Bedir Haber

Düşüncede Tecvîd

Düşüncede Tecvîd
Refik KANLICA( refik.kanlica@bedirhaber.com )
177 views
01 Eylül 2014 - 10:05

İslâm medeniyeti ilimler bakımından bir usûl medeniyetidir. Kur’ân ve sünnet etrâfında şekillenen ilimler, âlet ilimleri ve şer’î ilimler olmak üzere iki ana damarda gelişmiştir. Bütün şer’î disiplinlerin temel/ortak uzmanlık alanı sayılabilecek ilimlerden biri de tecvîd ilmidir.

Tecvîd “Kur’ân lafızlarının en küçük birimleri olan harflerin gerek müstakil (yalnız başına) gerek yan yana gelmeleri halinde bunların zât ve sıfâtlarına uygun olarak gereği gibi telaffuz etmeyi (okumayı) temin eden bir ilimdir”. (Abdurrahman Çetin, Kur’ân Okuma Esasları, Bursa, 2011, s.79) 

“İlm-i şerif” “fenn-i latîf” gibi isimlerle anılan tecvîd, mihrâbta görevli olsun olmasın her müslümanın estetik bir okuma titizliğini işâret etmektedir. Mümin, “Cemîl” olan Rabbine “cemâl” vasıflarıyla duâ ve niyâzda bulunurken, düşünce ve tefekkür dünyasında da her türlü çirkinlikten uzak durur. Tecvîd eğitimi ile beraber incelik düşüncesi daha çocukluk yıllarında kökleşen bir ferd, hayatının her anında estetik buutlu yaşamayı önceleyecektir.

Kitâbullaha sadece manâ boyutunda değil, lafzına hatta tek harfine bile hizmet için kırâat alanında devâsâ bir miras bırakan selef ulemâsı, aslında hayatın her alanında güzel bir dindârlığın ölçülerini belirlemişlerdir.

İslam târihi bir incelikler târihidir. Kırk küsür sene yaşamasına rağmen, hemen hemen her ilimde mütebahhir bir âlim olarak temâyüz eden İmâm Nevevî’nin (v.676) hayatı buna şâhittir. Kıraat ilmiyle de ilgilenmiş bir ilim adamı olan Nevevî, Şam’daki medrese tahsîli esnâsında, vakıf arazilerinden elde edilen bir mahsûl olabilir endişesiyle Şam’dan herhangi bir gıda yememiş, erzakını doğduğu yer olan Nevâ köyünden temin etmiştir. Bu haram helal düşüncesi, düşüncedeki tecvîd değildir de nedir?

Telaffuzdaki tecvîd kadar duru düşünceler saf niyetlerle beslenen bir fikriyâtın tecvîdi de önemlidir. 

Düşüncede tecvid, kişinin ferd olarak yalnız başına varoluş serüveninde sıfât ve mahrecine uygun yaşayabilmesi demektir.

Tecvid ilminde harflerin mahrecinden çıkması önemlidir. Aynı şekilde bir müslüman fıtrata uygun kelimeler Fâtır’ı heceleyen cümleler kurmalıdır. Söylemlerimiz vahyin menbaından fışkırmalı, dilimiz “lâzım” elzem konuların farkında olarak hareket etmelidir. 

Harflerin yerinden çıkması ferd hayatına, bu harflerin başka harflerle iletişim hâlindeki durumları da sosyal hayata tekâbül etmektedir. İdgâm ile birbirine etki eden harfler bir sosyoloji inşâsıdır mümin için. Benzer sıfâtlı harfler ile zıt sıfâtlı harfler aslında Kur’ân’ın ebedi ahenk şîvesinin kulaklarda bıraktığı ses mûsikîsinin sırrını bize fısıldamaktadır. 

İnsan beşerî vasıflarıyla kendi kendine yeten bir varlıktır. Ontolojik bağlamda yalnız olarak hayatını idâme ettirebilir. Fakat başka bireylerle temâs etmekliğindeki kalite, beşeri insân yapan sırdır.  

Kişiler asıl sosyal refleksleriyle bir medeniyetin kurucu unsuru olmaktadırlar. Bu yüzden cemaatle namaz ferdî namazdan daha çok teşvik edilmiş, bu yüzden cemaatle birlikte hareket etmenin bereketine vurgu yapılmıştır. 

İnsanoğlu sadece şahsi hayatındaki tutarlılığa göre değil, kendisi gibi olmayan zıt sıfatlı harflerle (bireylerle) karşılaştığı zamanki tutumlarına göre de kemâlini ortaya koymaktadır. 

