bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri casino bonus veren bahis siteleri İlk Müslüman Türkler, Tatar Türkler Mi? - Bedir HaberBedir Haber

Bedir Haber

İlk Müslüman Türkler, Tatar Türkler Mi?

İlk Müslüman Türkler, Tatar Türkler Mi?
Avatar
Muhit GÖNGÖRMÜŞ( muhit.gongormus@bedirhaber.com )
111 views
13 Aralık 2014 - 21:34

Tarih kitaplarımızda Türklerin İslamiyet’i kabul edişleriyle alakalı süreç anlatılırken  özetle şu bilgiler verilir:  Abbasiler zamanında Türk-Arap ilişkileri gelişmişti. Talas Savaşı’nda Çinlilere karşı birlikte savaşılmış ve daha sonrasında da Türklerle Müslüman Araplar arasındaki yakınlaşmalar giderek artmıştı. Bu durumun neticesinde ise Türkler İslamiyeti tanımışlar ve topluca bu dine girmeye başlamışlardır.

İlk Müslüman-Türk hükümdarı kimdir?” diye sorulsa, herhalde yüzde 99 alacağımız cevap, Karahanlı hükümdarı Abdülkerim Satuk Buğra Han olacaktır. Yapılan tetkik ve araştırmalar, Karahanlı hükümdarının en erken tarihle 940 yılında Müslüman olduğunu ortaya koymaktadır. Oysa bu târihten 20 yıl önce, İdil-Bulgar Devleti hükümdarıİlteber Almış Han’ın gönderdiği elçiler Bağdad yolundaydı. Tarihçi hocalarımızdan Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil, İslamiyeti ilk kabul eden Türkün, Îdil-Bulgar Devleti hükümdarı Almış Han olduğunu, 921 yılında Bağdad’a elçiler göndererek İslâmiyet’i kabul ettiğini ve Halîfeye tâbi olduğunu bildirmişti. İbn-i Fadlan’ın yazdığına göre, Almış Han, daha sonra ismini Cafer bin Abdullah olarak değiştirmiştir.

İdil ve Kama nehirlerinin birleştiği alanda hüküm süren İdil-Bulgar Devleti’nin  ilk devirleri hakkında bilgi bulunmamaktadır. IX. asırda, daha çok ticarî fonksiyonuyla dikkat çekiyordu. Bulgar, Suvar ve Biler en meşhur şehirleriydi. Tabiat zenginliğinin yanısıra, ulaşım yönünden fevkalâde imkânlara sahipti. Başkent Bulgar şehri, Doğu Avrupa’nın en gelişmiş ticâret merkezi idi.

Bulgar tüccarların Harezm ve Samânî ülkesinde Müslüman tüccarlarla temasları ve Harezmliler’in de onların ülkelerine gelmeleri neticesinde, ülke topraklarında islâm dîni ve kültürü yayılmaya başladı. 900′lü senelere gelindiğinde Bulgarlar arasında İslâmiyet’i kabul edenlerin sayısı çoğunluktaydı.

**Halîfe’den üç istek**

Bu sıralarda, İdil-Bulgar Devleti tahtına çıkan Almış Han’ın da İslâmiyet’le yakından ilgilendiği, bu din hakkında bilgiler topladığı ve eski inancı ile ruhunda fırtınalar koparan bir mücâdelenin içerisine düştüğü kabul edilebilir. Onun şüphelerinden tamamen sıyrılıp İslâm dinini kabul etmesi de gördüğü –safahatı hakkında bilgi sahibi olamadığımız- bir rüya sonucu gerçekleşir. Bu târihî olay, 920 yılına rastlamaktadır. Nitekim, yukarıda belirttiğimiz gibi, Almış-HanMüslüman olur olmaz, zamanın Abbasî Halîfesi Cafer el-Muktedir Billah’a iki nâme ile birlikte bir elçilik heyeti gönderir.

**
Almış Han’ın Halîfe’den üç mühim isteği vardır:**

**1-** İdil-Bulgar ülkesine, Müslümanlar’a dînini öğretecek âlimler gönderilmesi.

**2- **Mescid ve medreseler inşâ etmek üzere ustalar gönderilmesi.

**3- **Düşmanlarına karşı korunmak için inşâ ettiği kaleye maddî yardımda bulunulması.

**Bağdad’dan Bulgar’a**

Almış Han’ın elçileri 921 yılının Mayıs ayında Bağdad’a geldiler. O sıralarda, Türk boyları arasında İslâmiyet’in yayılmakta olduğu haberleri tüccarlar vasıtasıyla haber alınıyordu. Ancak ilk defa bir Türk hükümdarının İslâmiyet’i kabul ettiğini ve Halîfe’ye tâbi olduğunu bildiren name göndermesi, Bağdad’da büyük ilgi uyandırdı. Bir devlet başkanının kendi isteğiyle İslâm’ı kabulü, halifelik sarayında ve halk arasında görülmemiş sevince yol açtı. Bu ülkeye hizmet vermeye gitmek üzere, rekor sayıda müracaatlar ve gönüllüler ortaya çıktı. Nitekim, beş bin kişilik bir heyetin kısa zamanda hazırlanıp yola çıkarılması, bunun en açık göstergesidir.

921 yılı Temmuz ayında Bağdad’dan yola çıkan heyet içerisinde, İdil-Bulgar Devleti ve ilk Müslüman-Türk Hükümdarı unvanını kazanan Almış Han hakkında en eski yazılı bilgileri bize bırakan İbn-i Fadlan da kâtip olarak bulunuyordu. İbn-i Fadlan’ın yıllarca sürecek bu seyahati sırasında yaşadıklarını kaleme alması, belki de târihin karanlıklarına gömülecek hakikatlerin gün ışığına çıkarılmasına sebep olmuştur.

Heyet Cürcaniye’ye geldiğinde, muallim ve vazifelilerin bir kısmı geri dönmek istediler. Çünkü ulaşacakları yere kadar arada pek çok kâfir ülkesi bulunuyordu. Yol emniyeti yoktu. Halîfe’nin gönderdiği hediyelere bir zarar erişebileceği düşüncesi ile büyük kısmı geriden gelmek üzere orada kaldılar. İbn-i Fadlan, bilhassa yanında Halîfe’nin dört bin altın hediyesini hükümdara götüren Fazl bin Musa’nın gelmesi için ısrar etti ise de dinletemedi. Neticede elçi Susen er-Razî ve İbn-i Fadlan yanlarındaki beş görevli ile yola devam ettiler. Uzlar, Peçenekler ve Başkırtlarülkelerini geçen heyet, yorucu bir yolculuktan sonra, 12 Mayıs 922 Pazar günü Almış Han’ın ülkesine ulaştı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno

dedektiflik bürosu