşamasında çocukluğundan kalma izlerin tesiriyle olacak Hz İsa ve Efendimiz (sav) ile ilgili anlattığı ortak bir sahne, Füsus’a ulaşma hikâyesi özellikle insanları irşat ile meşgul kişilerce unutulmaz çokça paylaşılacak iki sahnedir.

Adını sıkça duysam da ancak vefatından kısa bir süre sonra eserleriyle tanıma fırsatı bulduğum Ayşe Şasa’yı, tıpkı onun Muhyiddin Şekur’u kilometrelerce uzağında da olsa bulduğu gibi bulabilmeyi, danışanlarından olabilmeyi çok isterdim. Geç tanımış olmanın hüznünü yüreğimde hep yaşatacağım Ayşe Şasa’yı rahmetle anıyorum. Cennet köşklerinin yamaçlarında, yoksun kaldığı anne şefkatini Hazreti Aişe(ra) validemizle tatması duasına Fatihalarımı yoldaş ediyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno