YAZARLAR

Veysel Şener

KALPLER VE TAŞLAR

KALPLER VE TAŞLAR

İnsan kalbinin maddi ve manevi iki yönü vardır. Dil zenginliği açısından maddi olana yürek, manevi olana da gönül denilir. Yürek vücudumuzun maddi sıhhatini, gönül de manevi sıhhatini gösterir. Kalbin maddi sağlığını ölçme imkânımız var ama manevi sıhhatini nasıl ölçeceğiz? Maddi arıza dünya hayatını, manevi arıza ise ahiret hayatını yok eder. Demek ki maddi ve manevi iki taraflı olarak kalbimize bakmalı ve koruma altına almamız gerekiyor.

Madde itibariyle kalbin emme basma tulumbası gibi çalışması olmasaydı, yani araba motorlarının benzini tükettiği gibi çalışsaydı ne olurdu? Bizler sık sık kan istasyonlarına gider ve kan alırdık. Sırtımızda kan deposu taşımak zorunda kalırdık. Yine kalbimiz araba motorları gibi gürül gürül çalışsaydı rahat uyuyabilecek miydik? Hepimiz annemizin sımsıcak kucağında onun musiki gibi çalışan kalp atışlarını dinleyerek uymadık mı?

Manevi olarak kalp Allah’ın evi, imanın mahalli ve ahiretin haritasıdır. İnsan manevi âlemlerin yolculuğunu kalp ayağıyla yapar. Ruh manevi âlemleri kalp gözü ile maddi âlemleri de baş gözüyle seyreder. Kalp katılaşması, kalp kararması ve kalp marazı gibi ifadeler aslında manevi yapımızın durumunu sergilerler. Tasavvufta kalbin tasfiye edilmesi en önemli üç hedeften biridir. İmanın ve ibadetlerin evi olan kalbin bakımı ve korunması çok önemlidir.

Allah(cc ) Kuranı Kerim Bakara suresinde Yahudilerin nasıl kaybettiğini, taşları misal vererek anlatıyor. Peygamber gelmiş, mucizeler gösterilmiş ama onların kalbi taştan daha çok katılaştığı için bir şey ifade etmemiş. Hz Musa(as) taşa vuruyor ve on iki çeşme halinde su akıyor ama görenlerin kalpleri öyle katılaşmış ki yumuşamıyor. Hz İsa(as) da ‘Ya Rabbi senin izninle ölüleri dirilttim ama ölü kalpleri diriltemedim diyor.

Hani taşı sıksa su çıkarır deyimi vardır ya boşuna söylenmemiştir. Kâinat yaratıldığında ilk önce gaz halinde idi. Sonra sıvı oldu ve sonra da katılaştı yani taşlaştı. Demek ki taşların hammaddesi sıvıdır. Taşların toprak olması ve en son canlıların yaratılması gerçekleşmiştir. Eskiden beri taşların bir takım özel faydalarından bahsedilir. Akik taşının cesaret ve öz güven duymaya, amber taşının negatif enerjiyi almaya, mercan taşının pozitif düşünmeye sebep olduğu ifade edilir.

Kuran nehirlerin taşlardan çıkmasını, toprağın taşların parçalanmasından meydana gelmesini ve taşların yuvarlanmasını anlatarak kalbi taşlaşmış olan bir insanın taştan daha kötü bir duruma düştüğünü ifade ediyor. Taşların Allah’ın emirleri karşısında ne kadar hassas olduğunu ama Yahudilerin veya diğer kalbi taşlaşmış olanların taşlardan daha aşağıya düştüğünü anlatıyor. Bu sadece o devire ait bir olay olmadığını ve kıyamete kadar böyle insanların olabileceğine dikkat çekiyor.

Kalp gözünün açılması ve kalbin yumuşaması ile ilgili bir hatırayı, Orta Asya’dan gelmiş ve Bursa’da yaşamış olan Molla Fenari Hazretleri şöyle anlatır; şeyhim vefat etti ve gömdük, bir zaman sonra Allah dostlarının cesetlerinin çürümeyeceği rivayetini okudum. Şeytan içime şüphe attı ve ben mezarı kazıp baktım. Cesedin çürümediğini gördüm ama benim gözlerim kör oldu. Ben çok üzüldüm ama Allah bana başka bir göz verdi. Kalp gözü, artık birçok şeyleri görmeye başlamıştım. Derken bir gün rüyama Allah Resulü girdi ve mendilini çıkarıp gözümün üstüne koydu. Uyandığımda gözlerim açılmıştı.

Allah Resulü(sav) ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden, doymayan nefisten sana sığınırım derken aslında bizim en çok neye ihtiyacımız olduğunu ifade etmiş. Ürpermemek yani korkmamak, yaşarmamak yani ağlamamak kalbin katılaşmaya doğru gittiğine işaret ediyor. Kalbi rahatsız olanalar doktora gidip çare aradığı gibi kalbi katılaşanlar ve ürpermeyenler de bir gönül doktoruna gitmelidirler. Rabbim kalplerimizi kaymadan, katılaşmadan ve marazdan korusun.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle