YAZARLAR

Yavuz AYTAŞ

“Milli” Eğitim

Okullarımızda ikinci dönem eğitim-öğretim yılı başladı, hepimize hayırlı olmasını diliyoruz. Bu vesileyle eğitimimizin “milli” ve “eğitim” yönlerine bir göz atmakta fayda var. Zira yapılan çok farklı araştırmalara göre okullarımızdaki yaklaşık on sekiz milyon öğrencimizin, eğitim ve öğretim yönünden birçok probleminin olduğunu ortaya çıkmaktadır. Bunun diğer sebeplerin yanında, okullarımızda “milli” bir eğitimin yapamamamız da bulunmaktadır.

Millilik kültürümüzün birçok unsurunu içerisinde barındırmakla birlikte özellikle manevi değerleri de içerisinde bulunduran bir kavramdır. Maalesef üzülerek görmekteyiz ki eğitim çağındaki çocuklarımızda, evrensel insani değerlere ve bizi biz yapan kendi öz değerlerimize karşı bir ilgisizlik ve yabancılık söz konusudur. Şu anda ülkemizde ortalama bir lisenin herhangi bir sınıfındaki genel manzara şöyledir. Öğretmen derse girip öğrencileri farklı şekillerde selamladığında(selamlaşma günaydın, iyi dersler, merhabalar vs. sınıfın yarıdan fazlası buna karşılık vermemektedir. Cep telefonu maalesef ders düzenini bozacak bir problem haline gelmiştir. Bir taraftan ders dinlediğini veya dersi takip ettiğini söyleyen öğrenci diğer taraftan kulaklığı ile müzik dinlemek istemektedir ve fırsatını bulduğunda bunu yapmaktadır. Bir gözlem olarak şunu biliyorum ki, öğrencilerimiz büyük çoğunlukla yabancı müzik dinlemektedir. Derslerde sakız çiğneyen öğrenci sayısı her geçen gün artmaktadır. Teneffüslerde koridorlarda veya bahçede elinde telefonuyla oyun oynayan öğrenciler her geçen gün artarak devam etmektedir. Kendisine yapılan bir iyiliğe teşekkür bile etmeyen, hata yaptığında özür dileme erdemini göstermeyen öğrencilerimizde gün geçtikçe çoğalmaktadır. Bunlara bakarak ümitsizliğe de kapılmamamız gerekmektedir. Çünkü bütün bunların yanında okullarımızda güzel şeylerde olmaktadır.

Bakanlığımızın adı madem ki “milli” eğitim bakanlığı o halde eğitimimiz milli olmalı ve okullarımızda öğretimin yanında esas “eğitim” verilmedilir. Yani istenen davranış değişikliği sağlanmalıdır. “İyi insan” yetiştirilmelidir. Çünkü dünyamızın ve ülkemizin yetişmiş, iyi insana ihtiyacı vardır. Sadece mühendis değil, iyi insan olan mühendis; sadece hukukçu değil, iyi insan olan hukukçu; sadece yönetici değil, iyi insan olan yönetici yetiştirdiğimizde ülkemiz ve dünya daha iyi olacaktır.

Bir ayağımız kendi milli değerlerimizde, diğer ayağımız dünyanın her tarafında olmalıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için devletimizin, bakanlığımızın, okul idarelerimizin, öğretmenlerimizin, ailelerimizin ve basın yayın organlarımızın kısace herkesin üzerine düşen görevlerin olduğunu bilinmeli ve buna göre hareket edilmelidir. Çünkü sağlıklı bir eğitim ve nesil sağlıklı ortamların ürünüdür. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesinden bir anönce vazgeçilmelidir. Zira sayısı artan ‘yılanlar’ bir gün mutlaka bize,topluma,ülkemize ve insanlığa zarar verir. Bir yanlışlık gördüğümüzde banane demeden, imkanımız ve yetkimiz ölçüsünde, elimizle ve dilimizle düzeltmeye çalışmalıyız.

Ülkemizin geleceği hakkında bir tahminde bulunmak istiyorsak gençlerimize bakmalıyız. Çünkü ülkemizin yüz, yüzelli yıllık geleceği bugün yetiştirmekte olduğumuz gençlerle şekillenecektir. Bu gençleri iyi eğitirsek geleceğimiz iyi, ihmal edersek de geleceğimiz oölçüdekötü olacaktır.

Bütün olumsuzluklara rağmen ümitle, gayretle geleceğimizi inşa edecek nesli yetiştireceğimizden şüphemiz olmamalı ve bu yönde hepimiz gayret etmeliyiz. Çünkü bu alanda çokfedakarca çalışan veli, öğrenci, idareci ve öğretmenler bulunmaktadır ve pırıl pırıl gençler yetişmektedir. Feda edecektek bir tek gencimiz yoktur ve olmamalıdır. Yüce Mevla neslimizi, ülkemizi ve insanlığı her türlü kötülükten muhafaza buyursun.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle