Bedir Haber

28 ŞUBAT SOĞUK MU HALA?

28 ŞUBAT SOĞUK MU HALA?
Zübeyde MERYEM( zubeyde.meryem@bedirhaber.com )
133 views
28 Şubat 2015 - 21:00

**Bu yazı 28 Şubat zulmüne kendi penceremden bir bakıştır …**

28 Şubat denen sürecin mağdurlarındanım, aklım yetmese de küçük olsam da o zamanlarda yaşadıklarımız omuzlarımıza ağır şeyler yüklemişti. İhl’de idik ve başörtülü öğretmenlerimiz takibata alınıyor, Milli Güvenlik dersi gibi bir saçmalıkla her hafta bir asker dersimize geliyor ve biz diken üstünde oturuyorduk. Başörtümüzü bugün açtıracaklar yarın açtıracaklar diye hop oturup hop kalkıyorduk. Sonradan fark ettim her şeyi. Ama bu yazımda mağdur edebiyatı yapmayacağım. Zira o edebiyatı yapanlar çoktan yükü tutturdular…

28 Şubat müslümanların hala güçsüz ve zayıf olduğunun, devlet kadrolarının imanlı insanlardan oluşmadıkça tepeden inme her darbenin dindarı mahvedeceğinin deliliydi. Gözyaşıydı, zulümdü, kul hakkıydı, insanların, gencecik kızların ömrünün en güzel yıllarının çalınışıydı, başörtülü fotoğraf verdim diye girdiğim Öss’de 30 puan kırılarak gelen ve hiç hak arayamadığım sınav sonuç belgesiydi, haziran sıcağında  girdiğim sınavlarda başörtümün üstüne ucube olarak  taktığım peruktan akan terdi,  açık bir  kızla karşılaştırma yapılarak sınava başvurduğum yerde izzet-i nefsimin kırılmasıydı, başörtümle okuyabilmek için yıllarca beklememdi,  girdiğim her devlet dairesine suçlu gibi girmekti,  nefretti, kindi ve ötelere çokça hakla göçüp gitmekti.

O dönem, iktidarda ateşli ve dindarları cidden baş tacı yapmak isteyen insanlar vardı. Davaları islamdı ve samimi idiler buna ben böyle şehadet ederim. Lakin ilmi siyaset bilinmiyor, aniden gelen iktidar sürprizi ile neyi nerede söyleyeceklerini kestiremiyor  “asker benim başörtülü bacıma saygı duruşuna geçecek” deniyor  “ihller bizim arka bahçemizdir.” şaibeleri birileri tarafından bu okulların kapatılmasına zemin hazırlanması açısından yayılıyordu. Zaman ve zemin müsait değilken ani çıkışlar yapılıyor, sondan söylenecekler önden söylenip fevri çıkışlar yapılıyor;  devletin kadrolarında dindar insanlar yokken ve iktidarın eli güçlü değilken çok önemli şeylere yelteniyorlardı. Bu da tabi ki yıllardır pusuda bekleyen belli bir zihniyeti rahatsız ediyor, onların eline koz veriyor bir şekilde inananları bertaraf etmenin derdine düşüyorlardı. Saçı sakalı birbirine karışmış o güne kadar  piyasada olmayan adamlar meydanlara inip zikir çekiyor, başörtülü bir kadın üzerinden hala anlamadığım postmodern  adı altında darbeler yapılıyordu. İkna odaları, başörtü yasakları, TSK ‘dan tahliyeler, ihraçlar, hapisler, mahkemeler vs. oluyor, tanklar yürüyor o zamanın malum medyası darbe şakşakçılığı yapıyor belli kesimler özellikle hedef alınıp yalan yanlış manşetlerle zihinler bulandırılıp  halk bilinçli olarak galeyana getirilmeye ve sokağa çekilmeye çalışılıyordu.

Sorun gene kadın eksenli devam ediyor dindar halka başörtüsü üzerinden vuruluyor ve bizim samimane (!) dindar olan beylerimizden ise aktif bir çıkış olmuyordu. Çıkışlar ferdi planda kalıyor,  İlahiyat fakültelerindeki hocalar dahi bu mağduriyeti öğrencilerine yaşatıyorlardı.  İmam hatiplilerin ilahiyat dışındaki fakültelerde okuması engellendiği için bizim samimi dindarlar çocuklarını ihl’lerden alıyor ve yavrucuğunun geleceğini teminat altına alıyordu. Fakir fukaranın çocuğu ise zulüm göremeye devam ediyordu. Gelecek kaygısıyla kimse çocuğunu ihllere yazdırmıyor ve birçok ihl kapısına kilit vuruluyordu. Velhasıl  o süreçte hiç kimse masum değildi.

Geniş pardesüler ve büyük eşarplar yerini daracık modern tesettüre ve mendil kadar örtüye bırakıyor, üniversitede okumak isteyenler ile tesettürü arasında kalanlar imanımı mı kaybettim endişesi ile git-geller yaşıyor kimisi örtüsünü açıp okuyor kimisi perukla işi çözüyor kimisi ise okulunu bırakıp şehrine köyüne geri dönüyor, kimisi yıllardır emek verdiği işini bırakıyor ama herkes   büyük psikolojik sorunlar ile mücadele ediliyordu. Fırsatını bulanlar ise yurtdışına gidip iyi üniversitelerde okuyorlardı. İnsanlar gümüş yüzük taktığı için bile fişlenir haldeydi. Başörtüsü eylemlerinde sokağa çıkarak karışıklığa sebebiyet vermek istemeyenlere prim yaptırmamak için kimi sağduyu ve sukunet çağrısı yapsa da kimisi toplu gösteriler yapma taraftarıydı. Her taraf muhakkak kendince haklıydı.

Sonra süreç devam edip gitti, bin yıl denilen süreç bizce hala bitmiş değil, hala müslümanlar birbirine düşürülüyor, fişlemeler devam ediyor. Benden değilsin anlayışıyla insanlar yaftalanıp gözden düşürülebiliyor. Garipsemiyorum çünkü ilahi kanunlarla yönetilmeyen ve beşeri çıkarların olduğu her sistemde bu çok normal. Devran dönüp dolaşıyor haklıyı haksız, haksızı haklı yapabiliyor.

Süreç  hala devam etmiyor mu sanıyoruz?  O dönemin mağdur edebiyatını yapıp rüzgarda hiç eğilmeyenler şimdilerin holding sahibi oldu, iyi yerlerde söz söyleme konumuna geldi, itibarları tavan yaptı. Hakiki mağdurları ise mağdur olarak kaldı.  O sürecin maksadı İslam’ı silip süpürmek değildi. Zira buna hiçbir kafirin ve münafığın gücü yetmemiştir ve yetmeyecektir. Maksat dini yozlaştırmak ve içini boşaltarak seküler bir yaşam ortaya koymaktı. Bu fazlasıyla oldu. Net çizgilerimiz varken yumuşadık,  ne şiş yansın ne kebap  tarzı yaşamlarımız var şimdi. Mü’min kadın o kadar hırpalandı ki artık her yerde gereksiz bir  var olma  yarışına girip ben de varım beni de görün mantığıyla her yerde boy göstermeye başladı. Müslümanlar alabildiğine dünyevileşti ve net duruşlar yerini birçok şeyde yumuşamaya bıraktı.  Tesettür kavramı büyük bir darbe aldı , yüzü makyajlı dar kıyafetli, her ortama rahatça girip çıkan ucube tesettürlülerimiz türerken dindar kadınlar da artık gitar kurslarına gidiyor,  bisiklete biniyor, kız erkek karışık kantinlerde, cafelerde oturabiliyordu. Camilerimizin içi boşalıp cemaat arasında ihtilaflar oluşuyor,  ihllerin içi boşaltılıyordu. Buralara kayıt yaptırılmadığından köy köy gezen fedakar öğretmenler okulların kapanması için azami gayret gösteriyordu. Bu okulların düzelmesi için şimdi onlarca yıl lazım belki . Belki de eski samimi öğretmenler azaldığı için yeni nesil adına bu kadar ümitvar olamayacağım. Zira bugünün öğretmenlerini de o süreç besledi, emzirdi ve büyüttü.

Velhasıl 28 şubat, müslümanların kendi olma yarışında çelme yiyip tökezleyip yarı yolda kalışıdır o darbeyi başlatan dinsiz zihniyet olmasına rağmen Müslümanlar kendi kendilerine asıl darbeyi yaptılar, dik duramadılar,  kimlikler kaybolup yerine bambaşka insanlar geldi. İslami  çizgiden sapmalar gösterdiler ve dindarlar batıya daha açık hale geldi.

O süreçte çok hak ihlal edilmiş, çok gözyaşı dökülmüş ve her hak sahibinin hakkını alacağı güne haklar ertelenmiştir ve akıllarda hep şu ayet dolaşır durur; “Allah’ı, zalimlerin yapmakta olduklarından sakın habersiz sanma! O sadece, onlarla hesaplaşmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor !” (İbrahim -42)

Yazacağım çok şey vardı lakin şimdilik bu kadarla iktifa edelim…!!

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
หนัง JAV UNCENSOREDหนังAV JAV JAPANXXX หนังโป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนังหนังav ดูหนังโป๊ญี่ปุ่น หนังxญี่ปุ่นหนังAV JAV หนังโป๊ญี่ปุ่น หนัง JAV CENSOREDtürk ifşatürk pornoหนังavหนัง JAV CENSOREDหนัAV JAV JAPANXXX หนังป๊ญี่ปุ่น หนังXXX หนัง Rate R HD

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

maltepe evden eve nakliyat

ensest porno