DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

STERLİN

53,9495£% 0.21

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ONS

3.334,69%0,33

BİST100

10.219,40%-0,06

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
xslot trbet tarafbet orisbet betturkey betpublic bahiscom betebet betlike mariobet betist 1xbet trendbet istanbulbahis zbahis royalbet betwild alobet aspercasino trwin betonred bizbet
a

İslâm’ın tarihteki rolü

İslâm’ın tarihteki rolü
0

BEĞENDİM

 İslâm, Doğu ve Batı medeniyetleri arasında eşsiz bir köprü kurmuştur. Müslüman âlimler, bilgiyi, sonsuza kadar olmasa bile, en azından yüzyıllar boyunca unutulup gitmekten kurtardılar. Dolayısıyla Müslüman bilim yapısı, mevcut bilgi üzerine bina edilmiş büyük bir sentez oluşturarak her seferinde yeni bir şeyler ortaya koydu. Müslümanlar, bu atılımlarıyla yüzyıllar boyunca dünyaya katkı sundular.

Bu başarılar, dinin insanlık için birçok açıdan yepyeni olan eşsiz özelliklerinden kaynaklanıyordu. O dönemlerde dünyanın pek çok yerinde insanlığın içinde bulunduğu olumsuz görüntünün aksine İslâm, insanoğluna şeref kazandırdı. Müslümanlar bilgi arayışını dinî bir yükümlülük olarak gördüler ve bunun sonucu olarak da dünyaya bakışın yolları değişti. Ayrıca İslâm’ın benzersiz bir özelliği olarak, insanların yeryüzü nimetlerine sahip olmaları gerektiği açıkça ortaya konurken, onların ahlâk ve moral değerleri de gözardı etmemeleri sağlandı. Bunun yanında İslâm, insanlar arasındaki ırk ve sınıf ayrımlarını da ortadan kaldırmıştır.

İslâm, coğrafî olarak bir insanın Avrupa’dan Kuzey Afrika’ya, Arap ülkelerine, İran, Hindistan ve bütün yollarla Çin’e ve Endonezya’ya kadar güvenle seyahat edebileceği bir medeniyet kurmuştur. Seyahat için gereken, sadece Kur’ân-ı Kerîm ve seccadedir.

İslâm medeniyetinin yarattığı yenilikler, sadece coğrafî hudutları değil, fakat zamanla ilgili sınırları da aşarak birbirinden farklı halklar arasında birlik kurdu. Kadınların dünyanın pek çok yerinde meta veya ruhsuz yaratıklar olarak muamele gördüğü bir devirde, İslâm toplumları onlara hak ettikleri konumu kazandırdı.

Neredeyse bin yıldır, İslâm’ın dünyanın en önde gelen medeniyetlerinden birine sahip olduğu söylenebilir. Onun lisanı da -Arapça- 700 yılı aşkın bir süredir uluslararası bilim dilidir. Oxford Üniversitesi’nin ünlü tarihçilerinden J. M. Roberts, medeniyetleri dünyaya sağladıkları katkıya göre değerlendirir ve İslâm medeniyetinin bu konuda en başta gelenlerden biri olduğunu söyler. (J. M. Roberts, History of World, sahife 378. Kitap, Türkçe’ye İdem Erman tarafından Dünya Tarihi adıyla 2 cilt olarak (İnkılap Kitabevi, 2011) çevrilmiştir.) Müslüman toplumun her yönüyle ilerlemesi, dünyanın ilkelliğe yakın ve yarı okur-yazar toplumlarının nasıl eninde sonunda gerçek uygarlığa dönüşebileceğini göstermesi bakımından en iyi örneği oluşturur. İslâm medeniyeti, dünya çapında genişlemesi, üretkenliği ve uzun ömrü sayesinde insanlık tarihindeki yüksek konumunu kazanmıştır.

