Bedir Haber

NE OLDUM DEĞİL,  NE OLACAĞIM DEMELİ 

NE OLDUM DEĞİL,  NE OLACAĞIM DEMELİ 
Bünyamin koca
Bünyamin koca( Bkoca0355@bedirhaber.com )
183 views
26 Aralık 2020 - 8:57
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli, kişi, bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı; çevresine tepeden bakmamalı; yarın kötü bir duruma düşebileceğini aklından çıkarmamalıdır.
Zenginlik yüzünden maddi veya manevi birçok şeyini hatta inancını, sevdiklerini veya hayatını kaybedenler olduğu gibi; fakirlik sebebiyle birçok kayıptan kurtulanlar, manevi kazançlara kavuşanlar da vardır.
Zenginlik kimini kurtarır, kimini de mahveder. Makam da böyledir.
Bununla birlikte varlık, yokluğa yeğlenir.
Onun için ayetlerde Allah’tan fakirlik isteyin anlamına gelecek hiçbir ifadeye yer verilmemiş; mal, rızık, servet isteyin denilmiş fakat bunun hakkının verilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Mesela: Cuma suresi ayet 10’da şöyle buyurulmuştur: “Namaz kıldıktan sonra yeryüzüne dağılın Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.”

Başka ayette ise ;
Rabbin rızkı dilediğine bol bol verir de kısar da.
Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları görmektedir.
İsra suresi: 30

Ayette geçen El-Basıt, açan, genişleten, bollaştıran, zaman zaman kulunu imtihan etmek ya da bir sıkıntıdan kurtarmak, rahmet etmek için hazinelerinin kapılarını açan, kulunu darlıktan kurtarıp huzura erdiren, kulunun yaptığına birebir değil fazlasıyla artırarak karşılık veren demektir.

Bir tohum ekene bir ağaç verir. Mülkün sahibi hazinesinden mal verdiğinin şımarmamasını ister, kibirlenmemesini ister, emanet olarak görmesini ve infak etmesini ister.

Dünyanın üzerinde Karunlar da dolaştı İbrahim Edhemler de geldi geçti.
Karun’un malını, hazinelerinin anahtarlarını yetmiş deve ancak taşıyordu ama o varlığı ile şımardı.
Mülkün gerçek sahibini tanıyamadı. Hayatını ve malını israf etti, helak oldu.
Kasas süresinin  82’nci ayetinde;
Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler bu defa, “Yazıklar olsun bize!
Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol, dilediğine de ölçülü veriyormuş.
Allah bize lutufta bulunmuş olmasaydı, bizi de mutlaka yerin dibine geçirmişti.
Vah ki vah!
Demek inkârcılar iflâh olmazmış!” der oldular.
Karun, evi barkı ve bütün servetiyle birlikte yerin dibine batırıldı. Daha önce onun ihtişamına imrenip özenenler bunu görünce söylediklerine pişman oldular ve Allah’ın verdiği rızka razı olmak gerektiğine, nankörlerin iflah olmayacaklarına kanaat getirdiler.
Karun kıssası, servet ve gücüne güvenerek, kendini imtiyazlı ve büyük görüp Allah’a isyan, insanlara karşı haksızlık ve zulüm eden ve bu suretle sınırı aşanlar için asırları aşıp gelen, Bu devirdeki karunlara,yezidlere ve zalimlere
bir ibret tablosu, bir öğüt levhasıdır.
”Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Mü’minin işine şaşarım çünkü onun işleri kendisi için hayırdır. Bu da ancak mü’mine özgüdür. Çünkü o sevindirici bir şeyle karşılaşınca şükreder bu kendisi için hayır olur. Zararlı ve üzücü bir şeyle karşılaşınca sabreder bu da kendisi için hayır olur.” (Müslim, Zürd, 64) buyurur.
Mü’min denge insanıdır. Varlık elinden alınınca mülkün gerçek sahibine olan inancından dolayı sarsılmayan, zenginin malına haset etmeyen, aşağılık kompleksine düşmeyen, sabırla doğru şeyler yaparak bulunduğu durumdan çıkmaya çalışan insandır. Bilir ki fakirlik, duygusunu doğru bir şekilde yönetemediği zaman kişiyi küfre bile düşürebilir.
Şayet Allah insanların tamamını zengin yapsa idi azgınlaşır yoldan çıkarlardı.
Bütün insanları fakir ve muhtaç kılsaydı o zaman da Allah’ı unutur ve helak olurlardı. Bir Hadis-i şerifte de şöyle buyrulur: “Beş şeyden önce ameller de acele edin: Azdıran zenginlikten, unutturan fakirlikten, aklı götüren yaşlılıktan, ifsad eden hastalıktan ve ani ölümden.”
“Herkes birbirine; fakir zengine, zengin fakire muhtaçtır.
Bütün insanlar da her an Allah a muhtaçtır.” (Fatır Süresi 15)
Bazı insanlar nefislerini egitemedikleri için, bazı değerlerimizi tam manasıyla kayrayamadiklari için maddi ya da manevi kazançlar elde ettikçe kibirlenmeye başlarlar.
Zannederler ki bu devran hep böyle sürecek ve her zaman bu hallerini koruyacaklar.
Ama mal mülk dediğimiz şey bir kivilcima bakar.
Küçük bir kıvılcım senelerce biriktirilen, yığılan mali mülkü bir anda alıp götürür.
Halbuki insanlardan bazısı zengin, bazısı fakirdir. Bazı insanlar daha müttakî ve dindar, bazıları ise onlardan daha aşağı seviyededir.
Dünya zenginliği sadece mal, mülk ve para cinsinden varlık olarak değil, çoluk çocuk, güç kuvvet, mevki makam gibi şeyler cinsinden de olabilir.
İnsanlar çoğu kere bu dünyalıklara özenirler. Fakir zengine, çocuğu olmayan veya az olan, çocuğu çok olana, bir mevki ve makam sahibi olmayan, mevki ve makam sahibi olana özenir.
Oysa bu doğru değildir. Çünkü fakir olduğunu söyleyenden daha fakir olan, hasta olduğunu ifade edenden daha hasta olan vardır.
Bu nedenle, bir müslüman kendinden yukarı mertebelerdeki sıhhatli olanlara bakıp şikayet edemez, aksine, kendinden sıhhat noktasında aşağı derecelerde bulunan biçare hastalara bakıp şükretmekle mükellef. Eli kırık ise, kesilmiş ellere bakar.
Bir gözü yoksa, iki gözü de olmayanlara bakar, Allah’a şükreder.
Kişi eğer özenecekse bu gibi geçici şeylere değil, kalıcı ve Allah katında değeri olan şeylere özenmelidir. Zengin olup, zenginliğini Allah yolunda harcayana özenilebilir. Takva ehli ve dindar bir kimseye, ilim sahibi olup ilmini Allah yolunda kullanana özenmek lâzımdır. Çünkü bu özellikler kalıcı ve Allah katında değerli olan şeylerdir.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz, dünyalık yönünden herkesin kendinden daha aşağı derecede olanlara bakmasını tavsiye etmiştir. Böylece herkes kendi bulunduğu hale hamd ve şükretme imkânına kavuşmuş olur.
Bu konudaki bir rivayette;
“Her kimde şu iki özellik bulunursa Allah o kimseyi şükreden ve sabreden bir kul olarak yazar kimde de bu iki özellik bulunmazsa Allah o kimseyi şükreden ve sabreden olarak yazmaz.
Kim din konusunda kendisinden üstün kimselere bakar ve onlar gibi olmaya çalışırsa dünyalık konusunda da kendisinden aşağılık olanlara bakıp Allah’ın kendisine verdiği nimete hamdederse Allah bu kimseyi şükredici ve sabredici olarak yazar.
Kim de din konusunda kendisinden aşağı olan kimseye bakar ve kendisini ondan iyi görüp kulluğunu artırmaz dünyalık konusunda da kendisinden üstün olan kimselere bakarak elinden kaçan şeylere üzülürse Allah’ta o kimseyi ne şükreden ne de sabreden olarak (şükretmeyen ve nankör olarak) yazar.” (Tirmizî, Kıyamet 58)
Buna göre:
– Müslüman bir kimsenin, dünyalık işler, mal, mülk ve zenginlik gibi konularda kendisinden aşağı derecede olanlara, din işlerinde ve manevî faziletler konusunda daha üstün olanlara bakması sünnete uygundur.
– İnsan, bulunduğu hale hamdetme ve şükretme faziletine sahip olabilmelidir.
İnsan, bugün içinde bulunduğu iyi durumun sürüp gideceğini sanmamalıdır.
Her inişin bir yokuşu olduğu unutulmamalıdır.
Bundan dolayı kişi çevresine tepeden bakmamalı; yarın kötü bir duruma düşebileceğini hatırdan çıkarmamalıdır.
Geçmiş zaman şöyle yada böyle yaşanmış, içinde bulunduğumuz anda geçmektedir.
Fakat gelecek zaman bizim için karanlıktır ve sürprizlere gebedir.
İnsanı geçmişi değil, geleceği kaygılandırmalıdır. Çünkü itibar sonucadır.
İnsanlar yaşadıkları müddetçe, başlarına pek çok şey gelebilir.
Bugün içinde bulunulan rahat ve huzur orta­mı bozulabilir, başarı, sağlık ve varlık kaybedilebilir.
Bu bakımdan içinde bulunulan duruma güvenerek hareket etmemek ve şımarmamak gerekir.
Yarın kötü bir duru­ma düşülebileceği akıldan uzak tutulmamalıdır.
Zira in­sanlar geçmişe değil, geleceğe yönelik yaşarlar.
Kişi ummadığı bir duruma ulaşabilir, varlıklı ve başarılı olabilir.
Bu duruma ulaşan kimse çok şımarmamalı, sağında solunda bulunan kimseleri küçük görmemeli, bu durumun sürüp gideceğini düşünmemelidir.
Yarın elinde olanı, bulunduğu konumu kaybedeceğini ve kötü duruma düşeceğini de hesaba katmalıdır.
Ne sonsuz mutluluklarımız kalıyor yanımıza, ne de hiç geçmeyecek sandığımız acılar… Zamanın alıp götürmediği hiçbir şey yok.
Belki de her şey “Ne oldum değil,
Ne olacağım  ” diyebilmenin hünerinde gizli…
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno