SON DAKİKA

Bedir Haber

Bebeklere nasıl din eğitimi verilir?

“Bebeklere de din eğitimi verilir mi?” demeyin. Bebeklik çağında uygulanması gereken din eğitimi faaliyetleri de vardır. İşte ilgi çekici haberimiz.

Bebeklere nasıl din eğitimi verilir?
508 okuma
11 Eylül 2019 - 14:00

**Bebeklik  ve  çocukluk çağları din öğretimi**

İslam eğitimcileri,eğitimin doğumla birlikte, hatta daha önceden başlamasının gerektiği hususunda görüş birliği içindedir.Çoğu sağlıklı, ahlaklı ve dindar yetiştirmek, ancak çok erken yaşlardan başlayarak onun eğitimini ciddiye almakla mümkün olur.

**
Bebeklik çağı (0-2 yaş)**

Çocuğun bebeklik çağı boyunca dini tezahürlerle pek karşılaşılmaz. Ancak ,’’ bilinçsiz etkilenme çağı’’ olarak da adlandırılan  bebek yürümeye ve birer ve ikişer kelimelik cümlelerle konuşmaya başladığı zaman, bazı dini davranışları taklit etme gayreti içine girebilir. Namaz kılan, dua eden büyükleri  görünce onlarla beraber aynı davranışları şekil olarak yapmaya çalışması, çok basit olarak dini tezahürlerin  ortaya çıkmaya başladığını düşündürebilir.

Hikmeti Kur’an ‘da : ‘’ Allah sizleri analarımızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiç bir şey bilmiyordunuz. Öyle iken size kulaklar, gözler ve gönüller verdiği şükredersiniz.’’ buyrulmaktadır. Demek ki hiçbir şey bilmez vaziyette doğan bebek bilinçsizde olsa işittikleri, gördükleri ve hissettiklerinden zihnen ve ruhen etkilenmekte  bebeğin şuur altı beslenmiş olmaktır

Bebeklik çağında uygulanması gereken din eğitimi faaliyetleri arasında:

*Çocuğa dua etmek,

*Sağ kulağına ezan okuyup sol kulağına kamet getirmek,

*Güzel isim vermek,

*Annesinden süt emzirmek,

*Helal lokma ile beslemek,

*Sünnet ettirmek,

*İçinde Allah lafza-i celali geçen zikirler,ilahi,tespih ve ninniler söylemek sayılabilir.

**Çocuğa  Dua Etmek**

İslam eğitiminin  doğum öncesi ve sonrasında devam eden ve Batı eğitim sistemlerinde bulunmayan en önemli ilkelerinden biri de ‘’dua’’dır. Duanın eğitimde yer alması,insanı eğitenlerin aczini ifade etmektedir.Eğitimci peygamber olsa bile,kendi gücü ile eğitim faaliyetini yüksek bir oranda yürütmesi mümkün değildir.Hatta eğittiği kişiler kendi çocukları olsa bile.Eğitimin öyle bir alanı vardır ki beşeri iradenin eğitici olarak orada faaliyet yürütmesi çok güçtür, hatta imkansızdır denilebilir.Dini terminolojide buna ‘’hidayet’’ denir.İnsanın doğru yola girmesi, Allah’ın müdahalesi olmadan imkansızdır. Bunun içindir ki hidayet, Peygamberlerin eğitim faaliyetleri alanı dışında tutulmuştur. Bu gerçeği, ‘’Ey Peygamber! Doğrusu sen, sevdiğin herkesi hidayete erdiremezsin.Fakat Allah dilediği hidayete erdirir.’’ Ve ‘’sen ne kadar çok arzulasan da yine insanların çoğu iman edici değildir.’’ Ayetlerinde görmekteyiz.Beşeri eğitimin sınırlı olması, devreye ilahi eğitimin sınırlı olması,devreye ilahi eğitimin girmesini zorunlu kılmaktadır.İlahi müdahalenin gerçekleşmesi için de eğitimcinin ve ana-babanın dua etmesi gerekmektedir.Bu metodu ilk peygamberlerden itibaren birçok peygamberde görmekteyiz.Kur’an’da peygamberler zürriyetleri hakkında dua etmişlerdir.Peygamberimiz de torunlarına ve Ashab-ı kiramın çocuklarına hem doğduklarında hem de sonraki yıllarında dua etmiştir.

**Kulağa Ezan Okumak**

Yeni doğan bebeğin sağ kulağına ezan, kulağına kamet okumak Hz Peygamber’in sünnetidir. Sahabelerinden Ebu Rafi (ra) anlatıyor: ” Fatıma Ali’nin oğlu Hasan’ı dünyaya getirdiğinde Resulullah’ın (sas) onun kulağına ezan okuduğunu görüp işittim.

Bilinçsiz etkilenme  çağındaki bebeğe okunan ezan ve kametin hedefi elbette ki onun zihni değil ruhudur; merkezi olan gönüldür. Okunan ezan ve kamet onun gönlünde yerini bulacaktır. Allah’ın, insan ruhlarına,” Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, diğerleriyle birlikte o bebekteki ruh da “Evet, bizim Rabbimizsin” cevabını vermiştir. Yani insan ruhu doğum öncesi programlanmaktadır. İşte o ruh, anne karnında bir bedene doğumla birlikte dünyaya geldi. Doğumun akabinde, ismi dahi ona söylemeden önce okunan ezan ve kamet, ruhu Allah’a verdiği sözde sadık olması hatırlatmaktadır doğan çocuğun kulağına ezan okumak bezdi ile çocuğun şuur altına yerleştirilen inanç duygusunu harekete geçirmek için yapılan bir faaliyettir.

**
Güzel isim vermek**

Hazreti peygamber şöyle buyurmuştur ”çocuğun babası üzerindeki haklarından biri ismini ve edebini güzel yapmasıdır”. Sünnete göre doğan bebeğe en geç yedinci gününde isim konulmalıdır yeni doğan bebeğe verilecek bu isim dini ve milli kimliğimizi uygun ve anlamı güzel olmalıdır. İsminin şemaya tesiri vardır onun içindir ki peygamberimiz isminin manası olumsuz veya çirkin olan çocuk veya yetişkin lebin isimlerini değiştirmiştir. Sünneti dikkatlice inceleyen bir kişi efendimizin isimlerin anlamlarını ehemmiyet verdiğiniz kişilerin isimlerindeki anlamlarla o kişiler arasında bir irtibat kurduğunu rahatlıkla anlayacaktır. Çocuklarımıza efendimizin gösterdiği hassasiyetler doğrultusunda isimler koymanın çocuklarımızın karakter algısı yüksek fertler olması açısından ehemmiyetli bir faktör olduğu görülmektedir. Çocuklara verilen isimler karakter ve şahsiyetin en temel öğesidir.

**Anne ile birliktelik ve ondan sut emme**

Hayata gözünü açan insan yavrusu etrafında güvenli ve rahat bir dünyanın mevcut olduğu hissini yaşadığı ölçüde ruhen gelişip olgunlaşmaya doğru ilerler anne ile çocuk arasındaki hissi ilişkilerin canlılığı fıtri bir duygu olan anne sevgisi ve şefkati çocuğun ruhi melekelerinin sağlıklı gelişmesinde temel etkendir modern ilmi araştırmalar bu sevgiden mahrum olarak büyüyen çocuklar daha sağlam ve güçlü bir kişilik yapısına gelişmesinin temel güven duygusu yerleşmesinin hemen imkansız olduğunu ortaya koymuştur bu bakımdan İslâm dini çocuğun belli bir yaşa kadar annenin bakım ve terbiyesinde kalmasın öngörür peygamberimiz anne ile çocuğu arasını ayıran ı Allah’ta kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır demiştir çocuğun anne şefkatine ve sevgisini çok muhtaç olduğu çağı temyiz yeşil denilen 7 yaşına kadarki devredir herhangi bir sebeple anne ve baba arasında çocuğun terbiyesi üstlenmedi anlaşmazlık çıkması halinde hukukçular genellikle erkek çocuğunun 7 9 kız çocuğun ise 9 11 yaşına kadar anne tarafından bakılmasını uygun olacağını hükme bağlamışlardır bu husus erik son’un kişilik gelişim kuramına da uygundur.

Emzirme ile anne sıcaklığı ve şefkatinin devamı çocuğun kişilik kazanması da çok önemlidir bu çocuğun ilişki olduğu yıllarda diğer kişilerle kurduğu ilişkiler yansıyacaktır anne sütü ile beslenen çocuklar ruh ve beden bakımından daha sağlıklı daha dengeli ve başarılı oluyorlar anneden uzun süre ayrı kalan çocuklarda ise motor mental ve duygusal bozukluklar ortaya çıkmaktadır yüce Allah çocuğun ikiz emzirilmesi tavsiye etmektedir anneden süt emme imanın altyapısı olan sevgi güven ve bağlılık duygularını kazanmayı sağlar ayrıca peygamberimizin çocuklarınızı ahmak kadınlara incitmeyin çünkü süt iz bırakır alınan sütlü benzeme hasıl olur emzirilen süt çocukların tabiat ve karakterini değiştirir hadi senide sikim karakter gelişimine eskisine dikkat çekmektedir peygamberimiz çözüm olarak şöyle buyurmuştur çocuğun babası üzerindeki hakkı güzel isim koyması unu süt emziren iyi seçmesi ve edebini güzel yapmasıdır İslâm âlimleri bu ne dedi bilgilerden yola çıkarak süt annesinde tahir bünyeli temiz asıllı akıllı dindar ve güzel ahlaklı olmak helalden beslenme gibi özellikler aramışlardır.

**Sünnet ettirmek**

Peygamberimiz sünnet olmanın fıtratın gereği olduğunu belirtmiştir kelime i şahadet de olduğu gibi Müslümana kâfir birbirinden ayıran bir alamet olarak telakki edilen sünnet ameliyesi bazı âlimlerce vacip ve hatta farz denilecek kadar mühim dini bir emir kabul edilmiştir. Çocuk en iyisi doğumunun yedinci gününde değilse buluğa ermeden önceki bir zamanda sünnet ettirilmelidir. Müslümanlığın alametlerinden sayılan sünnet sayesinde çocuğun ilerde birini kimliğinin pekişmesini sağlanacaktır.

**Helal  lokma ile beslemek**

Çocuğun yetiştirilmesinde ilk dikkat edilecek husus onun gıdası ve beslenmesidir çünkü gerek nicelik gerekse nitelik olarak çocuğun aldığı gıdaların karakterini iyi ya da Annesinden haram kan ve haram süt alıp haram lokma ile büyütüle dilimizdeki sütü bozuk helal süt emmiş deyimlerin bu bağlamda söylenmiştir.

**Ninniler söylemek**

Anne babanın konuşmalarında bismillah elhamdülillah maşallah inşallah Allah korusun Allah bağışlasın Allah analı babalı büyütsün Allah’a emanet Allah yolunu açık etsin Allah kavuştursun Allah acil şifalar versin gibi sözleri söylemeleri bebeklerde kulak ve gönül aşinalığı oluşturacak çocuklar minare anlamlarını da öğreneceklerdir ana baba bebeği içinde Allah lafza i Celali’nin geçtiği zikirler ilahiler ve ninniler söylemelidir kültürümüzde bebekleri uyuturken söylenen ninniler unutulmaya yüz tutmuştur halk arasında belki de en yaygın ninni şudur

Dandini dandini dastana

danalar girmiş bostana

Kov bostancı danayı

Yemesin lahanayı

Bu ninni ile bebeğin aşinalık kazandığı kelimeler bana ve bostan dan başka bir şey değildir. Oysa içerisinde birkaç kez Allah lafza i celali geçen şu ninniler söylemek ise başlı başına bir din öğretimi etkinliği olacaktır:

Hu hu hu Allah

Sen uykular ver Allah

Oğlum büyür inşallah

Herkes desin maşallah

Huu huu huu yavrum

Ninni ile uyu yavrum

Allah sana lütfetsin

En güzel uyu yavrum

KAYNAK: Şaban Karaköse, Etkili Din Öğretimi

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA HABERLERİ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.