40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
02:00
** Kişi o fitnelerde mü’min olarak sabaha erer, akşama kâfir olur**
Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü’min olarak sabaha erer, akşama kâfir olur; mü’min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem’in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil.)”
Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizi, Fiten 33, (2205).
Ebu Davud, “koşandan” kelimesinden sonra şu ziyadeyi kaydetmiştir: “Yanındakiler: “Bize ne emredersiniz (ey Allah’ın Resûlü!)? dediler. “Evinizin demirbaşları olun!” buyurdu.”
**”Herc zamanında ibadet, tıpkı bana hicret gibidir.”**
Ma’kıl İbnu Yesar anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Herc (fitne) zamanında ibadet, tıpkı bana hicret gibidir.”
Müslim, Fiten 130, (2948); Tirmizi, Fiten 31, (2202).
**Fitnenin Kapısı**
Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallahu anh’ın yanında idik. Bize:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın fitne hakkındaki hadisini kim hafızasında tutuyor?” dedi. Ben atılıp: “Ben biliyorum!” dedim.
“Sen iyi cür’etlisin, nasılmış söyle bakalım!” dedim.
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim. Demişti ki: “Kişinin fitnesi ehlinde, malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker bu fitneye kefaret olur!”
Ömer radıyallahu anh atılıp: “Ben bu fitneyi kastetmemiştim. Ben öncelikle denizin dalgaları gibi dalgalanacak (bütün cemiyeti sarsacak) fitneyi kastetmiştim!” dedi. Bunun üzerine ben:
“Ey mü’minlerin emiri! O fitne ile sizin ne alakanız var! Sizinle onun arasında kapalı bir kapı mevcut!” dedim.
“Bu kapı kırılacak mı, açılacak mı?” dedi.
“Hayır açılmayacak, bilakis kırılacak!” dedim. Hz. Ömer (hayıflanarak):
“(Eyvah!) Öyleyse ebediyen kapanmayacak!” buyurdu.” Ravi der ki: “Biz Huzeyfe radıyallahu anh’a sorduk:
“Ömer bu kapının kim olduğunu biliyor muydu?”
“Evet dedi. Yarından önce bu gecenin olacağını bildiği katiyette onu biliyordu. Ben size hadis rivayet ettim; boş söz (ve efsane) anlatmadım.”
Huzeyfe radıyallahu anh’a soruldu:
“O kapı kimdir?”
“Ömer radıyallahu anh’tır!” buyurdu.”
Buhari, Mevâkitu’s-Salat 4, Zekat 23, Savm 3, Menakıb 25, Fiten 17, Müslim, Fiten 17, (144), Tirmizi, Fiten 71, (2259).
**”Fitneler, tıpkı (kamışlardan örülen) hasır gibi, (insanların kalbine) çubuk çubuk atılır. **
Müslim rahimehullah’ın bir rivayetinde (Huzeyfe radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim. Demişti ki:
“Fitneler, tıpkı (kamışlardan örülen) hasır gibi, (insanların kalbine) çubuk çubuk atılır. Hangi kalbe bir fitne nüfuz ederse onda siyah bir leke hasıl olur. Hangi kalp de onu reddederse onda beyaz bir benek hasıl olur. Böylece iki ayrı kalp ortaya çıkar: Biri cilalı taş gibi bembeyazdır; dinyalar durdukça buna hiçbir fitne zarar vermez. Diğeri ise, alaca siyahtır. Tepetaklak duran testi gibidir; bu kalp, ne iyiyi iyi bilir, ne de kötüyü kötü. O, hevadan (beşeri değerlerden) kendisine ne yutturulmuşsa, onu (hak veya batıl) bilir.”
Bu rivayette Huzeyfe radıyallahu anh der ki: “(Ey Ömer!) Seninle o fitne arasında kapalı bir kapı vardır, kırılması yakındır!”
Hz. Ömer atıldı: “Ey babasız kalasıca! O kırılacak mı? Keşke açılsaydı. Böylece tekrar (kapatılarak eski normal hale) dönülürdü!”
Huzeyfe der ki: “Ben ona bu kapı ile öldürelcek veya ölecek bir şahsın kinaye edildiğini bildiren bir hadis söyledim. Mugalata (ve efsane anlatıp boş laf) etmedim.”
Ravi der ki: “Sa’d İbnu Tarık’a (hadiste geçen) “esvedü mürbad” tabiri ne demektir” diye sordum.
“Siyah üzerinde şiddetli beyazlıktır” dedi. Ben tekrar “el-Kûzu mechıyy” nedir? dedim. “Tepetaklak (ters çevrilmiş) testi!” diye cevap verdi.”
Müslim, İman 231, (144).
**Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!”**
Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”
Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı?” diye sordu.
“Hayır, buyurdular. Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!”
“Zaaf da nedir ey Allah’ın Resûlü?” denildi.
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.”
**Dört Büyük Fitne**
İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Bu ümmette dört (büyük) fitne olacak. Sonuncusunda Kıyamet kopacak!”
Ebu Davud, Fiten 1, (4241).
**”Bu ümmet yetmiş üç fırkaya bölünecek”**
Hz. Muaviye radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup buyurdular ki:
“Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmiş iki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmiş üç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmiş ikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da (Ehl-i Sünnet ve’l) cemaattir.”
Ebu Davud, Sünnet 1, (4597).
Bir rivayette şu ziyade var: “Ümmetimden bir kısım gruplar çıkacak, bunları bid’alar istila edecek, tıpkı kuduzun, buna yakalanan kimsede hiçbir damar, hiçbir mafsal bırakmayıp her tarafını sardığı gibi, bu bid’a da onların her hallerine sirayet edecek.”
**”Ümmetim için saptırıcı imamlardan korkarım.”**
Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Ümmetim için saptırıcı imamlardan korkarım. Ümmetim arasına kılıç bir kere girdi mi, artık Kıyamet gününe kadar kaldırılmaz. Ümmetimden bir kısım kabileler müşriklere iltihak etmedikçe, ümmetimden birkısım kabileler putlara tapmadıkça Kıyamet kopmaz. Ümmetimde otuz tane yalancı çıkacak hepsi de kendisinin peygamber olduğunu iddia edecek. Hâlbuki ben peygamberlerin mührüyüm (sonuncusuyum) ve benden sonra peygamber de yoktur. Ümmetimden bir grup hak üzerinde olmaktan geri durmaz. Onlara muhalefet edenler onlara zarar veremezler. Allah’ın (Kıyamet) emri, onlar bu halde iken gelir.”
Ali İbnu’l-Medini: “Bunlar ashabu’l-hadistir” demiştir.”
Müslim, İmaret 170, (1920); Ebu Davud, Fiten 1, (4252); Tirmizi, Fiten 32, (2203, 2220, 2230). Hadisi, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi parça parça rivayet etmişlerdir. Rezin ise bu lafızla (kaydettiğimiz şekilde tek bir rivayet halinde) tahric etmiştir.
**”Ben, şu evlerinizin arasında bir kısım fitnelerin yerlerini görüyorum, tıpkı yağmur yerleri gibi.”**
Üsame İbnu zeyd radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Medine’nin Ütüm denen (eski ve yüksek) binalarından birine yaklaşmıştı:
“Benim gördüklerimi sizler de görüyor musunuz?” buyurdular. Yanındakiler: “Hayır” deyince, açıkladı:
“Ben, şu evlerinizin arasında bir kısım fitnelerin yerlerini görüyorum, tıpkı yağmur yerleri gibi.”
Buhari, Fezailu’l-Medine 8, Mezalim 25, Menakıb 25, Fiten 4; Müslim, Fiten 9, (2885).
**Sizler Birbirinizle Kinleşeceksiniz**
İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir gün:
“Size İran ve Bizans’ın hazineleri açılınca, nasıl bir kavim olacaksınız?” diye sormuştu. Abdurrahman İbnu Avf: “Allah’ın emrettiği şekilde oluruz!” dedi. Aleyhissalatu vesselam:
**”Bilakis, sizler birbirinizle münafese (menfaat yarışı) edecek, hasedleşecek sonra da birbirinizden yüz çevirecek ve kinleşeceksiniz. Daha sonra da muhacirlerin miskin (ve zayıf olan)larına gidip bir kısmını diğeri üzerine valiler yapacaksınız.”**
Müslim, Zühd 7, (2962).