Tarih konusunda geniş çaplı okumada bulunanlar bile bu gerçeklerin farkında olmayabilirler. Pek çok tarih kitabında, yeryüzünün geniş bölgelerine yayılan Müslümanlar, kısaca “Batı’nın düşmanları” olarak gösterilmiştir. Okuyucuların, bu metinlerden Ortaçağ boyunca kendi ayakları üzerinde durabilmiş olan İslâm medeniyetinin, diğer medeniyetlere, özellikle de Batı medeniyetine kıymetli katkılarda bulunduğunu öğrenmesi çok zordur. Bu gibi çalışmalar İslâm medeniyetinin başarılarını ya küçümser ya da başkalarından alınmış gibi gösterir. Örneğin, bu tarihçilerin ısrarla üzerinde durdukları görüşe göre Müslüman felsefesi Yunanistan’dan gelmiştir; devlet yönetimi biçimi İran’dan; bilim Yunanistan, Hindistan ve Çin’den alınmıştır; Tasavvuf, Hinduizm sayesinde şekillenmiştir. İslâm mimarisi ve sanatı ise büyük ölçüde Bizans ve Fars mimarisi ve san’atının devamıdır. Bazı tarihçiler, kendi toplumları başka toplumdan hiç etkilenmemiş gibi, bu konuyu abartmaya çok düşkündürler.

Bu tarihçiler, bütün dikkatlerini tek medeniyet olarak gördükleri Batı’ya yöneltmişler ve özellikle de bu dönemin önemli medeniyeti olarak nitelendirdikleri Avrupa’ya odaklanmışlardır. Bu çağda yaşayıp yazmalarına rağmen, zihinleri karanlık çağlarda kalmıştır. Tanımlamaları ve hükümleri, milattan sonra 7. yüzyıldan günümüze kadar İslâm’a, Kur’ân’a ve Hazreti Muhammed’e (sav) saldıran bilginlerin kitaplarından gelmektedir. O günlerin aşağılayıcı dili, bugünün akademik dili haline gelmiştir. Bu tavır, İslâm’ın ve İslâm medeniyetinin reddedilmesi şeklinde açıkça görülmektedir. Bu tutumun sürdürülmesindeki yöntem klasiktir: Tarihçiler Yunan, Roma ve Hıristiyanlığın ilk gelişme dönemleri üzerinde uzun uzadıya durduktan sonra, İslâmî dönemi kısaca geçer ve oradan Rönesans’a dev bir sıçrama yaparlar.

Bu kitap, Roma ile “mucizevî” Avrupa medeniyetinin arasındaki boşluğu doldurmak niyetindedir. Bu kitap, günümüz tarihçilerinin üzerinde durduğu, tarih içerisinde sürekliliğe sahip bir olgu olan yabancı etkisini hesaba katar. Bu araştırma, gayrimüslim medeniyetlerin kendilerinden önceki kültürlerden etkilendiği gibi, Müslümanların da diğerlerinden etkilendiğinin farkındadır. Ancak Müslümanlar, kendi katkılarını gerçekleştirme yolunu seçmiş ve insanlık tarihinde benzeri olmayan bir medeniyet oluşturmuşlardır. Buna karşılık diğer medeniyetler, özellikle Avrupa’nın doğmakta olan medeniyeti, İslâm medeniyetinden fikir ve materyal ödünç aldı.

İslâm, ayrıca Musevilik ve Hıristiyanlığın gelişmesine katkıda bulunarak tarihî çerçevede dikkate değer bir süreç başlatmıştır. Bu süreç dinlere değer katmış, insan-Tanrı, insan-insan ve insan-toplum ilişkisini geliştirmiştir.

Süreklilik doğrultusunda İslâm medeniyeti, bir sonraki egemen medeniyet olan Batı’nın temelini sağladı. Batı, bilimdeki ilerleyişini en çok İslâm’a ve Müslümanlara borçludur. O günlerin Avrupa’sını tarif ederken Roberts, Avrupa kıtası için “daha çok kültür ithalatçısı” der.

21. yüzyıl dünyasının şekillenmesine yol açan sürekliliğin geniş İslâmî bölümü, son derece önemli yararlarına, özellikle de manevi değerler âlemine yaptığı büyük katkılara rağmen görmezlikten gelinmektedir. Müslümanların, tarihlerinin ilk yıllarında karşılaştıkları krizlerle 21. asırda karşı karşıya kaldıkları buhranlar arasında birçok paralellikler vardır. O günkü Müslümanların üstesinden geldikleri zorluklar, bugünün Müslümanları ve gayrimüslimleri için de geçerlidir. İslâm’ın ve onun kurduğu medeniyetin tarihinden çıkarılacak dersler, bitmek bilmeyen anlaşmazlık ve çatışmalarla dolu günümüz dünyasını içinde bulunduğu mevcut durumundan kurtarmak isteyenlere ilham kaynağı olacaktır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan