SON DAKİKA

Bedir Haber

istanbul travestileri istanbul travestileri istanbul travestileri

HAC VAZİFESİNDEN SONRA

HAC VAZİFESİNDEN SONRA
OSMAN ESEN
OSMAN ESEN( osman.esen@bedirhaber.com )
31 okuma
02 Eylül 2019 - 11:09

4 Farklı anekdot ile ibadetlerimizin bize kazandırdığı değerleri muhafaza etmek ve bize değer katan değerlerimize toz kondurmamak için üzerimize düşen görevlere vurgu yapmak istiyorum… Zira toplumda dindarlara Hacı ve hocalara bazı tepkiler oluyor… Bu tepkilerin önüne geçip Selef-i Salihîn ölçüsünde temsilde bulunmak için üzerimize düşen vazifeler var…

ilk Anekdot:Günlerden bir gün, hacca gitme arzusuyla yanıp tutuşan adama torunu müjdeyi vermiş.O gün gelince yola koyulmuş adamcağız. Daha ilk tavafta kendisi için kıymetli terliğini kaybetmiş. Her gördüğüne terliğini tarif edip yardım istemekle geçiyormuş günleri. Gel zaman git zaman hac süresi bitmeye yakın, bizimkisi hâlâ terlik derdinde, artık son veda zamanı ve son tavaf.

Omuzuna vuran elin sahibine dönünce ne görsün?’ Polis elinde terliğini adama uzatmış ve demiş ki;Bir terlik için yeter dertlendiğin… Al terliğini ve bir dahaki sefere daha ulvi şeyler talep eyle…Hacdan dönen adam, kasabada bu hadiseyi keramet diye anlatıp durur, biraz da bundan gururlanır olmuş.Kahvede konu yine bu kerametten dem vururken; kasabanın meşhur delisi Hidayet hacıya seslenmiş.” Terlik sevdasına huzurda uyarıldın ama hâlâ öze ulaşamadın bre gafil. Bre gafil….”

Diğer Anekdot ise :İmam Şibli zamanında Hac vazifesi için yola koyulmadan önce tavsiye ve nasihat almak isteyen bir adam ilim meclisine girer:İmam Şiblî (K.s) ona sorar:-Nereye gidiyorsun?-Hacca-Öyle ise iki çuval götür, onlara orada rahmet doldur ve onları giy, bize getir ki,hacdan nasibimiz olsun;gelene onu verelim, ziyaret edeni onunla ağırlayalım. Adamcağız Büyük alimin huzurundan vedalaşıp çıkar… Döndüğü zaman İmam Şibli ile karşılıklı konuşma başlar:-Haccettin mi?-Evet.-Haccetmek için ne amel yaptın?”-Guslettim, ihrama girdim, iki rek’at namaz kıldım ve telbiye ettim.-Bununla haccı akdettin mi, ahdettin mi, söz verdin mi Allah’a (Cc)?-Evet.-Peki, yaratıldığından beri bu akdine muhalif bütün akitleri bozdun mu?-Hayır.– Sen akdetmemişsin.-Sonra elbiseni çıkardın mı?-Evet.-Yaptığın her işten de soyundun mu?-Hayır.-Sen elbiseni çıkarmamışsın.-Sonra temizlendin mi?-Evet.-Bu temizlenmenle sende bulunan her illeti giderdin mi?-Hayır.-Sen temizlenmemişsin.-Sonra telbiye ettin mi? (Lebbeyk Allahümme lebbeyk…- Buyur Allahım emret…anlamında dua)-Evet.-Aynen telbiyenin cevabını aldın mı?-Hayır.-Sen telbiye etmemişsin.-Sonra Harem’e girdin mi?-Evet.-Harem’e girmenle her haramı terk etmeye ahdettin mi?-Hayır.-Sen Harem’e girmemişsin.-Sonra Mekke’yi gördün mü?-Evet.-Mekke’yi görmenle Allah’tan (Cc) sana mutmain olmuş bir hâl geldi mi?-Hayır.-Sen Mekke’yi görmemişsin.-Mescid-i Haram’a girdin mi?-Evet.-Allah’a (Cc) yaklaşmaya erdin mi?-Hayır.-Sen Ka’be’yi görmemişsin.-Üç defa remledip, dört defa yürüdün mü?-Evet.-Seninle beraber olduğun bildiğin her şeyden kaçıp kesildin mi? Dört defa yürümekle güvene erip bundan dolayı Allah’a (Cc) şükrettin mi?-Hayır.-O’ndan başka şeylerden kesilmemişsin.

Hacer’i musafaha ettin mi?-Evet.-Yazık sana, hani denilir ki, Hacer’i musafaha eden Hakk’ı musafaha eder; Hakk’ı musafaha eden de güven mahallindedir. Binaenaleyh sende güven alameti göründü mü?-Hayır.-Sen Hacer’i musafaha etmemişsin.-İki rekat namaz kıldın mı?-Evet.-Allah Azze ve Cele’nin önünde durur gibi, oldğun yerde durup niyetini O’na (Cc) gösterdin mi?-Hayır.-Sen namaz kılmamışsın.-Safa’ya çıkıp orada durdun mu?-Evet.-Ne amel ettin?-Orada tekbir ettim.-Safa’ya çıkmakla sırrın saflaştı mı? Rabbını tekbir etmekle ekvan (Bütün kainat alemi ) gözünde küçüldü mü?-Hayır.-Sen Safa’ya çıkmamışsın ve tekbir de etmemişsin.-Sa’yinde hervele ettin mi?-Evet.-O’ndan (Cc) O’na (Cc) kaçtın mı? Gazabından Rahmet ve Affa kaçış…-Hayır.-Sen Hervele ve sa’y etmemişsin.-Merve’de durdun mu?-Evet.-Merve’de iken üzerine sekine’nin (huzurun) indiğini gördün mü?-Hayır.-Sen Merve’de durmamışsın.-Oradan Mina’ya gittin mi?-Evet.-Temenni ettiğin sana verildi mi?-Hayır.-Sen Mina’ya gitmemişsin.-Hayf Mescidi’ne girdin mi?-Hayır.-Sen Hayf Mescidi’ne girmemişsin.-Arafat’ a çıktın mı?-Evet.-Halkedildiğin (Yaratıldığın) ve varacağın hali bildin mi? Bildin mi ki Rabbin kimdir ve inkar etmekte olduğun o Zat-ı Kibriya kimdir? Ve Hak (Cc) sana, havassı aşina kıldığı bir hal gösterdi mi?-Hayır.-Sen Arafat’a çıkmamışsın.-Meş’ar’e koştun mu?-Evet.-Orada Allah’ı (Cc), masivayı hatırlamayı unutturan bir zikirle zikrettin mi? Ve ne ile cevap verildiğini ve ne ile hitabedildiğini anladın mı?-Hayır.-Sen Meş’ar’e gelmemişsin.-Kurban kestin mi?-Evet. -Şehvetlerini ve iradeni Hakk’ın rızasında ifna ettin mi?-Hayır.
-Sen kurban kesmemişsin. -Şeytana taş attın mı?
-Attım.-Sendeki cehaleti attın mı ve bu suretle sende ilim zuhur etti mi?-Hayır.
-Sen taş atmamışsın. -Ziyaret ettin mi? -Evet.
-Sana hakaikten bir şey keşfedildi mi? Yahud ziyaret sebebiyle ikramların arttığını gördün mü? Çünkü Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:“Hacılar ve umre yapanlar, Allah’ın ziyaretçileridir. Ziyaret edilenin kendisini ziyaret edene ikram etmesi haktır”-Hayır.
-Sen ziyaret etmemişsin. -İhlal ettin mi?-Evet.
-Helal yemeye azmettin mi?-Hayır.-Sen ihlal etmemişsin.-Veda ettin mi?-Evet.-Nefsinden ve ruhundan bi’l-külliye çıktın mı?-Hayır.
-Sen veda etmemişsin ve Hac da etmemişsin. Eğer istersen tekrar dönüp haccetmen gerekir. Ve eğer haccedersen bu söylediğim şekilde haccetmeye çalış….
Son iki anekdot ise:Biri, İbn Haldun’a sordu:Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim?İbn Haldun Dedi ki:Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın.

Zira zaten size benzeyeceklerdir…Kendinizi terbiye edin yeter….Muhammed İkbal Kutsal topraklardan dönen hacılara soruyor:“Uhrevî Medine çarşısından ne ile döndünüz? Hediyeleriniz içinde Hazret-i Ebubekir’in sıdkı ve teslimiyeti, Hazret-i Ömer’in adaleti, Hazret-i Osman’ın hayası ve cömertliği, Hazret-i Ali’nin ilim ve şecaati var mı?Beynimizi tokatlayıp bizi bizden alan bu örneklerden sonra başkalarına değil!!!! İlk önce kendi nefislerimize soralım tefekkür ufkundan kalbin zümrüt tepelerinde seyahat ederek:Hacdan dönenler, “Hediyelerimizin içinde Nebevî ahlak var mı?” sorusuna nasıl cevap vereceğiz bilmiyorum.

Bilmiyorum hayata neresinden devam edeceğiz?!!!Cenneti garantilediğimize hükmedip toplumsal bir vicdan darlığına hapsolarak mı?Gönüllere Asr-ı Saadet heyecanını duyurarak mı?Boş vaatler, kuru sıkı tehditler, sıkılan yumruklar, atılan sloganlarla mı?Camilerde “din polisliği,” sokaklarda “namus bekçiliği” yaparak mı?Batı’nın iki yüzlülüğünü hatırlatıp “çok yüzlülük”le Twitter’dan ayet mealleri paylaşarak mı?Gönüllere Asr-ı Saadet heyecanını duyurma gayretinde, dürüstlük, adalet, ilim, haya, cömertlik timsali bir avuç insanın yok edilmesine seyirci kalarak mı?Yoksa her türlü bedeli göze alarak, iyiliği çoğaltmak, zulmü yeryüzünden söküp atmak için kolları sıvayarak mı?

– Gönül Kâbe’mizden iktidar Lat’ını, güç Uzza’sını, para Menat’ını temizleyebildik mi? Temizleyemediysek Kâbe’yi tavaf etmemişiz…– Makam-ı İbrahim’de gerçek makamın Haliliyet, yani Allah dostluğu olduğunu idrak ettik mi?Etmediysek biz Makam-ı İbrahim’i ziyaret etmemişiz…– Mazlumların âhı arşı titretirken Müzdelife’de “ben ben” dedik mi?Dediysek biz vakfe yapmamışıyız…– Kestiğimiz kurbanlarla Allah’a (Cc) teslimiyetimiz ve Allah yolunda malın, canın, her şeyin feda edilebileceğini ilan ettik mi? Etmediysek kurban kesmemişiyiz….– Şeytana taş atarken kendimizdeki zulüm ve cehaleti attık mı? Atmadıysak biz şeytanı taşlamamışıyız…– Veda ederken kine, nefrete, kibre, gurura, haset ve kıskançlığa, velhasıl bilumum ahlaksızlığa veda ettik mi?Etmediysek veda da etmemiyiz…

Rabbimizin büyüklüğünü tekbirlerle ilan etmekle tüm izafi büyüklükler gözümüzde küçüldü mü? Küçülmediyse biz tekbir getirmemişiyiz…– Arafat’ta düşünce potalarımızda erittiğimiz her şeyi marifete dönüştürdük mü?Dönüştürmediysek biz Arafat’a çıkmamışıyız…
– Harem’e girmekle haramı terk etmeye ahdettik mi? Ahdetmediysek Harem’e girmemişiyiz..
– Hacerü’l Esved’i selamlarlarken Rabbimize ezelde “belâ” diyerek verdiğimiz sadakat sözünü hatırladık mı?Hatırlamadıysak biz Hacerü’l Esved’i selamlamamışıyız denektir…Tefekküre vesile olması temennisiyle kaleme aldığım bu makale bizleri ümitsizliğe düşürmesi için değil!!! Yeniden
kendimize dönüş yaparak iki dünyamızı da mamur etmek… Var mısınız!!!!
هيا بنا نؤمن ساعة
Gelin bir saat Tefekkür edelim….

4 Farklı anekdot ile ibadetlerimizin bize kazandırdığı değerleri muhafaza etmek ve bize değer katan değerlerimize toz kondurmamak için üzerimize düşen görevlere vurgu yapmak istiyorum… Zira toplumda dindarlara Hacı ve hocalara bazı tepkiler oluyor… Bu tepkilerin önüne geçip Selef-i Salihîn ölçüsünde temsilde bulunmak için üzerimize düşen vazifeler var…

ilk Anekdot:Günlerden bir gün, hacca gitme arzusuyla yanıp tutuşan adama torunu müjdeyi vermiş.O gün gelince yola koyulmuş adamcağız. Daha ilk tavafta kendisi için kıymetli terliğini kaybetmiş. Her gördüğüne terliğini tarif edip yardım istemekle geçiyormuş günleri. Gel zaman git zaman hac süresi bitmeye yakın, bizimkisi hâlâ terlik derdinde, artık son veda zamanı ve son tavaf.

Omuzuna vuran elin sahibine dönünce ne görsün?’ Polis elinde terliğini adama uzatmış ve demiş ki;Bir terlik için yeter dertlendiğin… Al terliğini ve bir dahaki sefere daha ulvi şeyler talep eyle…Hacdan dönen adam, kasabada bu hadiseyi keramet diye anlatıp durur, biraz da bundan gururlanır olmuş.Kahvede konu yine bu kerametten dem vururken; kasabanın meşhur delisi Hidayet hacıya seslenmiş.” Terlik sevdasına huzurda uyarıldın ama hâlâ öze ulaşamadın bre gafil. Bre gafil….”

Diğer Anekdot ise :İmam Şibli zamanında Hac vazifesi için yola koyulmadan önce tavsiye ve nasihat almak isteyen bir adam ilim meclisine girer:İmam Şiblî (K.s) ona sorar:-Nereye gidiyorsun?-Hacca-Öyle ise iki çuval götür, onlara orada rahmet doldur ve onları giy, bize getir ki,hacdan nasibimiz olsun;gelene onu verelim, ziyaret edeni onunla ağırlayalım. Adamcağız Büyük alimin huzurundan vedalaşıp çıkar… Döndüğü zaman İmam Şibli ile karşılıklı konuşma başlar:-Haccettin mi?-Evet.-Haccetmek için ne amel yaptın?”-Guslettim, ihrama girdim, iki rek’at namaz kıldım ve telbiye ettim.-Bununla haccı akdettin mi, ahdettin mi, söz verdin mi Allah’a (Cc)?-Evet.-Peki, yaratıldığından beri bu akdine muhalif bütün akitleri bozdun mu?-Hayır.– Sen akdetmemişsin.-Sonra elbiseni çıkardın mı?-Evet.-Yaptığın her işten de soyundun mu?-Hayır.-Sen elbiseni çıkarmamışsın.-Sonra temizlendin mi?-Evet.-Bu temizlenmenle sende bulunan her illeti giderdin mi?-Hayır.-Sen temizlenmemişsin.-Sonra telbiye ettin mi? (Lebbeyk Allahümme lebbeyk…- Buyur Allahım emret…anlamında dua)-Evet.-Aynen telbiyenin cevabını aldın mı?-Hayır.-Sen telbiye etmemişsin.-Sonra Harem’e girdin mi?-Evet.-Harem’e girmenle her haramı terk etmeye ahdettin mi?-Hayır.-Sen Harem’e girmemişsin.-Sonra Mekke’yi gördün mü?-Evet.-Mekke’yi görmenle Allah’tan (Cc) sana mutmain olmuş bir hâl geldi mi?-Hayır.-Sen Mekke’yi görmemişsin.-Mescid-i Haram’a girdin mi?-Evet.-Allah’a (Cc) yaklaşmaya erdin mi?-Hayır.-Sen Ka’be’yi görmemişsin.-Üç defa remledip, dört defa yürüdün mü?-Evet.-Seninle beraber olduğun bildiğin her şeyden kaçıp kesildin mi? Dört defa yürümekle güvene erip bundan dolayı Allah’a (Cc) şükrettin mi?-Hayır.-O’ndan başka şeylerden kesilmemişsin.

Hacer’i musafaha ettin mi?-Evet.-Yazık sana, hani denilir ki, Hacer’i musafaha eden Hakk’ı musafaha eder; Hakk’ı musafaha eden de güven mahallindedir. Binaenaleyh sende güven alameti göründü mü?-Hayır.-Sen Hacer’i musafaha etmemişsin.-İki rekat namaz kıldın mı?-Evet.-Allah Azze ve Cele’nin önünde durur gibi, oldğun yerde durup niyetini O’na (Cc) gösterdin mi?-Hayır.-Sen namaz kılmamışsın.-Safa’ya çıkıp orada durdun mu?-Evet.-Ne amel ettin?-Orada tekbir ettim.-Safa’ya çıkmakla sırrın saflaştı mı? Rabbını tekbir etmekle ekvan (Bütün kainat alemi ) gözünde küçüldü mü?-Hayır.-Sen Safa’ya çıkmamışsın ve tekbir de etmemişsin.-Sa’yinde hervele ettin mi?-Evet.-O’ndan (Cc) O’na (Cc) kaçtın mı? Gazabından Rahmet ve Affa kaçış…-Hayır.-Sen Hervele ve sa’y etmemişsin.-Merve’de durdun mu?-Evet.-Merve’de iken üzerine sekine’nin (huzurun) indiğini gördün mü?-Hayır.-Sen Merve’de durmamışsın.-Oradan Mina’ya gittin mi?-Evet.-Temenni ettiğin sana verildi mi?-Hayır.-Sen Mina’ya gitmemişsin.-Hayf Mescidi’ne girdin mi?-Hayır.-Sen Hayf Mescidi’ne girmemişsin.-Arafat’ a çıktın mı?-Evet.-Halkedildiğin (Yaratıldığın) ve varacağın hali bildin mi? Bildin mi ki Rabbin kimdir ve inkar etmekte olduğun o Zat-ı Kibriya kimdir? Ve Hak (Cc) sana, havassı aşina kıldığı bir hal gösterdi mi?-Hayır.-Sen Arafat’a çıkmamışsın.-Meş’ar’e koştun mu?-Evet.-Orada Allah’ı (Cc), masivayı hatırlamayı unutturan bir zikirle zikrettin mi? Ve ne ile cevap verildiğini ve ne ile hitabedildiğini anladın mı?-Hayır.-Sen Meş’ar’e gelmemişsin.-Kurban kestin mi?-Evet. -Şehvetlerini ve iradeni Hakk’ın rızasında ifna ettin mi?-Hayır.
-Sen kurban kesmemişsin. -Şeytana taş attın mı?
-Attım.-Sendeki cehaleti attın mı ve bu suretle sende ilim zuhur etti mi?-Hayır.
-Sen taş atmamışsın. -Ziyaret ettin mi? -Evet.
-Sana hakaikten bir şey keşfedildi mi? Yahud ziyaret sebebiyle ikramların arttığını gördün mü? Çünkü Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:“Hacılar ve umre yapanlar, Allah’ın ziyaretçileridir. Ziyaret edilenin kendisini ziyaret edene ikram etmesi haktır”-Hayır.
-Sen ziyaret etmemişsin. -İhlal ettin mi?-Evet.
-Helal yemeye azmettin mi?-Hayır.-Sen ihlal etmemişsin.-Veda ettin mi?-Evet.-Nefsinden ve ruhundan bi’l-külliye çıktın mı?-Hayır.
-Sen veda etmemişsin ve Hac da etmemişsin. Eğer istersen tekrar dönüp haccetmen gerekir. Ve eğer haccedersen bu söylediğim şekilde haccetmeye çalış….
Son iki anekdot ise:Biri, İbn Haldun’a sordu:Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim?İbn Haldun Dedi ki:Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın.

Zira zaten size benzeyeceklerdir…Kendinizi terbiye edin yeter….Muhammed İkbal Kutsal topraklardan dönen hacılara soruyor:“Uhrevî Medine çarşısından ne ile döndünüz? Hediyeleriniz içinde Hazret-i Ebubekir’in sıdkı ve teslimiyeti, Hazret-i Ömer’in adaleti, Hazret-i Osman’ın hayası ve cömertliği, Hazret-i Ali’nin ilim ve şecaati var mı?Beynimizi tokatlayıp bizi bizden alan bu örneklerden sonra başkalarına değil!!!! İlk önce kendi nefislerimize soralım tefekkür ufkundan kalbin zümrüt tepelerinde seyahat ederek:Hacdan dönenler, “Hediyelerimizin içinde Nebevî ahlak var mı?” sorusuna nasıl cevap vereceğiz bilmiyorum.

Bilmiyorum hayata neresinden devam edeceğiz?!!!Cenneti garantilediğimize hükmedip toplumsal bir vicdan darlığına hapsolarak mı?Gönüllere Asr-ı Saadet heyecanını duyurarak mı?Boş vaatler, kuru sıkı tehditler, sıkılan yumruklar, atılan sloganlarla mı?Camilerde “din polisliği,” sokaklarda “namus bekçiliği” yaparak mı?Batı’nın iki yüzlülüğünü hatırlatıp “çok yüzlülük”le Twitter’dan ayet mealleri paylaşarak mı?Gönüllere Asr-ı Saadet heyecanını duyurma gayretinde, dürüstlük, adalet, ilim, haya, cömertlik timsali bir avuç insanın yok edilmesine seyirci kalarak mı?Yoksa her türlü bedeli göze alarak, iyiliği çoğaltmak, zulmü yeryüzünden söküp atmak için kolları sıvayarak mı?

– Gönül Kâbe’mizden iktidar Lat’ını, güç Uzza’sını, para Menat’ını temizleyebildik mi? Temizleyemediysek Kâbe’yi tavaf etmemişiz…– Makam-ı İbrahim’de gerçek makamın Haliliyet, yani Allah dostluğu olduğunu idrak ettik mi?Etmediysek biz Makam-ı İbrahim’i ziyaret etmemişiz…– Mazlumların âhı arşı titretirken Müzdelife’de “ben ben” dedik mi?Dediysek biz vakfe yapmamışıyız…– Kestiğimiz kurbanlarla Allah’a (Cc) teslimiyetimiz ve Allah yolunda malın, canın, her şeyin feda edilebileceğini ilan ettik mi? Etmediysek kurban kesmemişiyiz….– Şeytana taş atarken kendimizdeki zulüm ve cehaleti attık mı? Atmadıysak biz şeytanı taşlamamışıyız…– Veda ederken kine, nefrete, kibre, gurura, haset ve kıskançlığa, velhasıl bilumum ahlaksızlığa veda ettik mi?Etmediysek veda da etmemiyiz…

Rabbimizin büyüklüğünü tekbirlerle ilan etmekle tüm izafi büyüklükler gözümüzde küçüldü mü? Küçülmediyse biz tekbir getirmemişiyiz…– Arafat’ta düşünce potalarımızda erittiğimiz her şeyi marifete dönüştürdük mü?Dönüştürmediysek biz Arafat’a çıkmamışıyız…
– Harem’e girmekle haramı terk etmeye ahdettik mi? Ahdetmediysek Harem’e girmemişiyiz..
– Hacerü’l Esved’i selamlarlarken Rabbimize ezelde “belâ” diyerek verdiğimiz sadakat sözünü hatırladık mı?Hatırlamadıysak biz Hacerü’l Esved’i selamlamamışıyız denektir…Tefekküre vesile olması temennisiyle kaleme aldığım bu makale bizleri ümitsizliğe düşürmesi için değil!!! Yeniden
kendimize dönüş yaparak iki dünyamızı da mamur etmek… Var mısınız!!!!
هيا بنا نؤمن ساعة
Gelin bir saat Tefekkür edelim….

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON DAKİKA HABERLERİ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

istanbul escort

venusbet betpas

istanbul escort

istanbul escort

pendik escort kartal escort sex hikaye maltepe escort

İstanbul escort Beylikduzu escort