YAZARLAR

Serdar AHLATCI

BİR GECE YOLCULUĞU/YÜRÜYÜŞÜ

Dini ve dünyevi hayatı anlamlaştırmanın şifreleri gecelerde gizlidir. Ve geceler manevi zirvelere yükselmenin sırlarını barındırır özünde. Geceleri semavi sofralardan nemalananlar en yüce makamlara eriştirilir Allah(cc)’ın gözünde. Gündüzlerin sağlam akıbetinin temelleri gece yürüyüşleriyle atılır. Geceler gündüzlerin manevi destekçileridir.
Geceler kendini manevi renklerle süslendirenleri en yüce makamlara ulaştırır. Bunun en önemli ayağı ise teheccüd namazlarıdır. Herkesin derin derin uyuduğu saatlerde yüreğinde yanan ilahi ateşi söndürmek için yatağından fırlayıp kalkan ve ilahi menzile yönelen kişi tabiî ki diğerlerinden farklı tarafta yer alır ebedi dünyada ve hatta bu âlemde…
Gece yürüyüşü, uyuduğumuzda şeytanın vurduğu ‘’haydi uyu, bu gece uzun olsun’’ üç kör düğümü, zikrederek, abdest alarak ve namaz kılarak çözme ve sabaha gönül rahatlığıyla ulaşma faaliyetidir. Ne kadar çok uyursak ve ne kadar çok gece ibadetlerinden mahrum kalırsak şeytanın düğümleri zamanla kördüğümlere dönüşür ve çözülmesi hayli zorlaşır. Şeytanın işini kolaylaştıran ve gece kalkışlarını zorlaştıran bir diğer faaliyetler ise; gündüz işlenen günahlar, gece geç yatışlar ve akşam yemeğinde aşırı ileri gitmeler…
Gece yürüyüşü aslında akşam hava kararınca başlar ve günün ilk ışıkları yeryüzünü kaplayıncaya kadar devam eder. Yani akşam namazı, hemen peşinden kılınan evvabin namazı, devamında gelen yatsı namazı ve uykudan hemen önce veya gece tehecütle kılınan vitir vacip namazı ve teheccüt namazı gece yolculuğunun ana ibadetlerini oluşturur. Sabah namazı gece yürüyüşünün bitiş noktasıdır. Önemli olan o final çizgisine önde girmek ve hatta bu maratonu tamamlamak bile başarıdır. Allah(cc) nezdinde farklı olabilmek için gecelerinin diğerlerinden farklı olması gerekir.
Geceler gündüzlerin ferahını, huzurunu, mutluluğunu ve güzelliklerini içinde barındırır. Şöyle bir deneme yapalım; bir gece erken yatıp gece kalkarak ibadet edelim ve devamında da bunu sabah namazıyla süsleyelim ya da gece yarılarına kadar tv seyredip sabah namazını da kılmadan hayata başlayalım. Aradaki farkı açık bir şekilde göreceğiz…
Geçmiş ve gelecek tüm günahlardan münezzeh olan ve cennete girmesi garanti altına alınan Peygamberimiz(sav) geceleri en güzel şekilde ve teheccütlerle, zikirlerle, ibadetlerle değerlendirirken bu kadar günah yüküyle geceleri gaflet içerisinde uyuyan bizlerdeki bu içi boş özgüveni anlamak mümkün değil. Neyine güveniyorsun?
Kimisi geceleri, meyhanelerde, gazinolarda, fuhuşhanelerde, kumarhanelerde ya da başıboş gezmelerde… Kimisi ise seccadesinin başında gözyaşlarıyla Rabbinin(cc) huzurunda… Hiç Allah(cc) katında ikisinin değeri bir olur mu?
Oysaki bu konuda Müslümanlar birbirlerine örnek olmalı, teşvik etmeli ve aile içerisinde de eşler birbirini uyandırmalı ve daha sonra ailenin diğer fertleri de bu ilahi sofradan faydanmalıdır. Bu asla kaçırılmaması gereken bir fırsatlar silsilesidir.
Oysaki gece uyanışları/ibadetleri/yönelişleri/iç döküşleri/nöbetleri/ yürüyüşleri, bunları uygulayanların yüzlerini güzelleştirir, bakışlarını manevi anlamda zenginleştirir, duygularını derinleştirir, maddi manevi yaşamlarını semavileştirir, kalplerinin kirlerini silip atarak güzelleştirir, Allah(cc) katında derecelerini yüksekleştirir…
Tabiî ki dünyevi ihtiyaçlarımızı kazanmak için gece uykusuna ihtiyacımız var, elbetteki mutlaka dinlememiz gerekiyor. Ama geceleyin sadece bir saat yataktan fırlayıp, Allah(cc)’a yönelip namaz kılmamız, zikretmemiz, tüm insanlık için dua etmemiz, kendi ve tüm insanların imanı için gözyaşı dökmemiz ve en önemlisi Rabbimizle(cc) buluşmamız/hasret gidermemiz, ne dinlenmemize ne yeteri kadar uyumamıza ne de dünyevi çalışmalarımızın yürümesine bir engel değil. Sadece bir saat erken yatmamız yeterli olacaktır. Sanki yatmazsak tv izlemekten ve gözlerimize ve kalbimize günah kazandırmaktan başka yaptığımız ne var ki…
Oysaki kalbinde zerre kadar ebedi hayat endişesi taşıyanlar gece yolculuğunun eşsiz yürüyüşünden mahrum bırakmazlar kendilerini. Miraçlara yükselircesine bir ruh dinamizmiyle hareket ederler. Geceleri, sesleriyle, zikirleriyle, dualarıyla, gözyaşlarıyla, inlemeleriyle, Kur’an’larıyla, seccadeleriyle, Rablerine karşı elpençe divan duran halleriyle ve en önemlisi Allah(cc)’a adanmış kalpleriyle ifa eder gece kahramanları…
Geceleri hakkıyla ifa edenlerin ayak ve kalp kaymaları diğerlerine göre daha az olur. Herkesin mışıl mışıl uyuduğu anda sen ilahi huzurda coştukça melekleri başına topluyorsun demektir. Ne güzel bir yolculuktur meleklerin de eşlik ettiği kervanlar…
Geceleri, seccadenin nuru ne karanlıkların ferini söndürür, ne ıssızlıkları şenlendirir, ne ruhsuzları nurlandırır, yaşamadan bilemezsin… Geceler karanlıkların en şerefli, en izzetli halidir kendisini ilahi istikamete adayanlar için…
Gecelerin derinliklerini şenlendirenler, o gaflet yüklü anları manalandıranlar, gün ağarıp da normal hayatlarına döndüklerinde daha az hata yapar daha az zikzaklar çizerler. Veyahut nefsine yenilip düştüğünde hemen geri doğrulabilmen için elinden/ruhundan tutar çıkarır maneviyatla harmanlanmış geceler…
Gece ibadetleri Peygamberlerin mirası, salihlerin âdeti, meleklerin yol arkadaşlığı, günahların koruyucusu, kötülüklerin kefareti ve en önemlisi Allah(cc)’a yakınlaşma vesilesidir. Bunca güzelliği içinde barındıran gece yolculuğundan bedeni ve ruhu mahrum bırakmak olsa olsa ahmaklıktır ve en bedbaht aldanıştır.

Eğer kişi tam anlamıyla bağlanmışsa Rabbine(cc), kalbine günah düşünceleri sızmasına müsaade etmiyorsa işte o zaman dilimlerine şeytan ilişemez. Ve aynı zamanda nefsin alt üst olduğu anlardır bu zamanlar. Yani nurlara bürünmüş geceler…
Şükreden bir kul olmanın gereğidir gece yolculuğu. Yine Efendimizin(sav) tabiriyle Allah(cc)’ın rahmetinin hayatta iken, öldüğünde mezarda ve yeniden diriliş gerçekleştiğinde bizimle olmasını istiyorsak gecelerin ıssızlıklarını teheccüt namazlarıyla, manevi renk cümbüşleriyle şenlendirmek zorundayız. Çünkü bu namaz ve maneviyat birikimleri, gecelerin aydınlığı, kabir karanlıklarının kandili ve ebedi âlemin nurlar şelalesidir. Çok zikredenler, hakkıyla şükredenler, her daim şükredenler arasına isimlerimizi yazdırmanın formüllerini içinde barındırır geceler.
Allah(cc)’ın yurdundan daha hayırlı bir yurt mu var ki, O(cc)’na yakın olmaktan daha başka güzellik mi var ki de O(cc)’ndan gece ve gündüzleri yüz çeviriyoruz.
Ne mutlu soğuk abdest suyunu sıcak yatağa tercih edenlere…
Ne mutlu gaflet içinde sayıklamak yerine Rabbini(cc) zikredenlere…
Ne mutlu gecelerin zindanlıklarını manevi yönelişlerle nurlar diyarına döndürenlere…
Ne mutlu her türlü dünyevi uğraşı bir kenara bırakıp sadece Rabbine(cc) yönelenlere...

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle