Hz.Fâtıma’nın sıkıntılarına karşı babasının tavrı

Hz.Fâtıma’nın sıkıntılarına karşı babasının tavrı

Sevgili Peygamberimiz (sas) kızı Hz. Fâtıma (r. anha) ve damadı Hz. Ali (ra) için

şöyle duada bulundu:

“Allah’ım, bu ikisini herkesten daha çok seviyorum. Rabbim Sen de onları

sev, evlatlarını ve nesillerini mübarek ve kutlu kıl. Kendi katından onlar için bir

koruyucu tayin et. Bu ikisini ve evlatlarını şeytanın şerrinden Senin korumana

bırakıyorum.” Hemen akabinde biricik kızı Hz. Fâtıma (r. anha) için dua etmiş ve

övücü güzel sözlerle onun gönlünü almıştır. Gönüller Sultanı Peygamberimiz (sas),

Hz. Fâtıma’ya (r. anha): “Kızım Allah senden kusur ve kiri atmış, seni temiz ve

masum kılmıştır.” buyurdu.

Sevgili Peygamberimiz (sas), kızının en mutlu gecesinde ona yaptığı dualarla

ve övücü sözlerle moral vermiştir. Bizler de yeni evlenecek ve evlilik bağıyla birbirine

bağlanmış çiftlere, yuvalarını mutlu ve sağlam temeller üzerine kurmaları için maddi-

manevi desteğimizi esirgememeliyiz. Onları, güzel sözlerimiz ve tavırlarımızla iki

cihanda beraber olacakları bir evliliğe hazırlamalıyız. Evlenecek ve evlenmiş çiftler

için yapacağımız dualarımızı gönüllerimizden hiç eksik etmemeliyiz.

Hz. Ali’nin (ra) aile reisi olarak geliri sadece ordu hizmetlerindendi. Ancak bu

gelirler Arap Yarımadası’nda kalan seferlerden elde edildiğinden çoğunlukla, alelade

bir işçinin ücretinin altında kalıyordu. Her çocuk doğduğunda Peygamberimiz (sas),

bu geliri biraz artırıyordu ama bu da ferahlık getirecek bir miktar olmaktan çok uzaktı.

Evin beyi ve hanımı işlerde birbirine yardımcı oluyorlardı. Yine de Hz. Fâtıma (r.

anha), ev işlerinden dolayı çok yoruluyordu. Bu sebeple babasından kendisi için bir

yardımcı istemişti. Hz. Aişe (r. anha) bu olayı şöyle anlatıyor: Hz. Ali (ra) ve Hz.

Fâtıma (r. anha), birlikte Allah Resulü’nün huzuruna çıktılar. Hz. Ali (ra) şöyle arz etti

halini: “Ey Allah’ın Resulü, su çekmekten omuzlarım, göğsüm ağrıdı.” Hz.

Fâtıma da (r. anha) şöyle anlattı durumunu: “Benim de buğday öğütmekten

ellerimin içi kabardı. Ey Allah’ın Resulü lütfetseniz de alınan esirlerden bir tane

esir verseniz, bize yardımcı olsa…”

Resulullah (sas) gözünün nuru bu iki insanı dinledikten sonra onlara şu cevabı

verdi: “Vallahi öyle bir şey yapamam. Suffa ehli açlıktan kıvranır ve onlara

yedirecek bir şey bulamazken sizin bu isteğinizi karşılayamam. Esirleri serbest

bırakıp alınacak fidyelerle Suffa ehlini doyuracağım. Size o istediğinizden daha

hayırlı bir şey, Cebrail tarafından öğretilen bir duayı öğreteceğim: Her namazın

ardından on kere ‘Sübhanallah’, on kere ‘Elhamdülillah’, on kere ‘Allah-u Ekber’

deyin. Ayrıca bunları yatağınıza girdiğinizde otuz üçer defa tekrarlayın.” (Müslim,

Sahih, Kitabüz-Zikir, 80)

Bu misal bizlere ailenin geçiminin kanaat, sabır, dayanışma, karşılıklı sevgi,

saygı ve anlayış olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda bu örnekler evin beyi ile

hanımının özellikle zor günlerinde karşılıklı anlayış, adaletli bir iş bölümü, daha güçlü

bir sevgi ve saygı bağı ile birbirlerine bağlanmaları gerektiğini göstermektedir. Aile

büyüğü olarak Resulullah (sas), hayatın sıkıntılı yamaçlarında, kızı ve damadına

hakkı ve sabrı tavsiye etmiş; zikrin ve ibadetin rahatlatıcı ve huzur verici iklimine

onları davet etmiştir. Biz de yavrularımıza, gelin ve damatlarımıza mutlu veya sıkıntılı

günlerinde hakkı ve sabrı tavsiye etmeliyiz.

Cemalettin YAZICI( cemalettin.yazici@bedirhaber.com )

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.