40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
02:00
Evlat edinme, bir başkasının çocuğunu kendi ailesi içine katma âdeti, tarihin her devrinde tatbik edilen bir husustur. Bilhassa İslâmdan önceki Cahiliye Devrinde bu âdet daha yaygındı. İsteyen kimse, seçtiği herhangi bir kimseyi öz çocukları arasına katarak onu evlatlık aldığını ilân ederdi. Aldığı çocuğa “Sen benim oğlumsun, ben sana vârisim, sen de bana vârissin” diyordu. Böylece, o çocuk öz oğlu sayılıyordu. Ailenin bir ferdi olduğu gibi, aynı zamanda aile fertlerinin sahip olduğu hak ve vazifelere de ortakoluyor, ailenin ismini alıyordu. Evlatlık edinen kimse bu çocuğun babası sayılıyordu. Evlât edinenin hanımı da, çocuğun annesi yerine geçiyordu. Oğlanın hanımı da bu babanın gelini kabul ediliyor, dolayısıyla, boşandıktan sonra gelini ile evlenmesi mümkün olmuyordu.
**
Peygamberimiz’in Evlatlığı**
Peygamberimiz de (a.s.m.) Zeyd bin Haris’i kendisine evlâtlık olarak almıştı. Hz. Zeyd küçük yaşta köle olarak satılmış, Hz. Hatice deonu satın almıştı. Daha sonra onu Peygamberimize hediye etti. Hz. Zeyd, Peygamberimizin hizmetinde bulunuyordu. Babası ve amcası, kurtarma akçesi karşılığında onu Peygamberimizden istemeye geldiler. Peygamberimiz Hz. Zeyd’i serbest bıraktı. Fakat Zeyd, Peygamberimizi baba ve amcasına tercih ederek onun yanında kalmayı kabul etti. Bundan sonra Peygamberimiz onu kölelikten azad etti. Hazır bulunan cemaate hitap ederek, “Şâhit olunuz, Zeyd benim oğlumdur, ben onun vârisiyim, o da benim vârisimdir” buyurdu. Bunun üzerine babası ve amcası memnun olarak ayrıldılar. Bundan sonra Hz. Zeyd Peygamberimizin evlâtlığı olmuştu. Artık “Muhammed’in oğlu Zeyd” diye çağrılıyordu. (Üsdü’l-Gâbe, 2: 225)
**
Cahiliye Adetleri**
Hak din gelince, Cahiliye devrinde yapılan ve uygulanan âdet ve alışkanlıklar birer birer değişiyor, insanlara meşru olan yol gösteriliyor batıl ve haksızlıkların yerini hak ve adalet esasları alıyordu. Cahiliye âdetlerinden birisi de o zamanki uygulanış şekliyle evlâtlık müessesesiydi.
İnsan tabiatına aykırı düşen bu uygulamayı Cenab-ı Hak hem açıkemirle, hem de Peygamberi üzerinde fiilen tatbik etmekle kaldırdı.
**
Bu konudaki âyetin meali şöyledir:**
“Allah, evlâtlıklarınızı oğullarınız gibi tutmanızı meşru kılmadı. Bunlar, sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir. Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yoktur.” **(Ahzab Sûresi, 4-5)**
İşte bu âyet-i kerime ile evlâtklık âdeti kaldırılmış oldu. Meşru olmayan bu âdet haram kılındı. Çünkü, evlâtlıkla ne hakiki bir evlat olunur, ne de evlâtlık edinen kişi gerçek bir baba olur.
Bu yasaklama ve “Sen benim oğlumsun” demekle hiçbir çocuğun gerçek bir evlât olmadığı hususunda Peygamberimize Allah’ın emirleri bildirildi. Evlâtlığın boşadığı hanımın “babalık” tarafından nikâhlanmasının meşru sayıldığı açıklandı. (Ahzab Sûresi, 37)
**Dinimizde Evlatlığın Yasaklanmasının Sebepleri**
Evlâtlık müessesesinde şu mahzurlar bulunduğu için dinimizde yasaklanmıştır. Önce meşru olmayan bir yolla başkasının çocuğunu kendi evlâdı yerine getirerek haksız ve sahte bir muamele yapılmaktadır. Yabancı bir çocuğu evlât kabul etmek fıtratı değiştirmektir. Mukaddes olan nesil meselesini tahrif etmek, çocuğun asıl ana babasının unutulmasına sebep olmaktır.
İkinci olarak, bu çocuk büyüyünce aile içerisinde mahremiyet hususlarına riayet edilmeyecektir. Tesettür, bakma ve temas gibi durumlara uyulmayacaktır. Oğlansa ailenin bütün kadınlarıyla bir arada bulunacak, kızsa ailenin bütün erkekleriyle birlikte yaşayacaktır. Hâlbuki ister kız olsun ister oğlan; evin hanımı annesi olmadığı gibi, o ailenin akrabası da evlâtlığın ailesi sayılmaz, bir yabancıdan farksızdır. Bunlar büyüyünce aile içinde bulundukları müddetçe devamlı haramla yüz yüze bulunacaklardır.
Başka bir mahzur da, evlâtlık olarak alınan çocuk mirasa ortak olacaktır. Böylece daha yakın akrabalar kısmen veya tamamen mirastan mahrum kalacaklardır. Hakları çiğnenen mirasçılar bu çocuğa bir düşman gözüyle bakacaklardır. Çünkü evlâtlık hakikatte miras hakkına sahip değildir.
**Dinimiz Evlatlık Almayı Tavsiye Etmemiştir**
İşte bütün bu mahzurlardan dolayı dinimiz evlâtlık almayı tavsiye etmemiştir. Ancak, bahsi edilen bu evlâtlık meselesinden ayrı olarak, insanın bir yakınının, bir dostunun çocuğunu himayesine alması, kimsesiz ve yetim bir çocuğu alıp evlâdı gibi onu sevmesi, ona yedirmesi, içirmesi, onu terbiye edip okutması bir fazilettir. Fakat bu durumda da onu kendisine tescil etmemesi, evlât haklarını ona devretmemesi, mahremiyet meselesine dikkat etmesi icap etmektedir. Ancak, kişi isterse, hayatta iken malının bir kısmını o çocuğa bağışlayabilir. Veya ölmeden önce malından bir miktar verilmesini vasiyet edebilir. Nitekim Peygamberimiz birçok hadislerinde kimsesiz çocuklara ve yetimlere bakanlara Cenneti müjdelemiştir. (Müslim, Zühd: 42)
**Bu konunun üç önemli özelliği vardır:**
**1- **Evlat edindiğimiz çocuk kız olursa babalığa, erkek olursa analığa mahrem olacağı için beraber yalnız kalma ihtimaline göre caiz değildir. Bu konu süt emzirmekle çözülebilir. Bir bayan iğne yaptırarak göğsünden süt getirtirse bu sütü bebeğe içirerek sütanne olabilir. Ancak kocası sütbaba olamaz. Bu sebeple bir bebeği evlatlık olarak almayı düşünenler, başka da çocuğu yoksa evlat edineceği bu çocuğun erkek olması isabetli bir karar olacaktır. Kız olursa mahremiyetten doğan sıkıntılar oluşur.
**2-** Evlatlık alanlar, çocuğun esas anne ve babasının vereceği şefkat ve göstereceği merhameti gösteremeyebilirler. Bu açıdan çocuğun gerçek anne ve babasından mahrum bırakma sorumluluğu vardır. Bu da çocuk açısından önemli bir durumdur. Ancak kimsesiz çocuklar için bu sakınca olmayabilir.
**3- **Evlat edinen ailelerin kalacak mirasları bu çocuğun olacaktır. Hâlbuki o miraslar akrabalara kalması gerekirdi. Bu da başkasının hakkının evlatlığa verilmesi demektir ki caiz değildir. Bu konuda bir çözüm olarak gerçek mirasçılarla helalleşilir ya da evlatlık mirastan kanunen mahrum bırakılarak çözüm aranabilir.
Bu üç sebepten dolayı evlat edinmenin doğru olmadığını söyleyebiliriz.**
**
**Süt hısımlığı ile evlat edinmek mümkündür **
Bir çiftin eğer hiç bir şekilde çocuğu olmuyorsa akrabalarından da alması mümkün değilse bu çift için ancak şöyle bir çözüm düşünülebilir. Evlatlık alacak anne ve baba, evlat edinmek istedikleri çocuk ile aralarında süt hısımlığı oluşturabilirler. Çünkü süt hısımlığı “haram olma durumu”nu ortadan kaldırır. Fakat bu uygulama, evlat edinilmek istenen çocuk 2 yaşına gelinceye kadar yapılmalıdır.
Evlat edinilmek istenen bir kız çocuğu, 2 yaşından önce, “babası olacak olan erkeğin” kız kardeşi tarafından emzirilmelidir. Bu durumda aslında namahrem durumunda olacak olan üvey baba, artık evlatlık alınan kızın “süt dayısı” olacağından namahremlik meselesi ortadan kalkmış olur.
Evlat edinilmek istenen çocuk erkek ise, yine 2 yaşına kadar, kadının kız kardeşi tarafından emzirilirse aslında üvey anne olacak olan kadın, artık evlatlık alınan erkek çocuğun “süt teyzesi” olacağından yine helal olacaktır.
Fakat, evlatlık edinme hususunda dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır. Evlatlık alınan çocuğa evlatlık olduğunun söylenmesi gerekmektedir. Nitekim ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir:
**“Onları (evlâdlıklarınızı kendi) babalarına nisbet ederek çağırın!” (Ahzab, 5) **
Süt akrabaya da saygı ve ilgi göstermek gerekir. Ama süt akrabalık miras, velayet vb. hukuki ilişkiler doğurmaz
**
Evlatlık edinen ailenin veya annenin kendi çocukları varsa ve o evlatlık edindiği çocuğu kendi çocukları ile beraber emzirirse nikah durumu nedir?**
Bunlar artık din kardeşi, dost değil, Kan bağı ile ( Çünkü süt kandan süzülerek meydana geliyor ) hakiki kardeş hükmündedir. Evlenemezler.
Kur’ân-ı Kerim’de çocuğun kendi annesinden veya başka bir kadından süt emmesiyle ilgili çeşitli ayetler vardır:
“Sizi emziren analarınız ve süt cihetinden kız kardeşleriniz (size haram kılındı)” (en-Nisâ, 4/23)
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan