YAZARLAR

Serdar AHLATCI

ŞEYTAN; YOKSULLUK KORKUSU

Şeytanın planları tıkır tıkır işliyor; yüzlercesi, binlercesi… Biri başarısız olduğunda hemen onun yedeği devreye giriyor. Şeytan o kadar azimli ki, bir planı bozulduğunda hemen sinip bir köşeye çekilmek yerine daha da bir hırslanarak bir başka planı devreye sokuyor. Yoksulluk korkusu da işte bunlardan birisi…

Kişi bu şeytanı kalbine yerleştirdiği andan itibaren artık günahlar silsilesi birbirini takip ediyor. Çünkü bu öyle bir korku ki, kişiye Rabbine(cc) tevekkül etmeyi unutturuyor. Bütün sorumluluğu kendisinin taşıdığını düşünerek en küçük bir maddi sorun yaşadığında hemen gayri meşru çıkış yolları aramaya başlıyor. Hırsızlık yapıyor, yalan konuşuyor, kul hakkı yiyor, işinde hile hurda yapıyor, çevresine zarar veriyor vs…

Bu korkuyu yüreğine yerleştiren insanın huzur ve mutluluğu yakalaması imkânsızdır. Adeta içi yanar kavrulur.
Aç kalacağım, aileme çoluk çocuğuma bakamayacağım, ev kiramı ödeyemeyeceğim, market alışverişimi yapamayacağım, kış geldiğinde evimi ısıtamayacağım vs… Bu duygularla hayatını zehir eder bırakır. Oysa yarın ölecek olsa bu düşüncelerinin hiçbir önemi yok aslında.

Yüce Rabbimiz(cc) yarattığı insanların bu zaafını ve şeytanın özelliklerini bildiğinden şu uyarılarda bulunuyor: ‘’Şeytan içinize yoksulluk korkusu düşürür ve çirkin şeyler yapmanızı emreder. Allah ise kendinden bir bağışlama ve lütuf sözü vermektedir. Allah her şeyi kuşatmakta ve her şeyi bilmektedir.’’ (Bakara, 268)
Eğer kişi bu ayeti okuyup gereğini yerine getirir ve Rabbine(cc) sığınırsa hiçbir sorunla karşılaşmaz. Yok eğer bu duygularla şeytanlaşırsa sonu gelmez ızdırapların mekanına dönüşür kalbi. İçini kemiren bir akrep taşır yüreğinde. Gelecek kaygısıyla gününü harap eder, yoksulluk endişesiyle de geleceğinin hayallerini karartır.
Ne düşünüyorsun kardeşim üç beş yıl ve hatta on beş yirmi yıl sonrasını. Yarına çıkmaya garantin yokken bu ahmakça düşünce yumağının içinde debelenmek de neyin nesi. Hele bazıları da var ki, kendisini düşünüyor, çocuklarını hallediyor o da yetmiyor bir de torunlarının geleceğiyle ilgili kaygılar yaşıyor. Buradan şu anlam çıkmasın; elbette ki, dünyevi çalışmalarımız, mücadelemiz, planlarımız olacak. Ama asla uhrevi beklentilerin ve mücadelenin önüne geçmeyecek.
Şeytanın bu noktadan esir aldığı kişi, aşırı dereceye ulaşan ihtirasıyla artık bencilliği en ileri boyutlarıyla yaşamaya başlar. Hem de öyle bir şekilde yaşar ki, adeta kendinden başka kimseyi düşünemez hale gelir.

Yoksulluk korkusunu derinliklerinde hisseden kişi, öyle bir cimri hale gelir ki, neredeyse yemeyecek, içmeyecek ve ailesine dahi aşırı cimrilik yapacak. Çocuklarının isteklerini yapmadığı gibi bu noktada sinirli ve kırıcı davranışlarda bulunacak.

Fakirlik korkusu cahiliye devrinin günümüze sirayet etmiş kalıntılarıdır. Her dönemin kendine ait kriterleri oluşsa da aslında bu hastalık insanlık tarihi kadar eskidir.

Yokluk imtihanını kazanmak, varlık imtihanını kazanmaktan daha kolaydır. Dünyanın değişik bölgelerine baktığımızda yokluk içerisinde olanlar daha çok olmasına rağmen daha sabırlı oldukları görülüyor. Varlık içerisinde olanların ise sapıtmaları daha kolay oluyor.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle