Bedir Haber

Gönlümüzün Yıldızları

Gönlümüzün Yıldızları
Gülistan Dertli( gulistan.dertli@bedirhaber.com )
198 views
28 Mart 2019 - 9:12

Karanlık gecemizi yıldızlarla bezemiş Rab’bimiz. Yönümüzü bulalım, yolumuzu aydınlatsınlar diye dünya semasını süslemiş kandillerde. Her biri görevinin başında ömrü tamam olana değin. İhanet etmezler göğe de, insana da, Yaradana’a da… Yazılan kader çizgisinde devam ediyorlar seyirlerine…

Şu çağ öyle karanlıklarla kaplı ki mânen. Yıldızlarla donatılmış karanlık gökyüzümüzün yanında bir de günahlarla kararttığımız kalplerimiz var kir pas içinde… onları da aydınlatmaya kâfi gelir mi herhangi bir ışık kaynağı? Yoksa ihtiyacımız olan daha mı ulvî? Nefsimizin girdabında koybolmuşluğumuzdan, şeytanın tuzaklarla örüp sevk ettiği çıkmaz sokaklardan kurtulmak mümkün mü henüz nefes alıyorken?

Yine yıldızlar aslında reçetemiz. Üstelik onların yolu öyle çok uzak, imkansız da değil… Demiş ki bizim şu halimize çare olarak O En Sevgili (s.a.v.); “ashabım yıldızlar gibidir, hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz/yolunuzu kaybetmezsiniz.(Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h.no: 1002)”

Asr-ı saadetin yıldızlarını, onların Allah ve Resul sevgisini gönlümüzün dehlizlerine tek tek asmalıyız kandil olarak. Kalbimizin herbir zerresi onlardan bi
>r iz taşımalı günahın başımızdan aşağı sağanak halinde yağdığı bu ahir zaman mevsiminde.

“Beni nefsinden ve ailenden daha çok sevmedikçe iman etmiş olmazsın.” buyuran Allah Rasûlü’ne “seni herşeyden çok seviyorum” diyen Hz. Ömer (r.a.) olmalıydık. [Buhârî, Sahih, İman, 2/8 (I;9); Aynî, Umdetü’l-ârî, 1/144)] Biz gittik başkalarını haddinden fazla sevdik. Film yıldızlarını, şarkılarını hayranlıkla dinlediğimiz sanatçıları, kitabını okuduğumuz yazarları… Dünyalık yıldızların yolunu, sonsuzluğa nazmet yıldızların yoluna tercih ettik, ettik ve aldandık, hata ettik!

Gençlik sarhoşluğunun içinde, nefsi istek ve arzuların pençesinde sözde ‘hayatımızı yaşarken’ Hz. Ali’yi (r.a.) unuttuk… O genç bile değil, henüz on yaşında(İbn. Hişâm, Sîre, 1/262) bir çocuktu iman ettiğinde. Neydi ki ona bu kararı verdiren, o çilelerle dolu hayatı seçtiren. Çocuktu o da, gençti, hayatını yaşamalı değil miydi? Neden yollarına tuzaklar kurulacak amcaoğlunun yolunu seçti.? Ya da neden sonra zorluğunu gördüğü o dikenli yoldan vazgeçmedi? Oysa bize rahat yataklarımızdan uyanıp namaz kılmak, kor ateşlerin üzerinde kılıyormuşcasına zor gelmiş. Allah ve Peygamber sevgisi, her sevginin gerisin
>de kalmış. Allah adı dillerdeyken, gönüller putlarla dolmuş. Müslümanca yaşamamanın bahanesi ‘zaman başkalaştı’ demek olmuş. Ya da ‘biz Peygamberi onun ashabı gibi tanıyamayız ki nasıl sevelim?’ gibi bahanelerin ardında saklanır olunmuş. Okumadık ki biz Rabbimiz’den gelen kitabı, okumadık ki Sevgili Nebi’nin ve sahabilerinin hayatını. Onlar gibi olamayız demeden önce onlar kimmiş önce onu öğrenmeliydik.

Onlar ailesinin kendisine sunduğu tüm zenginliği, ihtişamı ardına bakmadan silenlerdi, onlar başlarına gelenlere nazlanan değil niyazdan asla uzak durmayanlardı, onlar açlıktan karınlarına taş bağlayan, onlar taşlarla ezilenlerdi. Onlar Uhud’da babasının, eşinin, çocuklarının şehid olduğunu haberleri karşısında “Eyne Rasulullah” diyerek efendimizi sağ salim görünceye kadar mutmain olmayan, onu görünce ailesini kaybetmesine karşı “Sen sağ olduktan sonra hiç bir musibetin önemi yoktur.” (Vâkidî, Meğazi, 1,292) diyen Hz. Sümeyralardı..

Onlar Allah dedikleri için ezilen, ama Allah demekten de vazgeçmeyen kutlulardı. Onlar peygamberin canına kast edenlerin planlarını öğrenince tereddütsüz Efendimiz’in yatağına yatıp katilleri bekleyenlerdi. Onlar mağaradaki sadık dostlardı. Onlar ensardı, muh
>acirdi. Onlar bize bu din gelsin diye çırpınıp çölleri vaha edenlerdi. Bedeviyetten medeniyeti inşa edenlerdi onlar…

Onların inşa ettiği medeniyet, şimdi çağdaşlık kisvesinde insanı şekillendiriyor. Onları unutturup, dünyayı işliyor gönlümüze. Kalp sarayımızın gökyüzünden bir bir kayıp gidiyor yıldızlarımız. Öyle bir karadeliğe düşmek üzere ki insanlık, düşüşün sonu sonsuz cehennem çukuru.

Kavgalarımızla, aramızdaki hoşgörüyü kaybedişimizle, insana insanca davranmayarak, kurandan uzaklaşarak, namazın, orucun, ibadetin özünden uzaklaşıp hatta bütün bütün terkederek, yalan, zina, riya, aldatıcılık sözde medeniyetin tüm debdebesini hayat kılarak kendimize, söndürdük ruhumuzun ışıklarını. Haramlara nazar ederek, hakkımız olmayana el uzatarak uzaklaştık asrı saadetin huzur dolu ikliminden.

O manevi atmosfere yeniden kapılmak bizim elimizde. O yıldızları rehber edersek ömrümüze, tek tek çıkılır karanlık dehlizlerinden gönlümüzün, dünyanın karanlıkları bile dağılır onların hayatı yol olursa insana. Onlar ki kardeştiler kendi aralarında, şiddetliydiler düşmanlara, tek dertleri Allah ve Rasulü’nun rızalarıydı.. yolumuza ışık saçacak olan o güzel insanlar on dö
>rt asır öncesinde kalmadılar. Biz onlardan çok uzağa attık kendimizi. Zararın neresinden dönersek kardır deyip, o yıldızlara tutunmanın tam zamanı şimdi…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno