YAZARLAR

Serdar AHLATCI

ÖZE DÖNÜŞ-DÖNÜŞÜM

Öze dönüş yani ruhunun yaratılış istikametine yönelmesi… Batıldan hak yoluna dönüşümü gerçekleştirmesi…

Öncelik şu soruları kendimize soralım ve cevaplarımıza göre yep yeni bir yol haritası belirleyelim ve hiç vakit kaybetmeden çalışmalarımıza başlayalım; Ruhumuzdaki ve yaşamımızdaki öze dönüşü yani manevi dönüşümü nasıl gerçekleştireceğiz? Gerçekleştirmek için neler yapmalıyız? Nasıl bir plan program uygulamalıyız? Öze dönüşe yani manevi dönüşüme hazır mıyız, kararlı mıyız? Geçmişimizle hesaplaşmaya ve üzerine bir çizgi çekmeye var mıyız? Pişmanlıklarımız olgunlaştı mı ve dönüşüm için ruhumuz hazır mı? Ne zaman başlayacağız?

Tüm bu sorulara vereceğimiz cevabımız eğer hayırsa zaten konuşacak ve yazacak bir şey yok. Yok eğer cevabımız evetse işte o zaman nasıl dönüşeceğiz sorularına acilen cevap aramamız gerekiyor. Şimdi kısa kısa bunun üzerinde durmaya çalışalım.

Öncelikle kulluk;

‘’Ben insanları ve cinleri bana kulluk etsinler diye yarattım’’ diye bizlere öze dönüşün nasıl gerçekleşeceğini gösteriyor Yüce Rabbimiz(cc). Şimdiye kadar nasıl yaşamışsak yaşayalım, neler yapmışsak yapalım, bundan sonra o yaptıklarımızın manevi derecelerini kontrol edelim ve eksikliklerimizi belirleyip hatalarımızı onaralım ve bugünden tezi yok yep yeni bir hayata başlangıç yapalım. Manevi dönüşümümüzü gerçekleştirme noktasında geç kalmayalım. Yarın, bir hafta sonra, önümüzdeki ay, emekli olayımda, yaşlandığımda diye diye bir bakmışsın o gün gelmeden son yolculuğa yönelmişsin. O kaçınılmaz son gelmeden evvel yönelişlerin en güzeli olan Allah(cc)’ın yoluna yönelmek lazım.

Dönüşüm için en önemli aşama kararlılıktır. Eğer verdiğimiz karardan eminsek, o yolda yürümeye hiç durmadan devam etmeliyiz. Beklemek, az bir nefeslenmek, biraz mola vereyim demek aslında geri gitmektir. Çünkü sen dursan da zaman hiç durmadan ilerliyor. Ömürle ölüm arasındaki mesafe her geçen gün daha da daralıyor. Öyleyse manevi birikimler noktasında çok çalışmalı, çok okumalı, çok dinlemeli, Kur’an’ın anlamına ve tefsirine yönelmeli, eksiklerimiz belirlenip bir plan çerçevesinde bu eksiler giderilip dönüşüm sağlama alınmalı. Anlamını her idrak ettiğimiz ayet hemen hayatımızdaki yerini almalı ve ilk defa bize iniyormuş heyecanını yaşatmalı. Zaten öyle olur, mesela, kırk yaşınız dasınız ve daha önce Kur’an’ın anlamını hiç okumadınız. Şimdi anlamaya başladığınızda geçmiş kırk yılın ne önemi var ki, siz o gün doğdunuz ve dönüşümünüz o gün başladı. O okuduğunuz ayet size o gün indi. Tüm manevi hücreleriniz her yeni ayetle tanışmanızda yenileniyor.

Öze dönüşün formülleri Yüce Rabbimizin(cc) bize indirdiği kitabın içerisinde ve bize rehber olarak gönderilen Peygamberimizin(sav) hayatının ayrıntılarında bulunmaktadır. Yeter ki, bu rehber kaynakları öğrenelim, anlayalım, inceleyelim ve kendi hayatımızdaki tatbikine başlayalım. Hayatına Kur’an’la yön çizemeyenler ne dönüşümü gerçekleştirebilir ne de manevi âlemde bir adım dahi yol alabilir. Peygamberimizin(sav) hayatını ayrıntılarıyla okumayanlar, incelemeyenler, gerekli dersleri alamayanlar, kendi hayatına yansıtamayanlar arzuladıkları daha doğrusu Rabbimizin(cc) bizden beklediği dönüşümü gerçekleştiremezler.

Öze dönüş yani yaratılış gayesine dönüş, güç ister, irade ister, mücadele ister. Hiç gevşetmeye gelmez. Belki bazen kafanız karışacak, belki ruhunuzda fırtınalar kopacak, belki zorlu engeller çıkacak, belki en yakınlarınızın sözlü saldırılarına maruz kalacaksınız, belki en dindar kesim dediğiniz insanlar size hor gözle bakacak, ama kararlı olursanız, haklı davanıza kimse karşı koyamaz. Çizgileriniz belirgin olursa hem siz gelgitler yaşamaz hem de size olan saldırılar devam edemez. Siz o mübarek yolda ilerleyin de kim ne derse desin. Önemli olan Allah(cc)’ın ne dediği. Önemli olan kendinize Kur’ani bir yol tutup tutmadığınız. Önemli olan yaptıklarınızın Kur’ani çerçevede bulduğu karşılık. Gerisi önemli değil, gerisi angarya…

Öze dönüşü gerçekleştirebilmek için öncelikle hatalarımızın farkına varmamız ve onları nasıl bertaraf edeceğimizin yollarını araştırmamız gerekir. Eski alışkanlıklarımızı terk etmeye hazırlanırken, onların yerini hangi manevi güzelliklerle dolduracağımıza karar vermemiz gerekir. Atalarımızın dediği gibi yanlışın neresinden dönsek kardır. Önemli olan o süreci uzatmamak ve kulluk yolculuğumuzu sekteye uğratmamak. Önemli olan dünya yolculuğunu aşkın yolculuğuna dönüştürebilmek… Önemli olan, geçmişin bataklıklarından gül bahçeleri çıkarabilmek. Önemli olan, kayıp olarak geçen yılları en güzel salih amellerle telafi edebilmek… Önemli olan cahiliye davranışlarımızı, İslam’ın güzellikleriyle takas edebilmek… Önemli olan İslamlaşabilmek, Kur’anlaşabilmek, insanlaşabilmek...

Kur’an’ın buyurduğu gibi kaybeden çoğunlukların arasında değil de kazanan azınlıkların içerisinde yer alabilmenin formülü yine o Kur’an’ın içerisindeki diğer ayetlerde mevcuttur. Zaten dönüşümü gerçekleştirmek bu yüzden zordur. Çünkü haramlarla harmanlanmış kalabalıktan çıkıp o tertemiz azınlığa geçiş yapmak yüksek bir irade ister. Gerçi siz kendinizi ilahi istikamete çevirdiğinizde hem o kalabalık içinde duramazsınız hem de onlar sizi barındırmazlar. Hem onlar sizi dışlarlar hem de siz oradan kaçıp gitmek istersiniz.

Dönüşüm başladığı anda etrafınızda bulunan dünyevizm hastalığına yakalanmış insanlar sizden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlarlar. Bir anda yapayalnız kalırsınız. Ama olsun çok şey kaybetmediniz, aksine çok büyük kazanımlar elde ettiniz. Çünkü kimseniz olmasa da artık sizin Rabbiniz(cc) var. Hem Rabbinizin(cc) farkına varıp O(cc)’na yöneldiniz hem de O(cc)’nun kazanımları arasındaki yerinizi aldınız. Artık müreffeh bir tarafdasınız. Artık sizin gibi düşünenler arasındasınız. Artık aynı ruhu taşıyanlarla ruh birliği içerisindesiniz.

Dönüşümün en önemli aşamalarından birisi de olumsuzlukları yaşadığınız çevreden yepyeni bir bölgeye yani sizin hiç tanımadıklarınızın ve sizi hiç tanımayanların olduğu bölgeye hicret etmek. Kısaca sıfır bir hayata geçmek… Her şey taptaze. Yeni bir bölge, yeni komşular, yeni arkadaşlar… Hepsini de kendiniz seçeceksiniz. İslami olanlarla devam edeceksiniz, olmayanları eleyeceksiniz. Oysa doğup büyüdüğünüz yerde bunu başarmak zordur. Ne tarafa dönseniz yaşadığınız yıl kadar birikmiş birliktelikler vardır. Geçmişten gelen anılar, akrabalıklar ve geleceğe yayılanlar. Hicret bunun için çok önemli. Öze dönüş için adeta vazgeçilmez.

Öze dönüşü yani dönüşümüz özetle sıralayacak olursak;

1-Öncelikle eski hayatımızdan tamamen kurtulmalıyız. Eğer hedefimiz cennet ve daha da önemlisi Rabbimizin(cc) rızasıysa geçmişin ve geçicinin hiçbir önemi olmadığı gibi asıl gaye sonsuzluğu kazandıracak amellerdir.

2-Tevbe ederek artık geçmişe dönmemeye Rabbimize söz vermeliyiz. Söz Ya Rabbi(cc), bundan sonra bir daha asla günahlara yönelmeyeceğim. Asla senin emir ve nehiylerin dışına çıkmayacağım. Asla nefsime ve şeytana boyun eğmeyeceğim.

3-Kur’an ve sünneti çok iyi kavramalı ve hayatımızı onlara göre şekillendirmeliyiz. Çünkü Rabbimiz(cc) bizden hatim indirmemizi değil, anlamamızı ve yaşamamızı istiyor.

4-Yaşadığımız çevreyi derhal değiştirerek hicret etmeliyiz. Hicret konusu çok önemli... Çünkü orada kaldığımız müddetçe eskilerden kurtulmak oldukça zor.

5-Bizi yanlışlara sürükleyen arkadaş çevremizden kurtulmalıyız. Ah o arkadaşlar yok mu onlar. Gerçi suç tek taraflı değil. Sonuçta onlar seni zorla götürmediler. Zaten sen de gönüllüydün ve de bazen de sen onları götürdün. Ben kendimden örnek verecek olursam; Geçmişimden kalan hiçbir arkadaşım yok. Hepsini hayatımdan çıkardım, onlarda beni…

6-Hedeflediğimiz bu yolda azim ve kararlı olmalıyız. Kararlılık, istek, kontrollü hırs ve motivasyon çok önemli. Bunlar olmadığı zaman istek azalır, rehavet çöker, dönüşüm ve yolculuk sekteye uğrar. İşte bu yüzden, sürekli yenilikler getirerek dönüşümü yavaşlat mamalıyız.

7-Asla taviz vermemeliyiz. Taviz tavizi doğurur. Bir iki derken bir bakmışsın ana yoldan tali yollara sapmışsın ve hatta kaza yapmışsın. O yüzden kesinlikle taviz vermemek gerekir.

8-Asla durmamalı, ara vermemeli ve asla adımlarımızı yavaşlat mamalıyız. Yukarı ki paragraflarda da anlattığımız gibi biz dursak da zaman durmuyor, ömür ilerliyor. Yani az bir duraklama dönüşümü oldukça yavaşlatıyor.

9-Kimliğimizi ve kişiliğimizi sağlam tutmalıyız. Bizim kartvizitimizde, kimliğimizin görünmeyen bölümlerinde Müslüman yazdığı davranışlarımızda, konuşmalarımızda, kısaca tüm faaliyetlerimizde kendini göstermeli.

10-Başardığımızda rehavete kapılmamalı ve daha ileri aşamaları elde etmek için daha çok çalışmalıyız. Öze dönüşün yani dönüşümün en değerli argümanı çok çalışmaktır.

11-Dönüşüm düşünmekle, tefekkürle ve akletmekle başlar. Bu duyularını çalıştırmayanlar hiçbir zaman hak ve hakikatle tanışamazlar.

12-Dönüşüme niyetlenen kişi öncelikle başkası için değil kendisi için yaşamalıdır. Kendi imanı için… Çünkü kendi imanını düzeltemeyenler başkalarına anlatacak bir şey bulamazlar.

13-Dönüşüm için önce şu duyguyu benimsememiz gerekiyor; Önce Allah(cc)’ın hakkı. Anne-baba hakkı, eş ve çocuklar hakkı, komşu hakkı, arkadaşlık hakları Allah(cc)’ın hakkı çerçevesinde ele alınabilir ve ondan sonra gelir.

Dönüşüm için haydi bismillah..

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle