Bedir Haber

Ameller niyetlere göredir

Ameller niyetlere göredir
Bünyamin koca( Bkoca0355@bedirhaber.com )
471 views
09 Nisan 2021 - 21:23

“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur.
Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”

(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)

Bu sözlerin, Allah Resûlü’nden şerefsüdûr olmasına, hicret sebep olduğu için, bu sözde ana tema hicrettir. Zira, rivayete göre İki Cihan Serveri bu sözü şu hâdiseye binaen ifade buyurmuşlardır:

Mekke’den Medine’ye herkes Allah için hicret ediyordu. Ancak ismini bilemediğimiz bir sahabi, sevdiği Ümmü Kays adındaki bir kadın için hicret etmişti.
(Kastalanî, İrşadü’s-Sârî, 1/55)
Şüphesiz bu zat bir mü’mindi ama, niyet ve düşüncesi davranışlarının önünde değildi.

O da bir muhacirdi ama, Ümmü Kays’ın muhaciriydi.

Ancak Allah için katlanılabilecek bunca meşakkate o, bir kadın için katlanmıştı. İsim zikredilmeden, bu hâdise, Allah Resûlü’nün yukarıda zikrettiğimiz mübarek sözüne mevzu olmuştur. Sebebin husûsiyeti, hükmün umûmiyetine mâni değildir. Onun için bu hadîsin hükmü, umumidir, her işe ve herkese şâmildir.

Evet, sadece hicret değil, bütün ameller niyete göredir. İnsan hicret etmek istediğinde niyeti, sadece Allah ve Resûlü (asm) olursa, bunun karşılığı olarak Allah ve Resûlü’nü bulur.

Yani namaz kılarken bile niyet etmezsek o ibadet kabul olmuyor. Niyet namazın farzlarından biridir. Eğer ibadet öncesinde niyet yoksa sevabı da yoktur.
Bu namazda da, oruçta da, zekatta da hep böyledir.
Sadece namaz, oruç ve hac değil tüm ibadetlerimizde hatta yaşantımızın her anında niyet şarttır. Çünkü Allah (c.c.) her anımızda kalbimizdeki niyetlerimize bakıyor. Eğer bir işi Allah rızası için yapıyorsak o işten Allah katında kazanacağımız mükafat kat kat fazladır. Ama sadece geçici dünyalık bir menfaat için yapıyorsak o zaman hiçbir faydası olmaz.
Allah katında bir değeri de yoktur.

Niyetin mahalli kalptir. Hz. Peygamberin (s.a.s.) Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza değil kalplerinize ve halinize bakar (Müslim, Birr, 34.) buyururken kastettiği mana da budur.
Kişi önce kalbiyle niyet eder sonra o ameli işler.
Bu niyet Rabbimizce malumdur.
Çünkü o kalplerin en derinlerinde saklı olan niyetlerimizi dahi bilir.
Ondan gizli hiçbir şey yoktur. O gizlinin gizlisini dahi bilendir. (Taha, 20/7.)

Eğer niyetler hayır ise akıbetler de hayır olur. Niyetimiz sadece Allah rızası olursa hayatımız ibadete dönüşür ve her yaptığımız hayırlı işten sevap kazanırız. Ama niyetler, Allah rızasını kazanmak değil de sadece dünyevi menfaatler etrafında dönüp durursa işte o zaman bunun gerçek anlamda bir faydasını göremeyiz.

Niyetle insanın âdet ve alışkanlıkları, birer ibadet hükmüne geçer. Akşam yatarken gece ibadetine niyetli olan bir insanın, uykudaki solukları dahi zikir yerine geçer. Zaten böyle olmasaydı, bu kadar az zamanda, bu kadar az amelle cennet nasıl kazanılırdı ki..?

Evet, eğer mü’mine ebedî bir hayat verilecekse, bu onun ebedî kulluk niyetine bahşedilmiş bir lütuf olacak ve dolayısıyla da ona ebedî cenneti kazandıracaktır.
Diğer kutupda kâfir için de durum aynı şekildedir.
Yani o da ebedî cehenneme müstehak, demektir.

Gazali tüm ibadetlerde kalbe itibar edildiğini, kalpte her neye eğilim ve irade doğarsa bedenin de ona muvafakat gösterdiğini ve böylece o sıfatın kalpte sağlamlaştığını söyler.

Mesela kalpte tevazu meydana gelse başı yere koymakla kalpteki tevazu kuvvetlenir.
Bütün ibadetlerin niyeti iyilik istemektir. Yani dünyadan yüz çevirip ahirete yüz tutmaktır.
Bu niyetle amel etmek de istek ve iradeyi kuvvetlendirir.(Gazali, Kimyayı Saadet, Ataç Yayınları, İstanbul 2019, s. 637.)

Yüce Rabbimiz sonsuz rahmetiyle kalplerimizden geçirdiğimiz düşüncelerden dolayı bizi hesaba çekmez. Mesela insan günah işlemeye niyetlenip onu işlemediği takdirde ona günah yazılmaz. Ancak o günahı işlerse ona bir günah yazılır.

Diğer taraftan bir sevap yapmaya niyetlenir de yapmaz ise bu niyetinden dolayı bir sevap yazar.
Eğer ki o güzel ameli işlerse on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılır.
“İzzet ve celâl sahibi Allah şöyle buyurdu: “Kulum iyi bir iş yapmaya niyet eder de yapmazsa ona bir iyilik (sevabı) yazarım. Ama onu yaparsa on kattan yedi yüz kata kadar iyilik (sevabı) yazarım. Eğer (kulum) bir kötülük yapmaya niyet eder de yapmazsa onu (bir günah olarak) yazmam. Fakat onu yaparsa ona bir kötülük (günahı) yazarım.”
(Müslim, İman, 204; Buhari, Rikak, 31.)
Hz. Peygamberin haber verdiği aşağıdaki kıssa halis niyetin amelin özü ve ruhu olduğunun remzi değil de nedir..!

Doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam yaptıklarına pişman oldu ve kendisi için tövbe imkânı olup olmadığını sormak üzere bir rahibin yanına gitti.

Rahipten aldığı olumsuz cevap üzerine onu da öldürdü.
Böylece yüz kişiyi öldürmenin derin pişmanlığı ile tövbe için yol aramaya devam etti.
Âlim bir zatı tavsiye ettiler.
Arayıp onu buldu ve durumunu danıştı. Bu âlim kişi tövbe kapısının açık olduğunu ve Allah ile arasına kimsenin giremeyeceğini söyledi.
Ancak onun tövbesi üzerinde durması ve bir daha kötülüklere dönmemesi için iyi insanların olduğu bir yere gitmesini tavsiye etti: “Orada Allah’a ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Kendi topraklarına da dönme. Çünkü orası (seni suça sevk eden) kötü bir yerdir.”
Adam âlimin tavsiye ettiği köye doğru yola çıktı.
Ancak daha köye varamadan yolda öldü. Rahmet ve azap melekleri adamın durumu hakkında tartıştılar.
Rahmet melekleri adamın tövbe ederek kalbiyle Allah’a yöneldiğini ve yola çıktığını söylediler.
Azap melekleri, adamın iyi bir amelinin olmadığını söylediler.
Bu konuda anlaşmaya varamadılar. Nihayetinde Allah’ın emriyle adamın geldiği yere mi yoksa varmak istediği köye mi daha yakın olduğunu ölçtüler. Adam iyi kimselerin olduğu köye daha yakın çıkınca Allah onu afetti ve onu rahmet melekleri götürdüler.
(Müslim,İmare,155;Buhari, Bed’ül-vahy,1.)
Adam samimiyetle tövbe etmiş ve iyi bir kimse olma niyetiyle yola çıkmıştı.
Bu yolda azim ve gayret göstermesi Rabbi katında kabul görmüş ve affına vesile olmuştu.

Kulun kalbindeki niyetin saflığını ve samimiyetini ancak Rabbimiz bilir.

Halis bir niyetle bir amel yapmaya niyet eden kişi o ameli yapmaya imkân bulamazsa bile niyetinden ötürü Allah’ın hoşnutluğunu kazanır ve yapmış gibi sevap kazanır.
Diğer taraftan ibadet eden ancak niyetini halis tutmayan, Allah’ın rızası, hoşnutluğu yanında kulların da övgüsünü kazanmak niyetini taşıyorsa ibadeti makbul olmaz. Tüm ameller niyete göre ya değer kazanır ya da heder olur gider.
Bu sebeple  Resulüllah (s.a.s.)
“Mü’minin niyeti, amelinden hayırlıdır.” (Mecmuu’z-Zevâid, I/61,109)
diye buyurmaktadır.
Zira insan, ne kadar gayret ederse etsin, niyetindeki ameli yakalayamaz.
Cenâb-ı Hakk’ın engin rahmetidir ki, yapılan amelden ziyade, içteki niyete göre muamele etmektedir.
Dolayısıyla, insanın niyetinin, ona kazandırdığı elbette yaptıklarından daha fazla olacaktır.
Evet, işte bu yönüyle de mü’minin niyeti amelinden daha hayırlıdır.
Ayrıca, hadîs-i şeriflerde şu hususlara da delâlet, hiç olmazsa, îmâ ve işarette bulunmaktadır:

1)Niyet, amelin ruhudur; niyetsiz ameller ölü sayılır.
2) Niyet, hasenâtı seyyiâta, seyyiâtı da hasenâta çeviren nurlu ve sırlı bir iksirdir.
3) Amelin amel olması niyete bağlıdır; niyetsiz hicret, turistlik; cihad, bâğîlik; hac, aldatan bir seyahat; namaz, kültür fizik; oruç da bir perhizdir. Bu ibadetlerin, insanı cennetlere uçuran birer kanat haline gelmesi ancak niyet mülâhazasıyla mümkün olur.
4) Ebedî cennet, ebedî kulluk niyeti, ebedî cehennem de ebedî inkâr ve ebedî küfür kastının neticesidir.
5) İnsan niyeti sayesinde, çok küçük bir cehd ve az bir masrafla çok büyük ve çok kıymetli şeyler elde edebilir.
6) Niyet kredisini iyi kullanabilenler, onunla dünyalara talip olabilirler.
7) Dünya ve kadın, nimet olmaya müsait yaratıldıkları halde, o nimetlerin suistimâli veya onlarla olan münâsebetlerin dinî kıstaslara göre ayarlanamaması neticesinde, bu nimetler Allah ve Resûlü (asm)’nün hoşnutluğuna alternatif olabilir. Dolayısıyla da kazanç kuşağında insana her şeyi kaybettirebilirler…

İşte, bunlar ve bunlar gibi daha nice meseleler var ki, herbiri başlı başına birer kitap mevzûu olduğu halde, zerrede güneşi gösterebilen ve deryayı damlaya sıkıştırmaya muktedir olan bir Söz Sultanı’nın beyanında, bu koskoca muhtevayı ifade için üç-beş kelime yetmiştir.

Selam ve dua ile…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno