40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
02:00
Mescid-i Aksa İmam Hatibi ve Kudüs Yüksek İslam Heyeti Başkanı Şeyh İkrime Sabri hakkında açılan dava, son yıllarda Kudüs ve çevresinde yaşanan gerilimlerin gölgesinde şekilleniyor. Soruşturmanın kökeni, özellikle 2022 yılında Şuafat Mülteci Kampı ve Cenin’de yaşanan olaylar sırasında Sabri’nin katıldığı taziye çadırlarında yaptığı konuşmalara dayanıyor. Bu konuşmalarda kullandığı ifadeler, İsrail makamları tarafından “teröre teşvik” ve “kışkırtma” kapsamında değerlendirilerek dosyaya dahil edildi.
Sabri daha önce de farklı dönemlerde Mescid-i Aksa’ya giriş yasağı, gözaltı ve idari tedbirler ile karşılaşmıştı. Filistinli çevreler, bu tedbirlerin genellikle Aksa merkezli gerilimin yükseldiği dönemlerde uygulandığını belirtiyor.
19 Kasım 2025’teki duruşmada iddianamenin okunmasının ardından avukatlar, hem soruşturma dosyasındaki belgelerin kendilerine ulaştırılmasını hem de iddianamenin tamamen reddini talep etti. Bir sonraki duruşmanın ise 6 Ocak 2026 tarihinde yapılacağı açıklandı.
Duruşma sonrası konuşan Sabri, süreç boyunca Mescid-i Aksa’dan uzak bırakılmasının kendisi için büyük bir acı olduğunu belirterek, “Hayatımda hiç bu kadar uzun süre Aksa’dan uzak kalmadım” dedi. Aksa’nın Müslümanların dini kimliğinin merkezinde yer aldığını vurgulayan Sabri, “Mescid-i Aksa bizim kırmızı çizgimizdir, ondan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu mekân, inancımızın bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.
Sabri’ye göre dava, kişisel bir dosyadan ziyade, İsrail’in Mescid-i Aksa üzerindeki kontrol politikalarının bir yansıması niteliğinde.
Mahkeme dosyasındaki suçlamalar, Sabri’nin çeşitli konuşmalarını ve hutbelerini temel alan konuşma kayıtları, video görüntüleri ve yazılı raporlara dayanıyor. İsrail savcılığı, bu konuşmalarda geçen bazı ifadelerin “şiddeti teşvik edici” nitelikte olduğunu savunuyor.
Savunma cephesine göre ise iddianame somut delillerden yoksun:
Özellikle Şuafat ve Cenin’deki taziye konuşmalarında geçen “şehit” ve “direniş” vurgusunun, savcılık tarafından suçlama konusu yapılması, savunmanın “siyasi motivasyon” iddiasını güçlendiren başlıklar arasında.
Şeyh Sabri’nin savunma heyeti, iddianamenin hukukî dayanaktan yoksun olduğunu vurgulayarak belgelerin reddini talep etti. Filistinli avukat Halid Zeberka, “Bu iddianamenin siyasî saiklerle hazırlandığına, siyasî bir zulme dayandığına ve hukukî temelden tamamen yoksun olduğuna inanıyoruz” sözleriyle davayı özetledi.
Zeberka, iddiaları çürütmek için ek deliller sunacaklarını belirtti ve mahkemenin şu ana kadar dosyayı tarafsız bir şekilde ele almadığını söyledi. Savunma cephesi, davayı Sabri’nin hem dinî otoritesini hem de toplumsal etkisini azaltmaya yönelik bir hamle olarak değerlendiriyor.
Şeyh İkrime Sabri, Filistin kamuoyunda ve İslam dünyasında Mescid-i Aksa’nın en güçlü savunucularından biri olarak biliniyor. Bu nedenle, İsrail makamlarının kendisine yönelik adımlarının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve sembolik bir boyutu olduğu sıkça dile getiriliyor.
Davanın ilerleyen aşamalarında, hem iddianamenin içeriği hem de İsrail’in Aksa politikasına ilişkin geniş çerçeve, Sabri’nin savunmasında kritik rol oynamaya devam edecek gibi görünüyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan