YAZARLAR

Serdar AHLATCI

Ö-LE-CEK-SİN

Bu sözün muhatabı olmayacağını söyleyen veya düşünen var mıdır acaba dünyada? Yok arkadaş ben kesinlikle ölmeyeceğim diyen? Aklına getirmediği için başına gelmeyeceğini dillendiren? Kısaca ben ölümsüzüm diyen olabilir mi acaba?

Ben çok zenginim arkadaş, etrafı yüksek duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili, her tarafını kameralarla donattığım, onlarca korumamla kendimi güvene aldığım bir villada yaşıyorum. Evin içinde her ihtiyacıma anında cevap verecek hizmetçilerim, yardımcılarım var. Köşkümün dışına çıktığımda ise onlarca korumam etrafımda pervane gibi dönüp beni koruyorlar. Fabrikalarım tıkır tıkır çalışıyor. Banka hesaplarımdaki paranın hesabını bazen ben bile bilmiyorum. Altımda kurşungeçirmez bir arabam var. Yazın güneydeki tatil beldelerindeyim, kışın ise kayak merkezlerinde. Özel hastanelerim, emrimde yüzlerce sağlık personelim var. Hapşırsam hemen yardımıma koşacak yüzlerce insan barındırıyorum çevremde. Dini hayatımı soracak olursan, cumaları da artık camiye gidemiyorum. Belki de bayramdan bayrama. Zekâtımı da tam verdiğim söylenemez. Ama her yıl orucumu tutarım ve birkaç yılda bir umre ziyaretlerimi aksatmam. Tamam kardeşim şimdiye kadar sen konuştun, şimdi konuşma sırası bende; anadolunun ucra köşelerinde küçükbir köyde kıt kanaat geçinen Ahmet amca gibi bir gün sen de Ö-LE-CEK-SİN. Seni ölümden kurtaracak bir şey henüz icad edilmedi. Ayrıca o Ahmet amca senden daha avantajlı. Onun hesabını vereceği şeyler senden çok çok az. Peki sen bunca malın mülkün hesabını nasıl vereceksin?

Ben çok yüksek makamlardayım arkadaş, en yükseklerde, zirvelerde. Önceleri belki küçük bir memurdum ama şimdi emrimde onlar gibi binlercesi var. Bir elim yağda bir elim balda. Mesai kavramım yok benim. İstersem giderim makamıma istersem dışarıdayım. Maaşım dersen en yüksek perdeden ödeniyor. Altımda makam arabam, yakıtım milletin cebinden istediğim yere gidiyor, geziyorum. Bize ayrılan lojmanlarda cüzi bir kira ödeyerek oturuyorum. Aldığım dairelerden de kiralar geliyor. Ek mesailer, ek ödenekler, ver Allah(cc)’ım ver… Kısaca halim de yerinde keyfim de… Yüksek mertebelerde, makamlarda yani zirvelerde yaşayan arkadaş, konuşacakların bittiyse şimdi mikrofana konuşma sırası bende. Ne kadar yüksek makamlarda olursan ol, ne kadar korunaklı yaşarsan yaşa, arkanda bırakacağın mal varlığının büyüklüğüne, arkandan bırakacağın koltuğun cazibesine bakılmaksızın; Ö-LE-CEK-SİN. Hem ölümün hem defnedilmen hem de hesaba çekilmen herkesten farklı olacak. Normal bir kişi sadece kendi hesabıyla uğraşacakken, senin yakandan o ülkedeki tüm insanlar yapışacak. Yediğin kul haklarının hesabını vermeden ki, veremeyeceksin, cennetin kokusunu bile alamayacaksın. İşte o dehşetli gün gelmeden evvel, aklını başına topla ve tevbeyle beraber, arınmış bir şekilde Rabbine(cc) yönel.

Ben bütün ilimleri almış, bütün kitapları yutmuş ve ilmin zirvesine çıkmış biriyim. Neredeyse bilmediğim yok denecek kadar az. Yazmış olduğum onlarca kitabım, binlerce makalem, ülkenin dört bir tarafında verdiğim konferanslarım var benim. Etrafımda binlerce insan pervane oluyorlar. Her gün bir başka yazılı medyaya röpörtaj veriyorum. İlmimin getirdiği konforlu bir hayat sürüyorum. Peki ahirete yönelik ne gibi hazırlıkların var; Aman şimdi tadımızı kaçırmayalım, yaşlandığımızda düşünürüz… Peki öyle olsun ama ben yine de hatırlatayım; Yarına bile çıkmaya garantinin olmadığı dünyada belki de biraz sonra Ö-LE-CEK-SİN. Eğer yazdığın kitaplar insanların yararına değilse, elde ettiğin ilmi insanlığın faydasına sunmamışsa, bildiklerin işe yaramaz şeylerse, ebedi âleme ilahi huzura vardığında nasıl hesap vereceksin. Burada devreye Kur’an’ı Kerimde yer alan bir ayet giriyor; Cum’a suresi beşinci ayet.

Benim şanım şöhretim ülke sınırlarının dışına çıkalı epey zaman oldu. Bestelediğim şarkılar milyonların dilinde. Çıkardığım albümlerim milyonlar satıyor. Oynadığım filmler izlenme rekorları kırıyor. Sosyal medyanın en fenomenlerindenim. Gazete sayfalarında boy boy resimlerim, magazin haberlerinin baş köşesindeyim. Kendi alanımda en iyilerdenim. Gençlerin dilinden düşmeyenlerdenim. Para gani gani, lüks hayatın en ileri aşamasındayım… Peki öyle olsun şöhretli kardeşim. Ama benden sana tek kelimelik bir hatırlatma; Ö-LE-CEK-SİN. Ve öldükten sonra önüne gelecek olan hesap defterinde yukarıda saydıklarından kaynaklanan özel azap menüleri olacak. Eğer ruhunu yaratılış özüne döndüremezsen ateşe döndüreleceksin benden söylemesi.

Ben henüz daha çok gencim arkadaş. Namazmış, ibadetmiş, iyilikmiş, Kur’an’mış, dinmiş, imanmış uğraşamam. Benim hayallerim var, arzularım var, beklentilerim var. Damarlarım pır pır kanım pıtır pıtır atıyor. Okuyacağım, meslek sahibi olacağım. Askerliğimi yapıp ev yuva kuracağım. Evimi arabamı alıp huzura kavuşacağım. Bu dediklerini emekli olduktan, unumu eleyip eleğimi asdıktan sonra yaparım. Şimdi sırası ve zamanı değil. Peki öyle olsun genç kardeşim, ama ben yinede hatırlatma vazifemi yapayım; dünyada şuan da ölenlerin oranlarına baktığımızda gençler başı çekiyor. Yani senin ölme ihtimalin bir yaşlının ölme ihtimalinden daha az değil. Unutma sen de bir gün belki de yarın; Ö-LE-CEK-SİN. Peki sen hazır mısın? Geçici hayallerinin peşinden koşarken, ebedi âlemin gerçekleri canını yakmasın! Bu ihtimal hiç de uzaklarda değil!

Günahkâr kardeşim, bak sana da hatırlatayım, gel bir an önce tevbe et ve Allah(cc)’a yönel. Çünkü sen de Ö-LE-CEK-SİN. Allah(cc) korusun günah üzere ölüme yakalanırsan halin nice olur. Hiç mi aklına gelmiyor Peygamber Efendimizin(sav) ‘’Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz’’ uyarısı… Kur’an uyarıyor dinlemiyorsun, çünkü anlamını hiç okumamışsın. Peygamber Efendimiz(sav) örnek bir hayat yaşamış hiç incelememiş, hiç ilgilenmemişsin. Kendin bilirsin! Bu ikazleri dinlemezsen nasıl yaşarsan öyle ölürsün!

Gafil kardeşim ne kadar da umursuzsun. Pek günah işlemediğin gibi maneviyat anlamında da pek bir birikimin yok. Ne etliye karışıyorsun ne de sütlüye. Haramlarda da gözün yok sevaplarda da. Ne ileri gidiyorsun ne de geriye. Adeta yerinde sayıyorsun. Miskinliğin zirvelerini kimselere kaptırmıyorsun. Ben yine de sana bir hatırlatmada bulunayım: Ö-LE-CEK-SİN. Öldükten sonra hesap defterin açıldığında göreceksin ki, tüm sayfalar bomboş. Boşu boşuna yaşanmış bir hayatın finali de ancak bu kadar zevksiz ve keyifsiz olur.

Dindar görünümlü riyakâr kardeşim, namazdan çıkar çıkmaz günaha dalan kardeşim, Günde kırk defa Ya Rabbi beni doğru yola ulaştır deyip de hemen yanlış yollara sapan kardeşim. Zinaya, faize, kul hakkına ve diğer günahlara fütursuzca bulaşan kardeşim, bu ne aymazlık belki de biraz sonra Ö-LE-CEK-SİN. Belki de ölüm meleği ansızın çalacak kapını hiç beklemediğin bir anda. Bunca uyarıya rağmen nedir ikiyüzlülükteki ısrarın. Bu ne cahil cesareti…

Sözün özüne gelecek olursak;
Kısaca;
Zengin de olsan fakir de kalsan, hiç fark etmiyor. Ölüm meleği ansızın gelip çalacak kapını ve gözlerinin içine baka baka alacak canını. Mazaretlerin, bağırışların, isyanların, pişmanlıkların işe yaramayacak o gün…
Âlimde olsan, cahil de kalsan, hiç ayrım yapılmayacak. Her koyun kendi hesabından asılacak o gün. Âlim bildiğini yaşayıp yaşamadığından, cahilse hem bilmediğinden hem de yaşamadığından sorgulanacak.
Genç de olsan, yaşlı da olsan, neyin garantisi var ki. Bazen öyle anlar oluryor ki, gençlerden yaşlılara sıra gelmiyor. Savaşlarda, trafik kazalarında, iş kazalarında, doğal afetlerde ölenlerin oranına bakıldığında gençler ve çocuklar ön sıralarda. Öyleyse al aklını başına!
Güçlü de olsan, zayıf da kalsan, ölüm meleği için hiç fark etmez. Zaten o sana doğru geldiğinde ona karşı koymaya nefesin yetmez. O boyun posun o endamın o gücün kuvvetin çer çöp haline döner. Bence bu enerjini Allah(cc)’ın yolunda kullan.
Güzel de olsan, çirkin de olsan, o son an yaklaştığında ayrıcalık tanınmıyor. Ömrün boyunca hangi amelleri yaptınsa onu göreceksin ölüm meleğinin sana karşı davranışlarında. Kendin güzel amellerin çirkinse ölümün rezalet, kendin çirkin amellerin güzelse ölümün gözalıcı şekilde gerçekleşir. Allah(cc) ameli güzellikler nasip etsin!
Patronda olsan, işçide olsan, kimin nasıl öleceği bilinmez. Aslında amellerinden belli olur da yeri ve zamanı beşer tarafından bilinmezlerden. Ben patronum, bir yolunu bulurum diyorsan sen hala olayın ciddiyetini anlamamışsın. Ben fakirim benim hesabımdan ne çıkar ki deme, öyle ortalarda ve çaresizce kalakalırsın.

Kısaca kaçış yok, sen, ben, biz, hepimiz; Ö-LE-CE-ĞİZ…
Hangi çıkış yolları ararsan ara, hangi formüller üzerinde çalışırsan çalış, hangi kaçış güzergâhına yönlenirsen yönel, hangi aracılar devreye sokarsan sok, hangi şeyhin dergâhına, hangi cemaatin kollarına, hangi yöneticilerin kanatları altına girersen gir; Ö-LE-CEK-SİN…

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle