YAZARLAR

Serdar AHLATCI

PUTLAŞTIRILAN İNSANLAR VE ONLARA TAPARCASINA BAĞLANAN MÜŞRİKLER!

Bir insan nasıl olur da, kendisi gibi güçsüz, kendisi gibi havaya suya muhtaç, kendisi gibi yaratılmış ve bir sivrisineğin kanadını dahi yaratmaktan aciz, kendisi gibi fani ve yarına bile çıkmama ihtimali olan birine olağanüstü özellikler yükler?

Bir insan nasıl olur da, tarihi süreç içerisinde yaşamış ve sonra yerle bir olmuş Firavunların, Nemrutların akıbetinden ders almaz? Bu süreç içerisinde müşriklerin ve onların tapındıklarının sonundan ders çıkarmaz?

Bir insan nasıl olur da, başı ağrıdığında onu gidermeye bile gücü yetmeyen kişiye insanüstü misyonlar yükler? Nasıl olur da, hastalandığında kendi kendini iyileştirmeye bile mecali olmayan kişilere haddinden fazla güç yükler?

Bir insan nasıl olur da, eceli geldiğinde onu bir saniye bile erteleyemeyen veya öne alamayan, zamanın en küçük parçacıklarını bile geri getiremeyen fanilere aşırı sevgi besleyerek onları ölümsüzleştirmeye çalışır?

Bir insan nasıl olur da, önünde eğilinilmesi, secde edilmesi ve tapınılması gerekenin yalnızca Allah olduğu bilincinden uzak ve gafilce yaşar? Ve yine nasıl olur da, Rabbin’den istemesi gerekenleri bir faniden ister, ona boyun eğer, ona bel bağlar?

Bir diğer boyutu da, bir insan nasıl olur da, kendisine bu şekilde davranarak putlaştıranlara itiraz etmez ve onları bu davranışlardan men etmez? Özellikle dindar görünümlü insanların buna itiraz etmemesi oldukça şaşırtıcı!

‘’Senin için ölürüm’’, ‘’Sensiz yaşayamam’’, ‘’Sana canım feda’’, ‘’Sen benim her şeyimsin’’, ‘’Öl de ölürüm’’, ‘’Kefenimizle yola çıktık’’, ‘’Davan davamızdır’’, ‘’Sen nereye biz oraya’’gibi sözler söyleyenler, bilerek ya da bilmeyerek müşrik olduklarının farkındalar mı? Şeytanın en can yoldaşı, avanesi, en büyük destekçisi ve en yardımcı müttefiki olduklarını görmüyorlar mı? Şeytanlaştıklarını bilmiyorlar mı?

Kâbe putlardan ve şirk unsurlarından temizlenerek öz hüviyetine kavuştu ve ondan sonra gönül rahatlığıyla ibadet yapılır hale geldi… Bizler de kalbimizdeki putları temizlemeden, pisliklerden arındırmadan nasıl olacak ta Rabbimize hakkıyla yöneleceğiz? Hayatımızdaki şirk kalıntılarıyla nasıl Rabbimize yöneleceğiz?

Şimdi de çağımızda yaşanan şirk unsurlarına kısa kısa bakmaya çalışalım ve inşallah bu minvalde olanları uyarmış olalım;

Günümüzde kimisi putlaştırdığı heykellerin karşısına geçerek müşrikleşiyor. Karşısındaki heykelin sahibi olan kişi yıllar veya yüzyıllar önce bu dünyadan göçüp gitmiş. Daha hâlâ onun karşısında saygı duruşunda bulunmanın onu putlaştırmanın kime ne faydası var? Eğer onu o kadar çok seviyorsan, onun fikirlerinin savunucusu ve yaşatıcısı olursun. Sevgini fikirlerini geliştirme ve insanlığa daha da faydalı olma noktasında kullanırsın.

Kimisi çok sevdiği politikacının her dediği ve yaptığını onaylayarak müşrikleşiyor. Bir insanı sevmen onu koşulsuz desteklemen anlamına gelmiyor. Karşı cepheyi düşünerek kayıtsız şartsız teslim olmanı gerektirmiyor. En uygun olanı İslami yaptığında destek olman, tam ters yönde bulunduğunda ise karşısında durmandır.

Kimisi bağlı olduğu cemaat/tarikat/dergâh/ grupların liderlerine sonsuz sadakat göstererek müşrikleşiyor. Hocası, şeyhi ne yaparsa yapsın doğruluğuna inanıyor ve araştırma gereği bile duymadan ona teslim oluyor. Ne kadar yanlış bir hareket tarzı ne kadar gafilce bir teslimiyet oyunu... Allah(cc) sana akıl fikir vermiş, oku, araştır ve gerçeğin ne olduğunun takipçisi ol!

Kimisi sevdiği spor takımı veya sporculara aşırı hayranlık duyarak ve ona olan sevgisini Allah’tan daha fazla önceleyerek müşrikleşiyor.

Kimisi hayranı olduğu sanatçıya gösterdiği ilgide aşırıya kaçarak ve tehlikeli ifadeler kullanarak müşrikleşiyor.

Kimisi tarihi şahsiyetleri veya toplumları gereğinden fazla önemseyerek, önceleyerek ve bunu ırkçılık boyutuna taşıyarak müşrikleşiyor.

Kimisi kendi ırkına olan sevgisinde, bağlılığında ve savunuculuğunda İslami kriterleri tamamen çiğneyerek müşrikleşiyor.

Kimisi karşı cinse olan sevgisinde tehlikeli çizgilere ulaşarak veya çocuklarına bu tarz duygu ve bağlılık besleyerek müşrikleşiyor.

En acı olanı ise, boğazına kadar şirk bataklığına saplanmışların bu durumun farkında bile olmamaları ve hayatlarından memnun olmaları.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle