DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

STERLİN

53,9495£% 0.21

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ONS

3.334,69%0,33

BİST100

10.219,40%-0,06

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
xslot trbet tarafbet orisbet betturkey betpublic bahiscom betebet betlike mariobet betist 1xbet trendbet istanbulbahis zbahis royalbet betwild alobet aspercasino trwin betonred bizbet
a

Günahlarını teşhir edenler affedilecek mi?

Günahlarını teşhir edenler affedilecek mi?
0

BEĞENDİM

Günahlar, haramlar ve Allah’ın yasakladığı davranışlar konusunda bize ilk hesap soran vicdanımızdır. Allah nezdinde bizi en çetin sorguya çeken kurum vicdanımızdır. Vicdanımızın sorgusu karşısında temize çıkabilmek ise tövbenin tâ kendisidir. Temize çıkmadığımız sürece vicdanımız bize baskı yapmaya ve bizi kınamaya devam eder.

**Günahlara karşı pişmanlık ve tövbe**

Kulun tövbekâr sayılması için kendi vicdanında, yani kendi özünde ve içinde günahlarına karşı pişmanlığa ve tövbeye sarılması en önemli şarttır ve yeterlidir. Günahlarını başka bir kurumun veya kişinin önünde sayıp dökmeye gerek olmadığı gibi, böyle bir davranış tevhid inancı ile de bağdaşmaz. Çünkü Allah’tan başka hiç kimse günahlara tövbeyi kabul veya red konusunda ya da günahlara cezâ takdir etmek hususunda yetki sahibi değildir.

Kul hakkını içeriyor olmadıkça günahlar şahsîdir ve kul ile Rabbi arasındadır. Kul hakkını içeriyor olması halinde ise günah, yalnız hakkı zedelenen kul ile hakka geçen şahıs arasında bir meseledir ve üçüncü şahıslar açısından yine gizlilik taşır. 

**Affedilmek için günahların gizli kalması**

Yani günahları; 

1-Kul,

2-Allah,

3-Hakkı çiğnenen kuldan başka diğer şahısların bilmesine gerek yoktur. 

Günahların özünde “gizlilik” esası vardır ve bu korunmalıdır. Allah’ın “Settâru’l-uyûb” ismi günahları gizlemek istemektedir. Af yolunun açık kalması için günahların gizli kalmasına şiddetle ihtiyaç vardır.

**İnsanoğlunun fıtratı günah işlemeye kabiliyetlidir**

İnsanın kusur ve günah işlemeye kabiliyetli bir fıtratı bulunduğunu beyan eden Üstad Saîd Nursî Hazretleri, Cenâb-ı Hakkın Settâr ve Gaffâr isimlerinin kusurlar ve günahlara karşı bir siper hükmünde bulunduğunu; yalnız Kendisine sığınıldığında Cenâb-ı Hakkın günahları örttüğünü, gizlediğini ve bağışladığını kaydeder.

**Adli Mahkemelerde suçlunun suçunu itiraf etmesi tövbe hükmündedir**

Âdil mahkemeler, kamuyu ilgilendirmeyen suç ve günahların peşine düşmezler. Günah veya suç bir veya birden fazla kişinin hakkı ve hukûku ile ilgili bir alanda işlenmiş ise, mahkemeler elbette suçluyu yargılamak ve mâsumları korumak için harekete geçerler. Adâletin sağlanması için bu gereklidir ve bu ayrı bir meseledir. Kişinin mahkemeye karşı suçunu itiraf etmesi bu bakımdan bir fazîlettir ve bu da bir nevî tövbe hükmündedir. 

Fakat kişi başkasını ilgilendirmeyen günahlarını gizlemeli, günahlarını yaymaktan kaçınmalı ve günahlarına kendi vicdanında tövbe etmelidir. Günahları ile övünmek ise haramdır.

**Başkasına anlatma!**

Bazıları bir günah işleyince onu başkalarına söylemeden duramaz. Günahını birine anlatmazsa sıkıntıdan patlayacağını, onu biriyle paylaştığı zaman ferahlayacağını düşünür. Fakat hatasını yaymanın kendisine neler kaybettireceğini hesaba katmaz.

**Günahını ona buna anlatan hanımlara Hz. Âişe annemizin pek güzel bir tavsiyesi vardır. Şöyle buyurur:**

“Ey Mü’min hanımlar! Biriniz bir günah işlediğinde, Allah da o günahı başkalarından gizlediğinde, yaptığı hatayı birine söylemeden duramaz mı? İnsan günahını başkasına anlatmamalıdır. Çünkü kullar affetmeyi değil ayıplamayı bilir. Allah ise ayıplamaz, affeder” (İshak b. Râhûye, Müsned [Belûşî], III, 953).

**Hataların başkalarına anlatılması yerine tövbe edilmeli**

Ayıplamaktan başka bir şey bilmeyen insanların diline düşmemek için hatasını kimseye söylememelidir. Hatasını başkasına anlatacağına Cenâb-ı Hakk’a el açıp yalvarmalı, kendini bağışlamasını dilemeli, günahlarına tövbe etmelidir. Samimiyetle tövbe ettiği ve kulluk görevlerini hakkıyla yerine getirdiği zaman kendisini Cenâb-ı Mevlâ’nın bağışlanacağını da bilmelidir.

**Hz. Ömer’in kumandanlarından biri, bir şehre vardıklarında askerlerine şöyle der:**

“Burası, kadını ve şarabı bol bir yerdir. İçinizden biri cezayı hak edecek bir suç işlerse, hemen gelsin cezasını vererek kendisini günahından temizleyelim.”

**Kumandanın bu sözü Hz. Ömer’in kulağına gider ve ona bu sözün yanlışlığını hatırlatan bir mektup yazarak şöyle çıkışır:**

“Günahlarını Allah’ın gizlediği kimselere, o günahları teşhir etmelerini tavsiye ediyormuşsun, öyle mi?” (Abdürrezzâk, el-Musannef (A‘zamî), V, 197-198).

**Günahları teşhir etmek insanın ar damarını çatlatır**

Şurası da unutulmamalıdır: Günahları teşhir etmek insanın ar damarını çatlatır; ona yeniden günah işleme cesareti verir. Birinin yaptığı günahı duymak, karakteri zayıf bazı kimselerde günahlara sempatiyle bakma ve fırsatını bulunca o günahı işleme arzusu uyandırır. Bunlardan daha kötüsü, teşhir edilen bir günahın affedilme şansı daha da azalır.

**Allah’ın affedici olduğunu unutma!**

Günah işleyen kimse, bir kahramanlık yapmış gibi onu kimseye söylememelidir. Yaptığı günahı Rabbinin bildiğini düşünerek o günahın altında ezilmeli ve şimdi anlatacağım hadîs-i şerifte olduğu gibi, Cenâb-ı Hakk’ın kendisini bağışlayacağını ummalıdır.

Bir gün Peygamber Efendimiz Mescid-i Nebevî’de otururken yanına bir adam geldi ve:

“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!” dedi.

Peygamber Efendimiz o adama hiçbir şey söylemedi. Fakat adam az sonra isteğini tekrarladı:

“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!”

Resûl-i Ekrem ona yine cevap vermedi. Derken namaz vakti geldi, namaz kılındı. Günah yükünün altında ezilen o sahâbî namazdan sonra Resûl-i Ekrem’in peşine takıldı ve isteğini tekrarladı:

“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!”

Sevgili Peygamberimiz o zaman adama dönerek sordu:

“Sen mescide gelmek üzere evinden çıkacağın zaman güzelce abdest almadın mı?”

“Aldım, Ya Resûlallah!”

“Sonra mescide gelip bizimle birlikte namaz kılmadın mı?”

“Kıldım, Ey Allah’ın elçisi!”

“Öyleyse Allah Teâlâ senin günahını bağışlamıştır” (Buhârî, Hudûd 27; Müslim, Tevbe 44).

Sevgili Efendimiz bu müjdesiyle, ibadetlerin insana sevap kazandırmakla kalmayacağını, onların aynı zamanda günahlara da keffâret olacağını haber vermiştir.

**Affın böylesi**

İnsan yaptığı günahın hesabını elbette Allah’a verecektir. Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut eden güzel halleri varsa, hesabı da kolay olacaktır. Bin ayağın bir ayağa derildiği o dehşetli mahşer yerinde Allah Teâlâ mü’min kulunu bütün gözlerden ırak hesaba çekecektir. Nasıl mı?

Eğer bu hadisi daha önce duymadıysanız, eminim sevinçten kanatlanacaksınız. En büyük bahtiyarlığın ne olduğunu yeniden düşüneceksiniz. Ebu Hureyre (r.anh) anlatıyor; Resulullah (sas) buyurdular ki: 

**
“Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı alenî işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli, Allah örtmüştür. Ama sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ Der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir.”  ****(Buhari, Kitabu’l Edeb, s. 1510, h. 6069/1; Müslim, Kitabu’l Zühd, c. 9, s. 345-346, h. 52.) **

Hz. Peygamber (sas) bu hadisi şerifte, bu ümmetten herkesin ilahi affa mazhar olacağını, bu umumi aftan, sadece günahını aşikâr yapıp ilan edenlerin hariç kalacağını ifade etmektedir. 

Hadisi şerifin aslında geçen “mucahir” kelimesi: “Günahını izhar eden, Allah’ın üzerine çektiği örtüyü kaldırıp günahını başkasına anlatan.” diye tarif edilmiştir. 

Dikkat edilirse burada, insanın günah işlemesi birinci günah, gizli işlediği bir günahı, ona buna anlatıp açığa çıkarmak da ikinci bir günahtır.

Resulullah (sas) başka hadislerinde de açık bir dille, dünyada günahını açığa vurmayıp gizleyen kimsenin günahını, kıyamet günü Allah-u Zülcelal’in de gizleyeceğini belirtmiştir.

**Manzara şu:**

Herkes mahşer yerinde toplanmıştır. Bütün insanlar hesaplarının görülmesi için sıranın kendilerine gelmesini beklemektedir. O sırada Allah Teâlâ sevdiği kulunu mahşerdekilerin görmeyeceği şekilde kendine şefkatle yaklaştıracak ve ikisinden başkasının duymayacağı biçimde onunla konuşmaya başlayacaktır:

“Söyle bakalım, şu günahını hatırlıyor musun?”

“Evet, yâ Rabbi, hatırlıyorum.”

“Şunu da hatırlıyor musun?”

“Evet, yâ Rabbi, onu da hatırlıyorum.”

O kul, yaptığı bütün günahları hatırlayacak ve hepsini Cenâb-ı Hakk’a bir bir itiraf edecek. Vaktiyle gözlerden uzak bir şekilde yaptığı bütün günahlarını Allah Teâlâ’nın bilindiğini görünce büsbütün mahvolduğunu düşünmeye başlayacak. İşte tam o sırada Yüce Mevlâ ona şu müjdeyi verecektir:

“Ey kulum! Günahlarını dünyada halktan gizlemiştim; şimdi de onları bağışlıyorum.” Günahlarından tamamen arınan o kulun eline, sadece yaptığı iyiliklerin yazılı olduğu bir defter verilecektir (Buhârî, Mezâlim 2, Tevhîd 36; Müslim Tevbe 52).

Mahşer; dünyada, başkaları görmesin diye bin bir ince hesap ile yapılan günahların ortaya döküldüğü, kimin ne yaptığının herkesçe görüldüğü, günahkârların rezil, rüsvâ olduğu bir yerdir. Hesaplar genellikle böyle görülecektir. Bir de yukarıda okuduğumuz gibi, bütün gözlerden uzak ve sonu af ile biten bir hesap şekli vardır. Şüphesiz bir kul için gerçek saadet ve asıl bayram da budur.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan