YAZARLAR

Serdar AHLATCI

İNCİTMEMELİ

Eğer bize şah damarımızdan daha yakın olan Rabbimizden hızla uzaklaşmışsak, esfeli safilinlere gönüllüce yuvarlanmışsak ve en diplere doğru kulaç atmışsak dünyevi okyanuslarda, bunda mutlaka incittiğimiz kalplerin payı büyüktür. İncittikçe düşüyor, küçülüyor ve yavaş yavaş bitiyoruz… İncittiğimiz her kalp bizi sinsi sinsi aşağıya çekiyor. Bizler yükselmek istedikçe önümüze bin bir engeller çıkıyor. Oysa incitmeden yaşadığımız her gün, her nefes bizi hızlı bir şekilde zirvelere yükseltir. İncitmekten sakındığımız her durum, Rabbimiz katındaki yerimizi sağlamlaştırır. İncitmediğimiz her gönlün bu yolculukta adımlarımıza güç kattığını unutmayalım!

Doğmuşsak elbet birgün göçüp gideceğiz bu dünyadan. Öyleyse bu dünyadan göçüp giderken arkamızda bir tane bile incinmiş bir kalp bırakmamaya dikkat edelim. Birtane bile canlı ve cansız yaratılmışlar seni öldü diye sevinmesinler. Aksine senden ayrıldıkları için kendi lisan ve hallerinde gözyaşları döksünler. Öyle bir hayat yaşayalım ki, dünyadakiler ve ebediyete gönderilen salih ameller arasında paylaşılamayan, ayrılanılmayan, özlenilen ve hasretle beklenilen olalım. Gönüllerin uhud tepesine okçular hüsranını yaşatmayalım. Tam kazandık dediğimiz anda yolda tökezleyenlerden ve ebedi kaybedenlerden olmayalım.

Yaratılış gayemize uygun olarak yaşam felsefemiz olmalı incitmemek… Diğerlerinin de bizim kadar değerli olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Birlikte yaşadığımız, aynı dünyayı paylaştığımız, aynı havayı teneffüs ettiğimiz, aynı amaçlar hedeflenerek yaratıldığımız insanları incitmeyelim… Biz birlikte dünyayız; ayrı dinlere, ayrı dillere, ayrı renklere ve ayrı ırklara sahip olsak bile…
Partimden değil diye, aynı cemaatte toplanmıyoruz diye, aynı dergâha gitmiyoruz diye, aynı mezhepten değiliz diye, aynı soydan gelmiyoruz diye, aynı takımı tutmuyoruz diye, kısaca senden olmayanları dışlama ve incitme…
Yüce Yaratıcımız hiçbir şeyi gayesiz yaratmamıştır. Herkesin türlü türlü görevleri vardır. Bazen bizim bu ne kadar gereksiz dediğimiz varlığın yaptıklarını belki bizim gibi binlercesi, milyonlarcası yapamaz. Bazen birinin ürettiğini en ileri teknoloji bile üretemez. Öyleyse Rabbimizin büyük bir lütfu olan hayvanları incitmeyelim…

Şöyle bir doğaya çık ve gördüğün her şeye bir bak bakalım. Ya da yaşamını sürdürdüğün varlıkların ana kaynağını düşün. İşte bu yüzden bizim hayatını kolaylaştırmak için seferber olmuş dağları taşları, dereleri çayları, tarlaları bağları incitmeyelim.
Ne büyük nimetler, ne eşsiz yaratılış harikaları… Hepsi de bizim için… Rahat yaşayalım diye… İşte bu sebeple yağmuru, karı, rüzgârı incitmeyelim… İncitmeyelim güneşi, yıldızları… Bize hayat sunan oksijeni incitmeyelim; nefesimizi boş şeylerle tüketerek… Yaşamamız için fedakârca çalışan ve bize enerji veren nimetleri incitmeyelim…

Yiyeceğimiz lokmaları helallerden seçerek organlarmızı incitmeyelim. Haram bakışlarla muhatap ederek gözlerimizi, çirkin sesleri işittirerek kulaklarımızı, günahlara giderek ellerimizi ve ayaklarımızı, kötü duygular yükleyerek kalbimizi incitmeyelim...

Kur’an’dan uzak yaşayarak, sünnetin izlerinden uzaklaşarak ve kalbimizden bu duyguları çıkararak ve haramları yerleştirerek kalbimizi, ruhumuzu, duygularımızı incitmeyelim. Niçin yaratıldık biz ne yapıyoruz diyerek aslında kendi geleceğimizi incitmeyelim...
Dünya ve ahiretini daha yaşanılır kılmak için yani senin için özel olarak gönderilmiş Yüce Kur’an’ı, ondan fersah fersah uzaklaşarak incitmeyelim...

Yolundan saparak, batıl anlayışı benimseyerek, hurafe ve bidatleri hayatının merkezine alarak bize özel gönderilmiş Peygamberimizi(sav) incitmeyelim...
Zenginsen fakiri, güçlüysen zayıfı, âlimsen cahili, gençsen yaşlıyı, evlatsan anne babayı, hocaysan talebeyi incitme. Aynı sözleri tersinden de söyleyebilir ve algılayabiliriz. Kısacası sonu garanti bu dünyada birilerini inciterek sonsuzluğu kesin olan ebedi hayatımızı tehlikeye atmayalım. Kalbimizi incitmeyle alakalı tüm duygulara kapatalım. Kısa süreli tatminkârlığı elde etmek için yaptığımız incitmelerin sonsuzluk diyarında acı veren incinmelere sebep olacağını aklımızdan çıkarmayalım. Yüce Yaratıcı katında zirvelere çıkmanın yolunun incitmemekten geçtiğini unutmayalım ve bu bilinci hayatımızın her evresinde canlı tutalım. Olur ki incittiğin bir varlık ahirette önüne koskocaman bir engel teşkil eder. Olur ki, küçük gördüğün bir şey seni ebediyetin saadet yolculuğundan alıkoyar.
Neyi incitirsen bil ki, incittiğin aslında Allah(cc)’ın…
Bakışlarında bile incitme ibaresi olmasın. Kalbinde bile bu duyguyu asla barındırma. Hiç kimseyi ve hiçbirşeyi incitme. Büyüklerimizin dediği gibi incinsen de asla incitme.
Kaçınılmaz ve sabredemeyeceğin durumlarda ise; İncitme ve incinme ihtimalin olan çevrelerden ve insanlardan uzak dur. Hicrette mutluluk vardır. Kimseyi incitmeyeceğin beldelere hicret et. Huzur bulacağın ve huzur sunacağın yerlere göç et.
Kimseyi incitmezsen dosdoğru cennete ve orada da en yüksek ve ihtişamlı makamlara kurulursun… Allah(cc)’a ve Peygambere en yakınlarda olursun.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle