Bedir Haber

Cinler ve meraklarımız…

Çok merak edilen cinlerle alakalı bir kaç soruya sadece ayet ve hadisler çerçevesinden bakarak fazla yorum yapmadan cevaplamaya çalışacağız.

Cinler ve meraklarımız…
621 views
05 Eylül 2015 - 14:29

1-Resulullah(s.a.v), cinlerin kendi yanına geleceklerinden haberdarmıydı?
2-Sevgili peygamberimiz cinleri gördü mü? Cinler ne yerler
3-Hz. Peygamber, cinlerle görüşürken yanında sahabilerden herhangi biri varmıydı?
4-Hz. Peygamber cinlerle sadece Mekke’de “Nahle” veya “Hücun” denen yerde mi yoksa hem Mekke hem de Medine’de mi nerede karşılaştı?
5-Hz. Peygambere gelen cinlerin cinlerin sayısı, yedi veya dokuz yahut on beş veya üç yüz ya da on iki bin miydi?
**1-Resulullah(s.av), cinlerin kendi yanına geleceklerinden haberdarmıydı? **
Ey Muhammed, bir zaman Kur’an’ı dinleyecek bir cin taifesini sana yöneltmiştik. Kur’an’ın okunuşunda hazır bulununca, birbirlerine: “Susun dinleyin.” dediler. Okuma bitince de kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.
Âyet-i kerimede, cinlerin Resulullaha yöneldikleri, ondan Kur’an dinledikleri, Resulullahın, Kur’an okumayı bitirmesinden sonra da dönüp kavimlerine gittikleri ve onları uyardıkları beyan edilmektedir. (ahkaf suresi:29)

Ey Muhammed, de ki: “Bana şu vahyedildi: Cinlerden bir topluluk (Kur’an okumamı) dinlemiş ve şöyle demişler: “Gerçekten biz, hayrete düşüren ve hidayeti gösteren bir Kur’an işittik ve ona iman ettik. Artık rabbimiz olan Allah’a hiçbir kimseyi ortak koşmayacağız.(cin suresi:1/2)

Abdullah b. Abbas bu âyeti izah ederken şöyle demiştir: “Resulullah cinleri ne görmüş ne de Kur’anı onlara bilerek okumuştur.” Abdullah b. Abbas böyle söylemiş ve şunları nakletmiştir:

Verka diyor ki:”Zevbea” diye adlandırılan cinle beraber, onunla birlikte cinlerden bir topluluk Mekke’ye, Resulullah (s.a.v.)e geldiler. Resulullahın Kur’an okumasını işittiler. Sonra ayrılıp gittiler. İşte şu âyet-i kerime bunu izah etmektedir: “Ey Muuhammed, bir zaman Kur’an’ı dinleyecek bir cin taifesini sana yöneltmiştik. Kur’anın okunuşunda hazır bulununca birbirlerine “Susun dinleyin” dediler. Okuma bitince de kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.” (Ahkaf Suresi, 46/29)

Mekke’ye gelen bu cinlerin sayısı dokuz idi. İçlerinde Zevbea isimli bir cin de bulunuyordu. Dehhak da: “Ey Muhammed de ki: Bana şu vahyedildi. Cinlerden bir topluluk Kur’an okumamı dinlemiş ve şöyle demişler…” âyetinin, “Ey Muhammed, bir zaman Kur’an’ı dinleyecek bir cin taifesini sana yöneltmiştik..” âyetine işaret ettiğini söylemiş ve şöyle demiştir: “İsa ile Muhammed’in arasında gökler konulmamıştı. Allah teala Muhammed (s.a.v.)i gönderince dünya göğü korunma altına alındı. Şeytanlar alevlerle oradan kovuldu. Bunun üzerine İblis şöyle dedi: “Yeryüzünde yeni bir şey meydana geldi.” Sonra cinlere emretti ve yeryüzünü tarayıp meydana gelen o şeyin haberini kendisine getirmelerini istedi. Cinlerden gönderdiği ilk topluluk, Yemen’deki Nusaybin cinleri idi. Bunlar cinlerin en şereflileri ve efendileriydi. İblis bunları Tihame’ye ve onun çevresinde bulunan Yemen diyarına gönderdi. O topluluk devam edip Mekke’ye iki günlük mesafede bulunan “Nahle” vadisine geldiler. Orada Resulullahı sabah namazını kılarken buldular. Onun Kur’an okuduğunu işittiler. Yanına varınca birbirlerine “Susun” dediler. Resulullah bunları ne gördü ne de hissetti. Ta ki Allah teala Resulullaha: “Ey Muhammed, de ki: Bana şu vahyedildi. Cinlerden bir topluluk Kur’an okumamı dinlemiş ve şöyle demişler..” âyetini indirdi.

**2- Sevgili peygamberimiz cinleri gördü mü? Cinler ne yerler?**
Resulullahın, cinlerin gelmesinden, daha Önceden haberi olup olmadığı ve cinlerin, kendisini dinlerken onları görüp görmediği meselesi:

a- Abdullah b. Abbas, Resulullahın, cinlere bilerek Kur’an okumadığını ve onları görmediğini söylemiş ve şunları rivayet etmiştir:

“Resulullah, sahabilerinden bir toplulukla birlikte Ukaz panayırına gitmek üzere yola çıkmıştır. Bu sırada şeytanların, gökten haber almalarına engel olunmuş, onların üzerine gökten ateş parçalan gönderilmiş ve onları kavimlerinin yanına geri çevirmiştir. Kavimleri onlara: “Ne oluyor size?” diye sormuşlar onlar da şöyle demişlerdir: “Bizim, gökten haber almamıza engel olundu. Bizim üzerimize ateş parçalan gönderildi.” Kavimleri onlara: “Sizin gökten haber almanıza engel olan mutlaka yeni bir şey olmuştur. Siz, yeryüzünün doğu ve batısını tarayın. Sizin, gökten haber almanıza mani olan şeyin ne olduğunu araştı¬rın.” demişlerdir. Bunun üzerine, “Tihame” bölgesine doğru yönelen cinler, “ukaz” panayırına gitmek üzere “Nahle” denilen yerde bulunan Resulullah (s.a.v.)e yöneldiler. Resulullah, sahabilerine sabah namazını kıldırıyordu. Cinler Kur’an’ı işitince onu dinlediler ve kendi kendilerine: “Vallahi sizin, gökten haber almanıza engel olan işte budur.” dediler. İşte cinler oradan dönüp kavimlerine gittiklerinde şu ayetin beyan ettiği sözleri söylediler: “Ey Muhammet!, de ki: “Bana şu vahyedildi. Cinlerden bir topluluk Kur’an okumamı dinlemiş ve şöyle demişler: “Gerçekten biz, hayrete düşüren hidayeti gösteren bir Kur’an işittik ve ona iman ettik. Artık rabbimiz olan Allaha hiçbir kimseyi ortak koşmayacağız.

Bunun üzerine Allah teala peygamberine “Kul ûhiye” suresini (Cin sure¬sini) indirdi. Böylece Resulullah’a, cinlerin konuştukları şeyler Allah teala tara-fından vahiyle bildirildi.
b- Abdullah b. Mes’ud ise Resulullahın, cinler tarafından davet edildiğini, ve onlara Kur’an okuduğunu söylemiş ve şunları rivayet etmiştir: Alkame diyor ki:
“Ben, îbn-i Mes’ud’a şunu sordum “Sizden herhangi biriniz, Resulullah ile birlikte cinlerin gecesinde hazır bulundu mu?” Abdullah b. Mes’ud da dedi ki: “Hayır. Fakat bir gece biz Resulullah ile birlikte bulunuyorduk. Onu kaybet¬tik. Vadileri ve yollan aradık, Dedik ki: O, kaçırıldı veya suikasta uğradı. Biz o gece, bir topluluğun geçireceği en kötü geceyi geçirdik. Nihayet sabah oldu. Bir de ne görelim, Resululah Hira tarafından geliyor. Dedik ki: “Ey Allahın Resulü, biz seni kaybettik ve aradık, fakat bulamadık, biz bu geceyi bir topluluğun ge¬çirdiği en kötü gece olarak geçirdik.” Resulullah şöyle buyurdu: “Bana cinlerin davetçisi geldi. Ben onunla birlikte gittim. Onlara Kur’an okudum.”

Abdullah b. Mes’ud diyor ki: “Biz Resulullah ile beraber aynı yere gittik. O bize, cinlerin ve ateşlerinin kalıntılarını gösterdi. Cinler. Resulullahtan yiyecek istemişler, Resulullah da onlara: “Üzerine Allahın ismi anılan ve elinize geçen her kemik, en etli haliyle birlikte sizin yemeğinizdir. Her hayvan dışkısı da sizin hayvanlarınızın yemeğidir.” demiştir. Sonra Resulullah sahabilere: “Siz bu iki şey ile taharet etmeyin. Çünkü bunlar, kardeşlerinizin yemeğidir buyurmuştur.

Bu iki rivayetten anlaşıldığı gibi Resulullah bir kere cinlerden habersiz olarak Kur’an okumuş ve onlar da kendisini dinlemişlerdir. Diğer bir defa da cinler Resulullahı davet etmişler o da onlara Kur’an okumuştur.
3-Hz. Peygamber, cinlerle görüşürken yanında sahabilerden herhangi biri varmıydı?

Resulullah cinlerle görüşürken yanında sahabilerden herhangi birinin bulunup bulunmadığı meselesi:
a- Abdullah b. Mes’ud’dan rivayet edilen ve bundan önce -b- şıkkında zikredilen hadis, Resulullahın, cinlerle görüşürken yanında sahabilerden herhangi birinin bulunmadığını ifade etmektedir.
b- Yine Abdullah b. Mes’ud’dan rivayete dilen şu hadis-i şerif ise Abdul¬lah b. Mes’ud’un, Resulullahın cinlerle görüştüğü gece onunla beraber olduğunu ifade etmektedir. Abdullah b. Mes’ud diyor ki:
“Cin gecesinde Resulullah bana dedi ki: “Mataranda ne var?” Dedim ki: “Hurma suyu.” Resulullah: “Güzel hurma, temiz su.” dedi.

Diğer bir rivayette ise Abdullah b. Mes’ud şöyle diyor:
“Biz, bir gün Resulullahın bazı sahabileriyle birlikte Mekke’de bulunuyor-duk. Resulullah, “Sizden biriniz kalkıp benimle gelsin. Fakat kalbinde zerre ka¬dar aldatma hissi taşıyan benimle gelmesin.” dedi. Ben kalkıp gittim. İçinde su bulunduğunu zannederek mataramı da aldım. Resulullah ile beraber çıkıp gittik. Mekke’nin üst tarafına varınca orada bir araya toplanmış karaltılar gördüm. Re¬sulullah yere bir çizgi çizdi. Sonra bana: “Ben gelinceye kadar burada ayakta bekle.” dedi. Ben orada ayakta durdum. Resulullah (s.a.v.) ise yürüyüp gitti. O karaltıların, Resulullahın üzerine tırmandıklarını gördüm. Resulullah onlarla ge¬ce boyunca sohbet etti. Şafak vakti benim yanıma geldi ve bana: “Ey İbn-i Mes’ud, hâlâ ayakta mısın? dedi. Dedim ki: “Ey Allahın Resulü, sen bana, “Ben senin yanına gelinceye kadar ayakta dur.” dememiş miydin?” Sonra Resulullah “Yanında abdest suyu var mı?” diye sordu. Ben de “Evet” dedim. Matarayı aç¬tım bir de ne göreyim, hurma suyu. Dedim ki: “Ey Alalını Resulü vallahi ben matarayı aldığımda onun içindekinin su olduğunu sanarak almıştım. Halbuki o, hurma suyu imiş.” Bunun üzerine Resulullah: “Güzel hurma, temiz su.” dedi. Ondan abdest aldı. Kalkıp namaz kılmaya başlayınca o gördüğüm karaltılardan iki kişi gelip ona: “Ey Allahın Resulü, namazımızda bize imamlık yapmanı istiyoruz.” dediler. Resulullah o iki kimseyi arkasında saf tutturdu sonra bize namaz kıldırdı. Namaz bitince dedim ki: “Ey Allahın Resulü, bunlar kimdir?” Resulullah: “Bunlar, Nusaybin cinleridir. Bunlar, aralarında çıkan bazı anlaşmazlıklarda bana başvurmak için gelmişler. Benden yiyecek istediler. Ben de onlara yiyecek verdim.” dedi. Dedim ki: “Ey Allahın Resulü, senin yanında onlara yiyecek olarak vereceğin bir şey var mıydı?” Resulullah: “Ben onlara çöpleri yi¬yecek olarak verdim. Onların buldukları hayvan tersleri onlar için arpaya dönüşecek ve buldukları kemikler de etlere bürünmüş olacaktır.” İşte Resulullah bu sırada hayvan pislikleriyle ve kemiklerle taharet yapılmasını yasaklamıştır.

4-Hz. Peygamber cinlerle sadece Mekke’de “Nahle” veya “Hücun” denen yerde mi yoksa hem Mekke hem de Medine’de mi nerede karşılaştı?

Resulullahın cinlerle nerelerde görüştüğü meselesine gelince:
Tirmizi’nin şeyhi “Kevkeb ed-Dürrî” adlı kitabın sahibi şöyle diyor: “Resulullah cinlerle altı kere görüşmüştür.
Birincisi, sahabenin “Kaçırıldı.” veya “Suikaste uğradı” diye endişe ettikleri zamanda Mekke’de olmuştur. Bu görüş¬mede Abdullah b. Mes’ud, Resulullah ile beraber bulunmamıştır. Nitekim Müs¬lim ve Tirmizî’nin rivayetleri bunu göstermektedir.
İkinci görüşmesi ise yine Mekke’de ve “Hücun” denilen dağda olmuştur.
Üçüncü görüşmesi, Mekke’nin üst tarafındaki dağlarda gerçekleşmiştir.
Dördün¬cüsü, Medine’de “Bakîel-Garkad” mevkiinde olmuştur.
Beşincisi, Zübeyr b. el-Avvam’ın bulunduğu, Medine’nin dışında bir yerde gerçekleşmiştir.
Altıncısı ise Bilal b. Hâris’in de bulunduğu, Resulullahın bir yolculuğu esnasında gerçekleşmiştir.” Resulullahın, Nusaybin cinlerinin heyetiyle görüştüğü şu hadis-i şerifte zikredilmiştir:
Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet ediliyor ki;
O, Resulullahın abdest alması ve taharette bulunması için yanında bulun-duğu zaman matara ile su taşırmış. Bir gün, Ebu Hureyre, Resulullahın arkasın¬dan giderken Resulullah “Bu kim?” diye sormuş Ebu Hureyre ise: “Ben Ebu Hureyre’yim.” demiştir. Resulullah ona: “Sen bana taharet için taşlar topla fakat kemik ve hayvan tersi getirme,” demiştir. Ebü Hureyre diyor ki: “Ben eteğime taş toplayarak Resulullaha götürdüm. Taşları yanına bırakıp oradan ayrıldım. Resulullah, işini bitirdikten sonra onunla beraber yürüdüm. Ve dedim ki: “Kemik ve hayvan terslerinde ne var ki?” Resulullah: “Onlar cinlerin yemeğidir. Bana Nusaybin cinlerinin heyeti geldi. Onlar ne güzel cinlerdi. Onlar benden yiyecek istediler, ben de onlar için Allaha yalvardım. Buldukları herhangi bir kemik veya hayvan tersinin onlar için yiyecek kılınmasını istedim.
Abdül Aziz b. Ömer diyor ki: “Resulullah ile “Nahle” mevkiinde görüşen cinler “Ninova” cinleridir. Onunla Mekke’de görüşen cinler ise “Nusaybin” cinleridir.”
Rivayetlere bakarak, Resulullahın, cinlerle çeşitli yerlerde, muhtelif zamanlarda, farklı görünümler içerisinde karşılaşıp görüştüğünü söylemek en uygun olan yorumdur.

5-Hz. Peygambere gelen cinlerin cinlerin sayısı, yedi veya dokuz yahut on beş veya üç yüz ya da on iki bin miydi?

Cinlerin sayısı meselesi: Abdullah b. Mes’ud, Resulullah ile görüşen cinlerin sayısının yedi olduğunu ve bunların Nusaybin cinleri olduğunu söylemiş, Zır b. Hubeyş ise bunların sayılarının dokuz olduğunu, içlerinden birinin adının ise “Zevbea” olduğunu söylemiştir. Bu rivayet, Abdullah b. Mes’ud’dan da nakledilmiştir.
Evet, bütün bu rivayetler, Resulullahın cinlerle bir kereden fazla görüştüğünü ifade etmektedir.

Kavimlerine şöyle dediler: “Ey kavmimiz, gerçekten biz, Mu¬sa’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri tasdik eden, hakkı ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik.(ahkaf suresi:30)

Cinler, Muhammed’in okuduğu Kur’an’ı dinleyip kavimlerine döndükten sonra onlara şöyle dediler: “Ey kavmimiz, biz, Musa’nın kitabı Tevrat’tan sonra indirilen bir kitap dinledik. Bu kitap, Allahın, daha önce indirdiği kitapları tas¬dik ediyor. İnsanları hakka, Allahın razı olacağı yöne ve dosdoğru bir yol olan İslama iletiyor. “Cinler Kur’an’ın, Tevrat’tan sonra indiğini zikretmişler, Hz. İsa’ya indirilen İncili zikretmemişlerdir. Zira İncil, Tevratın hükümlerini tamamlayan mahiyettedir. Bu itibarla İncil zikredilmemiştir.

Ey kavmimiz, Allanın davetçisi olan Muhammed’in çağırışını kabul edin. Ona ve Allah katından getirdiği şeylere iman edin ki, rabbiniz günahlarınızı affetsin’ Ve sizi can yakıcı bir azap olan cehennem azabından kurtarsın. (ahkaf suresi:31)

Allahın davetlisine uymayan kimse yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamaz. Onun, Allahtan başka dostları da yoktur. İşte böyle olanlar, apaçık bir sapıklık içindedirler. (ahkaf suresi:32)

Ey kavim, kim Allaha davet eden peygamberlerin davetine uymazsa, Allahı birleyip salih amel işlemezse şunu iyi bilsin ki o, rabbini yeryüzünde âciz bırakıp onun cezalandırmasından kurtulamaz. Ve onun, rabbinden başka kendi¬sine yardım edecek hiçbir dostu da yoktur. İşte Allah’ın davetçisinin davetini kabul etmeyen, Allah’ı birleyip ve salih amel işlemeyen kimseler, apaçık bir sapık¬lık içindedirler.

Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmada hiçbir güçlük çek¬meyen Allah’ın, ölüleri tekrar diriltmeye kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet, elbette o, her şeye kadirdir. (ahkaf suresi:33)

Allah’ın, öldükten sonra canlıları tekrar dirilteceğini inkar eden şu kâfirler görmezler mi ki, gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratırken herhangi bir zorluk çekmeyen Allah, ölüleri diriltmeye de elbette ki kadirdir. Onları, yok olduktan sonra diriltip kabirlerinden tekrar çıkaracaktır. Evet, gökleri ve yeri yaratıp yorgunluk hissetmeyen Allah, her şeye kadirdir. Hiçbir şey onu âciz bırakamaz.

KAYNAK
Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno