İhtilafları Rahmete Çevirmek

İhtilafları Rahmete Çevirmek

Bütün alemlerde Allah’ın sonsuz isimleri tecelli etmektedir. Bu tecellilerde farklılık, yenilik ve çeşitlilik hakimdir. Kainatın meyvesi olan insan söz konusu olunca tecelli eden isimler ve farklılıklar daha da derinleşiyor. Ruhundan cesedine, cesedinden donanımına kadar her insanın farklı yaratıldığını görüyoruz. Simasından sesine, parmak uçlarından duygularına kadar değişen bir çeşitlilik var. İnsanların fikirlerinin, zevklerinin, anlayışlarının ve kabiliyetlerinin farklı farklı olması ihtilafları meydana çıkarıyor.

Tek tip insan, tek tip düşünce, tek tip zevk, tek tip kabiliyet olsaydı hayat monotonlaşır ve bıkkınlık söz konusu olurdu. Hayatı renklendiren, canlandıran, şenlendiren yenilikler ve farklılıklardır. Peygamber efendimiz ümmetinin ihtilafını rahmet olarak ifade etmiştir ki ümmeti çoğalacak, değişik kıtalara yayılacak ve çeşitli ırkların katılımıyla mozaik meydana gelecek. Bu da İslam’ın dolayısıyla insanlığın ilerlemesin de büyük rol oynayacak.

Bu günün İslam coğrafyasına baktığımızda ne görüyoruz? Ekonomisiyle, ilmiyle, medeniyetiyle gelişmiş, huzurla yaşayan ve diğer insanların imrenerek baktığı bir İslam dünyası var mı? Maalesef, tevhit dini olan ve kardeşliği en öne çıkaran İslam’ın yurdunda savaşlar, fitneler, terörler, akan kanlar, dinmeyen göz yaşarlı kol geziyor. Bu kısa makalede bu hastalıkların nedenleri ve çarelerinden söz etmek imkansız ama bu günlerde bizde öne çıkan ihtilafların oluşturduğu fitne meselesine kısa bir bakış atalım.

İslam tarihinde Hz Ömer’in şehit edilmesiyle fitne kapısının açıldığı ve kıyamete kadar devam edeceğini rivayetlerden ve yaşanan olaylardan anlıyoruz. Peygamber efendimiz de Rabbimden üç şey istedim ikisi kabul oldu ama birisi olmadı dediği meselede budur. Ümmetine arzı ve semavi musibetler gelmeyecek ama insanlardan musibetler gelecek. Bunların başını da savaşlar, fitneler, terörler ve zulümler çekiyor.

İhtilafların nedenlerinden birisi fıtri olanıdır, yani en başta da ifade edildiği gibi yaratılıştan gelen farklı düşünce, zevk ve anlayışlardır. Bunları bir kazanım olarak, bir zenginlik olarak değerlendirilmelidir. Dayanışmayla, kardeşlikle ve muhabbetle birlikler tesis edilebilinir. Bir şehir düşünün herkes aşçılık yapıyor peki diğer ihtiyaçlar nasıl karşılanacak? Farklılığımızın bir ihtiyaç olduğu hakikati üzerinde toplumlar eğitilmelidir.

İkincisi dini olan ihtilaflardır ki bunun önüne geçmek çok zordur. Bu konu 20. Lema da sebepleri ve dokuz madde ile çözüm önerileri sunulmuş. En önemlisi ihlaslı olmaktır ki Müslüman amelinin her adımında, bu amelim Allah rızasına uygun mu diye sorgularsa bir çok yanlışlıktan kurtulacaktır. Benlik, hırs, haset, gıybet, su-i zan gibi kişilerin hayatını ve toplumun hayatını hasta eden ve birliğimizi bozan mikroplardan uzak kalacaktır.

Üçüncüsü de siyasettir ki en zayıf yerimizdir. Kafirlerin ve münafıkların cirit attığı alandır. İslam tarihinde dış güçlerin oyunları hep olmuştur. Lawrenslerle milleti kandırmayı başarmış ve bir birine düşürmüşlerdir. Bu oyunu ancak ilimle ve imanla bozabiliriz. Toplumun ilmini yükseltecek ve imanını artıracak çalışmalar yapmalıyız. Zira cahil toplumları şer güçler kolay kandırırlar. İmanı zayıf olan bir Müslüman’ın feraseti ve basireti de zayıflar ve o artık kurtların gövdeye sızdığını göremez.

Peki içimizde ki münafıkları nasıl tanıyacağız? Dinlediğim bir sohbetten birkaç ölçü sunayım; İslami hizmet edenlerin aleyhinde konuşanlardan, kendilerini ilgilendirmeyen bilgileri edinenlerden, konuşup yaşamayanlardan, meddahlık yapanlardan şüphelenmek gerekir. Zaten ana başlıklar hadislerde, yalan söyleyen, sözünde durmayan, aldatan ve emanete hıyanet eden olarak sayılmıştır.

Özetleyecek olursak; ihtilafların müspet olanı rahmet menfi olanı ise fitnedir. Rabbim İslam dünyasına birlik ve beraberlik ihsan etsin. Bizlere de ihlas, kardeşlik, muhabbet ve basiret versin.

Veysel Şener( veysel.sener@bedirhaber.com )

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.