bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri casino bonus veren bahis siteleri DİYANET KURUMU SİYASETE HİZMET ETMEKLE İSLAMA HİZMET EDEBİLİR Mİ ? - Bedir HaberBedir Haber

Bedir Haber

DİYANET KURUMU SİYASETE HİZMET ETMEKLE İSLAMA HİZMET EDEBİLİR Mİ ?

DİYANET KURUMU SİYASETE HİZMET ETMEKLE İSLAMA HİZMET EDEBİLİR Mİ ?
Avatar
Abdurrahman koyuncu( abdurrahmankoyuncu@bedirhaber.com )
61 views
09 Ağustos 2020 - 9:05

Diyanet; din ve vicdan özgürlüklerini koruma,kollama ve dînî yaşamı uygulamayı kolaylaştırma görevini yürütür.Ayrıca siyasetin elini dinden ve diyanetten çekmek için kurulmuş çok kıymetli bir teşkilatttır. Hem İslâm âleminde hem de batıda diyanetin dengi bir kurumsal birim yoktur. Bizde anayasa ile kurulmuştur. Anayasa ile koruma altına alınmıştır. Türkiye, 1876 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun ilânından beri anayasa sorunuyla meşgul olmaktadır. Cumhuriyet döneminde 1924, 1961 ve 1982 tarihli olmak üzere üç anayasa yapılmıştır. Ancak Cumhuriyet döneminde
anayasa yapılması konusunda başarılı olunmasına rağmen, bu anayasalarda birey hak ve özgürlüklerini devlet gücüne karşı korumak ve devlet gücünü sınırlamak konusunda başarısız olunmuştur. Ortada ölçülü bir başarı, tanımlamada bir başarısızlık vardır.Bu da kasdi olarak yapılmıştır.Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren askerî darbelerden sonraki anayasalarda da aynı hatalar devam etmiştir.”Devletin Tarafsızlığı ve Laiklik Prensibi” ile birlikte, 1982 Anayasası’nda resmî ideolojiye, laikliğe, din ve vicdan özgürlüğüne birlikte yer verilmiştir.
Devletin hem bir resmî ideolojisinin olduğu, hem de devletin dini yönettiği bir metinde, din ve vicdan özgürlüğünün vurgulanması
büyük bir çelişkidir. Tanımlanan laiklik, devleti bütün din, inanç ve ideoloji
mensupları karşısında tarafsız yapmamıştır. Anayasadaki laiklik prensibinin din ve vicdan özgürlüğüyle ve devletin tarafsızlığıyla hiçbir ilişkisi olmayıp, dinî açıdan homojen bir ulus yaratmak isteyen resmî ideolojinin merkezî ilkesi olarak yer almıştır. Laikliği ve resmî ideolojiyi koruma ve kollama mantığı
içinde yazılan anayasa, devleti toplumdan ve dinden korumayı amaçlamaktadır.
Otoriter laisizm, dini toplumsal alandan kovup bireyin iç dünyasına hapsetmektedir. Bu laiklik usulü ile, devlete; din ve vicdan özgürlüğüne her an müdahale etme hak ve imtiyazı vermiştir.
Devlet, kendisine yapılabilecek dinsel temelli müdahaleleri yasaklarken, devletin dîne sınırsız bir şekilde müdahale etmesinin önü açılmıştır.

Türkiye’de laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tarif edilmektedir. Ancak Türkiye uygulamasında, din devletten ayrı olmasına rağmen devlet dinden ayrı değildir.

Türkiye’de laiklik, devletin dini yönetmesi, kontrol ve idare etmesidir. Şu anda da yaşadığımız sorun budur.Devleti 2002 yılına kadar laisizim şapkası ile yönetenler her zaman bu anayasaya sığınarak, halkı gizli gizli döverek hizaya getirdiler. 2002’den sonra başka sorunlarla karşılaştık.Sürekli bu düzenden şikayet eden kesimler bu defa devlet gücünü ellerine geçirince bu sorunları demokrasi kriterleri ile bertaraf edeceklerine dair verdikleri sözlerini unuttular. Ne yazık ki onlar da milleti unutup devletçilik ile birlikte din milliyetçiliği,ırk milliyetçiliği gibi reflekslere sığınarak,bu defa diyaneti kullanarak toplumu ikiye bölmeye başladılar. Bu gidişât çok tehlikeli bir gidişâttır. Çünkü devlet soyuttur,millet somuttur.Devleti idare eden, toplu olarak milletin iradesidir. İktidar ve muhalefet ile birlikte kurumsal millet iradesi meydana gelmektedir. Bu gün diyanetle muhalefete söverseniz, yarın muhalefet iktidar olduğu zamanda diyaneti ve mensuplarını iktidar partisinin elemanları olarak ilân edip,değiştirmesinin gayet doğal olacağını düşünebiliriz.
Onun için diyanet; âcilen toplumsal uzlaşının en büyük parçası olan siyasetten elini çekmeli ve dinin vecîbelerini yerine getirmek isteyen vatandaşlara hizmet vermeye devam etmelidir. Çünkü camiye gelen her vatandaş bir siyasi partinin üyesi veya taraftarı değil..Her partiden insanlar geliyor ve herkes aynı dinin mensubu.. Herkesin din ve vicdan özgürlüğü anayasayla koruma altına alınmıştır. Onun için çok kıymetli olan diyanet teşkilatımızı siyaset uğruna heder etmek akıl işi değildir. Hatta diyânet bünyesinde diğer dinlerin mensupları da barınabilmeli, onların da idarede bulunmaları sağlanmalıdır ki, dünya üzerindeki müslümanların haklarını güçlü bir şekilde devletimizin adına diyanet kurumu, sivil toplum kuruluşları ile birlikte savunabilmelidir. Biz empati yaparsak bunu çok rahat görebiliriz. Nasıl ki hakkımız olan din özgürlüğümüzü dünyanın her yerinde özgürce yaşamak istiyoruz, aynı şekilde kendi ülkemizde de başkalarının haklarını özgürce yaşamalarını savunmalıyız ve sağlamalıyız. Bunu da diyanet sistemi içinde yapabiliriz. Çünkü gelişmiş demokrasilerde bile bizim diyanet sistemimiz gibi düzenli, yarı devlet, kurumsal bir müessese yok. Kilise ayrı çalışıyor. Din hizmetlerini belediyeler ve kültür bakanlıkları takip ediyor. Onun için diyaneti hoyratça siyasete alet edip, boş tarafgir alanlarda siyaset temsilcilerinin emrine vererek yazık ediyoruz.Diyaneti amacının dışında harcıyoruz.

Kalın sağlıcakla..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno

dedektiflik bürosu