YAZARLAR

Serdar AHLATCI

ALLAH’IN DİNİNE DÖN

Bir türlü dönmüyorsun Rabbine. Bu nasıl bir inattır, bu nasıl bir ahmaklıktır, bu nasıl bir deli cesareti. Ya şeytanın peşindeyken son nefesini verirsen? Ya tam bir günah üzereyken dünyaya veda edersen? Hiç mi duymadın Peygamberimizin(sav) :’’ Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz’’ dediğini… Belli ki işin ciddiyetinin farkında değilsin. Neyine güveniyorsun? Öldükten sonra huzuruna çıkacağın ve seni her türlü idare edecek hâşâ başka bir yaratıcın mı var? Seni dünyaya kimin gönderdiğini ve öldükten sonra kimin huzuruna gideceğini unuttun mu? Ben sana hatırlatayım; Allah(cc)’ın… Başka da gidecek yerimiz yok!

Ne çok uydurmalara, ne çok saçmalıklara ve ne çok şirklere imza attın! Her şeyi denedin hayatta. Türlü türlü işlerde çalıştın, türlü türlü haramlarla hemhal oldun, türlü türlü nimetlere mazhar oldun ama yinede Rabbine dönüşü gerçekleştiremedin. Bir türlü şeytanın seni esir aldığı kirli paslı zincirleri kırıp da imani özgürlüğüne kavuşamadın. Ya bilerek bu tercihte ısrar ediyorsun ya da ne yöne gittiğinin farkında bile değilsin. Her ikisi de seni felaketlere sürüklüyor bir türlü anlamıyorsun! Yazık hem de çok yazık! Her iki âlemin de kaybedenlerinden olacaksın!

Şunu asla aklından çıkarma; Rabbine dönüşü gerçekleştirmediğin her gün madden olmasa da manen ızdıraplar yaşarsın, hakiki mutluluğu adeta mumla ararsın. İçindeki boşluğu Allah(cc)’a imandan başka hiçbir şey dolduramaz. Bir insanın mutluluk hormonları imanla harekete geçer ve derecesi yükseldikçe sahibini daha da mutlu kılar. Bu bir yaratılış şifresi… Tam tersi durumlarda ise imansızlık bütün dengeyi bozar ve kişi ne kadar müreffeh hayat yaşarsa yaşasın yüreğinde fırtınalar kopar. ''SAHTE MUTLULUKLARIN SON KULLANMA TARİHİ OLDUKÇA KISADIR.''

Allah(cc)’a dönüşün önünde türlü türlü engeller vardır. Birincisi hiç inanmadığını söyleyenler, ikincisi inandığını söyleyip de imanın gereğini yaşamayanlar, bir diğerleri ise inandığını söyleyip iyi kötü ibadetlerini yapıp da imanına şirk bulaştıranlar. Durumu en vahim olanlarsa bu son saydığımız kitlenin kalabalıkları…

Şimdi bu saydığımız kategorilerin biraz açılımını yapalım;

Hiç inanmayanlar;

Eğer çalışıp araştırmazlarsa bunların Allah(cc)’a dönüşü oldukça zordur. Öncelikle kendileri eksikliklerini bilip onları gidermek için araştırma yapmaları ya da çevrelerinde İslamı hakkıyla yaşayanları görüp onlar gibi olma isteği taşımaları gerekir. Gelelim asıl önemli meseleye, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın Müslümanlara çok büyük vazifeler düşüyor. Öncelikle İslamı çok iyi öğrenmeleri ve öğrendiklerini de yaşamlarında sergilemeleri gerekiyor. Eğer örnek bir hayat yaşarlarsa, çevrelerinde yaşayan gayri müslimlerden birçoğu İslama karşı önyargıları bozulur ve ilgi duymaya başlarlar ve devamında da bir kısmı Müslüman olur. Kısaca İslamı sözde değil özde ve yaşamsal temsil çok önemli diyoruz.

İnanıyormuş gibi yapanlar;

Bu kişilerin hayatına baktığımızda yüzde bir oranında bile İslamı görmemiz neredeyse mümkün değil. Sadece dillerden dökülen ‘’Elhamdülillah müslümanım’’ veya nüfus cüzdanının din hanesinde yer alan İslam ibaresi. Zaten İslamı yaşamaları mümkün değil, çünkü bilmiyorlar. Yaşamlarında yaptıkları tüm işler için araştırma yaparlar, öğrenmeleri gereken her şeyi öğrenirler ama iş din öğrenmeye geldiğinde hep başkalarına havale ederler. Dünyalık ne lazımsa öğrenirler sonsuz yaşam diyarı olan ahiret için hiç çaba sarf etmezler. Ne aile hayatları, ne iş dünyaları, ne ticaretleri, ne arkadaşlıkları, ne de dillerinden dökülen sözcükler İslami çerçevede değildir. Öyleyse şimdi gür bir sesle bu arkadaşlara seslenelim; Ey Müslüman olduğunu söyleyen ama İslam’dan bi haber yaşayan arkadaş! Artık Allah(cc)’a dönmenin vakti gelmedi mi? Taklidi imandan tahkiki imana ne zaman döneceksin? Ne zaman uyanacaksın bu gaflet uykusundan? Ve ne zaman kendine geleceksin? Daha ne kadar devam edeceksin sahte dünyanın aldatan albenisinden?

Müslüman görünümlü müşrikler;

Bunlar öyle bir batağa saplanmışlar ki, durumları imansızlardan ve taklidi imancılardan daha zor. Çünkü onlar bir nebze de olsa ne tarafta olduklarını biliyorlar. Ama bu müşrikler Müslüman olduğunu zanneden müşrikler. Öz İslam’ın içine o kadar çok bidat ve hurafe karıştırmışlar ki, İslam’ın özünü ayıklamak için adeta cımbız kullanmak gerekir. Öncelikle yaşamlarını Kur’an’a göre değil de beşeri hükümlere göre yönlendiriyorlar. Zaten Kur’an okudukları halde hayatlarının hiçbir döneminde anlamını merak edip de bakmamışlar bile. Anlamını bilmeden neye göre yaşayacaklarsa. Anlamını bilmedikleri için Kur’an’a göre değil de duyduklarına, gördüklerine, kendilerine anlatılan uydurulmuş dine göre yaşıyorlar. Bol bol Kur’an okuyup hatim indiriyorlar ama yaşamıyorlar. Bol bol salâvat getiriyorlar ama Peygamberimizin(sav) hayatından haberleri bile yok, sünneti sadece şekilselliğe indirgemiş durumdalar. Kısaca hayatlarında yüzlerce şirk faaliyetleri var ama onlar Kur’an’ın anlamına vakıf olmadıklarından bunu algılayamıyorlar. Namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor ama müslüman değiller. Şimdi de bu arkadaşlara seslenelim; Artık Allah(cc)’a dönmenizin vakti gelmedi mi? Gerçek İslamı öğrenip uydurmalardan kurtulmanız için daha ne kadar zaman geçmesi lazım? Sözde İslamdan öz İslama geçmenizin vakti gelmedi mi?

Sözün özüne dönecek olursak; şimdiye kadar nasıl bir hayat yaşamışsak yaşayalım, artık bundan sonra geçmişin izlerini silerek öncelikle dinimizi esas kaynakları olan Kur’an ve sünnetten öğrenelim, daha sonra da hayatımızı onlara göre şekillendirip Rabbimizin(cc) tarafına dönüşümüzü gerçekleştirelim. Bu çok zor olmasa gerek! Bunca mücadele cennet için değer be arkadaş!

Önce kendi nefsimden başlayarak tüm insanlığa haykırıyorum; Allah(cc)’ın dinine dönün, Allah(cc)’a dönün, Allah(cc) için yaşayın…

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle