Bedir Haber

İDEAL GAZETECİLİK VE UTANILACAK GAZETECİLİK !

İDEAL GAZETECİLİK VE UTANILACAK GAZETECİLİK !
Avatar
Abdurrahman koyuncu( abdurrahmankoyuncu@bedirhaber.com )
78 views
27 Ocak 2020 - 22:20

Ülkemizde gazete ilk olarak Tercüman-ı Ahvâl adında 1860 ‘ da yayımlandı.

Tenvire-i Efkâr 1862 ‘de , Muhabir 1866’da ,
Basiret 1869′ da ,
İbret Gazetesi ise 1870′ te çıktı.

Takvim-i Vakâi 1879’de açıldıktan sonra 1892′ de kapatıldı.

Gazetecilik neye hizmet eder ?
Gazetecilik ; haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenmiştir.Aslında gazetecinin bu görevi görünürde yarı kamusal bir görevdir. Gerçek mana olarak gazeteciliğin özüne baktığımızda tam kamusal bir vazife olması gerekir.Çünkü kamuoyunu denetleyip adaletin karşısına çıkaran , dünyada insanlığa meccânen hizmet veren kutsal bir meslektir gazetecilik..

Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Gerektiğinde hükûmetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı “Gazetecilik Etik Kuralları” içerisinde göze alan insan gazetecidir.
Haberciliğe daha ciddi yaklaşan gazeteler , okuyucularına dünyada olup bitenlere ilişkin olabildiğince fazla ve doğru bilgi vermek amacındadır. Gazetecilik, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür. Gazetecilik kulaktan dolma bilgilerle yapılmaz.

Şantaj, karalama, kirletme, yalan haber, yıpratma gibi unsurları içermez. Gazeteciler kanunlara saygılı, ahlâklı, namuslu, dürüst, çalışkan kişilerdir. Gazetecilik mesleğinin okullarından mezun olan eğitimli kişiler mesleklerinde başarılı, kurallara uyan, uygun davranışlarda bulunan kişilerdir. Gazetecilik bölümünde okuyanlar ruhsatlı gazetecilerdir. Gazetecilik vasıflarına yatkın kişilerdir.
Gazeteci olmanın vasfı ; herhangi bir menfaât grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, ön yargılardan uzak ve kişilik haklarına saygılı olmaktır. Gazetecilik mesleği ve gazetecilik sektörü (gazete, radyo, televizyon, YouTube, internet gibi kitlesel yayın organları) demokratik toplumlarda anayasanın öngördüğü üç devlet gücü yanında (yasa yapıcı meclis, yürütücü hükûmet, yargılayıcı mahkemeler) dördüncü denetleyici devlet gücü olarak anılır.
Gelelim ülkemizde yakın tarihte , gazeteciliğin gerçek gazetecilik olarak yapılıp yapılmadığına :

1980 ve 2002 yıllarında kartel medyası dediğimiz gruplar vardı. Bu grubun en etkini, “Amiral Grup ” da denilen Doğan Medyası idi.
Geri kalan parçalar da aynı gemideydiler.Özleri aynı amaca hizmet etmekteydi. Lâikliği istismâr eden , muhafazakârlara saldıran zihniyet hakimdi. Bu kartel medyası bazen kendi içinde patronların ihâle vs. menfaâtleri çatıştığından dolayı birbirlerine muhalif de düşseler , iş muhafazakâr kesimle mücadeleye gelince birleşiyorlardı ve acımasız bir şekilde habbeyi kubbe yapıp manipüle ediyorlardı. Örnek verecek olursak ; 90’larda Erbakan , “Siyasal İslamcı”ları temsil ediyordu ve bünyesinde Milli Gazete, Akit gazetesi ve Kanal 7 televizyonu vardı. En ünlü spikeri de bugünkü CNN TÜRK’ te çalışan Ahmet Hakan’ dı.
Tabi îtidalli bir kesim daha vardı ; o da Zaman Gazetesi grubuydu.Onlar da îtidal çağrısı yaparak toplumun selâmeti için yayın yaptıklarını söyler , yazar , çizerlerdi. Bu durum Akp’ nin iktidar olması ile birlikte değişti.Kartel etkisizleşti ve pasifleşti.Cemaat medyası aktifleşti ve bu süreçte Akp’ ye ciddi hizmet yaşattı. “Siyasal İslamcı”lar saldırganlaştı..
17/25 Aralık’tan sonra da, Siyasal İslam’cı medya , iktidarın mâlum desteği ile havuz medyasına dönüştürüldü. Bu medya grubunun ana omurgası da “Siyasal İslamcı” lığı savunan kesimden meydana geldi.Cemaat medyası denilenler de halkın ve dünyanın gözüönünde infâz edilip , herşeyleri yerle yeksân edildi. Nedeni 17/25 soruşturmalarını manşetlerine çekmeleriydi. Bu süreçten sonra eskiden kartel medyası olarak tanınan grup da bir bir havuza dâhil oldu..Perinçek Grubu da havuza dâhil edildi. Aldıkları devlet destekleri medyaya yansımıştı.

Bu arada bir grup dışarda kaldı : O da Halk TV.
Yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Millet İttifakı’ nı destekleyenler.. Bunlar da tıpkı 90’lı yılların Kanal 7 Grubu gibi halka seslerini zor duyuruyorlar , hâlâ herşeyleri kısıtlanıyor..

Evet Türkiye’de mâalesef gazetecilik yapılamıyor.Gazeteciliği rahmetli Özal’ın deyimi ile güç odakları olan siyasal iktidarlar ve onlara angaje olmuş ihale şebekeleri kullanıyorlar. Biz doğup büyüdüğümüz günden beri bu durum değişmedi, artarak devam ediyor..Halbûki Türkiye’de gazeteciliğin vasıflarını üstte saydık. Evrensel değerlerin teminatı olması gereken erdemli insanlardan oluşan , toplumun ve insanlığın sevgisine mazhâr olması gereken, yeryüzündeki insanlık aleyhine çalışan ne kadar insan bozması menfâat şebekeleri varsa onları deşifre eden , dünyayı savaşların eşiğinden alıp barışa sevkeden, faydalı ilimleri-bilimleri-buluşları insanlığa en kısa yoldan ulaştırabilen, insanların haber alma özgürlüğünün omurgası ve en kutsal mesleği olan gazeteciliği bunlara uyarak yapan insan gazetecidir.

Bizim ülkemizdeki gazetecilere baktığımızda bu sıfatların hiçbiri yok mâalesef.. Peki ne var ? derseniz ;
Her akşam medya arenasında tetikçilikle donatılmış masalar var.Bunların başında saldırgan sunucularla birlikte algı operasyonu yapan şer odaklarının elemanları geliyor..
Peki ne yapıyorlar ? Yalan , iftirâ , şantaj , tehdit , kara propaganda..Dünya’da insanlığın zihnini kirleten başka ne yalanlar varsa gözlerini kırpmadan 82 milyon halkın gözüne baka baka söylüyorlar. Bunu çok rahat yapabiliyorlar mâalesef..
Örneğin ; hedefte kimler varsa ; cemaat , tarikat , işadamı veya grup , hatta cumhuriyet kuralları içinde kurulmuş partiler de onlar için farketmiyor..Onlar için saldırı hedefi ne ise koro halinde saldırıyorlar.Düne kadar safında yer aldıkları cemaatlerin tabanlarını , taraftarlarını hiç dikkate almadan ; şeytan , iblis , hâin , ajan iftirâlarını sıralayarak , 82 milyon insana hakaret ederek , hiç utanmadan , sıkılmadan salyalarını halkın suratına sallayabiliyorlar maâlesef..İnsanlıktan nasîbini almamış , insanlık bozması , küfürbâz , ahlâk seviyesi insanlık seviyesinin altında olan bu mahlûkları ne yazıkki Türkiye’de gazeteci dediğimiz bazı tetikçiler konuk ederek kanaat önderlerine , parti liderlerine , büyük halk kitlelerine ve 82 milyon kişiye karşı küfrettiriyorlar.Türkiye’deki gazetecilik ne yazıkki 1960’tan beri aşama aşama bu seviyeye düşmüştür..

Tabi sayıları az da olsa bir kesimin hakkını da inkar etmemek gerekir. Mesela ; Tâhâ Akyol , Cengiz Çandar , Hasan Cemal , Mehmet Ocaktan , Kâzım Güleçyüz ve Ahmet Altan gibi hapisteki birçok ismi sayacağımız gibi , yurt dışında bulunan sürgündeki gazetecilerin de hakkını yememek lazım..Onlar târihin sayfalarına istibdâda , baskı rejimine karşı dik durmuş gazeteciler olarak geçecekler.! İstibdâd ve statükoya teslim olmadıkları için , onlardan taraf olmadıkları hapisteler..Yoksa onlar da havuz medyasına veya kartele dahil olsalardı , aldıkları teklifleri reddetmeselerdi , tetikçilik yapmaya razı olsalardı , şimdi cepleri para doluydu.. Makamları , mevkileri de hazırdı..O uçaktan diğer uçağa biner , dalkavukluklarını yaparak dünyâyı seyr-u sefer edip dururlardı.

Peki lâikliği istismar eden ” Ulusalcı’lar ” bu süreçte ne yapıyorlar ? Onların 28 Şubat’ta başaramadıklarını “Siyasal İslam’cı” havuz medyası gerçekleştirdiğinden dolayı keyiften uçuyorlar âdeta…Fakat “Siyasal İslam”cı kesimle birbirine de güvenmiyorlar.Sürekli birbirlerini tehdit ederek ” F… ! ” ile suçluyorlar.Çünkü yaptıkları işin ne kadar kirli , ne kadar alçakça bir iş olduğunu her iki kesimde biliyor.Bu yapılanların düşünce soykırımı ve insanlık suçu olduğunu , dünyâda bu kadar acımasız , insanlık dışı davranışların ancak zâlim diktatörler tarafından uygulandığını biliyorlar..Örneğin ; Son yüzyıllarda Hitler , Saddam ve İran rejimi gibi rejimlerde de bu zulümler yapıldı.Eğer ki birgün Türkiye’ye demokrasi gelirse , bu hesapların sorulacağını bildikleri için kamera karşısında işlenen suçların sebeplerini birbirlerinin üzerlerine atıyorlar.
15 Temmuz’u lanetleyelim hep birlikte..İnşaallah onun da kumpas olduğu ortaya çıkınca topyekûn ülke olarak rönansansı yaşayacak ümîdindeyim..

Peki bu insanlıktan nasibini almamış olanlara : ” 15 Temmuz dışında yapılan zulümleri, hakaretleri , aşağılamaları neye dayandırarak yaptınız ? ” diyecekler ve soracaklar..Mâkul şüphe ile yaptık diyecekler..O zaman yeryüzünde hiçbir insan bırakamazsınız..Mâkul şüphe ile “Sen benim gözüme bakarken ters baktın, beni öldürmeyi düşünüyorsun “(!) deyip adamı suçlarsınız.! Mâkul şüphe budur.İnsanlık adına tam bir facia..

Allah âkıbetimizi hayretsin, iyilerle yönetilmeyi nasip etsin.. Hem ülkemizi hem dünyâyı insan bozması , gazeteci bozması , idareci bozması , hukukçu bozması , güvenlikçi bozması yamyamlardan muhafaza etsin..

İyi ve dürüstlerle güzel bir dünyayı yaşama dileği ve arzusu ile.. kalın sağlıkça.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.