YAZARLAR

Sıddıka Zeynep Bozkuş

İFTARA DÖRTLÜ ARANIYOR

Mübarek Ramazan-ı Şerif’in mübarek insanlarıyız elhamdülillah. Mübarek olmak öyle kolay mı? Değil efendim . Ya, nasıl? Anlatayım;
Evvela, dışarıda iftar yapacaksanız, bu husus çok önemlidir.
Şöyleki; Nerenin menüsü lezizmiş öğrenmek lazım gelir. Leziz olmak da yetmez elbet. Ya başka? İçerik nedir? Onu da iyice bilmek gerekir.
Sonra, manzara da önemli efendim: Deniz kenarında mı olsun, bahçeli ve havadar mı olsun, koltukları rahat mı bakalım gideceğimiz yerin? Alt tarafı bir iftar sofrası demeyin sakııın!
Akşama kadar aç kalmışız kolay mı? Değil! Semah gösterisi var mı, dur bakalım ?!

Geçenlerde Sultan Hanımlar bir yere gitmiş Bey, görsen paylaşımları bayılırsın.
Kimlerle paylaşmışlar yemeği , ne iyi etmişler Hanım?
Yok yahu, Facebook’ta paylaşmış bizim Sultan... İftardan sonra altın tozlu kahve bile ikram etmişler, teknede çalgılı, sazlı-sözlü, güle oynaya yemek yemişler.
- Yok yahu oynamamışlardır o kadar da değil..
-Hayır efendim, basbayağı göbek atmışlar işte iftardan sonra.
Yapma yahu, turistler gülmüştür halimize.
Yok yok, bizimkilerle birlikte göbek atmışlar. Yalnız…
Yalnız ne?
-Teknenin üst katında menü fiyatları :70 tl
-Eeeee.
-Orta katında :50 tl
-En alt katında ise 35 tl imiş.
Ne var bunda şaşacak anlamadım?!
Ne var olur mu bey, alt katta ne müzik varmış ne çalgı. Sultan Hanımlar oynamış , Türkan hanımlar izlemiş aşağıdan. Eeee, 35 liralık iftar o kadar olur.
Yarım pansiyon desene, hanım
Yok yok yarım porsiyonmuş tabaklar.
Üst katta karışık ızgaralı menü; alt katta kahvaltılıklar, çorba, salata…
Cennet gibi mekanmış desene hanım.
Sorma, cennet gibi tabaka tabaka bir mekan.
O beğendi bu beğendi , yemekler geliyor “Hünkâr beğendi”
Allah beğendi mi acep efendi?
Bilmem…

-Geçen gün bizim Taner de iftara gidecek arkadaş arıyordu.
- Bulabildi mi bari ?
- Buldu bulmasına da , üç kişi gidemeyiz, diyordu.
- Neden üç kişi gidermezlermiş, anlamadım?
- iftara dörtlü arıyorlarmış.
- Desene hanım; iftardan sonra okey oynayacak Keratalar .Gençlik işte, hiç değilse oruç tutuyorlar.

Bu akşam çorbaya benim puanım : 4, hanım.
Salatanın limonu eksik olmuş. Köfteler fazla kızarmış ve kadayıfın şekeri az gelmiş.. Bu yüzden puanım:3
Anne Nevin Hanım, sahurdu iftardı didine dursun. Ev halkı böyle puanlar vermeseler de yemeklere mana vermeye devam etmekteydi. Halbuki Osmanlı’da hanımlara diş kirası verilirdi. Halbuki orucun mânâsı şükretmekti. Dünya malında, kendinden aşağıda olanı; manevîyat ikliminde kendinden üstün olanı görmekti oruç. Hacivat’ın ağzından ahlak dersi, görgü edinmekti eğlencemiz. Karagöz’ün ağzından ayıbı, yanlışı, kabalığı göstermekti ironimiz. Nükteydi gülüşlerimiz, nüktedandı beylerimiz aydınlarımız.

Zeytin kütükleriyle h.z Ali’ye latife yapan peygamberin nâzik letafetiydi şakalaşmaktan anladığımız.Oruçluyum , kalp kıyamam. Oruçluyum, yalan söyleyemem. Oruçluyum, gıybet edemem, iftira edemem, hiçbir canlının hakkına el uzatamam, diyen ecdadın torunlarıyız. Hatta abdestliyim deyip bunların her birimden ve daha fazlasından sakınan, dinin direğini kalbinin kıblesine koyan ecdadın torunlarıyız. İftara dörtlü arıyoruz dostlar. Dört dörtlük müslümanız elhamdülillah. Sözlerimiz, olanı biteni genelleyip “battı balık yan gider” demek için değil. Sözlerimiz, bu ümmetten ümidi kestiğimizden değil. İnsan insanın aynasıdır dostlar. Aynadan hâlimizi göstermektir niyetimiz. Öyleyse, iftara dört dörtlük müslüman aranıyor.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle