SON DAKİKA

Bedir Haber

Allah’ı görmek mümkün müdür?

Allah’ı görmek mümkün müdür?
55 okuma
14 Kasım 2018 - 20:46

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.

Allah’a Hamd, Rasulüne salat-ü selam olsun.

Kavramlar

Rü’yetullah; Müminlerin âhirette Allah’ı görmesi anlamında bir kelâm terimi.

Kelam; İslâm dininin iman, itikat gibi ana ilkelerini konu edinen ve savunan ilim.

Müşebbihe; Allah’ı yaratılmış olanların sıfatlarıyla anan ve Allah’ı yarattıklarına benzeten itikat mensuplarının oluşturdukları itikadî mezheplerin tamamına mal olan bir tâbirdir

Sufiyye; tasavvuf ehli, tarikat mensuplarına verilen ad.

Şatahat; kendinden geçme durumunda, bilinçdışı olarak söylenilen sözlerdir.

Medeni sureler; Medine’de nazil olan sureler.

Ru’yetullah (Allah’ı Görmek)

Sözlükte “görmek” mânasındaki rü’yet kelimesiyle “Allah” lafzından meydana gelen bir terkiptir.

“Allahı görmek” manasına gelir.

İslam’da, Rü’yetullah meselesi (VIII.) yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan itikadî konulardan biridir.

A) Tarihçe

Kur’an’da rü’yetullah terkibi geçmemekle birlikte inkârcıların dünyada Allah’ı görme ve peygamberlerden Allah’ı kendilerine gösterme taleplerinden söz edilmiştir.

Yeryüzünde azgınlık gösterip fesat çıkaran Firavun, veziri Hâmân’a, Mûsâ’nın kendisinden inanmasını istediği ilâhı görebilmek için yüksek bir kule inşa etmesini emretmiştir (el-Mü’min, 36-37).

Mûsâ ve Hârûn’un uzun mücadelelerden sonra Firavun’un elinden kurtardıkları İsrâiloğulları, putlara tapınan bir kavmi görünce peygamberlerinden kendileri için o putlar gibi gözle görülen bir ilâh yapmalarını istemişler (el-A‘râf, 138), hatta apaçık görmedikçe Allah’a inanmayacaklarını söylemişlerdir.

Bu yüzden, Hz. Mûsâ’nın Tur dağına rabbiyle konuşmaya gittiği sırada gözle görülen altın buzağıya tapınmışlardır (el-Bakara,55; en-Nisâ, 153; Tâhâ,86-91).

Mekke döneminin ortalarında ve sonlarında nâzil olan sûrelerde, tevhid inancına karşı direnen müşriklerin Allah’ı görmedikçe veya Allah ile melekler yanlarına gelmedikçe iman etmeyecekleri yolundaki beyanları yer almıştır. (el-Furkān, 21; el-En‘âm ,158; el-İsrâ, 92),

Müşriklerin bu anlayışına Medenî sûrelerde de temas edilmiştir (el-Bakara, 210).

Ahmed b. Hanbel, Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’den Allah’ı kendilerine göstermesini istemeleri üzerine, “Gözler O’nu göremez, O ise gözleri görür” meâlindeki âyetin (el-En‘âm, 103) nazil olduğunu nakleder.

B) Dünyada Rü’yetullah

İslam Tarihinde, Allah’ın dünyada görülmesi hakkında iki farklı görüş ortaya çıkmıştır.

Birincisine göre, bu mümkündür. Müşebbihe ve İslam’ın ana caddesi olan ehli sünnet çizgisini kaybetmiş bazı Sûfiyye gruplarının benimsediği bu telakki, İslam ulemasının çoğunluğu tarafından itibar görmemiştir. Reddedilmiş ve sapkınlık olarak değerlendirilmiştir. Zaten peygamberlerin tebligatını inkar eden kavimlerinin de talepleri budur.

İkinci anlayışa göre peygamberler dahil olmak üzere hiçbir insan Allah’ı dünyada göremez kabulüdür.

Nitekim Hz. Mûsâ, Allah’ı dünyada görmek istemiş, fakat, Allah tarafından “Sen beni asla göremezsin” cevabını almıştır (el-A‘râf, 143).

Ayrıca Kur’an gözlerin Allah’ı göremeyeceğini haber vermiştir (el-En‘âm, 103).

Alimler de bu âyete rü’yetullahın dünyada vuku bulmayacağı anlamını vermiştir (Taberî, XII, 19).

Ashab mirac münasebetiyle Resûl-i Ekrem’e, “Allah’ı gördün mü?” diye sormuşlar, o da, “O nurdur, nasıl göreyim?” veya, “Sadece bir nur gördüm” cevabını vermiştir (Müslim, “Îmân”, 291-292).

Hz. Âişe ise, “Muhammed’in Allah’ı gördüğünü söyleyen kimse yalan konuşmuş olur” demiş ve kendisinin, bunu Resulullah’a sorup öğrendiğini belirterek; Resûlullah dahil hiç kimsenin dünyada Allah’ı görmediğini ve gözlerin Allah’ı idrak etmediğini bildiren (el-En‘âm, 103) âyetinin bunu açıkladığını belirtmiştir (Buhârî, “Tevḥîd”, 4).

Diğer bazı rivayetlerde de; Resulullahın, hiçbir mümin ölünceye kadar Allah’ı göremeyecektir dediği nakledilmektedir. (Müslim, “Fiten”, 95).

C) Rüyada Rü’yetullah

Ehli Sünnet ulemasının öncülerinden İmam Maturidi, Kitabüt-tevhid isimli eserinde, Nûreddin es-Sâbûnî, el Bidaye fi usulüd-din kitabında ve diğer bir çok kelâm âlimleri Allah’ın dünyada iken görülemediği gibi, rüyada da görülemiyeceğini söylemişlerdir. (Nûreddin es-Sâbûnî, s. 43).

İslam âlimlerin bir kısmı Allah’ın zatını değil ama isim ve sıfatlarının tecellilerini, kalp gözüyle (rüyada ve ruhen) görülebileceğini ileri sürmüş ve bu konudaki bazı hadisleri delil getirmişlerdir. (Müsned, I, 368);

Gerçi uyanıkken de Allah’ın isim ve sıfatlarının her an, her yerde tecellileri, görmek isteyenler tarafından görülebilmektedir.

İmamı Azam’ın Allah’ın rubûbiyet sıfatının tecellilerini rüyasında gördüğü nakledilir.

Allah’ın zatını, şu veya bu şekilde rüyasında gördüğünü iddia edenlerin büyük bir yanılgı içinde oldukları muhakkaktır.

Bazı Sufiyye bu ve buna benzer ifadeleri şatahat olarak değerlendirse de; itikat açısından tehlikeli bir söylem ve sapkınlık olduğunu ifade etmek isteriz.

D) Âhirette Rü’yetullah.

Allah’ın âhirette görülmesi konusunda Ehli sünnet âlimlerce benimsenen görüşleri şöylece özetlenebilir:

Allah Teâlâ âhirette müminler tarafından görülecektir.

Kur’ân-ı Kerîm’de, “O gün rablerine bakan parlak yüzler vardır” meâlindeki âyette geçen “ilâ rabbihâ nâzırah” ifadesi (el-Kıyâme, 22-23) bunun açık delilidir.

Çünkü burada “ilâ” edatıyla kullanılan “nazara” fiili Hz. Mûsâ’nın Allah’ı görme talebini dile getiren âyette (el-A‘râf, 143) “enzur ileyk” şeklinde geçmekte ve “baş gözünün bakması” anlamına gelmektedir.

Bu âyetler âhirette müminlerin Allah’ı çıplak gözle göreceğine işaret etmektedir.

Gözlerin Allah’ı idrak edemediğini bildiren âyet ise (el-En‘âm, 103) gözlerin Allah’ı dünyada göremeyeceği veya O’nun zâtını kuşatamayacağı mânası taşır (Taberî, XII, 13-18).

Buna karşılık kâfirlerin âhirette kör (Allah’ı görme özelliğinden yoksun) olarak haşredilecekleri ve bu sebeple Allah’ı göremeyeceklerine dair âyetler mevcuttur (Tâhâ,124; el-Mutaffifîn, 15).

Hadislerde rü’yetullah yerine “rü’yetü rab” tabiri geçer (Buhârî, “Mevâḳīt”, 16; Müslim, “Zühd”, 16).

Sahih hadislerde belirtildiğine göre müminler, bulutsuz bir günün öğle vaktinde güneşi ve bulutsuz bir gecede dolunayı gördükleri gibi Allah’ı âhirette görecektir (Müsned, III, 16; IV, 13-14; Buhârî, “Tevḥîd”, 24; Müslim, “Îmân”, 299, “Zühd”, 16).

Sonuç olarak, Rü’yetullah, yani Allah’ın görülmesi dünyada ve rüyada, ehli sünnet itikadına göre vaki değildir.

Ahirette ise sadece müminler tarafından cennette görülecektir.

(Daha geniş bilgi için bkz. ( D.İ.B, İslam Ansiklopedisi, “Rü’yetullah”,maddesi)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.

Allah’a Hamd, Rasulüne salat-ü selam olsun.

Kavramlar

Rü’yetullah; Müminlerin âhirette Allah’ı görmesi anlamında bir kelâm terimi.

Kelam; İslâm dininin iman, itikat gibi ana ilkelerini konu edinen ve savunan ilim.

Müşebbihe; Allah’ı yaratılmış olanların sıfatlarıyla anan ve Allah’ı yarattıklarına benzeten itikat mensuplarının oluşturdukları itikadî mezheplerin tamamına mal olan bir tâbirdir

Sufiyye; tasavvuf ehli, tarikat mensuplarına verilen ad.

Şatahat; kendinden geçme durumunda, bilinçdışı olarak söylenilen sözlerdir.

Medeni sureler; Medine’de nazil olan sureler.

Ru’yetullah (Allah’ı Görmek)

Sözlükte “görmek” mânasındaki rü’yet kelimesiyle “Allah” lafzından meydana gelen bir terkiptir.

“Allahı görmek” manasına gelir.

İslam’da, Rü’yetullah meselesi (VIII.) yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan itikadî konulardan biridir.

A) Tarihçe

Kur’an’da rü’yetullah terkibi geçmemekle birlikte inkârcıların dünyada Allah’ı görme ve peygamberlerden Allah’ı kendilerine gösterme taleplerinden söz edilmiştir.

Yeryüzünde azgınlık gösterip fesat çıkaran Firavun, veziri Hâmân’a, Mûsâ’nın kendisinden inanmasını istediği ilâhı görebilmek için yüksek bir kule inşa etmesini emretmiştir (el-Mü’min, 36-37).

Mûsâ ve Hârûn’un uzun mücadelelerden sonra Firavun’un elinden kurtardıkları İsrâiloğulları, putlara tapınan bir kavmi görünce peygamberlerinden kendileri için o putlar gibi gözle görülen bir ilâh yapmalarını istemişler (el-A‘râf, 138), hatta apaçık görmedikçe Allah’a inanmayacaklarını söylemişlerdir.

Bu yüzden, Hz. Mûsâ’nın Tur dağına rabbiyle konuşmaya gittiği sırada gözle görülen altın buzağıya tapınmışlardır (el-Bakara,55; en-Nisâ, 153; Tâhâ,86-91).

Mekke döneminin ortalarında ve sonlarında nâzil olan sûrelerde, tevhid inancına karşı direnen müşriklerin Allah’ı görmedikçe veya Allah ile melekler yanlarına gelmedikçe iman etmeyecekleri yolundaki beyanları yer almıştır. (el-Furkān, 21; el-En‘âm ,158; el-İsrâ, 92),

Müşriklerin bu anlayışına Medenî sûrelerde de temas edilmiştir (el-Bakara, 210).

Ahmed b. Hanbel, Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’den Allah’ı kendilerine göstermesini istemeleri üzerine, “Gözler O’nu göremez, O ise gözleri görür” meâlindeki âyetin (el-En‘âm, 103) nazil olduğunu nakleder.

B) Dünyada Rü’yetullah

İslam Tarihinde, Allah’ın dünyada görülmesi hakkında iki farklı görüş ortaya çıkmıştır.

Birincisine göre, bu mümkündür. Müşebbihe ve İslam’ın ana caddesi olan ehli sünnet çizgisini kaybetmiş bazı Sûfiyye gruplarının benimsediği bu telakki, İslam ulemasının çoğunluğu tarafından itibar görmemiştir. Reddedilmiş ve sapkınlık olarak değerlendirilmiştir. Zaten peygamberlerin tebligatını inkar eden kavimlerinin de talepleri budur.

İkinci anlayışa göre peygamberler dahil olmak üzere hiçbir insan Allah’ı dünyada göremez kabulüdür.

Nitekim Hz. Mûsâ, Allah’ı dünyada görmek istemiş, fakat, Allah tarafından “Sen beni asla göremezsin” cevabını almıştır (el-A‘râf, 143).

Ayrıca Kur’an gözlerin Allah’ı göremeyeceğini haber vermiştir (el-En‘âm, 103).

Alimler de bu âyete rü’yetullahın dünyada vuku bulmayacağı anlamını vermiştir (Taberî, XII, 19).

Ashab mirac münasebetiyle Resûl-i Ekrem’e, “Allah’ı gördün mü?” diye sormuşlar, o da, “O nurdur, nasıl göreyim?” veya, “Sadece bir nur gördüm” cevabını vermiştir (Müslim, “Îmân”, 291-292).

Hz. Âişe ise, “Muhammed’in Allah’ı gördüğünü söyleyen kimse yalan konuşmuş olur” demiş ve kendisinin, bunu Resulullah’a sorup öğrendiğini belirterek; Resûlullah dahil hiç kimsenin dünyada Allah’ı görmediğini ve gözlerin Allah’ı idrak etmediğini bildiren (el-En‘âm, 103) âyetinin bunu açıkladığını belirtmiştir (Buhârî, “Tevḥîd”, 4).

Diğer bazı rivayetlerde de; Resulullahın, hiçbir mümin ölünceye kadar Allah’ı göremeyecektir dediği nakledilmektedir. (Müslim, “Fiten”, 95).

C) Rüyada Rü’yetullah

Ehli Sünnet ulemasının öncülerinden İmam Maturidi, Kitabüt-tevhid isimli eserinde, Nûreddin es-Sâbûnî, el Bidaye fi usulüd-din kitabında ve diğer bir çok kelâm âlimleri Allah’ın dünyada iken görülemediği gibi, rüyada da görülemiyeceğini söylemişlerdir. (Nûreddin es-Sâbûnî, s. 43).

İslam âlimlerin bir kısmı Allah’ın zatını değil ama isim ve sıfatlarının tecellilerini, kalp gözüyle (rüyada ve ruhen) görülebileceğini ileri sürmüş ve bu konudaki bazı hadisleri delil getirmişlerdir. (Müsned, I, 368);

Gerçi uyanıkken de Allah’ın isim ve sıfatlarının her an, her yerde tecellileri, görmek isteyenler tarafından görülebilmektedir.

İmamı Azam’ın Allah’ın rubûbiyet sıfatının tecellilerini rüyasında gördüğü nakledilir.

Allah’ın zatını, şu veya bu şekilde rüyasında gördüğünü iddia edenlerin büyük bir yanılgı içinde oldukları muhakkaktır.

Bazı Sufiyye bu ve buna benzer ifadeleri şatahat olarak değerlendirse de; itikat açısından tehlikeli bir söylem ve sapkınlık olduğunu ifade etmek isteriz.

D) Âhirette Rü’yetullah.

Allah’ın âhirette görülmesi konusunda Ehli sünnet âlimlerce benimsenen görüşleri şöylece özetlenebilir:

Allah Teâlâ âhirette müminler tarafından görülecektir.

Kur’ân-ı Kerîm’de, “O gün rablerine bakan parlak yüzler vardır” meâlindeki âyette geçen “ilâ rabbihâ nâzırah” ifadesi (el-Kıyâme, 22-23) bunun açık delilidir.

Çünkü burada “ilâ” edatıyla kullanılan “nazara” fiili Hz. Mûsâ’nın Allah’ı görme talebini dile getiren âyette (el-A‘râf, 143) “enzur ileyk” şeklinde geçmekte ve “baş gözünün bakması” anlamına gelmektedir.

Bu âyetler âhirette müminlerin Allah’ı çıplak gözle göreceğine işaret etmektedir.

Gözlerin Allah’ı idrak edemediğini bildiren âyet ise (el-En‘âm, 103) gözlerin Allah’ı dünyada göremeyeceği veya O’nun zâtını kuşatamayacağı mânası taşır (Taberî, XII, 13-18).

Buna karşılık kâfirlerin âhirette kör (Allah’ı görme özelliğinden yoksun) olarak haşredilecekleri ve bu sebeple Allah’ı göremeyeceklerine dair âyetler mevcuttur (Tâhâ,124; el-Mutaffifîn, 15).

Hadislerde rü’yetullah yerine “rü’yetü rab” tabiri geçer (Buhârî, “Mevâḳīt”, 16; Müslim, “Zühd”, 16).

Sahih hadislerde belirtildiğine göre müminler, bulutsuz bir günün öğle vaktinde güneşi ve bulutsuz bir gecede dolunayı gördükleri gibi Allah’ı âhirette görecektir (Müsned, III, 16; IV, 13-14; Buhârî, “Tevḥîd”, 24; Müslim, “Îmân”, 299, “Zühd”, 16).

Sonuç olarak, Rü’yetullah, yani Allah’ın görülmesi dünyada ve rüyada, ehli sünnet itikadına göre vaki değildir.

Ahirette ise sadece müminler tarafından cennette görülecektir.

(Daha geniş bilgi için bkz. ( D.İ.B, İslam Ansiklopedisi, “Rü’yetullah”,maddesi)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON DAKİKA HABERLERİ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.