Bedir Haber

DÜNYADA MÜLTECİ VEYA MUHACİR OLMAK

DÜNYADA MÜLTECİ VEYA MUHACİR OLMAK
Avatar
Abdurrahman koyuncu( abdurrahmankoyuncu@bedirhaber.com )
69 views
06 Ekim 2020 - 9:33

Hz. Adem’le birlikte başladı insanlığın varoluşu.. En kutsal, en yüce mekan olan cennetten başlayarak Hz. Muhammed’e (s.a.v) kadar devam etti. Hâlâ günümüzde de devam etmektedir..

İnsan bu dünyada bir mültecidir, gurbetçidir ve imtihanın en ağırına maruz kalmış olandır.Kur’an-ı Kerim muhacirliğe ve mültecilere yönelik muazzam müjdeler veriyor.. Meselâ..;

Nahl Suresi, 41. ayet: “Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı.”

Nahl Suresi, 110. ayet: “Sonra gerçekten Rabb’in, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip, sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.” gibi ayetler..

 

Hicret eden muhacirlerin adı günümüzde mülteci olmuş.Evet bu duruma maruz kalmak boş bir maruziyet değil elbette.

Bu imtihan ağır ve meşakkatli bir imtihandır. Yaşayan bilir. Her şeye rağmen bu kaderi paylaşanlar bu durumun kaderin adalet etmesinden kaynaklandığını düşünmeliler.Bu imtihana neden maruz kaldıklarını sebeblerde aramamaya ve zalimin zulmüne odaklanmamaya özen göstermeliler. Her mülteci maruz kaldığı durumun üzerinde doğru bir tahlil yapabilmelidir. Önce kendini sorgulamayı geliştirebilmeli ve farkındalığını yakalamalıdır. Hatalarımızdan ayılmayı öne çıkararak mülteci olmaya maruz kalmanın, kaderin cilvesinden olduğunu anlamalıdır. “İnsanlar zulmeder, kader adalet eder.” Bu durumu inancımız üzerine temellendirip, durumumuzu içselleştirebilmeliyiz. Yoksa tevvekülü unutup şekvaya sarılırsak, zalimin haksız uygulamaları ile yatıp kalkıp bunları öne çıkarırsak, imtihanı kazanmayı değil daha çok kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacağımızdan hiç kuşkumuz olmasın. Savrulma olasılığına da sahip olduğumuzu unutmamak gerekir. Aynı zamanda “Eski hâl muhâl. Ya yeni hâl, ya izmihlâl!.” kuralına muhalefet etmiş oluyoruz. Çünkü mülteci olmaya maruz kalmak vatansız olmak demektir. Ulaştığınız yerde yeni bir vatan, yeni bir hayat kurmanız anlamını taşıyor. Bu durumda hayatımızda kurumsal veya bireysel olarak bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hatalarımızı hatırlama fırsatının doğduğunu düşünerek, bu fırsatı iyi degerlendirmenin lazım olduğunu düşünüyorum.Çünkü insan beşerdir, hata işleme potansiyeline sahiptir. Hatadan dolayı da tövbe kapısı son nefesine kadar bir bonus olarak her insana verilmiştir.Hatasanı anlayıp tövbe kapısını çalanlara cennet vaad edilmiştir. Onun için zamanı şekva yerine tövbeye, evbeye, sığınmaya doğru kullanmalıyız. Bizi daha doğru istikamete sevk etmesinden hiç şüphemiz olmamalı, tıpkı İmam Şafii Hz.’nin dediği gibi demeliyiz:

“Kalbim kasvet bağlayıp yollar da sarpa sarınca, ümidimi affına merdiven yaptım. Günahım gözümde büyüdükçe büyüdü ama onu alıp affının yanına koyunca, affını tasavvurlar üstü buldum.”

Allah sevdiği kullarını, şefkat tokatı ile sıkıntı ile imtihan eder. Zalimi de zulmü ile tokatlayarak helâk eder. Bütün zalimler güç sarhoşluğu ile son nefeslerine kadar zulümden geri adım atmamışlardır. Sonları ise helâk olma ile neticelenmiştir. Bu konuda en şüphesiz kaynak Kurân’ı-Kerim’dir. Bize zalimlerin hâllerini ve

peygamberlerin de zalimlerle olan imtihanlarını sarih şekilde anlatıyor..

Onun için zamanın; bireyler,cemaatler, devletler,lider özelliğini taşıyanlar veyahut kaderinde idare etme yükümlülüğü olan herkes için imtihan olma ihtimali vardır..Yunus Emre’nin şu dörtlükte özetlediği gibi:

“Bu yol uzundur

Menzili çoktur

Geçidi yoktur

Derin sular var”

 

Davası olanlar, derdi olanlar, hayatını hakka giden yola adayanlar, gönül yolunu seçenler, yaşatma uğruna yaşamak isteyenler, himmeti milleti olanlar, insanlığın derdi ile dertlenenler, ayırımcılıklara baş kaldıranlar, “yaratılanı sev yaradandan ötürü” felsefesine sahip çıkanlar, cehalete karşı savaş açanlar, eğitimle, ilimle, irfanla milletin ufkunda yollar açanların ve bunlar gibi herkesin yollarının başında onları beklemekte olan gulyabanilerin saldırılarından dolayı muhakkak muhacir olma, mülteci olma, sürgünleri sürülmeleri, zindanlara atılmaları, işkence edilmeleri, yardan-serden-diyardan edilmeleri, horlanmaları, hakir görülmeleri, gariplerin durumuna düşmeleri, sıla hasreti ile gurbette ölmeleri bu yolun kaderindendir. Bunda hiç şüphe yoktur. Bu hâller her asırda olmuş ve olmaya da devam ediyor. Hatta daha doğmayanların da yolunda bu imtihanlar mevcuttur. Bu imtihanları anlayarak atlatanlar kazanma kuşağında olanlardır. İmtihanları unutup sebeplere takılanlar ise kaybetmişlerdir.

 

Kalın sağlıcakla canlar.

..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno

dedektiflik bürosu