40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
02:00
Ayşe Nur ÖZKAN – İstanbul Kadıköy Vaizi
Sosyal medya, iş dünyası, çevremizdeki insanlar, öğretmenler ve ebeveynler bizi farkında olmadan bir “mükemmel olma” yarışının içine çekiyor. “Kusursuz ol!”, “En iyisine layıksın!”, “Daha mükemmeli ara!” gibi mesajlar sahip olduklarımızı görmezden gelmemize ve sürekli daha iyisini istememize yol açıyor.
Mükemmellik dünyasına adım attığımız anda ise ya tüketiyor ya da tükeniyoruz.
Başarılı olmak için mükemmeliyetçiliğin şart olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat uzmanlar “üstün olma arzusu, sıfır hata, katı kurallar” gibi mükemmeliyetçi tutumların ilişkilerimize ve sağlığımıza zarar verebileceğini belirtiyor.
Dr. Dianne Grande, 25 yıllık klinik tecrübesinde mükemmeliyetçilikle hiç mücadele etmeyen tek bir hastası bile olmadığını söylüyor. Katie Rasmussen’e göre ise mükemmeliyetçilik bir salgın hâline gelmiş durumda: Her beş çocuk ve gençten ikisi mükemmeliyetçi.
Uzmanlar mükemmeliyetçiliği üç başlıkta ele alır:
Kişi kendi değerini, kendisine dayattığı yüksek standartlara ulaşma başarısıyla ölçer. Ancak kusursuz olduğunda değerli olduğuna inanır.
Kendi yüksek standartlarını çevresine dayatır. Yaptıkları hiçbir işi beğenmez, her şeyde hata bulur.
İnsanların kendisinden yüksek beklentileri olduğuna inanır ve bu beklentileri karşılayamazsa değer görmeyeceğini düşünür. Bu yüzden sürekli kaygılıdır ve yargılanma korkusu yaşar.
Daha iyiye ulaşma çabası fıtratımızda vardır. Mearic Suresi 19. ayette “Gerçekten insan tatminsiz yaratılmıştır.” buyurulur.
Tatminsiz olmak ilerlemeyi, keşfi, gelişimi mümkün kılar; ama sınırı kaçınca huzuru yiyip bitirir.
İnsan hata yapan bir varlıktır. Peygamber Efendimiz,
“Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyamet, 39) buyurarak hata ve dönüşün insana ait olduğunu hatırlatır.
Her şeyin en iyisini yapmak istemek mükemmeliyetçilik değildir.
İhsan bilinciyle yapılan işler huzur verir, üretir, geliştirir.
Mükemmeliyetçi ise:
“Üzgünüm, hayal kırıklığına uğradım ama sorun değil.” diyebiliyorsak bu sağlıklı kişiliğin göstergesidir.
Ama “Hep başarısız oluyorum, hiç iyi değilim.” diyorsak kendimizi yıpratıyoruz demektir.
Peygamber Efendimizin müjdesi ise bizi rahatlatır:
“Eğer siz günah işlemeseydiniz Allah sizi helak eder, yerinize günah işleyip tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9)
Elliot Aronson’un deneyine göre insanlar küçük hatalar yapanları daha çok seviyor.
Ufak tefek sürçmeler, telaffuz hataları, sakarlıklar kişiyi daha samimi ve doğal gösteriyor.
Tıpkı Peygamber Efendimizin kendisinden çekinen kişiye söylediği şu söz gibi:
“Sakin ol, ben de senin gibi Kureyş’ten, güneşte kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum!”
Bu deney bize hata yapmamızı telkin etmez; yalnızca insan olmanın hatalarla mümkün olduğunu gösterir.
“Her şeyimiz tam ve mükemmel olursa faniliğimizi nasıl anlayabiliriz?”
Varsın tam olmayalım.
Eksiklerimizle öğrenelim, güçlenelim, büyüyelim.
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan