Bedir Haber

Arının Özgürlük Balı

Arının Özgürlük Balı
201 views
20 Aralık 2020 - 23:45

Özgürlük, her canlının sonuna kadar kullanması gereken hakkı. Özgürlük, yaşamın meyve vermesinin adı. Özgürlük uğruna mücadeleyi hakeden en muhteşem sevgili. Özgürlük ruhu everestin yamaçlarından yukarılara tırmanmış bambu yapraklarını talı tatlı sallandıran bahar esintisi. Özgürlükten yoksun bırakmak, kendini ateşe salmışların zavallıca tesellisi..
O günkü misafirimiz de benim gibi hasbelkader esarete düşmüş ancak benden daha önce buralardan çıkması gereken biriydi. Özgür gezmesi gerkirken, koğuşa hepimiz gibi bilinmeyen bir hikmetle gelen bu misafir, yaralanıp masasının hemen kenarına düşerek kıvranan bir arıydı. Belki de zayıf omuzları bizlere ulaştırması gereken özgürlük umudunu taşıyamamıştı.
Bir anda şefkat duygularımız kabardı. Onun için neler yapabileceğimizi düşünmeye başladık. F16 uçurmakta mahir bir komutanımız arıyı tekrar uçurabilmenin bir formülünü biliyordu. Onunla özel ilgileneceğini söyledi. Zorla derdest edilip koğuşlara tıkılan onca masum bir şekilde buraya düşmüş bir canlıyı kurtararak mutlu olacaktık.
Aslında arı koğuşa ilk düşen hayvan değildi. Öncesinde bir kaç güvercin ziyaretimize gelmiş, müjdelerini koüuşumuza kadar taşımışlardı. Koğuşun yatakhane duvarının karşı tarafında hücrelerin, pencereleri ziftle karartılmış pencereleri vardı. Pencerenin pervazlarına konan güvercinler bir süre orada konaklayıp, koğuş bahçesini seyrederlerdi. Onlardan yayılan huzur esintisi de bizleri mutlu ederdi. Her türlü iletişimin kopuk olduğu bir ortamda bir güvercinin kanat çırpmasını hissetmenin verdiği ümit esintilerini o anda, başka şekilde bulmak zordu. Sonrasında yatakhane penceremizin kenarına yemeklerden ayırdığımız bulgurları koyarak sahipsiz gezen güvercinleri orada konuk etmeye başladık. Onlar yanlızlığımıza ilaç oluyordu. kimi arkadaşlar onları çocukları gibi seviyor, besliyordu. Kimi arkadaşlar da evlerinde bıraktıkları kumruları yerine onlarla muhabbete doyuyordu. Onları alıp içerde tutma ve sürekli yakın olma arzumuz olmadı değil ancak hiç bir canlı hukuksuz şekilde bir mekanda tutsak edilmemeliydi. Tıpkı çaylak arımız gibi.
Hemen mutfaktan toz şeker getirildi. Gazete kağıdıyla yerden kaldırıp bahçe kapısının dışardan kapatmak için gardiyanların giriş yaptığı ve sürekli kapalı duran kapının önüne kondu. Orada üç basamaklı bir merdiven olduğu için bahçenin en yüksek yeri idi. gökyüzüne daha yakındı.
Arı kıvranıyordu. Yürümeye çalıştı ancak bir ayağını oynatamadığı için ilerleyemiyordu. Biraz dinlendi.
En büyük arzumuz onun özgürlüğüne uçmasını seyretmekti. Tüm koğuş bir anda arının akıbetine odaklanmıştı. Kavli dualar edilmeye başlandı. Henüz hiç tahliye yaşamamıştık. Onun özgürlüğüne kavuşup uçabilmesi bizim de özgürlüğümüz için bir umut olabilirdi.
Aklıma Bediüzzaman Hazretleri’nin Rus harbi esnasında atından inerken ayağının kırılması hadisesi geldi. Askerlerinin kendi atına alıp O’nu oradan kurtarmayı teklif etmeleri üzerine söylediği “Kader bizi mahkum etti” sözü geldi. Kader bizi de arı gibi mahkum edip buraya tıkmıştı.
Beklenen an yaklaşıyordu. Arı aldığı besinin etkisiyle hareketlenmeye başladı. Onun ufak ufak uçması hepimizi çok heyecanlandırmıştı. Arzumuz arının on-onbeş metre yüksekliğindeki duvarları aşmasıydı. Bunun için iyi hazırlanması, gıdalarını alması gerekirdi. Maddi manevi ötelerde pervaz etmenin tek yolu dinç olabilmekten ve dinç kalabilmekten geçmiyor muydu? Arı birkaç hamleden sonra yukarıya doğru pik yaptı. Tam amacına ulaştı dediğimiz anda belirsiz bir sebepten aynı hızda çakıldı. Yükselebildiği yerden tekrar yere düşmüştü.
Arı mı yere düştü yoksa, kafamıza bir balyoz mu indi tam anlıyamadık. Özgürlüğe kavuşma coşkusu yerini tekrar hüzne bırakmış, umutlarımızı azalmıştı. O arı bizimle birlikte burada mı kalacaktı? Ya evinde onu bekleyen birileri varsa ve gittiği bilinmezden dönmesini bekliyorlarsa?
İnsanların önlerine aşılmaz duvarlar koyarak inkısar-ı hayal oluşturanlar ne derece büyük bir vebal altına girdiklerini hiç hesaplamıyorlar. Başkasının önüne konan her engel aslınde zihnimize vurduğumuz bir prangadır. Engel koyanlar kendi zihinlerine koydukları bariyerlerle nereye ulaşmaya çalışırlar ki.
O arı uçmalıydı. Her engele rağmen uçmalıydı. Aynı işlem tekrar edildi. Özenle yerden kaldırılan arı tekrar dinlendirildi. Bu sefer daha dikkatli olunmalı, acele edilmemeliydi. Sonsuz mutlulukların, özgürlüklerin yolu engebelerle doludur. Bu yolu erzağını yolun koşullarına göre almayanlar bitiremezler.
Arı kalkmalıydı, kalkmalı ve bize özgürlüğü müjdelemeliydi. Aramızdan birinin özgürce uçması hepimizi özgürlüğüne kavuşmuş gibi sevindirecekti. Bizi mutlu etmeye azmetmiş olacak ki arıda ilk seferde yaptığı gibi acele etmedi. Sanırım onunda bir planı vardı. Dikey bir uçuş denemedi. Artık koğuşta kendisi için çırpınan insanların arasında güvende olduğu hissi vardı belkide.
Duvarı dikey olarak değilde geniş bir helezon çizerek aşmaya çalıştı bu kez. Yorulduğu zaman dinleniyordu. Spor müsabakasında heyecanlı bir pozisyon izliyor gibi kalbimiz pır pır atıyordu. “Hadi hadi” diyorduk. On onbeş dakikalık heyecanlı ve yakarış dolu bekleyişin ardından misafirimiz ikinci denemesinde başarı sağlamıştı. İçimizdeki özgürlük ateşini tekrar yakan çaylak arı uçabilmişti. Koğuştan ayrılmasına rağmen bizleri unutmayacağını düşünerek teselli olduk. Hapishane kuyusundan çıkan ilk tutuklumuz arı oldu. Damakta uzun süre yer alacak özgürlüğe kavuşma umudunu, ağzımıza bal gibi çalarak gitti.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno