Emeğin Hakkı

Emeğin Hakkı

İş dünyasında çalışan insanlara, yaptığı işe, çalıştığı süreye ve işverene göre isimler veriliyor. Örneğin inşaat işçisi, mevsimlik işçi, taşeron işçi gibi sınıflandırmalara tabi tutuluyor. 657 memurlar kanunu da 4A(memur), 4B(sözleşmeli), 4C(geçici personel), 4D(geçici işçiler) gibi farklı bir sınıflandırma yapıyor. Bunun yanında 5510 SGK kanunu da 4a(işçi-sgk), 4b(esnaf-bağkur), 4c(memur-emekli sandığı) ayrımı yapıyor. İslami açıdan bakıldığında özel işçi ve ortak işçi diye genel bir tarif söz konusu. Özel işçi, bir kurum veya kişiye özel çalışan insanlara denir. Ortak işçi ise herkes için çalışan insanlardır örneğin terzi ve dişçi gibi.

Bütün bunları niye anlattık, bu kadar farklı iş ve işçi sahasında farklı ücretlendirmelerin olması kaçınılmazdır. Buradaki sorun şu, ücretlendirmede ölçü yani emeğin hakkı ne olacak? Yıllardır bu mesele tartışılış ve değişik ücret teorileri ortaya atılmıştır. Ön plana çıkan ücret teorilerini şöyle sıralayabiliriz; marjinal verimlilik teorisi, pazarlık gücü ücret teorisi, ücret fonu teorisi, asgari geçim ücret teorisi ve artı değer ücret teorisi. Bu konuda Kapitalizm, kominizim, liberalizm ve İslam’ın farklı farklı yaklaşımları var.

Ücretler, işveren için işletme maliyet unsurunda önemli bir yer teşkil ettiği gibi hükümetler için de ekonominin hızını etkileyen önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Hal böyle olunca her işletme kendi bütçesine göre, her devlet kendi durumuna göre asgari ücret uygulaması yapıyor. Örneğin Avrupa Birliğine üye devletlerde asgari ücret 115 Euro ile 1610 Euro arası değişiyor. Ülkemizde de maalesef “insan onuruna yakışan bir asgari ücret” uygulaması yok.

Ücret belirlemesinde çok çeşit ölçü birimleri vardır. Bu bağlam da işin zorluğu, işin riski, sorumluluğu ücreti belirlemede etkin olabileceği gibi kişinin buna ilave edeceği kabiliyeti, bilgisi ve harcayacağı zaman da önemlidir.” Eşit işe eşit ücret” dersek aynı işi yapan iki kişiden birisi daha fazla katkı sağlıyor daha verimli ve güzel yapıyor ve daha fazla zaman harcıyorsa haksızlık olacaktır. Burada performans devreye giriyor. Özel sektörün büyük işletmeleri de zaten kişisel performans ve kurumsal performansa göre muamele yapıyor.

Eski devirlere göre bu günü kıyasladığımızda, ücretlerde yani emeğin karşılığını vermede ilerleme oldu. Ama hala birçok yerde karın tokluğu bile söz konusu değil, yani açlık sınırında ücretlendirme var. Ülkemize baktığımızda kişi başına düşen milli gelir on bin dolar civarlarında. Kanaatimce asgari ücret de bu olmalı. İnancımızın bize tavsiyesi nedir; emrinizde çalıştırdığınız insanlara, yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, bekarsa evlendirin, evi yoksa ev edindirin. Görülen o ki hiçbir sistem bu seviyeye henüz ulaşamamıştır.

Veysel Şener( veysel.sener@bedirhaber.com )

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.