Bedir Haber

Amansız bir fırtına esiyor yakıp yıkan

Amansız bir fırtına esiyor yakıp yıkan
205 views
06 Ocak 2023 - 16:06

Amansız bir fırtına esiyor yakıp yıkan… Nice içi boş, çürümüş köksüz ağaçları bir bir deviren. Geçmiş birçok kavmi helak eden bu fırtınada kökleri Kur’an ve sünnet minerallerinden beslenenler ayakta kalacak, ötekiler ise “kütükler gibi” devrilip gidecekler.

Efendimizin (sav) “Mümin(ler ise) başak gibidir; rüzgâr onu eğer ama o hemen kalkar doğrulur. Kâfir ise çam ağacı gibidir. Dimdik durur ama bir devrildi mi bir daha kalkıp kendine gelemez” (el-Müsned, 12, 16/118, 452) ilahi beyanına mazhar olacaklar ve sarsılsalar da eğilseler de doğrulup kaldıkları yerden devam edecekler. Zira başak taşıyan yükü ağır ekinlerin rüzgarla dans ettiği gibi devrin mazlumları da çile fırtınalarında omuz omuza vererek o sert fırtınaları uhuvvet setleriyle tohum taşıyan rüzgarlara çevireceklerdir.

Kaptanın kaptanlığı da gemi çalışanlarının samimiyet ve kabiliyetleri de fırtınalı günde belli olur. Bu fırtınalı denizde dağlar büyüklüğündeki dalgaları geçecek olanlar Kur’an tezgahında yapılan, rotası sünnet, hedefi Rabbin rızası olan geminin ihlaslı mürettebatları olacak.

Mümin, hayatının her anını sünnete göre ayarlamaya çalışıp, sıkıntılı zamanlarını sünnetin ortaya koyduğu stratejilere göre belirler. Allah Rasulü (sav) sahabenin bitkin ümitsiz aşk ve şevkten mahrum etrafına negatif enerji yaymasını istemezdi. İmanın verdiği neşe ve huzur ile aktif sabırla heyecanla hizmet etmeye devam etmelerini arzu ederdi.

Hicret’in 7. yılında Kaza Umre’si için Mekke’ye gelmişti bin 600 arkadaşı ile Allah Resulü (sav). Müşrikler bir öncü gönderip müslümanların hallerini öğrenmek istemişlerdi. Gözcü Mekke’ye dönüp Müslümanların hallerini güle güle alay ede ede Kureyş’in ulularına anlatmıştı. “Müslümanlar zayıf, bitkin, hasta, yorgun ve perişan haldeler” demişti. Kureyş uluları ise çıkalım Dar-ün Nedve’nin damına ve müslümanların zayıf perişan hallerine gülelim demişlerdi. Cebrail bu durumu Efendimize (sav) haber verince Efendimiz (sav) Mescid-i Haram’a girerken şöyle buyurmuştu: Ey mümin erkekler ihramlarınızı sağ kollarınızın altından alın (ızdıba) ve hızlı çabuk adımlarla canlı yürüyün (remel) ki bugün heybetli görünüp canlı yürüyene Allah ahirette merhamet edecek.”

Sabır kahramanları, iyiliği organize eden insanlık kahramanları, organize kötülükle mücadele ederken yürüdükleri yolun kaderinin ne olduğunun bilincinde Hz Yakupvâri hüzünlerini Allah’a şikayet ederler. Ve bu tevekkülleri ile asla ümitsizliğe düşmezler. Her fırsatı yol arkadaşları ile kaynaşmaya ve uhuvvete vesile kılar ve selamı aralarında yayarak bir olup, iri olup, diri olup geleceğe yürürler.

Kainatın İftihar Tablosu (sav) her fırsatta sahabeyi bir araya getirir ve kitle halet-i ruhiyesinden arkadaşların istifade etmesini sağlardı. Mesela bayram namazlarını mescidinde değil hemen yanındaki açık alanda kıldırır ve kadın erkek çoluk çocuk herkesin oraya gelmesini isterdi. Böylece mescide giremeyen kadınların da o alana gelip o coşkuya şahit olmasını arzu ederdi.

Çünkü Bazen yol yorgunluğu olur. Ümidini yitirmişler bulunur çevrenizde. Bazen bir proğram bazen bir tavrınız, bazen de bir sözünüz diriltiverir o ölgün ruhları. Şu kısa ama cazib olan dünya hayatında, yaşamak, yaşatmak ve hareketli olmak, durağan hale gelip pörsümemek gerekiyor. Uhudun arkasında Mekke müşriklerinin peşine düşen sahabe gibi zor da olsa, masraflı da olsa iş yapıp hayata, hizmete devam etmek lazım.

Allah Resulü (sav) Bedir Savaşı’ndan önce bana bir işarette bulunun demişti ashabına. Kervan takibi ile ilgili yola çıkmışlardı onlar ama Allah Mekkeli düşmanları çıkarmıştı karşılarına, işler karışmış, yeni bir gerekiyordu. Bu durum istişare gerektiren nazik bir durumdu. Allah Resulü (sav): “Ne dersiniz?” deyince Mikdad b. Esved öne atıldı ve muhteşem bir konuşma yaptı: “Ya Resulallah biz İsrailoğulları’nın Hz. Musa’ya dedikleri gibi demeyiz. İsrailoğulları

قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَٓا اَبَدًا مَا دَامُوا ف۪يهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَٓا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ(Maide,24)sen ve Rabbin git savaş biz burada oturuyoruz dediler. Biz öyle demeyiz. Bizler şöyle deriz: Sen ve Rabbin nerede savaşıyorsan biz seninle beraberiz ya Resulallah.”

İnanmış tüm gönüllerde bir heyecan meydana getirmişti bu sözler. Sonra Sa’d b. Muaz söz aldı. Her birisinin sözleri orduları harekete geçirecek çaptaydı: يا رسول الله ، يمكنك أن تعلن لنا عدوًا بما تريد ، وصديقًا بما تريد. يمكنك أن تأخذ ما تشاء من ممتلكاتنا “Bizi istediğinle düşman, istediğinle dost ilan edebilirsin. Bizim malımızdan dilediğin kadar alabilirsin” deyiverdi.

Bu üstün bir gönül vermişlik, bir sadakat ve vefaydı. Bu bir yiğitlik ve cömertlik örneği olarak tarihin altın sayfalarına geçti. Her nebinin etrafında böyle Rabbaniler vardır.

Dünyevi menfaatlere kul olanlar menfaatlerinin gitmesini asla arzu etmezler. Onlar Hakikat için mücadele edemezler. Hakkın ikamesi için mücadele edenlerden de hiç hoşlanmazlar. Her şeye rağmen mücadele edenlere ellerinden gelen her türlü baskıyı yaparlar. Kendileri gibi düşünmeyenleri taşa tutarlar. Sefih arzularını tatmin etmek için bencil düşüncelerine uyulmasını isterler, hep bunu telkin ederler.

Kafalarından uydurdukları yaftalarla masumlara baskı yapabilmek ve kendi fani saltanatlarını devam ettirmek için toplumların bu yaftalara inanmalarını isterler. Çeşitli propaganda vasıtaları ile onları toplumun nezdinde küçük düşürmeye çalışırlar; hapse atarlar, işkence ederler ve hiç acımadan ölüme terk ederler.

Ama hakkı, adaleti ayakta tutmaya çalışanlar zor olsa da inandıkları değerlerden vazgeçmezler. İman ellerinde adeta yakıcı bir kor gibidir onların. Onu bıraksalar imansız kalacaklar, tutsalar elleri yanacak; dünyevi hayatları perişan olacak. Ama onlar basiretle ve ilahi lütuflarla, zalimlerin tekliflerini kabul edip kalben ve ruhen yollarını değiştirmeye kalkarlarsa ebediyen iflah olamayacaklarını da bilirler (Kehf-20) ve asla inandıkları yolda sebat etmekten geri durmazlar. Çünkü bir bakıma edebi bir dille anlatılan Faust ile Mefisto‘nun savaşıdır bu. Farklı renkleriyle, desenleriyle, sahneleriyle ve figürleriyle ilk insandan itibaren devam edegelmektedir ve kıyamete kadar devam edecektir.

Aziz kardeşlerim! Hayalen Asr-ı Saadete tam Uhud sonrasına gidelim. Uhud ramazandan sonra Şevval ayının 7. gününde olmuştu. Muvakkat bir hezimet yaşayan müminler, Efendimizin (sav) Hamra’ül Esed hamlesi ile toparlanmıştı. Ama Uhud o günlerin Yemeni olmuş, giden sahabelerin bir kısmı geri dönmemişti. Uhud harbinden tam iki ay sonra Kurban Bayramı idrak edilmişti. Tarih kitapları o günlerde Medine’nin nüfusunu on bin kişi olarak tahmin ederler. İşte Efendimiz (sav) Uhud’daki travmayı bayramdaki birliktelikle tedavi etmiştir.

O (sav) böyle yaparak; Müslümanlar arasındaki uhuvveti kuvvetlendirirken diğer taraftan imanı zayıf olanların ve münafıkların kalplerindeki isi pası buradaki uhuvvet ırmağında yıkamıştır.

Tabi asıl mesaj ise kötülüğü organize edenlere idi. O (sav) sahabesinin halinin Mekke’ye rapor edildiğini biliyor ve şu aşkın ve şevkin; şu birliktelikten hasıl olan coşkunun kulaklarına gitmesini istiyor ve yıkılmadık ayaktayız mesajı veriyordu.

Hizmet insanı her fırsatı bir coşku pınarına çevirip uhuvvetini perçinleyerek aktif sabırla hizmetine devam eder. Yazı yaz kampları ile, kışı kampları ile akabeleri aşma adına mücadele eder. Durmaz, durursa bir daha kalkamayacağını bilir, yavaşta olsa yürür, bir işin ucundan tutar hakka hizmette gerilerde kalmayım, yok olmayım diye kendini zorlar. İnandığı davası adına bildiği işleri yapmaya devam eder. Himmet der, muavenet der, ders, sohbet der kimi zaman mağdurların, kimi zaman din iman adına ihtiyaç hisseden insanların yardımına koşar zorlukları aşmada rabbani bir yardımcı olmaya çalışır.

Madem öyle biz de şu güzel ifadelerle bitirelim satırlarımızı: “Ey nefis! Sıyrıl hazan duygularından ve bir yeşillik ol, uçuşsun kuşlar, kuşçuklar çevrende. Bir su kaynağı ol, koşsun bütün bağrı yanıklar semtine. Mumlar gibi eri ve etrafına ışıklar saç; hem öyle bir saç ki, mehtabı temaşaya dalmış olanlar, onu bırakıp da senin ikliminin pervanesi olsunlar. İnsanları tıpkı bir anne gibi öyle sıcak ve içten kucakla ki, hışmından korkanlar bile tereddüt etmeden kendilerini senin kucağına atsınlar.”

Rabbim bizleri razı olacağı kulluk ve uhuvvet atmosferinde yaşatsın. Hizmet aşk ve şevkimizi kuvvetlendirsin.

 

Derleyen

Erdal ATAK

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno