SON DAKİKA

Bedir Haber

İslamî Gerçekliğin Perdelenmesi: Kültürel İslam Ya Da Kültür Müslümanlığı

İslamî Gerçekliğin Perdelenmesi: Kültürel İslam Ya Da Kültür Müslümanlığı
Avatar
Dr. Ali İhsan ÇAY( aliihsan.cay@bedirhaber.com )
1 views
19 Nisan 2016 - 16:23

Derûnî ve vicdanî duygularla bakıldığında en küçük parçacıklardan dev galaksilere kadar bütün “alem”in, yine “sahife”lerden dört ana kitaba kadar “vahy”in, aynı şekilde Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar “peygamberler tarihi”nin en temel, en büyük, en esaslı gerçekliği Hak Teala’nın varlığı, tekliği, O’nun sonsuz kudret, ilim, hikmet ve rahmet gibi özelliklere sahip olduğu; buna karşılık insanın da O’na iman, hamd, tesbih ve dua ile “kulluk yapması” gerektiğidir. Denebilir ki bu ezeli ve ebedi gerçeklik bütün semavî dinlerin ortak mesajıdır. İslam bu mesajı daha güçlü, daha detaylı ve daha vurgulu biçimde ortaya koymuştur.

Bu gerçekliği benimseyen bir kimse “Müslüman” sıfatıyla, Müslümanlardan oluşan bir cemiyet de “Müslüman toplumu” yahut “İslam toplumu” sıfatıyla hayatlarının bütün alan, katman ve süreçlerini bu çerçevede düzenler, düzenlemişlerdir. Bu düzenleme, ilgili toplum ya da toplumların bu gerçeklikle ilişkisi oranında edebiyattan sanata, mimariden musikiye kadar hayatın bütün alanlarına yansır ve yansımış; “İslam kültürü” adı verilen tezahürler oluşur ve oluşmuştur. Bu noktada “İslam kültürü” ile “kültürel İslam”ı birbirinden kalın çizgilerle ayırmak şarttır. Zira İslam kültürü, İslam’ın Müslümanların hayatlarına yansıyan tezahürleri iken kültürel İslam bu tezahürleri merkeze alarak İslamî gerçekliğin perdelenmesidir.

Daha açık ifade etmek gerekirse, İslam kültürü, Müslümanların İslam inanç, ibadet ve ahlak ilkelerini hayata geçirmesi süreçlerine bağlı olarak ortaya çıkan eserler, oluşumlar, sonuçlardır. Kültürel İslam ise bu eser, oluşum ve sonuçları İslam’ın temel gerçekliği olarak görme yanılgısıdır. Zira İslam’ın temel gerçekliği, işaret edildiği üzere tevhidî hakikatin alemde bütün berraklığı ile okunması, görülmesi, şirkin bütün çeşitlerinin reddi, insanın bütün fıtrî duyguları ile O Vahid ve Ehad olana yönelmesi, O’nu yüceltmesi, O’na secde etmesi, O’na niyazda bulunmasıdır.

İtiraf edelim ki Müslümanlar açısından çağımızın en büyük sorunlarından birisi İslam’ı, kültürel İslam’a diğer bir ifadeyle kültür Müslümanlığına indirgemesidir. Oysa kültürel İslam, İslâmî gerçekliğin üzerini örten kalın bir perde, bir illet, kocaman bir aldanmışlıktır.

Örneklerle somutlaştırmak gerekirse,cCamiler ya da mescitler İslam kültürünün tezahürüdür, kandil gecelerinde mahyalar İslam kültürüdür, çocuklara güzel isimler koymak İslam kültürüdür, Hz. Peygamber’i naatlarla anmak İslam kültürüdür, her işe besmele ile başlamak İslam adab ve kültürüdür, selamlaşmak İslam adab ve kültürüdür, hanımların tesettüre riayet ederken manto-pardesü gibi kıyafet çeşitleri İslam kültürüdür, fakir-yoksul ve yolcular için yapılan hanlar-hamamlar-imarethaneler İslam kültürünün tezahürüdür, salih insanların kabirlerini yahut türbelerini ziyaret etme İslam kültürüdür…

Görüldüğü gibi İslam kültürü, ilahî emirlerden yahut Hz. Peygamber’in sünnetlerinden beslenen uygulama, eser, motif yahut kurumlardır. Bunları eleştirmek hiçbir şekilde doğru değildir. Zira bu bağlamda İslamî kültür dinî hayat açısından son derece önemli olup hem dinî hayatın devamına hem güçlenmesine katkı yapar. Dolayısıyla yine bu bağlamda dinî kültüre karşı çıkmak, bir bakıma, dinî hayata karşı çıkmak anlamına gelir.

Kültürel İslam ise bu tezahürleri tamamen veya belli ölçüde dinin yerine ikame etmeye çalışan bir anlayıştır. Diğer bir ifadeyle kültürel İslam, bu tezahürlerin arkasındaki İslamî gerçekliği görmeyen veya önemsemeyen veya umursamayan veya ona eşitleyen bir tutumdur. Bu kelimenin tam anlamıyla bir aldanmışlıktır. Zira İslamî gerçeklikte söz konusu olan cami yahut mescit değil, Mabûd’un secdeye liyakati, insanın secdeye olan ihtiyacıdır: cami ise bunun toplu olarak gerçekleştirildiği mekandan ibarettir. Han, hamam, imaret, aş evi, vakıf amaç değil, kendisi Veren (Mu’tî), ikram eden (Mükrim), ihsan eden (Muhsin), yardım eden (Muîn) olan Allah’ı tanımak, O’nun fakir ve muhtaçlara yardım etme ile ilgili emirlerine riayet etmektir. Besmele, hamdele, dua uluorta ağza alınacak içi boş kelimeler olmayıp her biri çok önemli İslamî gerçekliklere delalet eden muhteşem kavram ve sembollerdir. Bunların anlam ve ahkamına riayet etmek gerekir. Aksi halde bunları ağza almak, bu kavramları metafizik kökeninden kesip bir bakıma “sıradanlaştırmak” demektir.

O halde şu üç kavrama yeniden dikkat kesilmek gerekir: İslamî gerçeklik, İslam kültürü, kültürel İslam; diğer bir ifadeyle İslamî hakikat, Müslüman kültürü, kültür Müslümanlığı. Bu üç terimden “İslamî gerçeklik”in anlamı ve mahiyeti bellidir: Vahyin ortaya koyduğu temel mesajlar. Kur’an kavramlarıyla ifade etmek gerekirse iman, hamd, tesbih, itaat, ihlas, takva, zikir, şükür, inâbe, tövbe, istiğfar, dua vb. hususlar. İkinci terim “İslam kültürü” ise bu hakikatleri kuşanan fert ve toplumların hayatlarının muhtelif alanlarında bu inanç ve anlayışları yansıtmalarıyla ortaya çıkan eserler, ürünler, görünümlerdir. “Kültürel İslam” yahut kültür müslümanlığı ise İslamî hakikatleri en azından belli oranda, paranteze alıp bu eser ve ürünleri öne çıkarmak, giderek üzerinin kapanmasına yol açmaktır.

Ülkesi, bölgesi, mezhebi, alt aidiyeti ne olursa olsun gerçek bir Müslümana düşen görev, bu dini aslî hakikatleri ile anlamaya, kavramaya ve yaşamaya çalışmak, İslam kültürünün zenginleşmesine ve güçlenmesine katkı yapmak, ama kültürel İslam’dan Allah’a sığınmak, bu konuda büyük bir duyarlılık ortaya koymaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA HABERLERİ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.