bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri casino bonus veren bahis siteleri İslâm’ın her bir prensibi, îmânın hayata aksedişinden ibâret olan ahlâkî güzellikler manzûmesidir. - Bedir HaberBedir Haber

Bedir Haber

İslâm’ın her bir prensibi, îmânın hayata aksedişinden ibâret olan ahlâkî güzellikler manzûmesidir.

İslâm’ın her bir prensibi, îmânın hayata aksedişinden ibâret olan ahlâkî güzellikler manzûmesidir.
14 views
03 Ekim 2020 - 0:06

وَالَّذ۪ينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِراًّ وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ İslâm’ın her bir prensibi, îmânın hayata aksedişinden ibâret olan ahlâkî güzellikler manzûmesidir. Efendimiz (asv): “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmuşlardır.

Peygamberlerin ve sâlih insanların örnek ahlâkı içindeki en mühim fazîletlerden biri; Allâh’ın kullarından gördükleri ihtilafa sebep olacak şeyleri, ezâ ve cefâları, yine Allâh için affedip, mâruz kaldıkları kötülüklere iyilikle mukâbele edebilmeleridir. Böylece Allâh’ın kullarını, şefkat ve merhamet ile gönül saraylarına alıp, onların vîrâneye dönmüş gönüllerini ihyâ edebilmeleridir. Bu ahlâk, aynı zamanda güzel bir son nefes müjdesidir. Hutbenin başında okuduğum Âyet-i kerîmede buyrulur: “Yine onlar, Rablerinin rızâsını dileyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle bertarâf eden kimselerdir. İşte onlar var ya, dünyâ yurdunun(güzel) sonu sadece onlarındır.” (Râ’d, 13/22) İslam, Müslümanların iki cihan saadeti adına birbirleriyle münasebetine büyük ehemmiyet verir.

Aziz kardeşlerim. İslâmda müminlerin sadece kardeş oldukları bildirilir; kardeş olmaları ve kalmaları istenir. Farklı azalardan oluşan tek vücut haline gelmelerinin, birbirlerinin acılarını ve sıkıntılarını sinelerinde hissetmelerinin, birbirlerine destek olmalarının ve birbirlerini sevmelerinin gerekliliğine işaret edilir. Darılmanın ve dağınıklığa düşmenin kendilerini mahvolmaya götüreceği haber verilir ve tespih taneleri gibi aynı ipe tutunmaları talep edilir. Birlik ve beraberliklerine zarar verecek “kin, düşmanlık, gıybet, iftira, suizan, haset, yalan haber, amansız ve zamansız tartışma, şahsi menfaat ve haksız rekabet” gibi şeylerden uzak durmaları, emir ve tavsiye edilir. Kardeşliği besleyecek, büyütecek ve canlı tutacak “selam, hediyeleşme, hüsnüzan, sevgi, fedakârlık, ortak değerler etrafında bir araya gelme ve istişare” gibi hususlara sıkı sıkı sarılmaları ve bunları aralarında yaymaları emredilir. Her şeye rağmen fıtrat, meşrep, mezhep ve meslek farklılıkları, his ve heyecanlar, farklı algı, anlayış, fikir ve beklentiler, sinsice aralarına sokulan ve kardeşliği sarsacak söylem ve eylemler, devreye girmiş, olumsuz bir şeyler yaşanmış ve aralar bozulmuşsa Kur’ân’da, “Onun için siz gerçek mümin iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin!” buyurulur ve derhal Allah ve Resûlü’nün koyduğu kurallar çerçevesinde bozulan nizamı ve uhuvveti tekrar tesis etmeleri istenir. Enfal suresi46.ayette, وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Sakın birbirinizle ihtilaf etmeyin; sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz, rüzgârınız (kuvvetiniz) gider. Bir de tam mânasıyla sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” buyurularak tersi bir durumda ihtilaftan kaynaklanan kopukluğun korkuyu, korkunun da zamanla zaafı beraberinde getireceği ve böylece hamle ruh ve heyecanını yitirecekleri haber verilir.

Muhterem kardeşlerim. Peygamberimiz (asv)’in bu husustaki yüksek ufkunu gösteren şu hadîs-i şerîfler, bütün Müslümanlara eşsiz bir ahlâk ölçüsü takdîm etmektedir: “Hiçbiriniz; «Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparlarsa ben de iyilik yaparım, kötü davranırlarsa ben de kötü davranırım.» diyen kimselerden olmasın! Aksine insanlar iyilik yaparlarsa iyilik yapmak, kötü davranırlarsa haksızlık etmemek için nefsinizi terbiye edin.” (Tirmizî, Birr, 63)

“Seninle ilgisini kesenden sen ilgini kesme! Sana vermeyene sen ver! Sana kötülük edeni bağışla!” (Ahmed ibn-i Hanbel, Müsned, IV, 148, 158)“Nerede olursan ol, Allah’tan sakın. Kötülüğe karşı iyilik yap ki, kötülüğün kökünü kesesin. İnsanlara karşı da güzel ahlâk ile muâmele et!” (İ. Canan, Kütüb-i Sitte, c.5, s.304) “Cennet bahçelerine bakan köşkler gördüm ve Cebrâîl -aleyhisselâm-’a: «–Bunlar kimin içindir?» diye sordum. O da: «–Her türlü kin, nefret ve öfkeyi bastırıp içine gömenlere ve insanların kusurlarını hoş görüp bağışlayanlaradır.» dedi.” (Ali el-Müttakî, no: 7016; Avârif, s. 253)

 

Müslümanların aralarındaki vahdet, uhuvvet ve muhabbete büyük önem veren Allah Resûlü, bir gün ashabına: “Size, (nafile) namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şeyi haber vereyim mi?” diye sorar. Onlar, “Evet!” deyince de “dargın olan Müslümanların arasını bulmak, barıştırmaktır! Çünkü aranın bozulması, saçı kökünden kazır demiyorum, dini kökünden kazır!” buyurur. Bir başka zaman konuyu tekrar açar ve şu tarihi hakikate dikkat çeker: “Geçmiş ümmetleri bitirmiş olan şey size de sızıp sirayet etti: Haset ve adavet. Bu kökten kazıyıcı hasletler, onların tüylerini değil dinlerini kazıdı. Nefsimi kudretinde tutan Allah’a yemin ederim ki hiçbiriniz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de hakiki manada iman etmiş olamazsınız. Size bir şeyi haber vereyim ki onu işleyince birbirinizi seversiniz. Aranızda “selamı” yayınız.”

Kardeşlerim. Bir hadiste “En üstün sadaka iki kişinin arasını düzeltmektir.” buyuran Allah Resulü, hayattayken bir şekilde muttali olduğu, birlik ve beraberliğe zarar verecek kırgınlıkları, küskünlükleri ve kavgaları bitirmek için hemen devreye girmiş; en küçük bir kıvılcımı ve hareketliliği bile çok önemsemiş, söndürme ve durdurup hayra kanalize etme adına müdahalelerde bulunmuştur. Tebliğden sonra O’nun hayatındaki en büyük sosyal ve evrensel sünneti, ayrılıklara, kavgalara, kırgınlıklara, kan davalarına son vermesi, birlik ve beraberliği bitirecek anlaşmazlıkları bizzat araya girip düzeltmesidir. Müslümanlara düşen gelişigüzel hareket edip problemler meydana getirmek sonra da onu çözmek için emek, zaman ve sermaye harcamak değil en baştan bütün meseleleri kardeşlik ruhunu incitmeyecek, ayrılığa ve anlaşmazlığa sebep olmayacak şekilde inşa etmektir. Allah Resul’ünün nazarında kasıtlı bir şekilde mü ‘mine hakaret ve kötü söz fasıklık; onunla savaşmak ise küfürdür. Müminler sadece kardeştir ve aralarındaki bütün muameleler, kardeşlik hukukuna uygun olmalıdır. Fakat onlarda insandır ve aralarında birbirleriyle vuruşmak dahil bazı problemler yaşanabilir. Bu türlü durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğini hucurat suresi 49. Ayette Kur’ân şöyle beyan eder: وَإِن طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَإِن بَغَتْ إِحْدَاهُمَا عَلَى الْأُخْرَى فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّى تَفِيءَ إِلَى أَمْرِ اللَّهِ فَإِن فَاءتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ “Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle vuruşursa, onların aralarını bulun. Buna rağmen biri öbürüne saldırırsa, bu saldıran tarafla, Allah’ın emrine dönünceye kadar siz de vuruşun! Döndüğü takdirde aralarını hakkaniyetle düzeltin ve hep âdil olun, çünkü Allah âdil davrananları sever. Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını bulun! Allah’a karşı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nail olasınız.”

Değerli müminler. Müslümanlara İsyan ve anlaşmalara ihanetlerinden dolayı Nadir oğullarının kaleleri kuşatılmış ve bir müddet sonra teslim olmuşlardı. Allah Resulü onlardan Medine’yi terk etmelerini istemiş ve silahlar hariç taşınabilir mallarını yanlarında götürmelerine de izin vermişti. Onlardan geriye savaş yapılmadan elde edilen ganimet fey olarak silahlar, evler, araziler ve hurma bahçeleri kalmıştı. Peygamberimiz (as), bunları yaklaşık dört yıldır Ensar’ın evinde yaşayan, bağında ve bahçesinde çalışan Muhacirlere dağıtmak istiyordu. Böylece hem Ensarın üzerindeki yükü hafifletmiş hem de Muhacirleri ev ve bahçe sahibi yapmış olacaktı. Fakat bu durum dört yıldır elinde avucunda ne varsa muhacir kardeşleriyle paylaşan hatta onları kendilerine tercih eden Ensar üzerinde nasıl bir tesir icra edecekti? Allah Resûlü, Müslümanların kendi aralarındaki birlik ve beraberliği, kardeşlik havasını İslam’ın geleceği adına hayati görüyor ve bunu bozacak şeylere en ufak bir kapı aralamak istemiyordu. Ensar da bu hususta bir sıkıntı olmasa bile toplumun içerisinde ortamı eylem ve söylemleriyle bulandıracak çok sayıda münafık vardı ve onlar insanları birbirine düşürmek için fırsat kolluyorlardı. Allah Resûlü yanına Ensar’dan Hz. Sabit İbn-i Kays’ı çağırdı; ondan Ensar’a mensup ne kadar Müslüman varsa yanına çağırmasını talep etti. Hz. Sabit onları toparlayınca Allah Resûlü, kendilerine bir konuşma yaptı, Ensar’ın fedakarlıklarını ve diğerkamlıklarını yad etti ve ardından da “Muhacir kardeşlerinizin malları yoktur. Dilerseniz, Nadiroğullarının mallarından fey olarak bana kalanları sizinle Muhacirler arasında bölüştüreyim. Muhacirler sizin evlerinizde oturmaya ve mallarınızdan yararlanmaya devam etsinler. Dilerseniz, yalnız Muhacirlere vereyim de onlar evlerinizden çıksınlar ve mallarınızı size bıraksınlar!?” buyurdu. Allah Resûlü’nün bu sorularına Hazrecin başındaki Hz. Sa’d İbn-i Ubâde ile Evs’in başındaki Hz. Sa’d İbn-i Muaz’ın cevabı tam da Ensar’a yakışır bir şekilde olmuştu: “Hayır yâ Resûlallah! Siz Nadiroğullarının mallarını muhacirler arasında bölüştürün! Onlar yine bizim evlerimizde oturmaya devam etsinler. Hatta isterseniz bizim mallarımızı da onlarla bölüştürün.” Bunun üzerine hazır bulunanların tamamı, başkanlarının sözünü kastederek “Razıyız ve boyun eğiyoruz ya Resûlallah” dediler. Ensarın bu civanmert duruşu Allah Resûlü’nü çok memnun etmişti. Ellerini açtı ve “Allahım! Ensar’a ve nesillerine hep merhametinle muamele buyur!” diyerek dua etti. Ardından Nadiroğullarının mallarını Muhacirler arasında bölüştürdü. Ensar’dan sadece fakir olan iki sahabîye Sehl İbn-i Huneyf ve Ebû Dücâne’ye bir şeyler verdi. Böylece Muhacirler kendi evlerine geçti ve kendi bahçelerinde işlemeye başladılar. Bir lider olarak Allah Resûlü, vereceği kararların önce topluma muhtemel etkisini hesaba katıyor ardından ilerde yaşanması muhtemel sıkıntıların önünü alma adına muhatapları ikna ve razı ediyor sonra kararını onlara ilan ediyordu. Müslümanlara düşen gelişigüzel hareket edip problemler meydana getirmek sonra da onu çözmek için emek, zaman ve sermaye harcamak değil en baştan bütün meseleleri kardeşlik ruhunu incitmeyecek, ayrılığa ve anlaşmazlığa sebep olmayacak şekilde inşa etmektir.

Aziz müminler. Allah’ın resulü efendimiz sıkıntılı ve karışık hallerde nasıl hareket edilmesi gerektiğini şöyle beyan etmişti: “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et!” Şaşıran sahabe sözden ne kastedildiğini tam anlama adına, “Ey Allah’ın Resûlü! Mazluma yardım ederiz ancak zalime nasıl yardım edeceğiz?!” diye sordu. Bunun üzerine Rahmet Peygamberi, “Onu da zulümden menedersin, zulümden alıkoyarsın. İşte bu, ona yardım etmektir.” buyurdu. Müslümanların arasını düzeltip barıştırmak, kaynaştırmak ve aralarındaki kardeşliği tekrar inşa etmek hem Allah’ın emri hem Efendimiz’in güçlü bir sünneti hem de Allah katında ecri bol ve büyük bir ameldir. Bunun için duyarlı müminler sıkıntı ve fitne zamanlarında bir araya gelmeli, araları bulma adına istişareler yapmalı ve problem kronik hale gelmeden harekete geçmelidirler. Hutbeme nisa 114 şu ayet ile son vermek istiyorum;

لَا خَيْرَ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنْ نَجْوٰيهُمْ اِلَّا مَنْ اَمَرَ بِصَدَقَةٍ اَوْ مَعْرُوفٍ اَوْ اِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِۜ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ فَسَوْفَ نُؤْت۪يه اَجْراً عَظ۪يماً “Onların kendi aralarında yaptıkları gizli görüşmelerin, fısıldaşmaların çoğunda hayır yoktur. Bu görüşmelerde hayır olması için onların muhtaçlara yardımı, güzel bir davranışı yahut dargın insanların arasını bulmayı gözetmeleri gerekir. Kim Allah’ın rızasını arzulayarak bunu yaparsa, biz de ona çok büyük mükâfat veririz.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno

dedektiflik bürosu