Fikrimize Uymayanlar Ölmeli mi?

Bir fikri veya siyasi bir görüşü dayatmak insanlarda tiksinti, kin, nefret duygularına sebebiyet verebilir. Her bir düşünce temsilcileri tarafından ne kadar doğru ifade edilirse o kadar alıcı bulur.

Fikrimize Uymayanlar Ölmeli mi?

İnsanlar, hayatlarını devam ettirirken çeşitli imtihanlardan geçerler. Dünya dar’ul imtihan yeridir. Mükâfatlar ve cezaların tamamı ahirette verilecektir. İnsan diğer canlılara göre çok farklıdır. Aklıyla, iradesiyle fiziki özellikleriyle Rabbimizin emir ve yasaklarına muhatap kılınmıştır. Yaşayan ne kadar insan varsa o kadar farklı fikir var demektir. Bu fikirler bir zenginlik olup iyi değerlendirildiğinde o toplum için büyük bir kazançtır. Yeter ki hoşgörü ve sabırla, tahammülle birbirimizi kabullenelim. Siyasi gayrı siyasi, felsefi vs. akımlar, dindarlık veya az dindarlık, farkındalık gibi fikir ayrılıkları ayrışma sebebi olmamalı. Burada dindar olanlar, İslam’ın güzelliklerini hayata hayat kılacaklar ki dindar olmayan insanların hoşuna giderse o güzellikleri kabul etsin. Aksi halde kimseye dindarlık aşısı yapmaya kalkmak, metazori bazı şeyleri kabul ettirmek münafık bir zümrenin ortaya çıkmasına sebebiyet verir.

Bir fikri veya siyasi bir görüşü dayatmak insanlarda tiksinti, kin, nefret duygularına sebebiyet verebilir. Her bir düşünce temsilcileri tarafından ne kadar doğru ifade edilirse o kadar alıcı bulur. Bir fikir adamının ifadesiyle: “Medenilere galebe ikna ile olur, icbar ile olmaz” fikri mücadele yapamayanlar veya savundukları fikre güvenmeyenler, insanlara şiddet uygulayarak isteklerinin yerine gelmesini isterler. Her ne sebeple olursa olsun insanlara şiddet uygulayarak onların ölümlerine sebebiyet verenlerin durumunu Rabbimiz (cc): “Allah’ın haram kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça kıymayın. Kim mazlum olarak öldürülürse biz onun velisine (mirasçısına hakkını isteme konusunda) bir yetki vermişizdir. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü o, zaten yardıma mazhar kılınmıştır.” (el-İsra, 17/33)

Maalesef insan katletme, hiddet ve şiddet sarmalı ilk insanla beraber başlamış kıyamete kadar devam edecektir. Allah’ın vermiş olduğu cana kıyanların akıbetleri çok fena olacaktır. Hz. Âdem’in (as) oğlu Kâbil’in Hâbil’i öldürme suçu, öldürmenin insanlığa tecavüz anlamına gelen bir suç olduğunu gösterir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Bu yüzden İsrailoğulları’na şu gerçeği hükmettik: Kim bir canı, bir can karşılığında veya yeryüzünde bir fesat çıkarmaktan dolayı olmaksızın, öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.” (el-Maide, 5/32)

Şeytan devamlı insanların hata yapmasına gayret etmekte, ne kadar insanın cehenneme gitmesine vesile olursam o kadar iyidir diyerek şer hizmetlerine devam etmektedir. İnsanlığın düşmanına nefisleriyle, egolarıyla, cehaletiyle ve kinleriyle destek verenler bilsinler ki Rabbimiz Âdil-i Mutlaktır. O’nun (cc) ifadesiyle: “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onun mükâfatını görecek ve her kim de zerre kadar kötülük yapmışsa, onun cezasını görecektir.” (Zilzal, 99/7-8)

Şeytanın hilesine dikkat çeken Sevgili Peygamberimiz (sas) bu hususta şöyle buyurmuştur:
“Sizden her birinin bir şeytanı vardır.” Sahabe efendilerimiz: “Sizin de şeytanınız var mıdır? Ya Resulullah” deyince Peygamberimiz (sas): “Evet vardır fakat Rabbim bana yardım eder de onun şerrinden korunurum” dedi. (Müslim, Münafikûn 4/2167)

Rabbim kinine, nefsine, şeytana ve basit hesaplar peşinde koşan insanlara akıl, izan versin. Eğer bir tek insana bilerek zarar verecekse Allah’ım bu tür şer insanları Sana havale ediyoruz…

Cemalettin YAZICI( cemalettin.yazici@bedirhaber.com )

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.