**”Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?”**
Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):
“Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Yanındakiler hayretle):
“Ey Allah’ın Resûlü, yani böyle bir hal mi gelecek?” dediler.
“Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti:
“Emr-i bi’l-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i ani’l-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu. (Yanındakiler hayretle:)
“Yani bu olacak mı?” dediler.
“Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler:
“Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?” (Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek):
“Ey Allah’ın Resûlü! Bu mutlaka olacak mı?” dediler.
“Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler:
“Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf addettiğiniz zaman haliniz ne olur?” (yanindeki Ashab:) “Ey Allah’ın Resûlü! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular.
“Evet, olacak!” buyurdular.”
Rezin tahric etmiştir. Bu rivayet daha muhtasar olarak Ebu Ya’lâ’nın Müsned’inde ve Taberâni’nin el-Mu’cemu’l-Evsat’ında tahric edilmiştir. Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid’de kaydetmiştir (7, 281).
4755 – Abdurrahman İbnu Abdi’l-ka’be anlatıyor: “Mescide girmiştim. Abdullah İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma’yı gördüm: Ka’be’nin gölgesinde oturuyordu. Ka’be’nin gölgesinde birçok kimse ona müteveccih olarak oturmuştu. Ben de ona doğru oturdum. Şunu anlattı:
“Bir seferde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la beraberdik. Bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını tamir ediyor, kimimiz yerini düzlüyor, kimimiz hayvanlarını güdüyordu. Derken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın münadisi seslendi: “es-Salâtu câmi’a: “Haydin namaza!” Resûlullah’a gittik, yanında toplandık.
**Birbirini takip eden fitneler gelecek.**
“Benden önce her peygamber, ümmeti için hayır bildiği şeyi onlara öğretmekle mükellef idi. Onlar için şer bildiği şeyden de onları inzar etmesi (korkutması) gerekli idi. Bilesiniz, şu ümmetinizin afiyeti önce gelenler hakkında kesin kılınmıştır. Sonrakiler belaya ve kötü addedeceğiniz bir kısım hallere maruz kalacaklardır. Birbirini takip eden fitneler gelecek. Mü’min: “Bu fitne helâkimdir” diyecek. Sonra bu kalkacak, başka bir fitne gelecek. “Helakim işte bundan, işte bundan” diyecek. Öyleyse, kim ateşten uzak kalmayı ve cennete girmeyi dilerse, Allah’a ve ahiret gününe inanır olduğu halde ölümü karşılasın. İnsanlara, onların kendisine nasıl muamele etmelerini dilerse öyle muamelede bulunsun. Kim bir imama biat edip, samimiyetle sadakat sözü vermiş ise, elinden geldikçe ona itaat etsin. Bir başkası gelip, önceki ile münâzaaya girişecek olursan sonradan çıkanın boynunu uçurun.”
Ravi (Abdurrahman) der ki: “Abdullah İbnu Amr’a yanaştım ve:
“Allah aşkına söyle. Bu anlattıklarını bizzat kendin Resûlullah aleyhissalâm’dan işittin mi?” dedim. Sorum üzerine eliyle kulak ve kalbini tutarak:
“Evet kulaklarım işitti, kalbim de belledi” dedi. Ben:
“Ama, amcaoğlun Muaviye, bize mallarımızı aramızda batıl bir şekilde yememizi, birbirimizi öldürmemizi emrediyor. Halbuki Allah Teâla hazretleri (mealen): “Ey iman edenler! Birbirinizin malını haram şekilde yemeyin; ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret başkadır. Birbirinizi ve kendinizi öldürmeyin. Canlarınızı da boşu boşuna tehlikeye atmayın. Şüphesiz ki Allah size merhametlidir” (Nisa 29) buyuruyor” dedim. Biraz sustu sonra:
“Allah’a itaatte ona itaat et, Allah’a isyanda ona isyan et!” dedi.”
Müslim, İmaret 46, (1844); Nesai, Bey’at 25, (7, 153); Ebu Davud, Fiten 1, (4248); İbnu Mace, Fiten 9, (3956).
**” Sen, kalplerde, bir kısım insanlara sevgi, birkısım insanlara buğz hasıl edip aralarında ihtilaf ve ayrılıklara sebep olan bu konuşmalardan vazgeçsen olmaz mı?’**’
Amr İbnu Ebi Kurre anlatıyor: “Huzeyfe radıyallahu anh Medain’de iken, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın öfke halinde, ashabından bazılarına sarfettiği sözleri anlatıyordu. Huzeyfe’den bunları işitenlerden birkısmı Selmân radıyallahu anh’a gelip, Huzeyfe’nin anlattıklarını kendisine söylüyorlardı. Selmân da onlara:
“Huzeyfe söylediğini daha iyi bilir!” diyordu. Onlar da tekrar Huzeyfe’nin yanına dönüp kendisine:
“Biz senin söylediklerini Selman’a sorduk. Ne tasdik etti ne de reddetti” dediler. Bunun üzerine Huzeyfe (Sebze tarlasında bulunan) Selmân radıyallahu anhüma’nın yanına gidip:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan işittiğim şeyler hususunda beni niye tasdik etmedin?” diye sordu. Selman da:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öfkelenir ve öfkeli iken konuşurdu. Razı olur ve rıza halinde de konuşurdu!” cevabını verdi ve sonra devamla:
“Ey Huzeyfe! dedi. Sen, kalplerde, bir kısım insanlara sevgi, birkısım insanlara buğz hasıl edip aralarında ihtilaf ve ayrılıklara sebep olan bu konuşmalardan vazgeçsen olmaz mı? Nitekim biliyorsun ki, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) hutbesinde şöyle buyurmuştu: “Allahım! Ben senin katından bir garanti talep ediyorum: Ümmetimden kime öfkeli halimde (haksız yere) sebbetmiş veya lanet etmiş (veya vurmuş veya incitmiş) isem -ki ben de ademoğluyum, tıpkı onların öfkelenmeleri gibi öfkelenirim. Halbuki sen beni alemlere rahmet olarak gönderdin- bu (haksız sözümü) o kimseler için Kıyamet günü rahmet, (zekat, ecir, yakınlık vesilesi, tuhûr) kıl. (Ta ki o vesile ile sana yaklaşsın!)”
Ey Huzeyfe! Allah’a yemin olsun, ya bu konuşmalardan vazgeçeceksin, yahut da seni Ömer İbnu’l-Hattab radıyallahu anh’a yazıp şikayet edeceğim!”
Ebu Dâvud, Sünnet 11, (4659).
**”Müslümana sövmek fısktır, onunla çarpışmak da küfürdür.”**
Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Müslümana sövmek fısktır, onunla çarpışmak da küfürdür.”
Buhari, Fiten 8, İman 36, Edeb 44; Müslim, İman 116, (64); Tirmizi, İman 15, (2636); Nesai, Tahrim 27, (7, 132).
**Fitneden Nasıl Uzak Durulur?**
Vâkid İbnu Muhammed babasından, o da Abdullah İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma’dan anlattığına göre demiştir ki:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, (bir gün) parmaklarını kenetledi ve dedi ki:
“Ey Abdullah İbnu Amr! Ahidleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen birkısım ayak takımı (hezele) kimselerle baş başa kalırsan ne yaparsın?”
“Ne yapmamı tavsiye edersiniz, Ey Allah’ın Resûlü!” dedim. Buyurdular ki:
“Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terk edersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele takımı (ile de), onların cemaati ile de (uğraşmayı) terk edersin.”
Buhari, Salat 88, Fiten 13; Ebu Davud, Melahim 17, (4342); İbnu Mâce, Fiten 10, (3957).
**Bir Başka hadiste**
Mikdad İbnu’l-Esved radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Bahtiyar, fitneden kaçınan kimse ile, belâlarla karşılaşınca sabreden kimsedir. Ne mutlu ona!”
Ebu Davud, Fiten 2, (4263).
Kaynak: Kütüb-i Sitte
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan