Av Ve Avcı

Av Ve Avcı

İnsan aldandı… İnananları ve Allah’ı aldatmaya kalktı. Ahmaklığı başına bela oldu. Düşünmedi ki Allah’ı aldatmak imkansızdır, O Allamul-guyubdur; görüneni, görünmeyeni, içinizde sakladıklarınızı da dışınıza vurduklarınızı da en iyi bilendir. Kalbinin marazı o kadar şiddetliydi ki, hastalığını farketmedi bile; asıl kendini aldattı.

İnsan aldandı… Elinin kırıklığına bakmadan intikam almak için kırık elle dövüşen bir cani gibiydi. İçindeki intikam hırsı elindeki kırıkları arttırdı. Lezzet aradığı nifakında elim bir eleme müptela oldu. Gayzına, hasedine, nifakına güya deva arıyordu, yolu tersti, arayışı geri tepti; hastalığı kat kat arttı.

İnsan aldandı… Avcıyı hissedince bir delikten girip diğerinden çıkan av misaliydi. Çekindiğinden daha şiddetli bir tuzağa düştü. Hem av oldu, hem avlandı. Bütün uğraşı faş oldu ki marazı başkalarına bulaşmasın. Yalnız kendini aldattı.

İnsan aldandı… Hem ruhunun hem bedeninin merkezi, kaynağı, makinesi kalbiydi; paslandı, marazlandı. Bütün fiillerine ve eserlerine sıhhat ve istikamet gerekliydi halbuki. Marazını teşhis edip şifa aramadı, hatta marazından hoşlandı insan… Allah da almadı bu hastalığı, artırdıkça arttırdı azabından. İnsan… Yalnız kendisiydi aldanan.

İnsan aldandı… Özündeki cevheri inkara saplandı. Oysa küfür yalandı, ya da yalan küfrün ta kendisiydi. İnkarın birinci nüvesiyle adeta Allah’ın kudretine iftira attı. Rabbani hikmete zıt okları dönüp kendine saplandı. İnsanlık aleminin mükemmelliği yükselişine engel olup, büyük bir kargaşa kopardı; Müseyleme-i kezzaplar bu vesileyle sefiller sefili olmuştu.

İnsan aldandı… Sırtına yüklendiği ağır yükle kendi kokuşmuşluğunu hızlandırdı. Riyanın babası, tasannuun annesi olanla yan yana anıldı. Yüksek ahlakı harab, insanlığı turab oldu. Bu haliyle insan en büyük zararı kendine etti.

Oysa ya sükut edecekti; her söylediği doğru olmalıydı ama her doğru her yerde söylenmezdi… Ya da sadece doğruyu söyleyecekti.
İslamiyetin esası, imanın hassası, yüksek ahlakın hayatıydı doğruluk. Sıradan ve fakir bir insanı sultanlardan daha aziz yapan, hakkın lisanda tecellisi, insanın yükselişinin mihveriydi doğruluk.

İnsan aldandı… Beyazını, pembesini icat etti kurtaramadı. Bir küçük hamle ile kuyruğu kendine taktı. Devamını getirmek için ilkini unutmamalıydı çünkü. Sonra kuyrukları eline ayağına dolandı. Avcıyı hisseden av misali, bir delikten girip diğerinden kaçmaktı muradı; yanıldı, av oldu, vuruldu.

İnsan aldandı… Yaratılışını, yaşayışını, gidişini unuttu. Her şeyin gün gibi görüleceği günden bile korkmadı. Allah da ceza olarak azgınlığını arttırdı.

Yalan; insanı insanlıktan çıkaran…
Yalan; insanı yaratılışının dışına yuvarlayan…
Yalan; insanı imanın nurundan inkarın karanlığıyla korkutan…
Yalan; insanın sadece kendisine vurduğu kapan…
Yalan;-en tehlikelisi- insanı Allah ile aldatmak olan…
Yalan; insanı Rahman’ın ikazına uğratan…
Yalan; aldatan… İnsan; aldanan…

M. Sude Çetin( msude.cetin@bedirhaber.com )

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.