Farklı düşüncelere saygı, muhâtabı dinleyebilmek, kıraat ilimleriyle dolayısıyla tefsîr ilmiyle meşgûl olan kimselerin ahlâkı olmalıdır. Selef-i sâlihinin ahlâkı bu istikamette iken tecvîd tahsili yanında usta birer icrâcı da olan nice kimselerin tecvîdin bu yönünden behresiz kalmaları düşündürücüdür.

Bir dindarlık dili inşâ ederken tecvid ilminin bize söyleyeceklerine kulak vermeliyiz. Siyasi/sosyal krizlerle birlikte birbirine alabildiğine yabancılaşan müslüman fertler, islâmın yaşanılabilirliğini toplumsal bir örneklikte sunmanın çarelerini aramalıdır.

Şiddet dilinin “dindârlık dili” olarak takdim edildiği bir dünyâda, tecvîd ilmine düşünce boyutunda da tekrar dönmek durumundayız.

Hele hele kıraat farklılıklarının asırlardır ümmete ait bir zenginlik olarak tahsil ediliyor olması, pratikte de uygulanabilirliliği, neden fikrî bağlamda bizlere ilhâm vermemektedir?

Maalesef günümüzde mihrabta da olsa kürsüde de olsa beyinler, yakîni bir imânı hecelemekten mahrûm kalabilmektedir.

Ensâr muhâcir kardeşliğinin kürsülerde anlatılması, gerek bireysel gerek kurumsal olarak epistemolojik bir tatmin sağlayabilir; fakat bunun eylem olarak cami avlusunda bir uhuvvete dönüşememesi üzerinde düşünülecek bir mevzudur.

Dindârlık dilini inşâ etme görevi âlimlere/âriflere aittir. Varlık alanları itibariyle siyaset-felsefe ilişkisi hep cazibe merkezi olarak kalsa da tasavvuf erbâbının idari yapı ile olan etkileşimi hep mesâfeli olmuştur. Tecvid işte burada da mihver kavramdır. Siyasetin şekillendirdiği gündeme ait din dili tanımı, din’in dili değil, siyâsî reflekslerin din boyası ile boyanmış halidir. Boya muvakkat bir çözümdür. Cevher önemlidir. Dindârlık dili cevhere ait meselelerde ulemânın, âriflerin kurduğu cümleler etrafında şekillenmezse hevâ ve heves tuzağına düşülmüş olur. “Mütevâtir rivâyetler” süzgecinden geçmemiş “kırâat farklılıkları”, icmâ onayından geçmediği için “şâz” damgasını yiyecektir.

Şâz fikirler kitle iletişim araçları sayesinde sahîh fikirler olarak da sunulabilmektedir. Hisleriyle hareket eden bir toplum neyin şâz neyin sahîh olduğunu kavrayamaz. Tarihte din dilini dizayn etmeye kalkan idarecilerin varlığı da ayrı bir şâz durumu resmetmektedir. İşte tam bu noktadan âlimler ruhbanlığa mahkûm olmadan dindârlık dilini geliştirmeliler, tecvîd ilmin önemli kavramlarında olan “meleke”ye dönüşmüş sâlih niyetlerle topluma örnek olmalıdırlar.

Zîra tecvîd, Kur’ânı güzel okuma disiplininin yanında yaşadığımız evreni güzel bir bakışla okumak bu okuyuşu güzel bir kulluğun basamağı haline getirebilme becerisidir. Hayatını kıraat ilmine vakfetmiş pek çok kimsede görülen titizliği bu sır ile açıklamak mümkündür.

Harflerin sıfâtları mahreçleri üzerinde kafa yormak, sağlıklı düşünceye giden yolda önemli bir işçiliktir. Kelâmullâhın elfâzı bile kalplerde devrimler, inkılâblar hasıl etmekte iken, onun manâsına layık bir titizlikte yorumlanan dini hayatın toplum üzerindeki etkisi hangi düzeyde olacaktır?

Modern zamanlar düşüncede tecvîdi gerekli kılan hadiselerle bizi karşı karşıya bırakmaktadır. Mahrecinde çıkmayan harflerin güzel bir kıraat için ne denli nâhoş bir durum ortaya koyduğu ortada iken, ulûm-ı şer’îyyeye ait usûl metodolojisinden uzak dindârlık yorumlarının da dindarlık için tehlikesi açıktır.

Âkif’in diliyle söylersek “iyilerin tembelliği kötülerin faaliyetidir”. Hayatımızda havf recâ ekseninde güzel bir dindarlık için, düşüncede tecvîdi tekrar düşünme vaktidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno