YAZARLAR

Serdar AHLATCI

MODERN CAZİBE MERKEZİ; CAHİLİYE ÇÖPLÜĞÜ

Bu yazıyı öncelikle kendi nefsime ve daha sonra da çevremde gördüğüm yanlışların düzelmesi adına eleştiri olarak değil uyarı ve tebliğ niteliğinde yazıyorum.

Güya modern bir dönemde yaşıyoruz ama işin özüne baktığımızda yaptığımız yanlışlar cahiliye döneminde yaşananlarla birebir uyuşuyor. Sadece mekânlar, insanlar, argümanlar ve kullanılan araç ve eşyalar farklı.

Konumuzu geniş perspektiften değil de sadece müminler penceresinden ele almaya çalışacağız…

Şimdi sırayla müminlerin düştükleri can alıcı yanlışlara şöyle bir göz atalım;
Birinci önemi mesele, müminlerin kâfir ve müşriklerle olan iletişim ve diyaloglarındaki yaşananlar;
Rabbimiz Yüce Kitabında ‘’Mü’minler mü’minleri bırakıp da kâfirleri ve müşrikleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.’’ buyurmasına rağmen kendini mümin olarak tarif edenlerden bazıları kâfir ve müşriklerle olan diyaloglarını, samimi iletişimlerini, akrabalık ilişkilerini, arkadaşlıklarını, geçmişe dayalı yakınlıklarını devam ettirdiklerini görüyoruz. Yani çok az kişiye nasip olan imanı elde etmişken böyle hareket ederek ayette buyrulan ‘’Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur’’ riskini göze alıyorlar. Bunu nasıl yaptıklarına gelince; bazen telefonda konuşarak, bazen yüz yüze gelerek, bazen mesajlaşarak, bazen sosyal medya aracılığıyla ve diğer iletişim yöntemleriyle. Ve yine, amcam gibidir, abim kadar değerlidir, okul arkadaşım, bana çok iyiliği dokundu, çok iyi bir insandır gibi yakınlık duygularıyla… Bazen ekonomik gerekçelerle… Ve bazen de akrabalık hislerine yenik düşerek… Kafir Mümin, mahrem namahrem çizgileri Kur’an ve sünnet ölçüleriyle belirlenmiştir, kimse kendi keyfiyetiyle bu dairenin dışına çıkamaz. Eğer çıkarsa bu kişinin farkında olmadığı veya ciddiye almadığı bu durumun devam etmesi bu kişiyi iman dairesinden dışarı çıkarıyor. İnsanın bile bile cahiliye çöplüğüne geri dönmesi ne kadar acınası bir durum! Kendisini hayra çağıran arkadaşlar edinmesi gerekirken şer dairesi içindekilerle bu yakınlığı sürdürmesi cahiliye çöplüğünde eşelenip durduğunu gösteriyor. Adeta yeniden cahiliye düzenine doğru koşuyor. İmanın pratiğe dönüşmesi noktasında sıkıntılar göze çarpıyor.

Gelelim ikinci meseleye;
Burada dikkat çekmeye çalışacağımız konu ise kendisini mümin olarak tarif edenlerin göz iletişimlerine dikkat etmemesi olacaktır.
Rabbimiz Yüce Kitabında ‘’Mü’min erkek ve kadınlara söyle gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar’’ diye çok açık ve net bir şekilde uyarması ve emretmesine rağmen, mümin saflarında olduğunu iddia edenlerden bazılarının gözlerini haramdan sakınma ve gözlerini başkalarına sunma noktasında maalesef dikkatli olmadıklarını ve bu emre itaat etmediklerini gözlemliyoruz. Karşı cinslerle karşılaştıklarında yani göz teması olduğunda sakınmıyorlar veya onları gördüklerinde bakışlarını başka yöne çevirmeleri gerektiği halde çevirmiyorlar. Ve bazen bu öyle ileri noktalara geliyor ki taraflardan birinin yanlış anlamasına veya duygularının harekete geçmesine vesile olabiliyor. Mümin kişi şunu bilmelidir ki, bu bakışlar adeta zehirli ok gibidir. Ve hatta zehirli bal gibi tatlı ama bir o kadar da tahrip edici ve zehirleyicidir. Bu bakışların devamlılığında taraflardan birinin veya her ikisinin iradelerinin gevşemesine, duygularının harekete geçmesine sebep olur ve kalbinde şeytanın gireceği gedikler açılır ve şeytan oraya sinsice sokularak kişiyi kendi dürtüleri ile hareket etme istikametine yönlendirmeye çalışır. Mümin erkek veya kadın eğer iffetini korumak, izzet ve haysiyetini zedelememek, dedikodulara sebebiyet vermemek istiyorsa bu mayınlı arazide dolaşmayacak ve yani gözlerine sahip çıkacaktır. Kişinin kalbini Allah’a yönlendirdiğini düşündüğü anda gözlerine sahip çıkamadığından dolayı kalbindekileri de kaybetme riskiyle karşı karşıya olması ne gafilce bir durum! Gözlerini cahiliye alışkanlıklarında bırakması ne kadar ahmakça! Kazandım dediği anda kaybedenler kuşağında yer alması ne kadar cahilce!

Gelelim bir diğer dikkat edilmesi gereken konuya; mü’min kadın ve erkeklerin çalışma ortamları.
Özellikle son yüzyılda ve son yıllarda kadınların da erkekler gibi onlar kadar olmasa da iş dünyasının içerisinde yer aldıklarını görüyoruz. Burada bizi ilgilendiren bölüm, mümin erkek ve mümin kadınların durumu... İster erkek olsun ister kadın olsun eğer mümin olduklarını iddia ediyorlarsa çalışma ortamlarında İslami kurallar riayet etmek ve İslami ortamlarda çalışmak zorundadırlar. Bir erkeğin kadınların içerisinde ve onlarla içli dışlı, bir kadının ise, erkekli ortamlarda ve onlarla sıkı diyaloglar içerisinde olması dinimizin kesinlikle yasakladığı bir durumdur. Peygamberimizin hanımlarının namahrem erkeklerle perde arkasından konuştuklarını göz önüne alacak olursak burada mümin erkek ve kadınlara çok büyük sorumluklar ve zorunluluklar düşüyor. Üç kuruş dünyalık elde edeceğim diye bu tür ortamlarda çalışmak bir Müslüman’a yakışmaz ve yasaktır. Özellikle kadınlar ya hiç çalışmayacak ya da uygun işyerleri bulup oralarda çalışma hayatını sürdürecek. İslami açıdan uygun olmayan ortamlarda çalışmak için ‘’Ne yapayım’’ ‘’Mecburum’’ ‘’Borçlarım var’’ ‘’Çalışmak zorundayım’’ ‘’Burada güzel maaş alıyorum’’ gibi bahaneler kimseyi kurtaramaz. Dünya da iş imkânları da rızık kapıları da oldukça fazladır. Başka alternatifleri değerlendirmek gerekir.

Bir diğer dikkat edilmeyen ama kesinlikle dikkat edilmesi gereken durum ise, mümin erkek ve mümin kadınların tebliğ noktasında karşı cinslerle olan diyaloglarıdır. Burada üzerinde durulması gereken, erkek tebliğcinin kadınlara toplu sunum yapabilmesi ama kadın tebliğcinin bunu yapamaması… Bir kadın toplu halde olan erkeklere bile tebliğ yapamıyorken tek bir erkeğe tebliğ yapması kesinlikle haramdır. Gerek erkek olsun gerek kadın olsun tebliğ yaparken mahrem namahrem kurallarına uyması zorunludur. Mesela bir kadının normal şartlarda konuşması, aynı ortamda oturması, zorunlu haller dışında diyalog kurması bile haram olan kişiye İslam’ı anlatması hiç olur mu? Veya bir erkeğin başka insanların olmadığı yani sadece iki kişinin olduğu ortamlarda İslam’ı anlatması olur mu? Özellikle şunun altını çizmeliyiz ki, kadınlar mahrem dairesi dışındaki erkeklere tebliğ yapamazlar!!!

Gelelim bir diğer meseleye; Mümin erkek ve kadınların karşı cinslerle olan iletişimleri ve muhabbetleri. Buraya kadar anlattıklarımızdan da anlaşılacağı gibi ister erkek ister kadın olsun karşı cinlerle olan iletişiminde mahrem namahrem sınırlarına dikkat etmek zorundadır. Gerek Kur’an’da gerekse Peygamberimizin yaşamında bu çok net bir şekilde belirlenmiştir. Kimse kendi kafasına göre yeni bir şeyler icat ederek bu sınırları çiğneyemez. Özellikle nur suresi 31. Ayette belirtilen mahrem dairesi net bir şekilde ortadadır. Karşı cinslerle olan iletişimde ‘’Bu benim eski arkadaşım’’, ‘’Bu benim abim gibi bana yakındır’’, ‘’Bundan bana zarar gelmez’’, ‘’Bu benim büyüğüm’’, ‘’Amcam gibi seviyorum’’, ‘’Kardeşim gibi görüyorum’’, ‘’Benim hiçbir kötü niyetim yok’’ gibi yaklaşımların İslam’da asla yeri yoktur. Bu tam bir cahiliye alışkanlığı ve cahiliye çöplüğüdür.

Bir diğer önemli konu ise, Mümin erkek ve kadınların sosyal hayatları… Bu noktada özellikle kadınların çok daha dikkatli olması gerekiyor. Çarşı-pazar gezilerinde, düğün-derneklerde, alışverişlerde, arkadaş toplantılarında, ev ziyaretlerinde çok dikkatli ve hassas olmaları gerekiyor. Gerek tesettürleri, gerek konuşma üslupları, gerek yürüyüşleri İslam’a uygun olmalıdır. Bu noktada erkeklere de büyük sorumluluklar düşüyor.

Aslında bu konu başlığı altında bir kitap yazılsa bile yeterli olmayabilir ama okuyucuları sıkmamak adına diğer başlıkları kısa kısa vererek yazımızı sonlandıralım.

Cahiliyenin günümüz versiyonlarından bazıları ise şöyledir;
-İnternet, sosyal medya, dizi, film… Özellikle internette geçirilen zamanlar, sosyal medyayı aşırı kullanımlar, tv karşısında film, dizi ve diğer faydasız programları izleyerek boşu boşuna ve günah yüklenerek geçirilen zamanlar… Bu günümüzde hem kadınların hem de erkeklerin en büyük problemi durumuna gelmiştir. Mümin erkek ve mümin kadınlar bu platformları diğer insanlara faydalı olma ekseninde kullanabilirler. Diğer türlüsü zaten zaman israfıdır. Bu saydığımız mecralar adeta cahiliye çöplüğünü andırıyor. Mümin, Allah ile yakınlığını koruma adına bu çöplükten mümkün olduğu kadar uzak durmalıdır.

-Mahrem, namahrem anlayışı… Maalesef günümüzde bu anlayış adeta yerle bir olmuş durumdadır. Bu hassasiyeti taşıyan insanların sayısı günden güne azalmaktadır. Bu da toplumun İslami seviyesinin düşüklüğünü gösteriyor. Mümin erkek ve mümin kadınlar bu anlayışı yaşatmak ve bu daire içerisinde yaşamak zorundadırlar. Normal konuşmalarına, telefon diyaloglarına, mesajlarına, samimi sohbetlerine, sosyal medya arkadaşlıklarına ve tüm davranışlarına mahrem namahrem hassasiyetiyle yaklaşmak durumundadırlar. Çünkü Allah böyle emrediyor. Ya Allah’ın emirlerine uyacaksın ya da şeytanın kuklası olacaksın. Ya günümüzde asr-ı saadetin lezzetini yaşayacaksın ya da cahiliye çöplüklerinde dolanacaksın. Tercih senin!

-Yalan söyleme alışkanlığı… Yalan söylemek normalde bile çok çirkin bir davranışken, mümin olanların bunu yapması daha da vahimdir. Allah’a inandığını söyleyen birisi Allah’ın gerçeği bildiğini bir kenara bırakarak karşısındakine yalan konuşması kişinin imanıyla çelişen bir durumdur. Müminlerin bu çöplükten çıkması ve karşılığı ne olursa olsun yalana asla başvurmaması imanlarının gereğidir.

-Faiz gibi büyük günahların değişik kılıflar üretilerek işlenmesi… Bu başlı başına üzerinde durulması gereken bir konu ama burada kısa kısa anlatmaya çalışıyoruz. Mümin bu noktada da hassas davranmalı ve mümkün olduğu kadar faizle alakalı durumlardan uzak durmalıdır.

Aslında daha yazacağımız çok şey var ama uzun yazıların okunma oranlarının düşüklüğünü göz önüne alarak bu makalemizi burada sonlandıralım ve daha sonra aynı istikamette yeni yazılarda buluşmak ümidiyle veda edelim.
Allah’a emanet olun…

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle